20. bölüm · MÜREKKEP VE KAN

BÖLÜM 19

M.N.B 👊👑

BÖLÜM 19: AKIL HOCASI
İstanbul’un kalbinde, eski bir kütüphanenin tozlu rafları arasında zaman durmuş gibiydi. Burası, Şahin Bey’in her tıkandığında akıl danıştığı, Konsey’in stratejik beyni olan "Profesör" lakaplı Haşmet Bey’in kalesiydi. Profesör, elindeki eski bir el yazmasını incelerken, karşısında öfkeden köpüren Şahin Bey duruyordu.
"Tüm veri merkezi silindi Haşmet!" diye bağırdı Şahin. "Selçuk öldü! O arşivci piçi ve yanındaki polis bozuntuları benim tüm geçmişimi bir gecede sildi!"
Profesör, gözlüğünü yavaşça indirdi. Sesi, bir mezar sessizliği kadar huzurlu ama bir o kadar da ürkütücüydü. "Veriler silinir Şahin, ama anılar kalır. Sen o çocuğu (Aras) çok hafife aldın. O, babasının sadece adaletini değil, sabrını da miras almış. Ama asıl sorun o değil..." Profesör duraksadı, gözlerini kapıdaki Baran’a dikti. "Asıl sorun, gölgenin ışığı görmeye başlaması."
Baran, kapının eşiğinde, yumruğunun içinde o gümüş künyeyi sıkıyordu. Profesör’ün ne demek istediğini anlamıştı. Şahin’in yalanları, o künyenin soğuk metali karşısında erimeye başlamıştı.
Mahzenin Yeni Planı
Selim’in güvenli evinde, Selçuk’tan ele geçirilen o kanlı disk masanın üzerindeydi. Kuzgun (Lara), şifreleri tek tek kırarken ekrana bir fotoğraf düştü. Eski bir kütüphane ve önünde duran yaşlı bir adam.
"Bu adam Profesör," dedi Aras, fotoğrafı işaret ederek. "Şahin’in attığı her adımın arkasındaki beyin o. Babamın infaz kararını veren konseyin İstanbul temsilcisi. O ölmeden, Şahin’i yerinden oynatamayız."
Murat, silahını temizlerken başını salladı. "Profesör’ün koruması çok farklıdır. Silahlı adamlardan ziyade, teknolojik bir fanusun içinde yaşar. Kütüphanesi tam bir labirent."
Elif, Aras’ın yanına oturdu. "Aras, o künye... Baran onu gördü değil mi? Neden o an seni öldürmedi?"
Aras, uzaklara daldı. "Çünkü kan, sudan ağırdır Elif. Baran kim olduğunu sormaya başladı. Ve o sorunun cevabını sadece Profesör’ün o tozlu arşivlerinde bulabiliriz."
Kütüphane Baskını: Sessiz Ölüm
Gece yarısı, kütüphanenin ağır demir kapıları Kuzgun tarafından sessizce açıldı. Aras, Murat ve Elif içeri sızdılar. Selim, dışarıda kamyonun içinde keskin nişancı tüfeğiyle çevreyi kolluyordu.
"Isı imzaları dağınık," dedi Kuzgun telsizden. "DİKKAT! Profesör, kütüphanenin altına bir tuzak kurmuş. Zemindeki sensörlere basmayın. -K."
Aras, kütüphanenin rafları arasından bir gölge gibi süzüldü. Profesör’ün çalışma odasına ulaştığında, yaşlı adamı bir masanın başında sakinçe çay içerken buldu. Karşısındaki sandalyede ise biri oturuyordu: Baran.
Baran silahını çekmemişti. Elinde o künyeyi tutuyordu. "Anlat bana Profesör," dedi Baran, sesi titreyerek. "Bu künye neden bende de var? Neden Aras’ta da var? Babam kimdi benim?"
