ÖLÜ PRENSES

Vaveyla Yazarı: Ebral

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: ÖLÜ PRENSES

5. BÖLÜM - ÖLÜ PRENSES

İLAHİ BAKIŞ AÇISI - 3 Saat Önce

Nimet, elindeki yelpazeyi çaresizce sallayıp başını görkemli malikânenin tavanına çevirdi. Camlarla özel olarak yapılmış tavanın, gökyüzündeki parıldayan yıldızları sergilediğini görünce gülümsedi. Kendine gelmeliydi; rolünü kusursuzca oynayıp buradan defolup gitmeliydi.

Böyle bir işe neden giriştiği hakkında da pek bir fikri yoktu ama uzun uzun kendine baktı. Niçin vardı? Ailesi, kardeşi, belki de...

Özgürlük... Evet, özgürlük için vardı. Çünkü bir insan kendini kurtarmadan kimseyi kurtaramazdı; ne ailesini, ne kardeşini, ne de sevdiğini.

Ve bugün, dününden daha kötüydü; bedeni dikenli sarmaşıklarla esir tutuluyordu sanki. Yutkunarak elini yüzüne kadar kaldırdı, nazikçe maskesini düzeltti ve dudağında ukala bir gülümseme oluşmasını sağladı. Maske balosuna davetliydi ve bugün burada yapacaklarını ona birkaç gün önce sorsalar, hiç düşünmeden "Hayır" deyip dalga geçerdi.

Fakat şu an buradaydı.

Üzerinde zümrüt yeşili, kabarık ve belki de Rönesans döneminden uyarlanmışa benzer bir tuvalet vardı. Saçı kabartılarak dağınık bir topuz yapılmıştı ve imajındaki en büyük değişiklik, birkaç saat önce kesilen kahkülleriydi. Ellerinde dirseklerine kadar uzanan incilerle dolu zarif bir eldiven, ayaklarında ise bulutlar kadar beyaz yüksek topuklular vardı.

Diğer davetlilere gözünü çevirdiğinde, kulaklıktaki sese odaklanmaya çalıştı.

“Lacivert takım elbiseli, uzun boylu... Ceketinde beyaz gül var.”

Cızırtılı ses, bugünkü—onun için umarım son olurdu—kurbanını tarif ediyordu. Abartılı kıyafetler giymiş güzel kadınlar ve yanlarında beyefendi gibi durmaya çalışıp kasılan adamlar ortalıkta geziniyordu.

Malikânenin üst katlarına giden iki uzun merdivenden birini gözüne kestirip elindeki alkolsüz içkiyi sallamaya başladı. Adımlarını atarken yere sağlam basmaya dikkat ediyordu. İlk katı çıktığında, etraftan yüksek sesle Bella Ciao çalmaya başlamıştı.

Bu, harekete geç demektir.

Adımlarını hızlandırarak ikinci katı çıkmaya başladı. İlk katta resim sergisi vardı, ikinci kat ise atıştırmalık ve kokteyllerin hazırlandığı yer olmalıydı. Şarkı devam ederken ritimle ikinci kata girdi ve kuğu gibi süzülerek kendi kendine eğlenen sarhoş bir kadın yansıması yaratmaya çalıştı. Etrafta hızla dolanan garsonlar kadına eğlenen bakışlar sunarken, Nimet kendini yere bıraktı.

Herkes Nimet'in etrafında toplanırken bağırışlar başlamış ve art arda silah sesleri duyulmuştu. Nimet, içkiden ayakta duracak dermanı kalmamış zengin kadın rolünü kusursuz bir şekilde gerçekleştiriyordu. Üniversitenin yıl dönümü balosunda en fazla ne olabilirdi ki?

Silah sesleriyle birlikte herkes can havliyle Nimet'i yerde bırakıp koşarak aşağı kata inmeye başladı. Herkesin indiğinden emin olduktan sonra hızla topuğuna sıkıştırdığı bıçağı aldı ve elini havaya kaldırdı. Şarkı hâlâ varlığını sürdürürken, Nimet ikinci kattaki kameraya bıçağı saplamıştı. Kamera yere gürültüyle düşerken maskesini çıkarmak istemedi; çıkarsaydı diğer kameralar onu kaydederdi.

