6. bölüm · Proje Baba

Dans

Eligran Eligran

Yatağıma uzanmış şekilde televizyondaki diziye odaklanmıştım. Normalde çok aram yoktu, pek de sevmezdim ama bu ara yapmam dediğim her şeyi yapıyordum. Dizideki karakterlerin düğün günüydü. Kadın çok güzel bir gelin olmuştu ve babasıyla dans ederken ki hali beni oldukça duygulandırmıştı. Etraftaki insanların onlara bakan duygusal bakışları çoktan gözyaşlarımı firar ettirmişti. Yatağın üzerindeki peçeteden bir tane aldım ve burnumu çektim. Devran o esnada yanımdaydı. Kulağındaki steteskop ile karnımı kontrol ediyor ve eliyle baskı uyguluyordu.

"Fetüsün gelişimi iyi gibi, karnın ona yeterince elverişli bir alan sağlamış." Şu an gözüm o kadar televizyon odaklıydı ki onun bu dediklerini duymuyordum bile. Bir iç çektim ve ağlamaklı halim nihayet dikkatini çekmişti.

"Hey neyin var senin, yeni bir kramp mı Rüzgar?" Yeni bir peçete alıp gözyaşlarımı silerken;

"O babasının minik bebeğiydi, şimdi başkasına veriyor onu. Ah!" Devran şok olmuş halde bana bakarken, televizyona baktı.

"Bu saçma dizi mi ağlattı seni?"

"Saçma deme, sen ne anlarsın kalpsiz adam!"

"Rüzgar'a ne yaptın ve sen kimsin?" dedi eşyaları toplarken. Haklıydı, kendimdeki duygusal değişimleri ben bile takip edemezken Devran benim bu hızlı değişimlerime yetişemiyordu bile.

"Bu gece dışarıda olacağım." Bu cümlesi karşısında paniklemiştim çünkü asla evde yalnız başıma olmak istemiyordum ki bundan bir ay öncesine kadar yalnız olmak en sevdiğim şeydi, şimdiyse en nefret ettiğim unsur olmuştu.

"Ben de geleyim, lütfen Devran!" dedim ağlamaklı bir şekilde.

"Olmaz Rüzgar, evde kal ve dinlen bolca." Eş zamanlı şekilde odadan çıktığımızda peşinden koşuyordum.

"Yalnız kalmak istemiyorum Devran!" Devran bir yandan gömleğini üzerine giyerken sinirli bir yapıya bürünüyordu.

"Bugün eczacıların düzenlediği bir yemeğe gideceğim, Vividi tanıtmak için bir şansımız olabilir, haydi yardımcı ol bana Rüzgar."

"İyi işte bende sana destek olurum fena mı yani?"

"İyi de sen sevmezdin öyle yerleri ne değişti şimdi?" Sesi giderek agresifleşiyordu.

"Hamileyim ben, burada tek başıma olunca duvarlar üstüme üstüme geliyor, boğulacak gibi oluyorum!" dedim ısrarcı bir şekilde.

"Sen hamile değilsin, ev sahibisin unutma, o bir deney ve az kaldı bitecek." Kurduğu cümleler zaten duygusal bir topa dönmüş bünyeme iyi gelmemişti.

"Lütfen Devran!" O kadar ısrar ediyordum ki, pes etti, en sonunda. Saçlarını çekerken;

"5 dakikan var, aşağıda bekliyorum seni." Çok mutlu olmuştum Merdivenleri ikişerli şekilde çıkarken;

"Ne giyeceğim ben?" diyerek söylenmeye başlamıştım, Devran arkamdan saydırıyordu ama hiçbiri umurumda olmadı.

Yemeğin düzenleneceği yere geldiğimizde gergindim, ayaklarımı sallıyordum.

"Yapma şunu!" diyerek tuttu dizimden.

"Gerileceksen eve git hemen." Kafamı olumsuz şekilde salladım. İçeri girdiğimizde her şey oldukça ışıltılıydı, çalan müzikler eşsizdi, kadınlar ve erkekler oldukça hoş görünüyordu. Ve tabi ki yemekler en güzel manzaraydı. Daha bir saat öncesinde bir sürü şey yiyen sanki ben değilmişim gibi midem kazınmaya başlamıştı bile. Kesinlikle kilo alacaktım, iştahım o kadar açıktı ki kendimi asla frenleyemiyordum.

