7. bölüm · Mefhum

6. Düğüm

Ahsen DEREN

~Asaf'tan~

Gamze neden böyle yapmıştı şimdi? Sanırım özür dileyeceğim diye daha da berbat etmiştim her şeyi..

Gamze'nin arkasından bakmayı bırakıp Enes'e döndüm.

- Enes'im ne oldu şimdi, sen anlayabildin mi?

Enes gözlerini apartman kapısından ayırmadan sorumu cevapladı.

- Senlik bir şey yok Asaf'ım, babası gördü diye yaptı. Sanırım geçen sefer ki olay yüzünden, anlatmıştın ya?

Enes haklıydı sanırım. Aklıma gelenle öfkeyle yumruklarımı sıktım.

- Hay ben böyle işin!

Sağ elimi alnıma yaslayıp kendi etrafımda bir iki adım attım. Enes merakla kolumu tutup kendine bakmamı sağladı.

- Dur ula, ne oldu da hiddetlendin?

- Gamze'nin dudağında ki yara.. Bak soracaktım unuttum. Babası benim yüzümden vurmuş olmasın?

Enes'in göz bebekleri büyüdü. Şaşırmıştı. Onun kadar bende şaşkın ve öfkeliydim. Nasıl vururdu ona?

- Asaf'ım belki de vurmadı adam günahını almayalım.

- Kardeşim, ilk gördüğümde yüzünde bir şey yoktu. Ertesi gün size gelirken karşılaştığımda kavga ediyorlardı ve dudağında yara vardı. Bir gecede böyle büyük bir uçuk vs. Çıkmaz heralde dimi?

Enes sessiz kaldı. Bu defa hak vermişti bana. Kolunu sıvazlayarak,

- Kardeşim senden bir şey rica edeceğim. Siz aynı apartmandasınız, eve girmeden yetişsenden de konuşsan?

Diyerek sordum.

Enes istemeyerek beni onayladığında sağ elimle kolunu biraz daha sıvazladım. "Sağol kardeşim."

Enes giderken bende bizim eve doğru ilerledim. Son iki haftadır hayatım tamamen değişmişti. Gamze'nin hayatıma tekrar dahil olmasıyla hem bahar gelmişti hemde bir çıkmaza daha girmiştim.

Evet, elimizde babamın yıllardır aradığı adam, Sedat öğretmenin sırrı ve Gamze'nin tuhaf babası var.. Belki ilk iki olayı çözerdim de, Gamze'nin babasına yapacak bir şey yoktu sanırım..

Eve girdiğim gibi namazımı kılıp anneme yardım için mutfağa geçtim. Annem bir yandan yemek hazırlıyor, bir yandan da telefonla konuşuyordu. Anneme elimle işaret ederek yardım etmek istediğimi söyledim. Annemde elime soğan ve doğrama tahtası tutuşturup teyzemle konuşmaya devam etti.

Bir elimdeki soğana birde doğrama tahtasına bakıp tezgahın üzerine koydum. Soğan doğramak hiç benlik değildi! Artık ileride çocuklarım olursa onlara kitlerdim. Lan ne iyi olurdu bee! 'Kızım bak annen çok yoruluyor sende soğanları doğra.' Yani Gamze'nin soğan doğramasına gönlüm el vermez. E kızıma da soğan doğratamam ki! 'Oğlum sen doğra şu soğanları da karımın ve kızımın gözleri yanmasın.' Heh bak bu oldu. 'E baba sen?' Diye sorarsa da 'Oğlum askeriyede soğan kokar ellerim olmaz.' Falan derim artık.

'AHHHH" ULAN lan parmağım gitti!

Annemde anında yanımda bitti tabii.

- Oğlum naaptın ya? İyi misin? Soğanları da kan ettin hep!

Göz bebeklerim ayrılarak anneme baktım. Anneeeğğ elim kesildi burda yaa..

- Merak etme annem yok bir şey parmağımı sarıp geliyorum.

- Yok yok sen gelme ben hallederim.

İçimden 'Eyvallaahh' diyerek banyoya koştum. Allah'tan namazı kılmıştım. Parmağıma yara bandı sarıp salona geçtim hemen. Babamla konuşmam lazımdı. O kavgadan sonra babam hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih etmişti. Bende üstelemedim. Dediğim gibi derdim babamın sevgisi değil, asker olmam için destek olması.

Babam salonda kendi başına oturmuş kara kara düşünürken bir cesaret babamın tam karşısına geçip oturdum.

- Hayırdır oğlum? Bir şey mi soracaksın?

Anında anlamıştı bir şey soracağımı. E sonuçta Ferhat Komutandı o.

- Evet baba aslında nasıl soracağım bilmiyorum ama.. Hani senin yıllardır aradığın şu adam varya?

