ŞAH kitap kapağı

10. bölüm / 11

ŞAH

Bölüm 10

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Bölüm 10

Kağan

Depodaki hava ağırlaşmıştı.

Koral karşımızda duruyor, yüzündeki soğuk gülümsemeyi hiç bozmuyordu.

"Benimle gelmeyeceğini biliyordum, Kağan."

Silahımı ona doğrulttum.

"Ben kimsenin peşinden gitmem."

"Yanılıyorsun."

Koral cebinden telefonunu çıkardı.

Ekrana birkaç kez dokundu.

Sonra telefonu bana doğru çevirdi.

Gördüğüm görüntüyle nefesim kesildi.

Alya.

Kucağında Mira vardı.

Malikânenin salonunda oturuyordu.

Arkasında iki güvenlik görevlisi duruyordu.

Ama görüntü canlıydı.

Koral konuştu.

"Onları izliyoruz."

Kalbim hızlandı.

Cenk yanıma yaklaştı.

"Şah..."

Elimi kaldırıp susturdum.

Koral'ın gözlerinin içine baktım.

"Onlara dokunursanız—"

"Ne yapacaksın?"

Sözümü tamamlamama izin vermedi.

"Buradaki herkesi öldürürüm."

Rauf aniden güldü.

Koral ona döndü.

"Sen hâlâ konuşabiliyor musun?"

Rauf'un yüzündeki ifade değişti.

"Seninle aynı tarafta olduğumu mu sanıyorsun?"

"Hayır."

Koral'ın gülümsemesi büyüdü.

"Artık hiçbirimiz aynı tarafta değiliz."

O anda dışarıdan siren sesleri duyuldu.

Polis araçları bölgeye yaklaşmıştı.

Koral'ın adamları huzursuzlandı.

Koral ise şaşırtıcı biçimde sakindi.

"Vakit geldi."

Cebinden küçük bir cihaz çıkardı.

"Kağan..."

"Şimdi bir seçim yapacaksın."

"Ya Emir'i burada bırakıp ailene döneceksin..."

"...ya da Emir'i kurtarıp aileni tehlikeye atacaksın."

Cenk bana baktı.

"Şah, bunun bir tuzak olduğu belli."

Biliyorum.

Ama başka bir şeyi de biliyordum.

Koral'ın istediği şey korkmamızdı.

Bizi iki seçenek arasında bırakmak istiyordu.

Oysa benim üçüncü bir seçeneğim vardı.

İkisini de kurtarmak.

Silahımı yavaşça indirdim.

Koral'ın kaşları kalktı.

"Ne yapıyorsun?"

Gülümsedim.

"Senin oyununu oynamıyorum."

Tam o anda Cenk'e baktım.

Tek bir baş hareketi yaptım.

Cenk anladı.

Rauf da anlamıştı.

Bir saniye sonra depo karanlığa gömüldü.

Alya

Telefonum çaldığında Mira'yı kucağımda tutuyordum.

Ekranda Kağan'ın adı vardı.

Hemen açtım.

"Kağan?"

Karşı taraftan yalnızca kısa bir cümle geldi.

"Kapıları kilitle."

"Ne oldu?"

"Kimseye güvenme."

Telefon kapandı.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Mira'yı Ece'ye uzattım.

"Onu odasına götür."

Ece şaşkınlıkla bana baktı.

"Sen ne yapacaksın?"

"Kağan'ın dönmesini bekleyeceğim."

Tam o anda malikânenin bütün ışıkları söndü.

Karanlığın içinde bir ses duyuldu.

"Hanımefendi..."

"Sanırım artık beklemenize gerek kalmadı."

Başımı yavaşça çevirdim.

Salonun kapısında tanımadığım bir adam duruyordu.

Ve elinde...

Kağan'ın fotoğrafı vardı.

Kağan

Eski köşk uzaktan göründüğünde içimde yıllardır susturduğum bir şey yeniden uyandı.

Çocukluğumun geçtiği yerdi burası.

Annemin kahvaltı hazırladığı mutfak...

Babamın çalışma odası...

Koridorun sonunda duran eski saat...

Hepsi hâlâ gözümün önündeydi.

Araç durdu.

Kapıyı açıp indim.

