6. bölüm / 6
Reddit Korku HikayeleriSessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler
Bölümler 6Şu an: Sessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler
- 1 Son Yorum (The Last Comment)343 kelime
- 2 Karımın beni aldattığını sanıyordum ama o çok daha kötü bir şey yapmış!383 kelime
- 3 Karanlıkta Yankılanan Kahkahalar: Son Perde527 kelime
- 4 Tanıdık Yüz, Bilinmeyen Gölge: Kabusun Gölgesi866 kelime
- 5 Sessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler406 kelime
- 6 Sessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler406 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Her şey o lanet defterle başladı. Nara’nın, o sınıfta hayalet gibi dolaşan, kimseyle tek kelime etmeyen kızın masasının altında bulduğumuz o deri kaplı, rutubet kokulu defterle...
Melis’le birlikte tuvalete gidip sayfaları çevirdiğimizde kahkahalar attık. Ama sayfalar normal değildi. İçinde biz vardık; Melis ve ben. Yüzlerimiz karalanmış, gözlerimizin yerine derin delikler çizilmişti. Altında sadece şu yazılıydı: "Eski değirmen evi, seslerin kurban edildiği yer.
Onları oraya götür Nara. Sessizlik onları istedi."
"Hadi," dedi Melis o gün, o korkunç zorba gülümsemesiyle. "Bunu ona ödeteceğiz.
Bu ucubeyi kendi yazdığı o eve sokacağız."
O evin içine girdik. Tavanlardan sarkan örümcek ağları yüzümüze yapıştı. Nara önümüzde yürüdü. O kadar yavaş, o kadar sessizdi ki... Sanki ayakları yere değmedi. Merdivenlerden yukarı çıkarken her basamak feryat eder gibi gıcırdadı.
"Nara! Daha hızlı yürü!" diye bağırdı Melis, ama sesi boşlukta sanki bıçakla kesilmiş gibi aniden söndü.
Üst kattaki karanlık odaya girdiğimizde, Nara aniden durdu ve bize döndü. El fenerinin ışığı yüzüne vurduğunda içimiz ürperdi; o saf yüzünde daha önce hiç görmediğimiz, insanı donduran bir gülümseme vardı. "Burası," dedi fısıltıyla. "Sessizliğin başladığı yer."
Tam o anda el feneri bir kez kırpıştı ve oda zifiri karanlığa gömüldü. Sadece iki saniye... Sadece iki saniye sürdü. Melis’le birbirimize çarparak çığlık attık. El fenerini tekrar yaktığımızda, odanın ortasında duran Nara yoktu. Hiçbir yere kaçamazdı, pencere demirliydi ve kapı önümüzdeydi ama Nara bir duman gibi dağılıp gitmişti.
"Nara? Bu hiç komik değil!" diye bağırdı Melis. Cevap gelmedi.
Odanın köşelerinde garip, bulanık gölgeler belirmeye başladı. Gölgeler duvarda saçaklanarak büyüdü ve üzerimize doğru akmaya başladı. Panik iliklerimize işledi. "Kaç, Sude!" diye haykırdı Melis. Arkamıza bakmadan koştuk. Merdivenlerden yuvarlanırcasına indik, kapıyı omuzlayıp kendimizi dışarı attık. Arabaya binip kasabaya dönene kadar tek kelime etmedik.
Ertesi gün Nara okula gelmedi. Sonraki gün de... Polisler okula geldiğinde Melis’le birbirimize baktık. Kalbim boğazımda atıyordu ama Melis’in gözlerindeki o "sakın anlatma" uyarısını gördüm.
Polis memuru önümüzde durdu. "Nara en son görüldüğünde sizinleymiş, doğru mu?" diye sordu.
Yalanı söylemek bir nefes kadar kolay ama bir dağ kadar ağırdı. "Hayır," dedim sesim titreyerek. "Okul çıkışı onu kütüphaneye giderken gördük, o kadar. Başka hiçbir şeyden haberimiz yok.
"Polisler gitti ama Nara bulunamadı. Haftalar geçti, Nara’nın sırası boş kaldı, ailesi şehri terk etti. Kimse gerçeği öğrenemedi.
Ama asıl kabus bizden gitmedi. Artık her okul koridorunda, her sessiz odada onun o hırıltılı nefesini duyduk.
Nara ortadan kaybolmuştu ama o defterdeki karalanmış yüzler şimdi her gece rüyalarımızda bizi bekliyordu.
En kötüsü de, artık ne zaman aynaya baksak, arkamızda Nara’nın o silik, saçaklı gölgesini görmeye başladık…
Bölüm etkileşimi