Kameraya bıçak saplaması bir gözdağıydı. Siren sesleri yükselirken hızla son kata çıkmak için depar attı. Tuvaletin eteğine topuklusuyla basarak kumaşı tiz bir sesle yırttı, kalan etekleri toplayarak ayaklarına yüklendi. Bella Ciao sesi artarken üçüncü katın en büyük kapısına tekme attığında, yerde öldürmesi gereken adamı ölü bulmayı beklemiyordu.

Çığlık attığında gözünü duvara dikti. Adamın kanıyla yazılmış İngilizce sözler duruyordu:

“Katil olmana izin vermem. Yanılmışım, beyaz kısım asla kara olamaz.”

Nefesini bıraktığında arkasına döndü. Şarkı kesildiğinde, kalan ekibin işi bitirdiğini anladı. Malikânenin zemin katına inmeye başlarken beyninde binlerce soru vardı; ancak ilk defa birini ölü görmenin şokuyla ne yapacağını bile bilmiyordu.

Zemin kata ulaştığında bir an etrafa göz gezdirdi. Herkes masaların arkasına saklanmıştı. Profesörler herkesin sakin olmasını kükreyerek söylüyor, içeri henüz giren korumalar sağa sola koşturuyordu.

Ve duvara siyah sprey boyayla yazılmış o söz:

Friedrich Nietzsche:
"Canavarlarla dövüşen kişi, dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin. Ve eğer uzun süre bir uçuruma bakarsanız, uçurum da sizin içinize bakar."

Nimet nefes alamadığını fark etmişti; zira bu söz günler önce ona mahkûm tarafından verilmişti. Her şeyin bir zamanı, bir planı vardı değil mi? Ve o ise...

Biraz daha düşünmeden oradan çıkmak için hızla koştu. Fakat arka kapının önünde, elindeki silahı kendisine doğrultmuş birini görmeyi beklemiyordu. Çığlık atıp her ihtimale karşı yanında taşıdığı silahı almak üzere elini çantasına attığında, kurşunun ondan önce ateşlenmesini beklemedi.

Yere yığıldığında çığlıklar artmıştı. Çok büyük bir ses duydu; karnındaki sızı beynini bloke etmiş gibiydi. En son gördüğü şey parlayan alevler ve ateşti.

Olması gereken, o adamı öldürüp buradan çıkmaktı. Öncesinde plan konuşulurken onu koruyacaklardı. Koruduklarını da görüyordu maskenin ardından; ancak kapıda duran adam hiç beklenmedikti. Kimdi?

Onu vurmuştu ama nasıl? Nerden bilebilirdi kadının oraya birini öldürmek için geldiğini?

Adam Nimet'e yaklaşıp kar maskesini indirdiğinde, Nimet'in göğsü hızla kalkıp inmeye başladı. Dudakları aralanırken gözünden bir damla yaş aktı.

Alaz.

Alaz eğildi ve sanki çok keyifli bir olay yaşanmış gibi dilini damağına üç kez vurdu.

“Ölü prenses...”

Doğruldu ve gülmeye başladı.

“İyi uykular prenses... Üzgünüm, seni uyandıracak bir prens kalmadı elimizde.”

Kimse göründüğü gibi değildi.

3 SAAT ÖNCE - NİMET

Elimdeki maskarayı gözüme boca ederken karnımda derin bir sızı hissetmiştim. Sıkıntıyla nefes verip gözümü ovuşturdum. Makyaj temizleme suyunu pamuğa döküp temizlemeye hazırlanırken vazgeçmiştim; kimseyi öldüremezdim.

Kardeşim için bile olsa bu gerçekten çok ağırdı.

Makyajımı yüzümden acımasızca silerken, giyinme odasının kapısı çarpılarak açıldı. Arkamda mahkûmu ve kardeşini görmek beni fazlasıyla yormuştu. Göz devirerek aynadaki yansımadan arkamdaki iki adama döndüm.

“Buyurun?”

Mahkûm, gözlerini zümrüt yeşili elbisemde gezdirdikten sonra tereddütle içeri girdi.