Devran görüşeceği eczacıların yanına giderken ben de onunla yürüdüm ama bir gözüm yemeklerdeydi, kendime güzel bir tabak yapmayı kafamın bir köşesine yazmıştım.

"Göreceksiniz bu ilaç işe yarayacak. İnsanlar üzerindeki deneyin sonuçlarının çıkmasına az bir zaman kaldı, onları da paylaşacağım sizinle."

"Çok isteriz Devran Bey, test sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." dedi liderleri olduğunu düşündüğüm adam. Tokalaştıktan sonra yemek masasına gideceğim sırada;

"Merhaba beyler. Sizi burada görmek ne kadar rahatsız edici." dedi iğneleyici bir ses tonuyla.

"Sizi de öyle Hulusi Bey." dedi Devran gergin bir şekilde.

"Bu projeyi sağlık bakanlığı ve üniversite izini olmadan uygulamanız yasa dışı farkındasınız değil mi?"

"Başkalarının konuşmalarını dinlemek ahlak kurallarına aykırı değil mi Hulusi Bey?", dedim. Bu adama şimdi kafa atsam ne güzel olurdu değil mi?

"Her yerde kulağım var ayrıca rektör olduğum içinde bu benim iznimden geçiyor hatırlatırım." kollarını birbirine kenetlerken;

"Bu testi bir kadın üzerinde mi denediniz siz, ne test sonucundan bahsediyordun sen Devran?" dedi meraklı bir şekilde. Paniklemiştim, Devran ile göz göze geldiğimizde bana sakin ol dercesine kolumu sıktı.

"Sadece ilgilerini çekmek istedik Hulusi Bey endişeniz olmasın. İzinsiz hiçbir işlem yapmayız." Hulusi Bey tam ikna olmamıştı hala kuşku dolu bakışlarını üzerimizde hissederken midemden gelen sese daha fazla kayıtsız kalamadım ve yemek masasına doğru gittim. İşte en sevdiğim manzara. Oldukça keyifli hissederken;

"Acıktık değil mi bebeğim?" dedim kendi kendime. Bebeğim mi, ben demin iki kişi olarak düşündüğümü fark etmiştim. Ellimdeki tabakla donmuş bir şekilde kalakaldım. Onu bir deney değil de bir parçam olarak görmeye başlamıştım, Devran bunu duysa küplere binerdi ve deneyi sonlandırmak için bir sürü cümle sıralamaya başlardı. Kafamı daha fazla bulandırmadan yemeklerden güzel bir şölen sundum kendime.

Elimdeki böreği kemirirken görüş açıma giren Başar'ı süzdüm bir süre. Üzerine tam oturan simsiyah bir takım giymişti. Ceketinin içine gömlek giymemişti. Boynunda zarif bir kolye ve kalçalarını saran sıkı bir pantolon. Yediğim börekten daha çok iştahımı açmıştı bu görüntü. Ben dahil herkesin bakışları onun üzerindeyken gözlerimiz buluştu. Kalbim kıpır kıpır olurken kendime sövdüm, adımları bana doğru gelirken sırtımı dönüp gidecektim ki;

"Merhaba." diyen sesiyle ona döndüm yeniden.

"Morhobo" ağzım doluyken konuşmamam lazımdı değil mi?" Lokmamı nihayet yutabilmişken yüzüme sırıtarak bakıyordu. Elini dudağımın üzerine götürdü.

"Börek kırıntısı kalmış burada." diyerek parmağın ucunu ağzına götürmesiyle şok olmuştum.

"Tadı güzelmiş, böreğin." Duyduğum cümle ile dumur olmuştum. Cevap vermek için dudaklarımı aralayacağım sırada tükürüğüm genzime kaçtı e öksürmeye başladım. Başar panik olmuş şekilde masanın üzerindeki su bardağını bana uzatırken, öksürmekten hem genzim yanmaya başlamıştı hem de gözlerim sulanmıştı. Suyu içince daha iyi hissettim kendimi. Bardağı ona uzatırken;

"Teşekkür ederim." dedim çatallaşmış sesimle.

"Yalnız mısın?"

