2. bölüm · Proje Baba
Yumurta
Eve doğru yürürken kafam oldukça karışık bir haldeydim, sağlam bir yenilgi almıştım, kabul edilme umudum oldukça yüksekti oysaki. Babamın yanına gidip gitmemek arasında kararsız kalsam da gitmedim. Onun yanına gidecek yüzüm yoktu ve gitsem kesin ağlardım, biliyordum. Cebimde devamlı olarak çalan telefonumu çıkardım, arayan Devran'ı görünce meşgule attım eve yürümeye devam ettim.
Hava hafiften serinlemişti, bu havaları oldum olası sevmiştim. Yağmur ağır ağır çiselerken devamlı olarak geçtiğim parka doğru yürüdüm. Park bomboştu, salıncaklardan birine oturdum ve kapadım gözlerimi, yüzümü ıslatan yağan yağmur değildi, biliyordum. Ağlamam daha da şiddetlendiğinde;
"Özür dilerim baba!" diyerek hıçkırıyordum, sağlam batırmıştım ve elimden bir şey gelmiyordu. Artık projem için alacağım bir ödeneğim ve çalışma yerimde yoktu, Her şey bir balondu sanki ve o balon patlamıştı. Cebimden bir dal sigara çıkardığımda, yanmayan çakmağımla yakmayı başarmıştım. Dağılan sigara dumanından daha beter bir haldeydim, ne pahasına olursa olsun bu projeyi gerçekleştirmek istemiştim ama şu an mümkün değildi.
"Belki bir mucize olur!" dedim, dumanı üflerken. Parkta ne kadar zaman geçirdim bilmiyorum ama artık üşümeye başlarken eve doğru yürümeye başladım yeniden. Bacaklarımdaki son güç kırıntısına sarıldım ama tüm gücüm çekilmişti sanki.
Evimin önüne geldiğim zaman şifreyi girip açtım kapıyı, ışıkları bile açmadan odama gittim, üzerimdekileri değiştirmeden attım kendimi yatağa. Gözlerim yavaşça kapanırken uyumuşum.
Babamın sesini duyuyordum, Lemanla birlikte evraklarla uğraşıyorlardı.
"Son sonuçlar bunlar efendim." diyerek bıraktı evrakları masaya Leman. Babam gözlüklerini düzeltip evrakları eline aldığı sırada yüzündeki gülüş büyümüştü.
"Eğer bu sonuçlar insanlar üzerinde de denenirse harika sonuçlar alacağız, oğlum."
"O nasıl olacak baba, cinsiyet önemli değil mi?" diye sordum şaşkınca. Babam gözlüklerini çıkardı, ellerini kenetlerken;
"Basit düşün oğlum, bize canlı bir doku lazım, erkek şempanzemiz de sonuç olumlu." dedi gülerek.
"Bu ilaç erkeklerde de çalışıyor mu yani baba?"
"Denemeden bilemezsin evlat! Küçük düşünme." dedi.
Çalan zille birlikte yatağımdan sıçrayıp uyandım. Yine bir rüya görmüştüm ve babam bedenen olmasa bile ruhu hep benimleydi. O kadar kötü bir pozisyonda uyumuştum ki, üzerime beton dökülmüş gibiydi. Telefonun saatine baktığım sırada saat gece 00.00 idi.
"Kim bu saatte ya?" Söylene söylene kapıya doğru yürüdüğüm sırada, zil ısrarlı bir şekilde çalınmaya devam ediyordu. Kapıyı açmamla;
"Neredesin lan sen?" diyerek boğazıma yapışmıştı Devran. Gözleri sinirden seyiriyordu, kırmızı renk olmuş boğa gibiydi.
"B,buradayım, bıraksana oğlum artık!"
Elini boğazımdan çektiği an öksürük krizine girmiştim, beni cidden boğacaktı ruh hastası. Elimle boğazımı sıvazlarken, salona girdiğimde gördüğüm görüntü, trajikomikti. Devran dolaptan aldığı biralarla koltuğa kurulmuştu.
"Hangisinden içmek istersin?" diye sordu sinirli bir şekilde.
"Carlsberg." dedim. Şişeyi bana uzattı ve yayıldı koltukta.
"Sana ulaşamayınca aklım çıktı Rüzgâr, yapma bir daha bunu." Birasından büyükçe bir yudum alıp arkaya yaslanmıştı. Aklıma bugün gelen yabancı geldi, Sahi adı neydi o doktorun?
"O doktor kimdi Devran, yerleşti mi odaya?"
" Adı Başar Deniz. Kötü biri gibi görünmüyor, bugün sen gittikten sonra sana tekrar teşekkür etmek için sana baktı ama sen gitmiştin. Sonra koordinatöre burası onun odası mıydı diye sordu, adam piç biliyorsun, takılma sen ona, yerleş, dedi".
"Projesi neydi onun?"
"Orasını bilmiyorum ama o ilaçtan ziyade dondurulmuş yumurtalarla ilgili çalışıyor, bugün sen gittikten sonra senin düşmesine engel olduğun soğutucu sandığımız şey çalışmalarıymış aslında."
Kafamı sallamakla yetindim sadece. Biramı masanın üzerine bıraktığım sırada, Devran'a döndüm.
"Projeyi devam ettirebilir miyiz dersin?"
"Finansör bulmak çok zor ve de bir gönüllü olmalı. Yani zor çok zor, bu ilacı bir kadın üzerinde denememiz lazım ancak o zaman anlarız etkisini." diyen Devran'a göz devirdim. Biramdan büyükçe bir yudum aldığım sırada;
"Peki ya bir erkek üzerinde denesek nasıl olurdu, bir düşünsene?" dedim ona bakarken.