Babam bir adamın peşindeydi, belki de yıllar önce yaşadığı kayıpla o adamın bir ilgisi vardı. En azından bunu öğrenmek bana yardım edebilirdi.

Babam beni sakinlikle dinlediğinden lafımın devamını getirmeden beklemeye başladım. Ondan bir tepki bekliyordum ama öyle dümdüz bana bakıyordu.

- Baba?

Babam sabırsızca gözlerime odaklandı.

- Benim aradığım adamla ne işin var oğlum?

- Bu adam kim merak ettim.

- Şimdi bu merakın sebebi ne peki?

Şimdi buna cevap ver bakalım Asaf.

- Aslında uzun zamandır merak ediyorum ama, şimdi sormak istedim. Geçen ki kavgada büyük bir kayıp yaşadım demiştin laf arasında. Belki bana da anlatırsın diye umut ediyordum ama pek anlatacak gibi durmuyorsun.

- Evet oğlum anlatmayacağım. Merak edecek bir şey yok hadi sen işine bak. Madem ben de sana bir şey sorayım. Az önce balkondayken gördüm, kimdi o kız? Hastanede de gördüm onu, bize baktı ama yanımıza gelmeye çekindi.

Babam böyle şeyleri merak etmezdi normalde. Herhalde Gamze beni ittiği içindi bu merak.

- Okuldan biri

Diyerek geçiştirmeye çalıştım.

- Okuldan biri, yani sıradan göstermeye çalıştığın biri niye seninle hastaneye gelsin ve seni niye itsin oğlum? Belli ki aranızda bir konuşma geçti?

(Yemek hazıırr!)

Canım annem ya! "Yemek hazırmış baba, bekletmek olmaz." diyerek ayaklandım hemen. Hayret babam söylediklerime gülerek ayaklanmış, hiçbir şey demeden mutfağa geçmişti. Taş duvarlarının arasında gülümsemeyi nasıl başarmıştı acaba?

***

Haftasonu geçmek bilmemişti. Gamze'yle konuşacağım için aşırı heyecanlıydım. Bir yandan da acaba yanlış mı yapıyorum diye sorgulayıp duruyordum..

Sınıfa eşyalarımı bırakıp, konuşmak için kapının önünde Gamze'yi beklemeye başladım.

- Asaf, bu kızın hâli hâl değil. Baksana hiç yüzü gülmüyor. O gün apartmana girdiğimde de ağlıyordu zaten.

- Enes? Sen ne ara geldin?

- Şimdi geldim Asaf'ım. Sınıfta görmedin beni.

Enes'in geldiğini farketmemiştim. Bir süre ikimizde hiçbir şey söylemedik. İkimizde duvara yaslanmış, öyle gelen gidene bakıyorduk. Gamze bir türlü gelmemişti. Herhalde bugün gelmeyecekti. İçime bir korku düştü. Ya o adam ona zarar verdiyse ve o yüzden gelmediyse? Saçmalama Asaf saçmalama!

Enes'in kolumu dürtmesiyle kendime gelerek onun baktığı tarafa baktım. Çok şükür Gamze gelmişti sonunda.

- Gamze?

Enes yanımdan ayrılırken bu defa Gamze onun yerine geçmiş o da benim gibi sırtını duvara yaslamıştı.

- Geçen gün yaptığım şey için özür dilerim Asaf.

Senden gelen ceza bile bana en güzel ödül, haberin yok ki.. Olsa özür dilemezdin..

- Özür dilemene gerek yok. Dersten sonra okulun şu boş koridorunda konuşalım mı? Muhtemelen uzun sürecek konuşmamız.

- Peki tamam.

***

Ders boyunca içim içimi yemişti. Hem Gamze ile konuşacağım için heyecanlanıyordum hemde Gamze'nin, babası ile ilgili anlatacaklarından korkuyordum. Biliyorum bu yaptığım doğru değildi ama konuşmak zorunda hissediyordum kendimi. O gün babasının ona öyle davrandığını görünce, elimden geleni yapmak boynumun borcu gibi hissediyordum. Sonuçta benim yüzümden olmuştu, yani muhtemelen..

Enes hocalardan biriyle konuşacağım deyip gittiği için Kerem gelmişti benimle. Aslında tek konuşsam daha iyiydi ama ben rahat edemiyordum.. Kerem de olayları az çok biliyordu zaten.

Gamze koridorun sonundaki pencereden dışarıya bakarken biraz geride durup sırtımı duvara yasladım. Kerem de tam yanımdaydı. Daha önce farketmemiştim, ikisinin siması ne kadar da benziyordu.

- Ne konuşacağız Asaf?

- Gamze, çocukken çok yakındık, hep birbirimizle dertleşirdik. Hatırlıyorsundur o günleri.

