2. bölüm / 3
Perdenin Arkasında2-Karıncalar ve Çocukluğum
Bölümler 3Şu an: 2-Karıncalar ve Çocukluğum
- 1 1-Kırmızı Frekans579 kelime
- 2 2-Karıncalar ve Çocukluğum1.404 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3-Yol2.027 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah olduğunda evde hiçbir şey olmamış gibi davranılırdı.
Neyra çocukluğunda en çok buna şaşırıyordu.
Gece bir şey kırılırdı.
Sabah süpürülürdü.
Gece Hüma ağlardı.
Sabah saçlarını toplar, çayı ocağa koyar, çocuklarını uyandırırdı.
Neyra bir sabah mutfağın kapısında durmuş annesini uzun uzun seyretmişti.
Hüma çayı karıştırıyordu.
Kaşığın ince belli bardağa her çarpışında küçük bir ses çıkıyordu.
Fazlasıyla rahatsız edici bir melodi...
Neyra annesinin yüzüne baktı.
Hüma bunu fark etti.
"Ne oldu benim kızıma?"
Neyra cevap vermedi.
Hüma elindeki kaşığı bıraktı.
"Gel bakayım."
Neyra yanına gitti.
Hüma onu kendine çekip yüzünü iki avucunun arasına aldı.
"Niye öyle bakıyorsun sen bana?"
"Hiç."
"Hiçmiş."
Alnından öptü.
Neyra annesinin boynuna sarıldı.
Hüma'nın üzerinde sabunla karışmış belli belirsiz bir koku vardı.
Neyra o kokuyu seviyordu.
Bir süre öyle kaldı.
Aslında sorusu vardı.
Dün gece ne oldu?
Ama bu soru ona saçma geliyordu.
Çünkü ne olduğunu biliyordu.
Daha doğru soru şuydu:
Dün gece olan şey bugün neden yok?
Bunu soracak kelimeleri henüz bilmiyordu.
Hüma onun saçlarını kulağının arkasına aldı.
"Hadi gel. Kahvaltını yap."
Neyra sandalyeye çıktı.
Bacakları aşağı sarkıyordu.
Nare karşısında oturuyordu. Saye ekmeğinin içinden sevmediği parçaları çıkarıyor, Sahir bir şeyler anlatıyordu.
Yaban uyuyordu.
Evde beş kişi uyanıktı.
Bir kişi uyuyordu.
Yine de herkes o bir kişiye göre sesini ayarlıyordu.
Hüma:
"Biraz sessiz olun, babanız uyuyor."
dedi.
Neyra hemen sordu:
"Niye?"
"Uyuyor çünkü kızım."
"E biz uyurken o susuyor mu?"
Hüma bir an durdu.
Nare güldü.
Hüma da istemeden gülümsedi.
"Senin şu dilin var ya..."
Neyra ekmeğinden bir parça kopardı.
"Ne olmuş dilime?"
"Hiç. Bir gün beni delirtecek."
Bunu söylerken kızgın değildi.
Elini uzatıp Neyra'nın yanağını sıktı.
Neyra annesinin elini itti.
"Anne ya."
"Ne anne ya?"
"Yanağımı sıkma."
"Benim yanağım değil mi?"
"Hayır benim."
"Ben doğurdum."
"E benim suratım ama."
Hüma güldü.
Nare de güldü.
Neyra ciddi ciddi:
"Öyle ama."
dedi.
O yıllarda Hüma'yla Neyra'nın arasında böyle bir dil vardı.
Kavga onların arasında değildi.
Kavga evin başka bir yerindeydi.
Yaban'la Hüma arasındaydı.
Neyra'nın çocuk aklında annesiyle kendisi aynı taraftaydı.
Bazen Hüma'nın yüzünde bir morluk görür, bakmamaya çalışırdı.
Bazen baktığını Hüma fark ederdi.
"Geçecek."
derdi.
Neyra:
"Acıyor mu?"
diye sorardı.
"Yok."
"Yalan."
