3. bölüm / 5
Mürekkep Lekesi ve Kan Reva3
Bölümler 5Şu an: 3
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demirhan
Kütüphanenin masalarından birine, etrafı anatomi kitaplarıyla çevrili o alana bıraktım kendimi. Yaralı omzumdan sızan kan, ahşap masaya koyu damlalar halinde düşüyordu. Elif, birkaç adım geride, elleri hâlâ okul üniformasının eteklerinde, gözlerini bir an bile üzerimden ayırmadan dikiliyordu. Henüz çocuk sayılacak bir yaştaydı ama şu an karşımda, yıllardır güvendiğim adamların bile gösteremediği bir soğukkanlılıkla duruyordu.
"Dinliyorum," dedi Elif. Sesi bu kez titremiyordu; aksine, buz gibi bir netlik taşıyordu.
"Bu gece buraya tesadüfen gelmedim," dedim, nefesimi düzenlemeye çalışarak. "Liman sevkiyatındaki açığı kapatmak için kendi adamlarımla buluşacaktım. Ama ihanete uğradım. Kendi kardeş bildiklerim, sırtımdan vurdu."
Elif kaşlarını hafifçe çattı. "İhanet... ve bunu yapanlar hâlâ dışarıda mı?"
"Dışarıdalar," diye mırıldandım, karanlık bir gülümsemeyle. "Ama uzun sürmez. Beni burada ölü bulsalardı, her şey örtbas edilecekti. Şimdi ise... planları suya düştü."
Genç kız, masanın üzerindeki kana ve ardından yaralı omzuma baktı. İçindeki o merhamet duygusu ile mantığı arasında gidip geldiğini görebiliyordum. Bir suçlunun hikâyesini dinliyordu ama o suçlunun gözlerinde, bu şehrin pisliğinden başka bir şey olmadığını da sezebiliyordu.
Elif
Demirhan'ın anlattıkları, sabahlara kadar ezberlemeye çalıştığım anatomi terimlerinden çok daha karmaşık ve kanlıydı. Yeraltı dünyası dediğimiz yer, hırsın ve ihanetin üzerine kurulmuş dev bir bataklıktı. Ve ben, bu masum kütüphanede ders çalışırken, duvara asılı o haritanın arkasında dönen dolaplardan tamamen habersizmişim.
İçimdeki o ses, "Polisi ara, buradan git" diyordu. Ama diğer ses, kelimelerin bittiği yerde bu adamın gözlerindeki o yapayalnız kararlılığı işaret ediyordu. O da benim gibi yalnızdı; tek farkı, onun yalnızlığı kanla yazılmıştı.
"Neden bana anlatıyorsun?" diye sordum, ona doğru bir adım atarak. "Beni susturmanın ya da... ortadan kaldırmanın binbir yolu vardır senin için."
Demirhan başını kaldırdı, gözlerimiz bir kez daha kilitlendi.
"Çünkü," dedi, sesindeki o sert kabuk biraz olsun kırılmış gibiydi. "Hayatımda ilk defa, benden korkmayan ama beni gerçekten gören biriyle karşılaştım. Seni öldüremem, Elif. Ama seni bu hikâyenin dışına da tutamam."
Kalbim hızla çarpmaya başladı. Adımı ilk defa söylemişti.
"Ne demek bu?" diye fısıldadım.
Demirhan ayağa kalktı. Yaralı omzuna rağmen dik durmaya çalışıyordu. "Şu an buradan çıkıp gitmek istersen, kapı açık. Ama arkana baktığında, bu gece gördüğün yüzlerin seni bulacağını unutma. Ya bu kütüphanede kalıp sıradan bir öğrenci olarak ömrünü tüketeceksin... ya da benimle gelip bu defteri birlikte kapatacaksın."
Bölüm etkileşimi