Cenk hemen yanıma geldi.

"Şah, çevreyi kontrol ediyoruz."

"Önceliğimiz Alya ve Mira."

"Sonra annem."

Rauf birkaç metre geride durmuş köşke bakıyordu.

Ona döndüm.

"Bir şey söyleyecektin."

Rauf başını kaldırdı.

"Evet."

"Bu evde babanın sakladığı bir bölüm var."

"Nerede?"

"Çocukken girmene izin vermediği yer."

Bir an düşündüm.

Sonra hatırladım.

Köşkün kuzey tarafındaki eski çalışma odası.

Babam oraya kimseyi sokmazdı.

"Orada ne var?"

Rauf cevap vermeden önce köşkün pencerelerine baktı.

"Gerçeğin başlangıcı."

Tam o sırada içeriden bir ışık yandı.

Hepimiz sustuk.

Köşkte biri vardı.

Silahımı çıkardım.

"Dağılın."

"Kimse tek başına hareket etmeyecek."

Kapıya doğru ilerledik.

Kapı aralıktı.

İçeri girdiğim anda çocukluğumdan kalan o eski koku yüzüme çarptı.

Toz...

Ahşap...

Ve geçmiş.

Koridorda yürürken duvardaki aile fotoğraflarına baktım.

Bir fotoğrafın önünde durdum.

Babam...

Annem...

Ve ben.

Fotoğrafın sağ alt köşesinde küçük bir ayrıntı vardı.

Daha önce hiç fark etmemiştim.

Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu.

17 Eylül 2006.

Aynı tarih.

Yıllardır peşimizden gelen tarih.

Cenk yanıma geldi.

"Şah."

"Ne?"

"Yukarıdan ses geliyor."

Başımı kaldırdım.

Tahta zeminden gelen hafif bir gıcırtı duyuldu.

Birinin adımları...

Sonra kadın sesi:

"Kağan..."

Donup kaldım.

Bu sesi dünyanın neresinde olursa olsun tanırdım.

Annemdi.

"Anne?"

Üst kata doğru koşmaya başladım.

Merdivenlerin başında annem duruyordu.

Yüzü solgundu.

Gözlerinde yılların yorgunluğu vardı.

Beni görünce bir süre konuşamadı.

Sonra yalnızca şunu söyledi:

"Geç kaldın oğlum."

"Onlar Alya'yı bulmadan önce gerçeği öğrenmelisin."

Yanına yaklaştım.

"Sen her şeyi biliyordun."

Annem gözlerini kapattı.

"Evet."

"Babam yaşıyor."

Bu kez gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

"Yaşıyor."

"Nerede?"

Annem cevap vermeden önce arkamıza baktı.

Sonra fısıldadı:

"Tam aradığın yerde."

Bir anda köşkün bütün ışıkları söndü.

Karanlıkta bir silah sesi duyuldu.

BANG!

Cenk bağırdı:

"ŞAH!"

Annem yere düştü.

Ben ona doğru koşarken dışarıdan bir araç motorunun sesi yükseldi.

Ve telefonuma bir mesaj geldi.

"Alya ve Mira bizde."

Altında ise tek bir adres vardı.

Demirhan Malikânesi.

Gözlerimi ekrandan ayırdığımda tek bir şeyi anladım.

Bizi köşkten uzaklaştırmak istiyorlardı.

Ama neden?

Çünkü belki de...

Alya ile Mira hiç malikâneden ayrılmamıştı. Kağan’ın gözleri annesinin yere düşen bedenindeydi.

Bir saniye.

İki saniye.

Sonra bütün dünya sustu.

“Anne!”

Kağan dizlerinin üzerine çöktü. Elini annesinin boynuna götürdü. Nabzı vardı.

Zayıf ama düzenli.

Kurşun ölümcül bir yere isabet etmemişti.

Rauf hemen yanlarına geldi.

“Yaşıyor.”

Kağan başını kaldırdı.

Gözlerinde artık korku yoktu.

Sadece öfke vardı.

“Cenk!”

“Buradayım!”

“Evi kilitle. Kimse girip çıkmayacak.”

Cenk silahını çekip koridora yöneldi.

“Başüstüne.”