Hüma kızının yüzüne bakardı.
"Sen nerden biliyorsun?"
"Biliyorum."
Sonra Hüma onu öperdi.
Neyra da annesini.
Neyra annesinden korkarak büyümemişti.
En azından başlangıçta.
Tam tersine, evde korktuğu şeyler olduğunda Hüma'ya yaklaşırdı.
Annesinin yatağına girerdi.
Koluna sarılırdı.
İşe giderken ne zaman geleceğini sorardı.
Dışarı çıktığında onu özlerdi.
Hüma da küçük kızına düşkündü.
Bu yüzden yıllar sonra aralarında olacakları çocukluğa taşıyıp geçmişi yeniden yazmak doğru olmazdı.
Çünkü Neyra'nın kaybettiği şey, hiç sahip olmadığı bir anne değildi.
Bir zamanlar gerçekten sevildiğini bildiği bir yerdi.
---
Öğlene doğru Hüma işe hazırlanıyordu.
Neyra peşinden dolaşıyordu.
"Ne zaman geleceksin anne?"
"Akşam."
"Kaçta?"
"Bilmiyorum kızım. İşim bitince."
"Erken gel."
"Çalışmayayım mı?"
"Çalış."
"E nasıl erken geleyim?"
Neyra birkaç saniye düşündü.
"Çabuk çalış."
Hüma kahkaha attı.
"Tamam. Patronuma söylerim. Kızım
çabuk çalış dedi derim."
Neyra ciddi ciddi başını salladı.
"Söyle."
Hüma ayakkabılarını giydi.
Kapıyı açtı.
Sonra bir şey unutmuş gibi geri döndü.
"Neyra."
"Ne?"
"Gel bakayım."
Neyra koştu.
Hüma eğilip onu iki yanağından öptü.
"Uslu durun."
Neyra da annesini öptü.
"Sen de."
"Ben zaten usluyum."
"Değilsin."
"Terbiyesize bak."
Neyra güldü.
"dikkat et, kolay gelsin annecim."
Diyip annesini öptü.
"sende dikkat et kızım hadi Allah'a emanet olun."
Hüma kapıyı kapattı.
Neyra birkaç saniye kapının arkasında kaldı.
Ayak seslerinin merdivenlerden aşağı doğru uzaklaşmasını dinledi.
Sonra Nare seslendi.
"Neyra."
"Efendim?"
"Gelsene."
Hüma'nın yokluğunda gündelik hayatın küçük işleri çoğu zaman Nare'nin etrafında dönüyordu.
Neyra'nın boyu musluğa yetişmezdi.
Su istediğinde Nare açardı.
Tuvaletten çıktığında ellerini yıkamasına Nare yardım ederdi.
Gece karanlık koridordan tek başına geçmek istemediğinde:
"Nare, benimle gelsene."
derdi.
Nare bazen:
"Korkuyor musun?"
diye sorardı.
Neyra hemen:
"Yok."
derdi.
Nare gülerdi.
"Korkuyorsun."
"Ya gel işte."
Ve gelirdi.
Neyra için sevgi anlaşılması güç bir kavram değildi.
Sevginin nasıl bir şey olduğunu çocukken öğrenmişti.
Annesinin işe gitmeden önce onu iki yanağından öpmesiydi.
Nare'nin karanlıkta onunla yürümesiydi.
Birinin onun için musluğu açmasıydı.
Birinin dışarı çıkarken:
"Akşam geleceğim."
demesiydi.
İleride Neyra'nın hayatında bozulacak olan şey sevginin tanımı değildi.
Sevginin kalabileceğine duyduğu inançtı.
---
Hava sıcaktı.
Neyra dışarı çıktı.
Apartmanın önündeki kaldırım güneşten ısınmıştı.
Duvarın dibindeki ince çatlağın çevresinde karıncalar gidip geliyordu.
Neyra onları görünce çömeldi.
Sonra kaldırımın üzerine oturdu.
Onları üç-dört yaşından beri böyle izlerdi.