"Bir erkeğin hamile kalması imkânsız manyak olma Rüzgar!" dedi hayretler içinde.
"Belki de ben manyağımdır." dedim göz kırparak, Devran şok olmuş içinde kalakalmıştı.
Gördüğüm rüyanın etkisinde kalmıştım, öyle bir anımız var mıydı yoktu zihnimde ama bunun bir tesadüf olmadığını düşünmek istiyordum çünkü babamın erkek bir şempanze üzerinde de bu ilacı uyguladığını hatırlıyordum. Ama sonuçları neredeydi?
"Sen delirdin mi?" diye bağıran Devran ile gerçek dünyaya dönüş yapmıştım. Koltuğun üstüne tünemiş, boş gözlerle duvara bakıyordu.,
"Ne kaybederiz Devran? Denemek bedava değil mi?"
"Oğlum kimin üzerinde deneyeceksin, çıldırdın mı?"
"Kronik bir hastalığın var mı bebeğim?" diye sordum göz kırparken. Şaşkınca bir şekilde bana bakarken,
"Evliyim oğlum ben, Filiz beni öldürür."
"Evli olmanla ne ilgisi var be oğlum, bilim için bu!"
"Oğlum toplumdaki mallar bilimden ne anlar? Gerzek, insanlar hamile kadın dışarı çıkmasın diyen mallarla dolu bu ülke, bizi ne yaparlar biliyor musun?" Omzumu silktim. Karar vermiştim.
"Kendimde deneyeceğim ve bana yardım edeceksin!" dedim ona. Masadaki açılmamış birayı açtı ve nerdeyse yarısına gelecek kadar dikti kafasına. Elinin tersiyle ağzını silerken;
"Ayık kafayla çekilmiyorsun pezevenk!" diye bağırıyordu. Elimle ağzını kapatırken;
"Sakin ol da dinle beni ona göre çekeceğim elimi, tamam mı?" Kafasını salladı usulca.
"Gerçek bir hamilelik olması imkansız zaten biyolojik nedenlerden kaynaklı olarak, taşıyıcı annelik gibi düşün." Tek kelime etmeden yüzüme bakarken;
"Bir yumurtaya ihtiyacımız olacak, onu karın boşluğuna yerleştirmek lazım. Vivid ilacından ufak bir dozla başlarız" dedim. Kafamda kurmuştum planı, Lila için ne yaptımsa aynısını yapacaktım.
"Ya sağlık bakanlığı farkına varırsa?"
"Bunu o zaman düşünürüz." derken biramı içeceğim sırada elimden çekti.
"Tch, tch, anneler ve anne adayları alkol tüketmemeli!" dediğinde kahkaha atmaya başlamıştı. Devran'ın ayarlarını iyice bozduğumdan emin olmuştum.
"Peki yumurtayı nasıl halledeceğiz ve 9 ay boyunca mı hamile kalacaksın sen? Seni karnı burnunda hayal edemiyorum." dediğinde bakışları karnıma kaydı. Koltuktaki yastığı eliyle yuvarlak hale getirdi.
"Düşündüğüm şeyi yapmayacaksın değil mi?" dedim tek kaşımı kaldırırken.
"Bingooo!" derken tişörtümü yukarıya çekip karnıma koydu yastığı. Refleksle karnımı tuttum. Devran bana bakarken;
"Fenada durmadı hani babacık."
"Geç dalganı." dedim sinir olmuş şekilde. Ayağa kalkıp aynaya baktığımda ikinci trimester kısmındaki büyüklükteydi karnımdaki yastık. Umarım batırmazdım çünkü mesleğimle kumar oynuyordum şu an. Bilim için her yol mubahtı, aklıma çiçek aşısının uygulanabilir olduğunu ispatlamak için kendine enjekte eden Edward Jener geldi. Sonra "Eğer iki kere göz kırparsam; insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir." diyen Lavoisier. Ben de hem bilim için hem de babam için hamile kalacaktım, ne vardı ki bunda?
Devran yanıma doğru adımlarken, ikimizde aynadaki yansımama bakıyorduk.
"Olağanüstü bir şeyin kıyısında olduğumuzun farkındasın değil mi Rüzgâr?"
"Yanımda olmana ihtiyacım var dostum." dediğimde eli şişik vaziyette olan karnıma gitti.
"İkinizin daima yanında olacağım, o bizim ve insanlığın mucizesi olacak."
Yumurta bulma işini nasıl bulacağımızı düşündük durduk ama bir şey çıkmadı.
"Of kafam sikildi. Her şey tamam ama yumurta yok." dediğimde Devran sızmak üzereydi. Belli belirsiz bir şekilde;
"Başaracağız, evet başar, başar!" derken ayağa fırladı.
"Buldum ulan buldum!" yerinde zıplarken, bu deli hallerine şaşırdım.
"Ne buldun manyak herif sakin ol önce! Komşular uyanacak."
Alnını silerken, birasının son yudumunu aldı ve oturdu karşıma.
"Başar Deniz'in dondurulmuş yumurtalarından birini çalacağız."
"NEEEE! delirdin mi sen adam anlamaz mı?"
"O işi sen bana bırak."
Kafam ve bedenim uyuşmuştu sanki. Bir yola giriyorduk, sonuçlarının ne olacağını bilmiyordum. düşünceler beynimi istila ederken gözlerimi yumdum ve uykunun derinliklerine bıraktım kendimi.