Kağan telefonundaki mesaja tekrar baktı.

Alya ve Mira bizde.

Demirhan Malikânesi.

Kağan’ın çenesi gerildi.

“Bizi oraya çekmek istiyorlar.”

Rauf sustu.

Kağan ona döndü.

“Biliyordun.”

“Ne?”

“Bu evin içinde bir şey olduğunu biliyordun.”

Rauf’un yüzündeki ifade değişti.

“Kağan…”

“Bana yalan söyleme!”

Kağan ayağa kalktı.

“Babam yaşıyor. Annem yıllardır gerçeği biliyor. Sen de biliyorsun. Şimdi Alya ve Mira’nın kaçırıldığını söylüyorlar. Bütün bunlar aynı gecede oluyor.”

Rauf derin bir nefes aldı.

“Baban bu gece burada olacaktı.”

Kağan dondu.

“Ne dedin?”

“Baban seni buraya getirmemi istedi.”

“Bana neden söylemedin?”

“Çünkü seni tanıyorum. Gerçeği duyduğun anda düşünmeden hareket edeceğini biliyordum.”

Kağan bir adım yaklaştı.

“Şimdi söyle.”

Rauf gözlerini kaçırmadan konuştu.

“Baban sadece saklanmıyordu, Kağan.”

“Ne yapıyordu?”

“Seni koruyordu.”

Tam o anda köşkün alt katından metalik bir ses geldi.

Tak.

Kağan ve Rauf aynı anda sustu.

Cenk telsizden konuştu.

“Kağan, alt katta hareket var.”

Kağan silahını çıkardı.

“Kaç kişi?”

“Bilmiyorum.”

Bir ses daha geldi.

Tak… tak…

Sanki biri bodrum kapısının arkasında bir şey yapıyordu.

Kağan annesine baktı.

“Onu güvenli bir yere taşıyın.”

Rauf başını salladı.

Kağan ve Cenk merdivenlere yöneldi.

---

Bodrum

Köşkün bodrumuna indiklerinde hava ağırlaşmıştı.

Eski duvarlar rutubet kokuyordu.

Cenk fenerini açtı.

“Burada kimse yok.”

Kağan duvara baktı.

Sonra durdu.

“Var.”

“Ne?”

Kağan parmağını duvara uzattı.

Duvarın üzerinde yeni çizikler vardı.

“Burası yakın zamanda açılmış.”

Cenk duvara vurdu.

Tok.

“Boş.”

Kağan geri çekildi.

“Çekil.”

Silahının kabzasıyla duvara vurdu.

Bir kez.

İki kez.

Üçüncü darbede eski taşlardan biri kırıldı.

Arkasında dar bir geçit ortaya çıktı.

Cenk şaşkınlıkla baktı.

“Bu evin planlarında böyle bir yer yok.”

Kağan karanlık geçide baktı.

“Çünkü babam kimsenin bilmesini istememiş.”

İkisi içeri girdi.

Geçidin sonunda küçük bir oda vardı.

Ortada tek bir masa.

Masanın üzerinde ise eski bir kasetçalar duruyordu.

Kağan yaklaşınca cihaz kendiliğinden çalıştı.

Cızırtılı bir ses duyuldu.

Sonra…

Babası konuştu.

> “Kağan…”

Kağan’ın nefesi kesildi.

Cenk bile olduğu yerde kaldı.

> “Eğer bunu dinliyorsan, artık saklanacak zaman kalmamış demektir.”

Kağan gözlerini kapattı.

Babası yıllar sonra ilk kez ona doğrudan sesleniyordu.

> “Sana yıllarca düşmanlarının kim olduğunu söylemedim. Çünkü düşmanlarının arasında dostlarının da olduğunu biliyordum.”

Kağan’ın gözleri Rauf’a kaydı.

Rauf sessizce başını eğdi.

Kayıt devam etti.

> “Koral sandığın kadar büyük değil. O sadece zincirin görünen halkası.”

Kağan’ın kaşları çatıldı.

> “Asıl kişi, devletin içindeki eski operasyonlardan birinde saklandı. 2006’da başlayan her şeyin merkezinde o vardı.”

Kağan’ın zihninde tek bir tarih yankılandı.