"Devran ile geldim." Elimle Devran'ın olduğu yeri işaret ederken, Devran hararetli bir şekilde Hulusi Bey ile konuşmaya devam ediyordu.

"Bu adam tam bir baş belası." dedim sinirle.

"Kesinlikle aynı fikirdeyim." Bunu duymak hoşuma gitmişti.

"Ne zamandır tanışıyorsunuz onunla?" diye sordu.

"Neredeyse çocukluğumdan beri diyebilirim, babamın iş arkadaşıydı." Elimdeki tabağı masanın üzerine bırakırken iştahım da kaçmıştı.

"Öyle mi? Baban kim burada mı?" duyduğum cümle beni üzse de belli etmemeye çalıştım ama hormonlarım bana hep ihanet ediyordu bu aralar.

"Babam Vahi Karayel."

"Gerçekten mi Vahi Hoca senin baban mı?" Babamı tanımasına çok şaşırmıştım.

"Babamı tanıyor musun sen?"

"Evet en sevdiğim hocamdı, üniversite zamanlarında. Kaybın için çok üzgünüm. Çok değerli bir bilim insanıydı." dedi hüzünlü çıkan sesiyle.

"Öyleydi ki hala öyle." Gözlerim dolmuştu, babam burada olsun çok isterdim, içinde bulunduğum duruma kızar mıydı yoksa destekler miydi bilmiyordum ama keşke burada olsaydı. Bakışlarını yüzümde hissettiğimde ona bakmamaya çalıştım. Duyduğum müzik beni daha da duygusal hale getirirken elini bana uzattı, reverans yaparak;

"Bu dansı bana lütfeder misiniz?" diye sordu tebessümle.

Ben dans etmeyi bilmem ki."

"Bende öyle, denemenin zamanı geldi o halde." dedi göz kırparak.

"Ne, bu kadar insanın içinde mi?" Bakışları etrafı turlarken;

"Evet ne olmuş ki?" dedi çocuksu bir sesle.

"Bu kadar homofobik bir toplumda bu çok mümkün değil Başar." dedim. O bana hiç aldırış etmeden kolumdan tuttuğu gibi sahneye çekti beni. Sahnenin ortasında ona bakarken bir elini belime yerleştirdi, diğer eliyle kolumu omzunun üzerine koydu ve bedenimi bedenine yasladı.

"Böyle daha iyi oldu gibi sanki hm?"

Tepki verememiştim. Burnum vücudundan gelen hoş kokuyu soluyunca gevşemiştim. Müziğin ritmine kendimi kaptırdım ve sanki etrafımızda kimse yokmuşçasına dans etmeye başlamıştık. Ne kadar süre geçti bilmiyorum, etraftaki alkış sesleri gelene kadar müziğin bittiğinin farkında değildik. İkimiz gülümser şekilde bakarken; Devran geldi yanımıza.

"Ben gidiyorum." dedi. Başar'a bakarken;

"Çok eğlendim bu gece." dedim mutlulukla.

"Yeniden tekrarlayalım o zaman." dediğinde başımı salladım.

"Görüşürüz Başar."

Mutlu bir şekilde mekandan çıkarken valelerin olduğu yerde arabamızı bekliyorduk.

"Ne güzel bir geceydi değil mi?" diye sordum Devran'a.

"Kendimi çok iyi hissediyorum, tenim yumuşacık, parlıyor gibiyim." dedim ellerime bakarken. Devran bir hışımla bana döndü;

"Bu gece bu deneyi bitiriyoruz, hormonların zıvanadan çıktı iyice senin!"

"Ama daha ilk trimesterim bitmedi, çok erken!" dedim panikle.

"Yeterli veriler var. Eczacılar ikna oldu bile hem Hulusi Bey şüphe ediyor, onu ikna etmek için elli takla attım haberin var mı senin? Yok nerden olacak ki? Beyimiz dans ediyordu tüm gece boyunca çünkü." Çok sinirliydi ama benim aklıma takılan başka bir şey vardı, o bu gece bitsin istiyordu bense istemediğimin farkına vardım.

"Devran, merak ediyorum." dedim ona.

"Neyi?" Vale arabayı getirmişti, o arabaya doğru giderken;

"Bebeğimi doğurmanın nasıl bir şey olacağını."