“Zamanımız yok, siliyorsun... Doktor, silme makyajını. Bunu senin yapmanı istemek... Sadece zor, benim için de zor. Bunu bil istiyor.”

Gözlerim kocaman olmuştu. Benimle İngilizce değil, Türkçe konuşmuştu!

“Ne? Sen az önce Türkçe konuştun. Nasıl biliyorsun ki?”

Mahkûm dikleşmeye çalıştı ama sırtındaki yara izlerinden dolayı kasıldığını görmek beni huzursuz etmişti. Benimle birkaç saatliğine konuşmaya gelmiş, sonra hücresine dönecekti. Hapishaneden çıkma gücü olduğunu bilmek her ne kadar kafamı karıştırsa da, dedikleri gibi zamanımız yoktu.

“Dinle doktor,” yeniden İngilizceye geçmişti. “Senin yıllardır eğitim aldığın üniversitede geliştirdikleri ilaçları insanlar üzerinde deniyorlar. Etik olmayan ve yasadışı her şey var.”

Kaskatı kesilmiştim. Boğazım düğümlenirken dinlemek hiç bu kadar zor olmamıştı.

“Bak doktor, bunu yapmak zorunda değilsin ama kardeşine verilen ilaç beni... bacağımdan etti.”

Elini kumaş pantolonuna atıp çektiğinde, dizinin altındaki bacak yerine olan protezi görünce kısık sesle çığlık atmıştım.

“Hayır...”

Onun üzerinde denemişlerdi. Mahkûm kardeşi gözünü tavana kaldırıp dişini sıktı; boynundaki damarlar sertçe belirginleşmişti.

“Kardeşinin içtiği ilacın böyle bir yan etkisi yok ama o ilaç üretilene kadar olan tüm ilaçlar benim üzerimde denendi.”

Gözleri kan çanağına dönerken çenesi kasılmıştı.

“Beni uzvumdan ettiler doktor... Annemi aldılar benden doktor... İnsanlığımızı çaldılar doktor.”

Elimdeki maskara yeri boylarken gözyaşlarım serbest kaldı. Ben neyin içindeydim, olayların tam olarak neresindeydim?

GEÇMİŞ

“Anne, baksana!”

Christian, annesinin eteğini çekiştirip huysuzca mırıldandı, İngiliz aksanıyla. Annesi pes etmiş gibi yere eğildi.

“Evet, mis kokulum?”

Kaşlarını kaldırdı küçük çocuk. “Sorun nedir?”

“Ben de babamın dilini öğrenmek istiyorum!”

Kadının yüzü aniden değiştiğinde çocuk ısrar etmeye devam etti; ancak annesi asla ona Türkçe öğretmeyecekti. Çünkü çocuk Türkçeyi öğrenirse, babasının bir gün ona geleceğini zannederdi.

Christian hapishanenin en kirli hücresinde, rutubetli kokudan midesi bulanmış halde, halsizce başını demir parmaklıklara yasladı. İçindeki derin yokluk hissiyatıyla dişlerini sıktı. Bacağının yerini alan soğuk protez onu hissizleştirmişti.

Aklına gelen anıyı düşündü. Keşke diye geçirdi içinden, keşke sonradan pişman olup öğretmeseydin bana o güzel dili...

Christian o dili öğrenip babasının gelmesini beklemişti.

Gelmemişti.

Christian sevdiği kadının dilini de biliyordu. Ama o da gelmemişti; hatta başkasıyla evliydi.

Bacağı anestezisiz kesilmişti. Acıyı tarif etmesine gerek yoktu; ölüm gibiydi... Keşke ölseydi.

Çığlıklarında tek bir isim vardı: Nimet.

Yanında ise hiç kimse yoktu.

3 SAAT ÖNCE - İLAHİ BAKIŞ AÇISI (BALO / MALİKANE)

Senden önce, senden sonra...

Mırıldandı Nimet. Elini karnına bastırmış, kanı durdurmaya çalışıyordu ama nafileydi. Çok gür bir haykırış duydu; sanki gerçek değil, bir hayaldi.

Titreyen ellerinin yerini, onunkinden daha da titreyen başka eller aldı.

“Ölme!! Sakın, sakın...”

Mahkûm...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18