5. bölüm · NOKTA 13

BÖLÜM 5-KANIN YAZDIĞI UYARI

Cihan Yılmaz

O tek kelime hepimizi olduğumuz yere çiviledi.
KAÇIN.
Kanlı yazı birkaç saniye yerde kaldı.
Sonra...
Yavaş yavaş dağıldı.
Sanki görünmeyen biri eliyle silmişti.
Koridordan yine Kerem'in sesi geldi.
"Aras..."
Bu kez sesi daha yakındı.
"Neden beni yalnız bıraktın?"
Boğazım düğümlendi.
"Kerem..." diye fısıldadım.
Defne kolumu sertçe tuttu.
"Sakın."
"Ama o yaşıyor olabilir!"
"Hayır."
"Nereden biliyorsun?"
Defne cevap vermedi.
Yalnızca kapının altındaki kana baktı.
Kan tekrar hareket etmeye başladı.
Bu kez başka bir cümle oluştu.
SESİNE İNANMA.
Tam o sırada...
Kapının diğer tarafından sert bir yumruk sesi geldi.
GÜM!
Kapı yerinden sarsıldı.
Bir tane daha...
GÜM!
Duvarlardan toz dökülmeye başladı.
Elif korkuyla geri çekildi.
"İçeri girmeye çalışıyor!"
Üçüncü darbe...
GÜMMMM!
Kapının ortasında ince bir çatlak oluştu.
Nefesimi tuttum.
Bir el...
Çatlağın arasından yavaşça içeri uzandı.
Ama bu...
İnsan eli değildi.
Parmakları olması gerekenden çok uzundu.
Derisi kül rengindeydi.
Tırnakları paslı bıçak gibi sivriydi.
El kapıyı kavradı.
Ve tek hareketle...
ÇAT!
Kapıyı ortadan ikiye ayırdı.
Toz bulutu odanın içine yayıldı.
Hiçbirimizi göremiyordum.
"Defne!"
"Buradayım!"
"Elif?"
"..."
Cevap gelmedi.
"Elif!"
Sessizlik...
Sonra...
Çok uzaktan ince bir çığlık duyuldu.
"Arasss!"
Ses bir anda kesildi.
Toz yavaşça dağıldığında Elif ortada yoktu.
Yerde yalnızca el feneri duruyordu.
Defne'nin yüzü bembeyaz olmuştu.
"Onu aldı..."
Kalbim deli gibi atıyordu.
"Hayır!"
Koridora fırladım.
Uzun koridor bomboştu.
Fakat zeminde yeni oluşmuş ıslak ayak izleri vardı.
Küçük...
Bir çocuğa aitti.
Ayak izleri koridorun sonundaki karanlığa doğru gidiyordu.
Tam peşlerinden gidecekken tavandaki hoparlör yeniden çalıştı.
"CANLI SAYISI GÜNCELLENDİ."
Mekanik ses yankılandı.
"DENEKLER..."
"KONTROL EDİLİYOR."
Koridorun duvarlarında kırmızı rakamlar belirmeye başladı.
4
Rakam titredi.
Sonra...
Yavaşça değişti.
3
Defne nefesini tuttu.
"Hayır..."
Ben de aynı şeyi düşünmüştüm.
Eğer sayı üçe düştüyse...
Birimiz artık yaşamıyordu.
Tam o anda koridorun sonunda küçük bir televizyon kendi kendine açıldı.
Ekranda cızırtılar vardı.
Sonra görüntü netleşti.
Elif...
Karanlık bir odada sandalyeye bağlıydı.
Gözleri kapalıydı.
Arkasında ise yine o siyah kabanlı varlık duruyordu.
Bu kez yüzü hâlâ görünmüyordu.
Ama başını yavaşça kameraya çevirdi.
Ekranda boğuk bir ses yankılandı.
"Aras..."
"Seni bekliyorum."
Varlık elini Elif'in omzuna koydu.
Ekran bir anda karardı.
Yerine tek bir cümle geldi.
"Onu kurtarmak istiyorsan 13 dakika içinde beni bul."
Koridordaki bütün saatler aynı anda çalışmaya başladı.
13:00...
12:59...
12:58...
Geri sayım başlamıştı...
★★★
Kusura bakmayın çok az yazdım ama yapacak bir şey yok artık yeni bölümü yayınlamam gerekiyor zaten iyi okumalar