MUTANT kitap kapağı

5. bölüm / 6

MUTANT

ORDU

Vaveyla Yazarı: SELENAY 🇹🇷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: ORDU

-CHAPTER 5-
Kurtuldum mu? Askerler... işte bu Allah bana bir şans daha verdi...
Sesin geldiği yöne doğru hızla koşmaya başladım askeri araç üzerinde dört tane asker bir de sürücüsü vardı araç hareket halindeydi üstüme doğru geliyordu. Beklemeden askerlerden bir tanesi kolunu uzattı "TUTT!" Diye bağırdı. Anlık arkama baktığımda yamyamların çok yakınımda olduklarını ve araca atlamam gerektiğini anladım. Bağırarak koştuğumu o an fark ettim sanki daha hızlı koşacakmış gibi bir bağırmaydı bu.
Araç hızlı bir manevra ile tersi yöne dönerken kolunu uzatmış olan askere doğru var gücümle sıçrayıp kolunu tuttum. Sıkıca tutundum o da beni montumun yakasından yakalayıp arabanın içine doğru çekti. O an fark ettim ki kolunu uzatan askeri de daha sarkması için farklı bir asker tutmuştu onun tutunduğu yer aracın çadır demirinin olduğu yerdi ama çadırı yoktu üzeri açıktı.
O sırada beni tutan askerin derin nefes alışını ve olduğu yere başı önde oturduğunu gördüm, başımda bir tane daha askerin bağırarak. "İYİ MİSİN? CEVAP VER! KENDİNE GEL!" Demesiyle ona döndüm orta yaşlı bir adamdı. Sadece kafa sallayabildim. "ISIRILDIN MI? YARAN VAR MI?"
Sorularını peş peşe sıraladı ama ben hala bomba yüzünden olan kulak çınlamamın kesilmesini bekliyordum. Dur soru sordu, ben hiç kendime bakmamıştım vücudumun her yeri sımsıcaktı adrenalinden yada kanıyor muyum? Hızla üstümü yokladım. Hayır, hayır adrenalin sadece adrenalinden hayır anlamında başımı iki yana salladım.
"Kafalarına ateş etmen gerektiğini nerden biliyorsun?" Dedi diğer asker herkesin bakışı bana döndü bir anda. Ve benden cevap beklemeden bağırarak konuşan orta yaşlı olan asker sordu "Kimsin sen?" Dedi ve ekledi "Polis misin?" Dedi gözleri parladı sonra bakışını düşürüp parlaması kaybolan gözleri ve çattığı kaşları ile tekrar sordu. "Sivil misin yoksa sadece?" Dedi.
Sivil olduğum için korkmam normal mi? Hayır sivil olmamalıyım lütfen "Kimliğin var mı?" Diyen sesle sesin sahibine döndüm az önce bana kolunu uzatan askerdi. O da orta yaşlı olan gibi karşımda durup diz çökmüştü şuan. Kimlik???
Hayır yok Selenay kimliğim yok çantamda kaldı çantamı da kaçarken fırlattım. Yüzüm kapalı hala maskem duruyor. O zaman ben Selenay değilim.
Selenay kim?
Aklıma o an cebimdeki istihbarat ajanın kimliği geldi ve kafa sallayıp cebimden Deniz'in cüzdanını çıkarıp onlara uzattım. Cüzdanı açınca orta yaşlı asker ve diğer asker göz göze geldi hiç bir şey demeden bekledim ellerim titriyor hayır vücudum titriyor kalp krizi olabilir karnım ağrımaya başladı ve kalbim çok şiddetli atıyor. Sakin olmalıyım yalan olduğu anlaşılmamalı sakin, sakin...
Cüzdanı bana geri uzattı orta yaşlı asker ve düşüncelerim hava da asılı kaldı. "Orduya hoş geldin ajan, bizde sizden haber bekliyorduk. Neler bildiğini anlatacağını umuyorum!" Dedi net ama meraklı bir sesle. Sıçtın kızım bir bok bildiğin yok ki senin şuan. Sana kaldı ajanlık. Kafa salladım sadece yukarı aşşağı.
Bir saniye orduya mı? ne ordusu? Annem??
Durdum ve bir anda orta yaşlı adama doğru şuan fark ettiğim kolundaki galaksi ile rütbesinin yüksek olduğunu anladığım ve cılız çıkmamasına özen gösterdiğim sesimle başladım. "Komutanım benim annemi, ııı ailemi toparlamam lazım, ai--" sözümü önce havaya kaldırdığı eliyle kesti ve devam etti. "Bu çocukları görüyor musun? Hepsinin ailesi var hepsinin sevdikleri var... tek değilsin hepimizi bekleyen birileri var onlar bekler ama burası beklemez görev beklemez... bunu iyi biliyor olmalısın ajan!" Sesinde tehdit vardı. Ama geri adım atmamalıydım.
Sesimi düzenleyip bir öksürük ile devam ettim "Dünyanın sonu geldi komutanım. Ordu, devlet, insanlık kalmadı artık. Size yardım edeceğim bildiklerimi anlatacağım, ama sizde bana yardım edin anlattıktan sonra, benim aileme gitmem lazım."
Komutan gözleri ile bana bakarak durumu anlamamışım gibi düşündü etrafına baktı ve sonra sadece onay anlamında başını yukarı aşşağı salladı. Aynı şekilde bende kafamı sallayarak karşılık verdikten sonra karargaha geldiğimizi düşündüm karargah metro istasyonu mu?
Kapıda nöbet tutan askerler metronun giriş kapısını açtı bizi içeri almak için ve herkes arabadan indi bende aynı şekilde. "Beni takip et!" Komutanın sesiyle arkasından yürümeye başladım. Ve içeri geçtik bir zamanlar kart okutup geçtiğimiz gişelerden şimdi üzerinden atlayıp geçmiştik. O zamanlar bunun nasıl bir his olacağını hep merak etmiştim bunu bu şekilde yaşamak...
Yaralılar siviller askerler polisler vardı. Doktorlar vardı, yaralılarla ilgilenen. Bir tane metro orda duruyordu ve kapısı açık içerisi ise ana baba günü gibiydi. Sivil olsam da alacaktı demek ki boşu boşuna yalan söyledik...
Metro içinde ilerleyip ayrı bir çadıra geçtik yanımızda kolumdan tutan askerde vardı "Anlat!" dedi komutan kaskını masaya koyarken artık daha normal ses tonuyla konuştuğu da dikkatimi çekmişti. Demek ki benim görevim ve rütbemde önemliydi, yani Deniz'in.
Aklıma not defteri geldi ve cebimden onu çıkardım ve açtım önce kağıtları çıkardım.
Bakalım ajan Deniz neler bulmuş...
Dünya'ya ne olmuş...
Kıyametin sebebi neymiş...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.