3. bölüm · O Geceyi Unut

Bölüm 2

Tuanaymışşşşş 🫧

Trenin hareket etmesiyle birlikte dışarıdaki dünya yavaş yavaş geride kalmaya başlamıştı
Camın ardından kayan ışıklara bakıyordum
Sarı sokak lambaları yağmurla ıslanmış camın üzerinde uzatıp birbirine karışıyor istasyonun kalabalığı birkaç saniye içinde silik bir görüntüye dönüşüyordu
Londra gece olduğunda başka bir şeye dönüşüyordu
Gündüzleri kalabalığın içinde kaybolan sokaklar geceleri sanki kendi sessizliğine çekiliyordu
Bende o sessizliğin içinde karşımdaki yabancıyla aynı vagonda ilerliyordum
Ve garip olan şuydu…
Onu birkaç dakikadır fark ettiğim halde hala neden ona baktığımı bilmiyordum
Belki de sessizliğindendi
Çünkü etrafımızdaki herkes bir şeyle meşguldü bir kadın telefonunda birşeyler yazıyor birkaç koltuk ilerideki adam başını cama yaslamış uyuyordu
O ise hiçbirşey yapmıyordu
Sadece oturuyordu
Cam kenarında dışarıdaki karanlığı izliyordu
Başımı hafifçe çevirip ona baktım
Uzundu
Bunu oturduğu halde bile anlamak mümkündü omuzları genişti ve koltuğa oturuşunda bile garip bir rahatlık vardı üzerindeki koyu renk mont teniyle arasında keskin bir kontrast oluşturuyordu
Saçları…
Koyu kahverengiydi
Yağmurun nemi mi yoksa kendi halimi bilmiyordum ama birkaç tutam saç alnına doğru düşmüştü
Özensiz değildi
Ama fazlasıyla özenilmiş de görünmüyordu
Sanki aynanın karşısında saçlarını düzeltmek için harcadığı zamanı gereksiz buluyordu
Ne saçma
Neden bunları fark ediyordum ki
Gözlerimi kaçırdım
Birkaç saniye sonra yine ona baktım
Bu kez yüzüne
Keskin hatları vardı
Çenesi belirgindi elmacık kemikleri hafifçe öne çıkıyordu burnu düzgün ve yüzünün geri kalanıyla uyumluydu
Ama gözleri…
Bir an durdum
Gözleri griydi
Gerçekten gri
Öyle açık bir gri değildi daha çok yağmurdan önceki gökyüzünün aldığı o koyu soğuk renge benziyordu
Bakışlarımı ondan çekmem gerektiğini düşündüm
Çekmedim
Çünkü o sırada başını çevirdi
Göz göze geldik
Kalbimin neden bir anda hızlandığını anlamadım
Belki yakalandığım içindi
Belki de gözlerinin düşündüğümden daha etkileyici olmasından
Hemen camdan dışarı baktın
Harika Nora
Daha 5 dakika önce tanımadığın bir adamı dikizlerken yakalandın
İçimden kendime kızarken karşı taraftan hafif bir hareket geldi
Başımı kaldırmadım
Bitti mi?
Sesi beklediğimden daha derindi
Kaşlarımı çattım
Ne?
Beni incelemen
Başımı kaldırdığımda dudaklarının kenarında belli belirsiz bir ifade vardı
Gülümseme değildi
Ama gülümsemeye oldukça yakındı
Yüzüne yeniden baktım
Dudaklarının rengi doğal bir gül kurusuydu alt dudağı üst dudağından biraz daha belirgindi
Ben seni incelemiyorum
Yalan söyledim
Hem de hiç düşünmeden
Kaşlarından biri hafifçe kalktı
Öyle mi
Evet
Peki
Söylediği tek kelime buydu
Sonra yeniden camdan dışarı döndü
Ben ise olduğum yerde kalakaldım
Bu adamın sinir bozucu bir sakinliği vardı
Sanki hiçbirşey onu şaşırtmıyordu
Sanki bütün dünya onun etrafında olup bitiyor ama o yalnızca uzaktan izliyordu
Bir süre sessiz kaldık
Trenin raylar üzerindeki düzenli sesi konuşmamızın yerini dolduruyordu
Tak…
Tak…
Tak…
Yağmur camlara vurmaya devam ediyordu
Ve ben nedenini bilmeden karşımdaki yabancının kim olduğunu merak etmeye başlamıştım
Adını bilmiyordum
Nereden geldiğini bilmiyordum
Nereye gittiğini bile bilmiyordum
Ama garip bir şekilde…
Onun hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyordum
Belki de bazı yabancılar insanın merakını uyandırmak için isimlerini söylememeliydi