Aşkın Nefreti

Vaveyla Yazarı: Ebral

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Aşkın Nefreti

4. BÖLÜM - AŞKIN NEFRETİ

Hayatım boyunca inandığım bir düşüncem vardı: Tüm duyguların nefretten doğduğunu düşünüyorum çünkü nefret insanın zihninde durmadan dönerdi ve insan en çok neyi düşünürse, iyi ya da kötü, ona bağlanırdı.

Ben de Alaz’ı ilk tanıdığımda ondan hoşlanmamıştım ancak bir süre sonra fark etmiştim ki arkadaşlarıma ondan iğrençlikle bahsederken hayranlıkla bahsetmeye kısa sürede başlamıştım.

Demek istediğim, nefret çok tehlikeli bir duyguydu; herkese duyulmayacak kadar önemli ve seçici olunması gerekirdi.

Aşk ise nefretten daha tehlikeliydi, insana her şeyi yaptırabilirdi.

Nefretten daha tehlikeli olmasının nedeni, aşk uğruna nefretten vazgeçilebilirdi.

O yüzden bir süre sonra bu duygumu yitirdim; sevmediğim insanlar olsa da nefret edecek kadar önemsemedim.

Uzun süredir içimde kötü bir his vardı.

Fakat bunu sahte, neşeli hallerimle gizlemeye çalışıyordum.

Yaz tatili gelmişti ve annemlerin yanına, diğer eyalete dönmüştüm. Üniversiteyi uzun bir süre görmeyip kendimce kafamı dinlemek, kardeşimin iyileşiyor halini gözlemliyordum.

Mutlu oluyordum. Alaz’ı henüz görmemiştim, Marrlyn’in de mesajlarına bakmıyordum.

Ona kızmamıştım; ben olsam ben de aynısını yapardım ancak gerçekten biraz yalnızlığa ve aileme ihtiyacım vardı.

Annemle Burçe teyzemin kaldığı kasabaya gitmişlerdi.

Burçe’nin bir yerlere gidecek kadar ilerlemesi beni gerçekten duygusallaştırmıştı ama endişeleniyordum; eğer mahkûmun durumunu çözemezsem ve kardeşim ilaçlarını düzenli alamazsa ilaçlar etkisini yitirip kardeşim eski halsiz ve hasta haline dönecekti.

Gerçi hâlâ hastaydı ama o kadar da değil.

Ve bu ilaç, iyi olduğu kadar bağımlılık yapıcı yan etkiye sahipti; bu da beni endişelendiriyordu.

Sakin olmam gerektiğini düşünüp mutfakta dolanarak buzdolabından peynir çıkarıp usulca tezgâha koydum. Ardından kızarmış ekmeğimi makineden alıp üzerine sürdüm ve yemeye başladım.

Aklım mahkûmdaydı.

Evet, uzun süredir sadece onu düşünüyordum ve geçmişini bilmemek beni üzüyordu. Eğer geçmişini bilseydim psikolojik sorununun travmalardan olup olmadığını öğrenebilirdim.

Şu anlık buna imkânım yoktu. Tek çare eyalete döndükten sonra bir ihtimal onunla konuşurken ağzından laf almamdı.

Ama laf almak pek kolay olamazdı. Eğer o biraz zorlasa ben geçmişimi anlatırdım.

Sahi, benim ne geçmişim vardı ki?

Annemden ve kız kardeşimden başka kimsem yoktu.

Aile neydi?

Hangi üyelerden oluşurdu?

Anne, kardeşim... Baba?

Baba?

Ne kadar yabancı geliyordu kulağıma. Bunun aklıma gelmesi beni rahatsız etmişti.

Annem biz liseye gelene kadar babamın vefat ettiğini söylemişti ancak liseye geçince onun hapishaneye girdiğini söylemişti.

Önce çok korkmuştum; hapishaneye girenler kötülerdi, değil mi?