Her mevsim değil.
Soğuk Ankara günlerinde kaldırımın başına oturup olmayan karıncaları aramazdı.
Karıncaların ortaya çıktığı sıcak zamanlarda, çoğunlukla gündüzleri yapardı bunu.
Özellikle kafasının içi kalabalıksa.
Bir karınca kendisinden büyük bir kırıntıyı sürüklüyordu.
Neyra parmağını yoluna koydu.
Karınca yön değiştirdi.
Neyra hemen parmağını çekti.
"Tamam, geç."
dedi.
Karınca yoluna devam etti.
Biraz sonra başka bir karınca geldi.
İkisi aynı parçanın çevresinde uğraşmaya başladı.
Neyra dizlerini karnına çekti.
Uzun uzun baktı.
Neden hoşuna gittiğini açıklayamazdı.
Açıklamaya da çalışmıyordu.
İnsanların dünyasında sürekli anlaması gereken bir şey vardı.
Yaban neden bağırmıştı?
Hüma neden ağlamıştı?
Dün gece kötü olan bir şey sabah neden konuşulmuyordu?
Bir insan başka bir insanı seviyorsa neden ona vuruyordu?
Neyra bunların hiçbirini çözemiyordu.
Karıncaların başında çözecek bir şey yoktu.
Yürüyorlardı.
Bir şey taşıyorlardı.
Bir deliğe giriyorlardı.
Başka bir yerden çıkıyorlardı.
Neyra sadece onları takip ediyordu.
Bir süre sonra kafasının içindeki sesler azalıyordu.
Hepsi buydu.
Yanından geçen bir kadın durdu.
"Kızım, niye yerde oturuyorsun?"
Neyra başını kaldırdı.
"Karıncalara bakıyorum."
Kadın gülümsedi.
"Ne var karıncalarda?"
Neyra tekrar yere baktı.
"Karınca var."
Kadın güldü.
Neyra kadının neden güldüğünü anlamadı.
Kadın uzaklaştı.
Neyra tekrar karınca yoluna döndü.
Bir tanesinin diğerlerinden ayrılıp yanlış tarafa gittiğini düşündü.
Parmağıyla öbür tarafı gösterdi.
"Oraya gidiyolar."
Karınca onu dinlemedi.
Neyra omuz silkti.
"Sen bilirsin."
---
"Neyra!"
Nare'nin sesi apartmanın önünden geldi.
"Burdayım!"
Nare onu görünce yanına geldi.
"Yine mi karıncalara bakıyorsun?"
"Evet."
Nare de çömeldi.
"Çok var."
"Şuna bak."
"Hangisine?"
"Şu büyük şeyi taşıyana."
Nare baktı.
Bir süre iki kardeş yan yana çömelip karıncaları seyrettiler.
Sonra Nare:
"Eve gel hadi."
dedi.
"Niye?"
"Su içcem."
"Git iç o zaman."
"Sen de gel."
"Ben susamadım ki."
"Gel işte yaa hadi."
Neyra ayağa kalktı.
"Tamam geliyorum."
Apartmana girdiler.
Merdivenleri çıkarken Neyra bazen bir basamağı atlayıp diğerine basıyordu.
Nare:
"Düşeceksin."
dedi.
"Düşmem."
"Düşeceksin."
"Düşmem."
Ayağı kaydı.
Duvara tutundu.
Nare güldü.
"Düşmüyordun hani?"
"Düşmedim ki."
"Az daha düşüyordun."
"Ama düşmedim."
Nare yine güldü.
Neyra önden koştu.
Eve girdiklerinde mutfağa gitti.
Musluğa uzandı.
Yetişmedi.
Bir kere zıpladı.
Olmadı.
"abla."
"Ne?"
"Su verir misin?"
"Susamamıştın?"
Neyra birkaç saniye durdu.
"Şimdi susadım işte."
Nare bardağı doldurdu.
Neyra iki eliyle tuttu.
Biraz içti.
