Bölümler 6Şu an: Karımın beni aldattığını sanıyordum ama o çok daha kötü bir şey yapmış!
- 1 Son Yorum (The Last Comment)343 kelime
- 2 Karımın beni aldattığını sanıyordum ama o çok daha kötü bir şey yapmış!383 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Karanlıkta Yankılanan Kahkahalar: Son Perde527 kelime
- 4 Tanıdık Yüz, Bilinmeyen Gölge: Kabusun Gölgesi866 kelime
- 5 Sessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler406 kelime
- 6 Sessizliğin Defteri: Kayıp Çizgiler406 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bunu hızlı yazmam lazım. Eğer bu yazı aniden kesilirse veya saçma sapan karakterlerle dolarsa, ne olduğunu anlarsınız. Ben Mert. Üç yıllık evliyim. Karım Elif'in beni aldattığından %100 emindim. Telefon gizlemeler, o iğrenç rutubet kokusuyla eve gelmeler...
Her şey o klasik ihanet senaryosuydu. Onu takip ettim ve şehrin dışındaki o çürümüş göl evinde bizzat gördüm. Ama beklediğim o "öteki adam" yoktu.
Elif, tavanında eklemleri ters dönmüş, derisi ıslak bir kağıt gibi sarkan o şeyin önünde diz çökmüş, ağlayarak benden bahsediyordu. O gıcırdayan sesin "Onun kalbi daha taze" dediğini duyduğum an oradan kaçtım. Eve ondan önce geldim. Hiçbir şey olmamış gibi davrandım ama Elif içeri girdiğinde göz bebekleri tüm gözünü kaplamıştı. Buz gibiydi.
Şu an banyoya kilitledim kendimi. Dışarıda bıçak sesleri duyuyorum. Elif mutfakta bir şeyler kesiyor ama mutfakla banyo arasında sadece ince bir duvar var. Ve az önce o gıcırdayan sesi tam arkamda, havalandırma boşluğunda duydum.
"Onun kalbi daha taze..."
Dışarıdaki bıçak sesleri aniden kesildi. Ev ölüm sessizliğine büründü. Kalp atışım kulaklarımda güm güm ötüyor. Kapının altındaki boşluktan içeriye doğru karanlık, yapışkan bir sıvının sızdığını görüyorum. Bu kan değil. Bu, o göl evindeki yaratığın derisinden dökülen o ıslak, rutubetli balçık.
"Hayatım?" Elif’in sesi tam kapının arkasından geldi. Ama sesi... sanki kendi boğazından değil de, bir hoparlörden geliyormuş gibi cızırtılıydı. "Kapıyı açmayacak mısın? Sana sürprizimi göstermem lazım."
Cevap vermedim. Nefesimi tuttum. Sonra, kapının ahşap yüzeyinde bir zorlanma sesi duydum. Elif kapıyı çalmak için elini kullanmıyordu. Kapının üst kısmından, panelin arasından içeriye bir şey girmeye başladı. Bu bir parmak değildi. İnce, ucu sivri, kemikten bir iğneye benziyordu ve üzerinde hala taze et parçaları vardı.
"Biliyor musun," dedi Elif, sesi şimdi o gıcırdayan yaratık sesiyle tamamen karışmıştı. "Ona senin beni aldatmandan korktuğumu söyledim. O da bana dedi ki; eğer kalbini ona verirsen, beni bir daha asla bırakamazsın."
O kemik iğne kapıyı kağıt gibi yırtmaya başladı. Ve tam o anda, başımın üzerindeki havalandırma kapağı yere düştü. Yukarıdan üzerime o rutubetli kokuyla birlikte soğuk bir salya damladı.
Yukarı bakmaya korkuyorum ama telefonumun ekranı kapıya doğru dönük. Ekrandaki yansımada, havalandırma boşluğundan sarkan o eklemleri ters dönmüş elin, tam ensemde durduğunu görebiliyorum.
Elif dışarıdan kapıyı paramparça ederken, tepemdeki şey fısıldadı:
"Sadece bir ısırık... sadakat için."
Telefonu yere atıyorum. Eğer bunu okuyorsanız, bu bir kurgu değil. Kapının kolu az önce içeriden döndü. Ama ben kilitlediğime emindim.
O... o zaten başından beri içerideydi…
Bölüm etkileşimi