Muhtemelen birçoğu katildi.

Ya benim babam da katilse? Onun yüzünden biri babasız kaldıysa?

Ya da hırsızdı...

Ne utanç vericiydi.

Annem asla neden girdiğini söylememişti fakat babamızdan bahsederken sinirli değildi; dalgınlaşıyor, bazen de gözü doluyordu.

Eğer kötü biri olsa öyle bakmazdı, değil mi?

Ya da bazen gözler de yalan söylerdi.

"Gözler asla yalan söylemez" lafına inanmıyordum. Hele ki Alaz’ın bana âşık bakışlar atarken beni çok kolay şekilde aldatmış olmasından sonra...

Beyefendi maalesef şu an bulunduğum eyaletteydi. Onu görmemek için bakkala bile gitmiyordum. Marrlyn’e de haber vermemiştim buraya geldiğimden.

Annem birkaç gündür Alaz’ın sürekli annemin diş kliniğine gelip beni sorduğunu, çok pişman olduğunu... ve daha bir sürü timsah gözyaşlarıyla zırvaladığı hikâyeler anlattığını söyledi.

Onu görsem içimdeki bütün hayal kırıklığını kusmak istiyordum ama değer miydi, emin değildim.

Ekmeğim bitince mutfağın uzun penceresinin önüne geçip saksıda duran güzel çiçeklerimi sulamaya başladım.

Mahkûmun olayını çözmek için düşüncelere dalarken kapıdan gelen tok vuruş sesleriyle çiçeklerimle ilgilenmeyi bırakıp koridora çıktım ve kapı koluna asılıp kendime çektim.

Kalbimde derin bir sızı hissetmiştim gördüğüm görüntüyle.

Alaz’ın sarı saçları dağınık hâlde alnından dökülüyor, mavi gözleri tereddütle bana bakıyordu.

Siyah tişört ve üstüne tam oturan pantolonu ve ellerinde tuttuğu rengârenk çiçek buketiyle karşımda duruyordu.

Güçlükle yutkunduktan sonra aklıma ilk geleni yapıp kapıyı hızla çarpmayı denedim ancak Alaz’ın kolu kapıyı tutuyordu.

“Nimet... Yapma... Lütfen.” Sesi titriyordu, gözleri yalvaran ifadeyle bana bakıyordu.

O an ne yapacağımı kestiremiyordum. Sinirliyken ben asla ben değildim.

Elimi hızla kaldırıp Alaz’ın yanağına vurduğumda kafası sola yatmıştı.

“Siktir git hemen!” dediğimde hıçkırıklarım çoktan yükselmişti.

Kapıyı kapatıp hızla kilitledim ve sırtımı kapıya yaslayıp yere çöktüm. Ağzımı kapattım, ağladığımı duymasını asla istemiyordum.

Apartman dairesinde oturduğumuz için en ufak ses çok fazla yankılanıyor, diğer dairelerin de duymasını sağlıyordu.

Sırtımı yasladığım kapıda bir ağırlık hissettiğimde onun da benim gibi çöküp sırtını kapıya yasladığını anlamıştım.

Kulaklarımı kapatmaya çalıştım ama maalesef duyuyordum.

“Nimet, dinlemelisin. Arkadaşın saçmalamış, ben seni... Çok seviyorum kızım. Ben seni nasıl aldatırım? Sen benim canımsın, kanımsın, nefesimsin, yaşam sebebimsin.”

İçimdeki ses kahkaha attı.

Âşık olduğunu da böyle söylemişti, o da yalanmış. Kimse sevmez ki seni bu zamanda, sadık birini nasıl bulacaktın ki?

Diğer ses onaylamaz ifadeyle konuştu: Ağlama, senin suçun değil. Herkes kötü diye kötü olmak zorunda değilsin.

Hıçkırıklarım devam ederken hızla kalktım ve odama girip kapıyı çarptım. Dizlerim benden bağımsız titrediğinden yere çöktüm tekrardan ve bağıra bağıra ağlamaya başladım.