Profesör gülümsedi. "Baban, doğruyu söyleyemeyecek kadar gururlu bir adamdı Baran. Ama Şahin sana bir gelecek verdi."
"Şahin bana bir yalan verdi!" diye bağırdı Baran.
Tam o sırada Aras içeri daldı. "Baran, dur!"
İki kardeş, Profesör’ün odasında karşı karşıya geldi. Aras’ın elinde neşter, Baran’ın elinde silah... Ama bu sefer aralarındaki nefret değil, o devasa, cevapsız soru duruyordu.
"Gerçeği mi istiyorsun Baran?" dedi Profesör, masanın altındaki gizli bir düğmeye basarak. "O zaman gerçeğin içinde yanın!"
Kütüphanenin rafları arasından aniden alev püskürtücüler devreye girdi. Profesör, masasının arkasındaki gizli asansörle aşağı inerken, oda bir anda cehenneme döndü.
Alevlerin Arasındaki İnfaz
"Onu kaçırmayın!" diye bağırdı Murat, alevlerin arasından Elif’i çekerek.
Aras, alevlerin içinden fırlayıp asansörün kapanan kapısına neşterini sıkıştırdı. Kapı zorlanarak açıldı. Aras aşağı süzüldüğünde, Profesör sığınaktaki bir tünelden kaçmaya çalışıyordu.
"Kaçamazsın Haşmet," dedi Aras. Sesi alevlerin gürültüsünü bastırdı. "Babamın dosyasını kapatan elin, şimdi kendi sonunu yazacak."
Profesör, yaşlı ve zayıftı ama zihni hala zehirliydi. "Beni öldürürsen Aras, Baran’ın kim olduğunu asla tam olarak öğrenemezsin. Şahin her şeyi yok etti."
"Arşivciler yok etmez Profesör," dedi Aras, ona doğru ağır adımlarla yürüyerek. "Arşivciler sadece yer değiştirir. Ve senin yerin, tarihin karanlık çöplüğü."
Aras, neşterini Profesör’ün boğazına yerleştirdi. Tek bir hamleyle, Konsey’in İstanbul’daki beyni olan o adamın nefesini kesti. Profesör’ün cansız bedeni, kendi kütüphanesinin alevleri altında kalırken, Aras adamın cebindeki o şifreli veri anahtarını almayı başardı.
Kardeşlik Bağındaki İlk Yarık
Aras yukarı çıktığında, Baran’ın gitmiş olduğunu gördü. Ama masanın üzerinde bir not vardı: "Künyeyi aldım. Sıradaki durağım Şahin. Eğer beni durdurmaya çalışırsan, seni öldürürüm kardeş."
Minibüse döndüklerinde Aras sarsılmıştı. Elif, Aras’ın yaralı eline pansuman yaparken Kuzgun’dan yeni bir ses kaydı düştü: "PROFESÖR'ÜN SİSTEMİNDEN BİR SES KAYDI KURTARDIM. ŞAHİN BEY VE PROFESÖR ARASINDA GEÇİYOR. 'Baran’ı Aras’a öldürtmeliyiz Şahin. İki kardeşin birbirinin kanını dökmesi, bu davayı ebediyen kapatır.' -K."
Murat, direksiyonu sıkıca kavradı. "Şahin bu kadar aşağılık biri işte. Kardeşi kardeşe kırdırmak istiyor."
Aras, dışarıdaki yangına bakarak fısıldadı: "20. Bölümde Şahin bu planını devreye sokacak. Ama unuttuğu bir şey var. Ben bir arşivciyim. Ve ben, aile bağlarını asla silmem."
Kuzgun’dan son mesaj: "ŞAHİN BEY ŞU AN BARAN'IN İHANET ETTİĞİNİ ANLADI. BARAN İÇİN BİR İNFAZ TİMİ ÇIKARDI. SIRADAKİ HEDEF: BARAN'I ŞAHİN'İN ELİNDEN KURTARMAK VE 20. BÖLÜMDE ŞAHİN'İN EN GÜÇLÜ KALESİ OLAN EMNİYET BİNASINA SIZMAK. HAZIR OLUN. -K."