1. bölüm · RAKKAS

TANITIM

Arhez Run

Uraz Utku Alpagu'nun Ağzından

Bugün günlerden çarşamba, aylardan Şubat 13 yani kaderimin değişmeden önceki son on günü. Nereden bilebilirdim on gün sonrasında kader çizgimin değişeceğini? Bugün bana sorsalardı on gün sonrasının dönüm noktam olacağını hiç düşünmez mermilerin önüne atardım kendimi. Hayır kendim için değil yıktığım kalplerin bedeli için feda ederdim bedenimi.

Bilseydim, bilseydim eğer sevdiklerimi tek tek kaybedeceğimi hiç durmaz ben kendim sıkardım o mermileri. Bilemedim. Fark etmedim. Kaderin önüne geçilmez ya, bende geçemedim.

Oysa tek isteğim, tek bir hayalim vardı benim o da ölmeden önce ailemi iyi bir yere yerleştirdikten sonra şehadeti beklemekti. Ta ki hayat kader çizgimi değiştirene kadar...

Yaşadığım dünya karanlıktı, belki yokuşlar vardı ama asla bataklıkta bir yer değildi. Ne dediysem, ne düşündüysem hepsinin tersini yaşadım. Bir bir azaldım. Her gün azar azar azaldım. Yok oldum ben.

En son ise benden geriye kalan tek şey adım oldu. Ve her gün başımda bekleyen bir anne bıraktım geride. İyi olmam için yalvaran ağzına düğüm olmuş tek soruyu bıraktım geride. 𝑵𝒆𝒅𝒆𝒏? Tek dıyduğum o soru neden?

Cevabını asla bilemeyecek, duyamayacak olmanın acısıyla bir damla yaş akıttım sinemden. Çatlamış dudaklarımı aralayamamanın işkencesini anneme bıraktım. Sanırım en çok annemi mahvetmiştim ben!

Oysa o benim çektiğim acıların yarısını bile bilmiyordu. Duymasın diye elimden geleni yaptım belki daha fazlasını. Duymadı da zaten, öğrenmedi de. Bu benim mutlak tek yagane başarımdı. Fakat bir zaman sonra bunu da mahvetmiştim.

Öğrenmişti her şeyi. Bilmemesi gereken ne varsa her şeyi öğrenmişti. Bir kez daha çökmüştü bedeni. Yüreğinin kaçıncı yangınıydı bu bilmiyorum, saymadım. Yangınlar bizi esir almıştı. Bu esaretten bir ölüm görmeden kurtulamadık. Kurtulamazdıkta zaten.

O kişinin ben olmasını diledim her gün. Fazlasıyla bencillikti bu lakin daha fazla dayanacak gücüm yoktu.
Kaybettiğim ne varsa benimle toprak olacaktı, en azından pişmanlığın acısını bastırırdı öyle değil mi?

Her şey bir cumartesi sabahı gittiğim görevde başlamıştı. Zaten sonumda bir görev dönüşü olmuştu.
Sonumun yazıldığı bu başlangıç benim için bir bitişti.
Benim sonumu bir çift heterokromi göz getirmişti.

Benimki bir yazgı değil bir seçimdi.
Ecel değil suisitdi.
Bir çeşit imtihandı ve ben bu imtihanı en az zararla değil çok fazla ziyanla kapattım. Çürümeye yüz tutmuş ruhumu bir tek haykıran ardımda bıraktığım anılarımdı. İşte bu yazgı benim hikayem.
Geride sadece adımı bıraktığım hikayem. Sevdiklerimi göğe yolladığım, yapayalnız kaldığım hikayem.

Ben Yüzbaşı Uraz Utku Alpagu.
Ben: Adımı toprağa gömdüğüm çaresiz bir beden.
Yani ben her şeyin sonu olan o adam.
Yani ben bu hikayenin kaderini belirlemiş olan o itirafçı...

~Devam~