Yaktın ve yaktın, çektin ve çıktın, bir sana yazıldı tüm cümlelerim, sevdim sevildim ama en çok senindim...

Şarkı sözleri beynimde yankılandı. Sözde Alaz’ın doğum gününde ona armağan ettiğim şarkıydı.

Kapıdan anahtar sesi gelince bir hışımla kalktım.

İçimden kendime küfür ettim; tabii ki onda evin anahtarı vardı.

Kapım büyük bir gürültüyle açıldığında bedenime sımsıkı sarılan Alaz’dı.

İğrenerek ona baksam da duyamayacak gibiydim. Yerde istemesem de onun göğsü arasında sıkışıp kalmıştım.

Dediklerini duymasam da son kez anımsadığım yanağımı, yüzümün her yerini öpmesiydi.

Gerçekten bunun hesabını ayılınca alacaktım.

GEÇMİŞ

“Kardan adam yapalım! Heyyy babaaa, kardan adam!”

Minik Nimet yüzünde gülücükler açarak babasının ayağına sarıldı.

“Kucak!” diye şakıdığında gür kahkaha duydu. Kahkahanın sahibi onu kucağına alıp etrafında birkaç kez tur attırarak döndürdü.

“Canım, nefesim, kanım, yaşama sebebim, güzel kızım,” diye keyifle mırıldandı.

Nimet büyük gözlerini masumca kırpıştırıp babasının sakallarına ufak parmaklarını doladı.

“Babaaa,” derken gözünde güller açıyordu.

Babası şakacı bir ifadeyle kulağını eğip:

“Söyle, canımın canı.”

“Canımın canı ne demeeeekkk?” Şaşırmıştı Nimet.

Babası oyunbaz tavırla:

“Annen benim canım, sen de onun canısın, o yüzden.”

ŞİMDİKİ ZAMAN

Kulaklarımdaki uğultu kesildiğinde saçlarımda hissettiğim nefesle gözlerimi araladım.

Kaskatı kesilmem an meselesi olmuştu.

Delirmiş olabilir miydim?

Şu an Alaz’ın kucağında değildim ve başımdaki nefes sahibi kimdi?

Titrerken yüzüne bakmaktan korktuğum için saça baktığımda, sarı değil de koyu saçları görünce çığlığı basmıştım. Hızla ayaklanıp dengemi kuramadığımdan yere kapaklandım. Yerde kanlar içinde yatan Alaz’ı görünce gözüm az önce kucağında olduğum adama döndü.

Mahkûm!

O buradaydı?

Çığlıklarım asla kesilmiyordu. Hızla eğilip Alaz’ın nefesini kontrol ettim ve Alaz hareket etmeye başladı. Kısık sesle küfür edip kolunu belime sarıp beni göğsüne bastırdı.

Burnu kanamış olmalıydı.

Öldü sanmıştım, bir an hareketsiz sanmıştım.

Ona kızgındım ama şu an düşünemiyordum. Ona sarılmasam da göğsünde olmak güven veriyor demek isterdim ama içimdeki huzursuzluk büyümüş, çığlıklarım kesilmiyordu.

Mahkûm gözünü nefretle Alaz’a çevirmişti.

En son hapisteydi.

Kardeşimi kurtarmak için öyle bir kumar oynuyordum ki...

Bu kumarı kaybedeceğim açık ve netti.

“Seni sırtından bıçaklayanların göğsünde olmak adetin mi, Türk kızı?”

Kalın sesle çığlıklarım kesilmişti, nefesim hızlanmıştı.

Türk kızı?

Nereden biliyordu?

Alaz küfürler ederek ayaklanmaya çalışmaya başlamıştı. Kalkıp:

“Benden sonra direkt birini mi buldun Nimet? İğrençsin! Ben seni aldatmış bile sayılmam, sen bu piçi getirerek bana dayak attı—”

Sözlerini kesen, mahkûmun bir anda fırlayıp onun çenesine attığı yumruk olmuştu.

