5. bölüm · O Boş Koltuk Artık Dolu

4. BÖLÜM: Kelimeler Arasındaki Mesafe

Nurbanu Yazwr

O sabah, okul servisi her zamanki sarsıntılı yolculuğuna başladığında, Nur için zamanın akışı değişmiş gibiydi. Artık sadece arkasındaki varlığı hissetmiyor, onun nefes alışını, koltuğunda hafifçe kıpırdanışını duyabiliyordu. Aralarındaki o meşhur "boş koltuk" mesafesi kapanmıştı ama şimdi, kelimeler arasındaki o ince, görünmez mesafeyi aşma sırası gelmişti.
Nur, ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmiş, camdan dışarı kayan ağaçları izliyordu. Kalbi hala 3. bölümdeki o cesur adımın yankılarıyla atıyordu. Tam o sırada, Buğra’nın sesi, o tanıdık, sakin tonuyla sessizliği bozdu.
"Dün gece kitabı bitirebildin mi?"
Nur, başını hafifçe arkaya çevirdi. Buğra, koltuğuna yayılmış, derin kahverengi gözleriyle doğrudan ona bakıyordu. "Hayır," dedi Nur, sesi beklediğinden daha net çıktı. "Son elli sayfa kaldı. Ama sanırım bugünün heyecanından okumaya fırsat bulamayacağım."
Buğra’nın dudaklarının kenarında hafif bir tebessüm belirdi. "Heyecan mı? Benim önümde oturmak o kadar heyecan verici mi?"
Nur, buğday tenine yayılan o tatlı kızıllığı gizleyemeyerek önüne döndü. "Hayır, yani... Sadece, o koltuğun dolması... Her sabah boş görmeye alışmıştım."
"Anladım," dedi Buğra, elindeki saatin kayışıyla oynarken. "Ben de alışmıştım ama bu alışkanlığın bozulmasını daha çok sevdim."
Birkaç saniyelik bir sessizlik oldu. Bu sessizlik, önceki sabahların gergin, utangaç sessizliğinden farklıydı. Şimdi, havada merak ve keşif duygusu vardı. Nur, cesaretini toplayıp sordu:
"Peki sen? Sen ne okuyorsun?"
"Genelde bilim kurgu," dedi Buğra. "Uzay, yapay zeka... Geleceğin nasıl olacağını düşünmek hoşuma gidiyor."
Nur, onun bu olgun ve farklı ilgi alanına şaşırmıştı. 8. sınıftaki bir erkeğin bu kadar derin konularla ilgilenmesi onu etkilemişti. "Ben daha çok fantastik kurgu ve macera severim," dedi.
"Zıtlıklar her zaman ilginçtir," dedi Buğra. "Belki bir gün birbirimize kitaplarımızı okuturuz."
Bu fikir Nur’un kalbini hızlandırdı. Kitap takası, onların sadece servisteki tanışıklıklarını okul dışına da taşıyacak bir adımdı. "Neden olmasın?" dedi Nur, sesi heyecanla parlayarak.
Servis, okul kapısına yaklaştığında, Zeynep’in birkaç sıra öteden Nur’a göz kırptığını fark ettiler. Cemil ise her zamanki sessizliğiyle pencereden dışarı bakarken hafifçe gülümsemişti. O, bu kelimeler arasındaki mesafenin ne kadar hızlı kapandığını en iyi gözlemleyen kişiydi.
İnerken, Buğra Nur’un kulağına fısıldadı: "Yarın sabah o son elli sayfayı beraber bitirelim."
Nur, okul bahçesine adım attığında, o sabahın sadece bir yolculuk değil, bir keşif yolculuğu olduğunu biliyordu. Kelimeler arasındaki mesafe kapanıyordu ve her sabah, o boş koltuk daha da anlamlı hale geliyordu.