10. bölüm / 12
Mürekkep LekesiPanodaki İsimler
Bölümler 12Şu an: Panodaki İsimler
- 1 İlk Çizgi1.050 kelime
- 2 Çizginin Taşıdığı Yangın582 kelime
- 3 Mürekkebin Tene Doğuşu487 kelime
- 4 Akademi Duvarları499 kelime
- 5 Mühürlenen Çizgiler544 kelime
- 6 Büyük Sergi465 kelime
- 7 Mürekkep Ve Fısıltılar670 kelime
- 8 Tenin Sessizliği947 kelime
- 9 Çizginin Dışındaki Şehir557 kelime
- 10 Panodaki İsimler479 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Tuvaldeki Boya791 kelime
- 12 Gecenin Yeni Renkleri635 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açtığımda başımda dün geceden kalma hafif, tatlı bir sızı vardı ama içimdeki heyecan o sızıyı anında bastırdı. Telefonumun ekranına baktığımda tarihe gözüm çarptı:
5 Haziran 2026. Yani o büyük gün gelmişti. Sakarya Güzel Sanatlar Lisesi yetenek sınavı sonuçları bugün okulun panosunda ilan edilecekti.
Yataktan fırladığım gibi üzerime ne bulduysam geçirdim. Ryujin dükkanın mutfak tezgahında çoktan kahveleri hazırlamış, kapının önünde motorun anahtarlarını parmağında çeviriyordu. Yüzümdeki o panik ve heyecan karışımı ifadeyi görünce hafifçe gülümsedi. O her zamanki cool duruşunun arkasında, aslında onun da en az benim kadar heyecanlı olduğunu parmağındaki anahtarı her zamankinden daha hızlı çevirmesinden anlıyordum.
"Sakin ol ressam kız," dedi, kahve kupasını bana uzatırken. "O panoda ne yazarsa yazsın, sen zaten kendi rüştünü o gece o kağıtta ispatladın."
"Söylemesi kolay," dedim, kahveden büyük bir yudum alıp dükkandan dışarı fırlarken. "Hayatımın geri kalanı o kağıtta yazıyor."
Motora atladık. Ryujin bu kez gazı her zamankinden daha sert kökledi, sanki benim içimdeki o sabırsızlığı yollardan çıkarmak ister gibi. Okulun kapısına geldiğimizde bahçe tam anlamıyla bir ana baba gününe dönmüştü. Yüzlerce öğrenci, veliler, heyecanlı fısıltılar... Ve bahçenin tam ortasındaki o büyük, ahşap ilan panosu.
Motoru tam bahçe kapısının önüne park ettiğinde, herkes yine kafasını çevirip bize baktı. Ama bu kez umursamadım. Ryujin motordan indi, kaskını aynaya astı ve yürümek üzereyken aniden elimi kavradı. Parmaklarını parmaklarımın arasına öyle sert kenetledi ki, o an arkamda koca bir dağ varmış gibi hissettim.
"Birlikte bakacağız," dedi, sesindeki o sarsılmaz güven içimdeki tüm titremeyi durdurdu.
Kalabalığı yararak panoya doğru ilerledik. Gözlerim listenin en üstünden aşağıya doğru kaymaya başladı. Kalbimin sesini resmen kulaklarımda duyabiliyordum. 1, 2, 3... İsimleri tek tek eliyordum. Ve tam ortalara geldiğimde, o ismi gördüm.
"LEE CHAE-RYEONG"
Yanında ise jürinin verdiği o en yüksek puan yazıyordu. Sınavı kazanmıştım. O hayalini kurduğum resim bölümünün kapıları benim için ardına kadar açılmıştı.
Şok içinde birkaç saniye panoya bakakaldım. İnanamıyordum. Gözlerimden bir damla yaş süzülürken, arkama döndüğüm an Ryujin’in kollarının arasına gömüldüm. Beni belimden yakaladığı gibi havaya kaldırdı, tüm o kalabalığın, hocaların ve öğrencilerin şaşkın bakışları altında beni kendi etrafında döndürdü.
"Sana söylemiştim," diye fısıldadı kulağıma, sesi bu kez gururla titriyordu. "Sen o kağıda sadece çizgi çekmedin Chae, sen oraya ruhunu koydun."
Aşağı indiğimde, ellerimi onun boynuna doladım. Etraftaki insanların fısıldaşmalarını,
"Aaa, kazanan kızın yanındaki o dövmeli kız kim?"
deyişlerini hiç duymuyordum bile. Ryujin eğildi, herkesin içinde, o büyük başarı panosunun önünde dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bu öpücük, dükkandaki o gizli, karanlık arzulardan çok uzaktı; bu, tüm dünyaya karşı kazanılmış bir zaferin, özgürlüğün ve yeni başlayan hayatımızın ilk resmi ilanıydı.
Okul bahçesinden el ele, başımız dik bir şekilde çıkıp motorun yanına yürüdüğümüzde, gökyüzündeki haziran güneşi bile gözüme daha parlak geliyordu. Ryujin bana döndü, ceketinin cebinden küçük bir boya tüpü çıkarıp avcuma bıraktı. Siyah, parlak bir akrilik boyaydı.
"Bu ne?" diye sordum gülerek.
"Yeni okulunun ilk günü için,"
dedi, göz kırparak.
"Ama unutma ressam kız, akademide ne öğrenirsen öğren... Senin asıl atölyen her zaman o ara sokağın köşesindeki dükkan olacak."
Bölüm etkileşimi