17 Eylül 2006.

Kayıt devam etti.

> “Ve oğlum… annen sana gerçeğin tamamını söylemedi.”

Kağan’ın yüzü değişti.

“Ne?”

Cenk ona baktı.

Kayıt sona ermeden önce babasının sesi bir kez daha duyuldu:

> “Alya ve Mira’yı bulmak istiyorsan, eski malikâneye dönme. Çünkü onları oraya götürmediler.”

Klik.

Kaset durdu.

Kağan birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra telefonunu çıkardı.

“Mesaj sahte.”

Cenk başını kaldırdı.

“Nasıl?”

“Bizi malikâneye çağırıyorlar.”

Kağan gözlerini karanlık geçide dikti.

“Demek ki asıl hedef…”

“Kim?” diye sordu Cenk.

Kağan cevap vermedi.

Tam o sırada telsizden bir çığlık duyuldu.

“Kağan!”

Rauf’un sesi.

Kağan hızla yukarı koştu.

“Ne oldu?”

Rauf merdivenlerin başında duruyordu.

Yüzü bembeyazdı.

“Annen…”

Kağan’ın kalbi duracak gibi oldu.

“Ona ne oldu?”

Rauf cevap vermedi.

Kağan odaya girdi.

Annesinin bulunduğu yer boştu.

Yerde sadece kan lekeleri vardı.

Pencere açıktı.

Kağan pencereye koştu.

Dışarı baktığında karanlık bahçede bir aracın uzaklaştığını gördü.

Ama aracın arka camında bir şey vardı.

Beyaz bir bez.

Üzerinde siyah bir satranç taşı.

At.

Kağan yumruğunu sıktı.

“Rauf…”

“Efendim?”

“Artık kaçmıyoruz.”

Cenk silahını doldurdu.

“Ne yapıyoruz?”

Kağan telefonunu çıkardı.

Alya’nın numarasını aradı.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez.

Telefon açıldı.

Ama karşıdaki kişi konuşmadı.

Kağan nefesini tuttu.

“Alya?”

Sessizlik.

Sonra çok hafif bir bebek ağlaması duyuldu.

Mira.

Kağan’ın gözleri doldu.

“Mira…”

Ardından bir kadın sesi geldi.

Ama Alya değildi.

“Kağan Demirhan…”

Kısa bir kahkaha.

“Sonunda doğru yere bakmaya başladın.”

Kağan’ın yüzü sertleşti.

“Koral.”

“Hayır.”

Kağan sustu.

Karşıdaki ses devam etti.

“Bu kez Koral değil.”

Arka planda bir kapı açıldı.

Ve ardından yaşlı bir adamın sesi duyuldu.

Kağan’ın kanı çekildi.

Çünkü o sesi tanıyordu.

Yıllardır rüyalarında duyduğu o sesi…

Telefonun diğer ucundan babası konuştu.

“Oğlum.”

Kağan’ın gözleri büyüdü.

“Baba…”

Ses birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Bana gelme.”

Telefon kapandı.

Kağan donup kaldı.

Cenk ona baktı.

“Kağan?”

Kağan telefonu yavaşça indirdi.

Yüzündeki öfkenin yerini kararlı bir ifade aldı.

“Babam kaçırılmadı.”

Rauf başını kaldırdı.

“Ne demek istiyorsun?”

Kağan silahını kılıfına yerleştirdi.

“Bizi bir yere götürmeye çalışıyorlar.”

“Peki Alya ve Mira?”

Kağan kapıya doğru yürüdü.

“Onları bulacağız.”

Cenk peşinden geldi.

“Nereye?”

Kağan durdu.

Son kez eski köşke baktı.

“17 Eylül 2006’nın başladığı yere.”

Ve o an Kağan’ın telefonu yeniden çaldı.

Ekranda tek bir mesaj vardı:

“Geç kaldın Şah.”

Altında ise bir konum vardı.

İstanbul — Eski Devlet Arşivi.

Kağan mesajı okudu.

Sonra başını kaldırdı.

“Bu gece bütün sırlar bitecek.”

Ama Kağan’ın bilmediği bir şey vardı.

Eski devlet arşivinin kapısında onu bekleyen kişi…

Koral değildi.

Babasıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18