Çığlığım yankılanırken mantıklı düşünmeye çalıştım.

Ben baygınken annemlere dediğimiz gibi benim sevgilim rolünde girmişti.

Hadi ama! Bu adam hapishaneye neden tatildeymiş gibi bir gidip bir geliyordu?

Mahkûmu biraz daha incelediğimde daha sakinleşmeye çalışıyordum.

Ama göz altındaki beni görünce onun mahkûm olmadığını anladım; ama çok benziyordu.

Mahkûm değilse bu kimdi?

Ve nereden tanıyordu beni?

Kaskatı kalmış hâldeyken Alaz’ı sürükleyip koridora çıkardı ve apartmanda güm diye bir ses olunca onu dışarı fırlattığını, sonrasında gelen kilit sesiyle kapıyı kapatıp kilitlediğini anladım.

Adım sesleri odama gelince gözlerimi kaldırdım. Mahkûma benzeyen kişi beni korkutmamaya çalışarak yanıma yaklaşıp eğildi.

“Cristian seni korumam için beni göndermıştı. Bak dinle, konuya nasıl başlayacağımı bilmiyorum ama bize katılmanı istiyor.” Yutkundu ve bana biraz daha eğildi.

“Üniversite sandığın gibi bir yer değil. İnsan kaçakçılı—”

Sözlerini bölen kapı sesi ve annemin bağırışları olunca adama panikle ve büyük bir şaşkınlık, inanamama ifadesiyle bakıyordum.

Annem de dönmüş olmalıydı. Tiz çığlık da Burçe olmalıydı. Alaz’ı yerde burnu kırık görmüş olmalılardı.

“Kimsin sen?”

Hızla pencereyi açtı ve bacağını sarkıttı.

“Mahkûmun kardeşi,” dedi ve hızla kendini aşağı attı.

Zaten zemin kattaydık.

Araba sesi geldikten sonra ellerim ayaklarım tir tir titrerken annemin kendi anahtarıyla kapıyı açmasını bekledim.

Üniversite... İnsan kaçakçılığı... Onlara katılmak...

Düşünemeyecek kadar kilitlendiğimi anladıktan sonra endişeli bağırışlar ve topuk sesleri odama yöneldi. Kapı kırılacakmış gibi sertçe açıldı ve karşımda endişeden, korkudan, panikten delirmiş annem, Burçe ve Marrlyn’i gördüm.

Arkalarından sendeleyerek Alaz geliyordu ve bana nefretle bakıyordu.

Benim bakmam gerekirken...

GEÇMİŞ

Cristian elindeki tebeşirle hücrenin duvarlarına yaptığı çizime son noktalarını koyuyordu.

Bunu neden çizdiğini bilmiyordu.

Üniversitenin yaptığı iğrenç, yasadışı şeyleri engellemek için kurulan bir örgütün lideriyken burada oturmuş doktorunun resmini hücreye çiziyor olması onu sinirlendirse de bunu yaparken mutlu hissettiğini düşündü.

Uzun süredir hissetmediği kadar hem de.

Örgütü uzun yıllar önce kurmuştu kardeşi ile ancak bir türlü somut bir sonuca ulaşamıyorlardı.

Tek sorun keşke sadece üniversitenin işleri olsa; ülke de yıkılmak üzereydi ama bunu herkes bilemezdi.

Yıkılmak kelimesini ciddi anlamda kurmasa da kendi kendine güldü. Bir an gelen haberle keyiflendi; Alaz denen adamın dayak yemesi onu tatmin etmişti ancak doktorunun üzülmesi onun hoşuna gitmiyordu.

Sıkıntıyla nefes verip tebeşiri yere bıraktığında duvarın en temiz sayılacak köşesinde Nimet’in portresi vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18