8. bölüm / 10
Parlak Gençler Yatılı OkuluKarpuz Kaçağı
Bölümler 10Şu an: Karpuz Kaçağı
- 1 Hoşgeldiniz!570 kelime
- 2 Çalı Canavarı1.438 kelime
- 3 Toprağa Fısıldayan567 kelime
- 4 Camii Aşığı1.395 kelime
- 5 Örnek Öğrenci1.294 kelime
- 6 3'ü 1 Arada980 kelime
- 7 Hassas Biri370 kelime
- 8 Karpuz Kaçağı487 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Yürüyen Beyin1.383 kelime
- 10 Her Şeyden Bihaber540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oğuz'dan:
Okul açıldığında ezberlerimizi tekrar hatırlayıp sağlamlaştırmak için bir haftamız vardı. Bu yüzden de hafızlıkta biraz ilerlemiş olan öğrencileri çiftler halinde okulu turlayan o yolda yürürken ezber verip alırken görmek mümkündü. Benim ise bu sıcak ve nemli havada benim düşünebildiğim tek şeyse soğuk güzel bir karpuz yemekti.
Ben zaten geçen yıl hafızlığımı bitirmiş, kara sarığımı kazanmıştım. Yazın da Bilal'le yakın oturduğumuz için her gün buluşup hıfzımızı sağlamıştık.
Dört dost olarak yürüyor ve hep birlikte koro halinde Kur’an’ı okuyorduk. Karşımıza bir beyaz kedi çıkmıştı. Ateş’in ilgisini çekerken Bilal ise korkmuştu. Turgut ise Bilal’i sakinleştirmeye çalışıyordu. O kedi sayesinde dikkatleri dağılmıştı.
Bu fırsatı kaçırmayıp o yoldan saptım. Hedefim Büyükada'nın çarşısındaki çok tatlı bir manavdı ve önümde hiçbir engel yoktu. Bu yaz 18 yaşıma bastığım için Büyükada'nın çarşısına giderken ailemden izin almam da gerekmiyordu.
Agalarımla yemek için güzel ve büyük bir karpuz alıp okula götürsem de yesek diye düşününce birden kendimi manavın önünde buldum.
"Selamünaleyküm Bahadır Abi! Bana bir güzel karpuz verecen mi be?"
Kim olduğumu önce çıkaramadan “Aleykümselam ve rahmetullahı ve berekatuhu." dedikten sonra beni gördü. "Oo Oğuz'um! Siyah sarık da ne yakışmış. Ben de diyordum acaba hafız olabildiler mi acaba diye.”
“Olduk hepimiz geçen yılsonunda elhamdülillah.”
“Oh ne güzel, ne güzel. Rabbim layığıyla Kur’an’ı hıfz etmeyi nasip etsin. Ne istiyorsun, garpuz dimi? Bak sen şuna hele. En tosununu size ayırdım yiğenim. Sizi beklediydim dün de nasip bugüneymiş. Gelmeseydin çürür gidiverirdi güzelim garpuz. Neyse insan nasibini yermiş. Afiyet bal şifa olsun hafızlarımıza."
"Amin, sağol abi. Parasını da sonra öderim olur mu cüzdanımı almamışım yanıma."
“Sana parasını soran oldu mu yiğenim. Arkadaşlarınla afiyetle yiyin e mi? Helali hoş olsun.”
"Eyvallah Bahadır amca. Cezakallahu khayran (Allah iyiliğini ödüllendirsin). Selamünaleyküm tekrardan."
"Aleykümselam yeğenim. Arkadaşlarına da selamımı ilet."
"Tabii ki. Aleykümselam."
Karpuzla okula gittiğimde herkes programa uymayıp çarşıya kaçtığımı anlardı. Biraz riskli de olsa arkama gizleyip yatakhane kulesine geçmek en mantıklısıydı.
Öğretmenlere görünmeden odama geçmeyi planlıyordum planlamasına ama en zor kısmının bu olmadığını anlamam çok uzun sürmedi. Rahatlıkla indiğim o yokuşu şimdi kucağımda bir karpuzla çıkmalıyım.
Tam çarşıdan çıkmıştım ki Ahmet'i gördüm. Cepleri çikolata, hırkası da cips doluydu. Bu haliyle sumo güreşçilerini andırıyordu. Onu o şekilde görünce gülüverdim. O da birden hızlandı. Ama benim kütür mü kütür devasa bir karpuzum vardı, onun peşinden koşamazdım.
Beni görünce kızdığımı sanmıştı büyük ihtimalle. Oysa ben ispiyonlamayacaktım, sadece uyarmak istiyordum onu. Ama çiğnediği kuralı öğretmenlere anlatmazsam da hep yapardı. İspiyonlayıp ispiyonlamama ikilemi içindeyken yokuşu çıkmaya devam ettim.
“Gençken biz de yapıyorduk böyle şeyler.” diye düşünürken aklıma öyle anılar geldi ki kendi kendime güldüm. Başkalarına zararsız bir yaramazlık olduğu için söylemekten vazgeçtim.
Odama vardığımda kalbim hala güm güm atıyordu. Ucuz atlatmıştı karpuzcuk. Serin kalsın diye yatağın altına yerleştirdim.
Okadar yorulmama değdi ama. Şimdi öğle arasında kaylulemi de uyurum, miss.
Kendimi yatağa atmamla bir çıtırtı duymam bir olmuştu. Allah’ım lütfen kapruz değil yataktan gelmiş olsun o ses! Sesin karpuzdan gelip gelmediğini telaşla kontrol ettim. Bir şeyciği yoktu. Elimle karpuzu okşadıktan sonra sünnet olan kaylule uykusuna niyet edip gözlerimi yumdum.
Bölüm etkileşimi