"Yeter."
Nare musluğu kapattı.
O günün geri kalanında olağanüstü hiçbir şey olmadı.
Neyra oynadı.
Nare'yle uğraştı.
Saye'yle tartıştı.
Sahir'e kızdı.
Bir ara kâğıt bulup üzerine bildiği harfleri yazdı.
Sonra çizdi.
Akşam yaklaştığında birkaç kere kapıya baktı.
Hüma'nın geleceği saati bilmiyordu ama ayak seslerini tanıyordu.
Nihayet merdivenden ses geldi.
Neyra kapıya koştu.
Anahtar döndü.
Bu kez anahtarın sesi korkutucu değildi.
Kapı açılır açılmaz:
"Annem!"
diye Hüma'nın üzerine atladı.
Hüma çantasını düşürmemek için bir eliyle tuttu, diğer koluyla Neyra'yı sardı.
"Dur kız, düşüreceksin beni."
"Niye geç geldin?"
"Çalıştım."
"Çabuk çalış dedim sana."
Hüma bir an ne söylediğini anlamadı.
Sonra sabahki konuşmayı hatırladı.
Güldü.
"Çabuk çalıştım zaten."
"Yalan."
"Sen benim patronum musun?"
"Evet."
"Eyvah."
Neyra annesinin çantasını almaya çalıştı.
"Ağır o."
"Taşırım."
"Taşıyamazsın."
"Taşırım."
Çantayı aldı.
Gerçekten ağırdı.
İki eliyle tuttu.
Hüma arkasından:
"Bak düşürme."
dedi.
Neyra zorlanarak salona kadar götürdü.
Sonra yere bıraktı.
"Gördün mü?"
Hüma:
"Gördüm."
dedi.
Neyra gururlandı.
Henüz annesine yardım etmek onun için bir yük değildi.
Kendisini güçlü hissettiren küçük bir şeydi.
---
O gece Yaban eve geç geldi.
Neyra yatağındaydı.
Kapının sesini duydu.
Gözlerini açtı.
Bekledi.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra yeniden gözlerini kapattı.
Çocukluk bazen böyle geçiyordu.
Bir günün büyük kısmı oyun, kahkaha, su istemek, merdiven çıkmak ve karınca seyretmekten oluşuyordu.
Sonra bir kapı açılıyor ve çocuk, yetişkinlerin dünyasının hâlâ orada olduğunu hatırlıyordu.
Neyra'nın o yıllardaki hayatında iki gerçek aynı anda vardı.
Hüma onu seviyordu.
Yaban Hüma'ya zarar veriyordu.
Nare ona bakıyordu.
Ev yine de güvenli değildi.
Neyra bunlardan birini doğru kabul etmek için diğerini inkâr etmek zorunda değildi.
Çocuklar çelişkilerin içinde yetişkinlerden daha rahat yaşayabiliyordu.
Çünkü henüz her şeyi tek bir cümleye dönüştürmeye çalışmıyorlardı.
Neyra'nın hayatını tek bir cümleye sığdırmak zaten hiçbir zaman kolay olmayacaktı.
Önünde henüz bilmediği başka bir kırılma vardı.
Önce Yaban ile Hüma arasındaki şey daha da büyüyecekti.
Sonra bir araba.
Bir yol.
Neyra'nın içine sebepsizce çöken kötü bir his.
Çocuk aklıyla edilen bir dua.
Uyku.
Ve aylar boyunca kendisine ait olmayacak bir zaman.
Ama bunların hiçbiri o gün olmamıştı.
O gün Neyra yalnızca annesinin eve gelmesini beklemiş, Nare'yle gülmüş ve sıcak bir Ankara öğleden sonrasında kaldırım kenarında karıncaları seyretmişti.
Bazı günler, insan onların sonradan ne kadar kıymetli olacağını bilmediği için sıradan kalır.
Neyra da bilmiyordu.
Uyudu.
Henüz kazadan önceki çocuktu.
Bölüm etkileşimi