Gamze bir anda bana doğru dönüp kollarını birbirine bağladı. "Hayret hatırlıyorsun?"

- Bak gerçekten özür dilerim. Sana o gün anlatmaya çalıştım ama-

- Tamam Asaf şaka yaptım, sıkıntı yok.

Ona belli etmeden hafifçe gülümsedim. Bıraksalar otuz iki diş sırıtacaktım.

- Belki anlatmak istemezsin bilmiyorum ama.. Baban, neden sana öyle davrandı? Her şeyden önce dudağının kenarında ki yara.. Baban mı vurdu? Buna ben mi sebep oldum?

~Gamze'den~

Sanırım tam zamanıydı. Zaten buraya gelirken her şeyi Asaf'la paylaşmayı hayal etmemiş miydim? Evet her şeyi ona anlatacaktım ve babamdan kurtulacaktım. Öyle hayal etmiştim. Ama şimdi, sanki anlatsam da bir şey değişmeyecekti.

- Anlatsam ne olacak ki?

- Sanane diyebilirsin ama senin için elimden geleni yapabilirim.

Nasıl sanane diyebilirim ki sana? Ama anlatamam işte.. Seni de kendi bataklığıma sürükleyemem...

- Asaf..

Boğazıma oturan düğümler yüzünden sustum. Zaten ya onlar yüzünden ya babam yüzünden bir şekilde susmak zorundaydım. Ama şimdi, Asaf bana bir kapı aralamıştı. Belki de ona anlatırsam... Bir şeyler olacaktı, kurtulacaktım? Ama başka bir ihtimal daha vardı. Asaf'ı da kendi bataklığıma sürükleyebilirdim...

- Gamze korkmana gerek yok. Bak ben buradayım, yanındayım. O adamdan, afedersin yani babandan korkmana gerek yok..

Acaba şuan ona sarılsam? Yok, geçen sefer konuşamayız demişti. Sarılırsam kızabilirdi. Kerem de buradaydı, ona nasıl güvenecektim? Gerçi Asaf onunla geldiyse bu ona güvenebileceğimi gösterirdi.

- Tamam.. Anlatıyorum her şeyi.. Ben daha küçükken bir kaza sonucu annemle kardeşim vefat ettiler. Ben babamla büyüdüm.. O hiçbir zaman..

Yaşadığım gerçeklerle tekrar yüzleşmek istemiyordum. Belki de aşık olduğum çocukla sıra arkadaşımın da bu gerçekleri öğrenmesini istemiyordum.

- Gamze özür dilerim ben..

- Özür dilemene gerek yok.. O hiçbir zaman bana kızıymışım gibi davranmadı. Hep kötü davrandı işte. Neden bilmiyorum ama seninle konuşmamı istemiyor. Yani özellikle sen ve Enes'le. Normalde konuştuğum insanlara pek karışmaz..

Asaf düşünceli görünüyordu. Yanındaki Kerem de kaşlarını çatmış düşüncelere dalmıştı. Bir şey söyleyecek gibi bana baktığında zil çalmış, vazgeçerek Asaf'a bakmıştı.

- Elimden ne gelir bilmiyorum ama ben yanındayım Gamze.

Asaf'ın yine bana bakmadan söylediklerini, görmeyeceğini bilsem de başımla onayladım.

- Teşekkür ederim Asaf..

Onları geride bırakıp sınıfa doğru ilerledim. Boşu boşuna anlatmıştım her şeyi. Asaf ne yapacaktı ki benim için? Hiçbir şey yapamazdı. İstese bile yapamazdı... O adam benim öz babamdı ve ben onunla yaşamaya mahkumdum.

***

~Asaf'tan~

Gamze'nin anlattığı hikaye yeterli değildi. Bu adamın böyle davranması, ya psikolojisi bozuk olduğundan ya da çok daha etkili bir sebep olduğundan kaynaklıydı eminim. Muhtemelen psikolojik sorunları vardı. Bu da Gamze'yi o adamın elinden kurtarmaya yeterdi. Peki sonrası ne olacaktı?

- Asaf?

- Efendim Kerem?

- Gamze'nin anlattığı hikaye tıpkı...

Kerem'in yüzünde anlam veremediğim bir endişe vardı. Söyleyeceği şey her neyse söylemekten çekiniyor gibiydi.

- Evet Kerem?

- Şimdi sınıfa geçelim. Çıkışta Enes ve sana anlatacağım.

Kerem koşar adımlarla alt kata inen merdivene yöneldiğinde arkasından seslendim. Ama duymadı. Ne yaptığını daha sonra öğrenme kararı alarak sınıfa geri döndüm.

Bölüm sonu, Düşünceleriniz neler?
Allah'a emanet oluunn