6. bölüm · Mefhum
5: Gözyaşları
~Asaf'tan~
Bir haftadır cesaret edipte Gamze ile konuşamamıştım. Gönlünü nasıl alacağımı da bilmiyordum. Ne olmuştu bana da, yıllarca adını sayıkladığım kıza böyle davranmıştım? Sanırım bana düşündüğümden çok daha fazla kırılmıştı. Bir hafta boyunca hep uzak durmuştu benden. Ben ise bir türlü konuşmaya cesaret edememiştim. Ona uzaktan uzağa bakarken dudağının kenarındaki yarayı farketsemde gidip soramadım. Bir anda böyle büyük bir yara oluşması normal değildi. Ona olan öfkem son raddedeydi. Tahminimce Gamze'ye o tokat atmıştı ve belki de bunu ilk yapışı değildi. İçime dolan öfkeyle yumruğumu sıktım.
- Abiiiiiii!
Elif'in çığlığı beni kendime getirdi. Oturduğum yerden fırladığım gibi soluğu Elif'in odasında aldım. Odaya girdiğimde çalışma masasının üzerine çıkmış korkuyla duvardaki böceğe bakıyordu.
- Elif ne oldu daa!?
- Abiii odamda kocamaan böcek vaaaarr!
- Ya of kızım bir şey oldu sandım!
Bu nasıl bağırmaktı, bir şey olmuş gibi? Gerçi başta kızsam da korkusundan çalışma masasına çıkan kardeşimin halini görünce sesli bir şekilde gülmeye başladım.
- Abiiiii! Aaaaaaa!
Hamam böceği duvardan Elif'in yatağına düştüğünde bir kez daha çığlık atmasıyla kulaklarımı kapadım. Anın verdiği zevkle tekrar kahkaha atmaya başladım. Ben güldükçe Elif'te sinirleniyordu.
Onu daha fazla sinirlendirirsem bu defa trip atacaktı. Buna katlanamayacağım için elime böceği aldıktan sonra camı açıp dışarı attım. Camın önünden Elif'e doğru baktığımda yüzünde ki ifadeyi görünce kendimi tutamayıp "Elif? Bak şurda bir tane daha var! Ahahahha!" Diyerek tekrar gülmeye başladım.
- AAAAAAAĞĞĞĞĞĞ?
Elif bir kez daha son ses çığlığı basınca daha fazla dışarı sesimizin gitmemesi ve insanların, noluyor ya, dememesi için pencereden çekildim. Tam kapatacakken karşı binadaki balkondan görüş açıma giren Gamze'yle daha hızlı davranarak camı kapatıp hızla perdeyi çektim.
Daha fazla ağlamaması için kardeşimi kucağıma alarak sarıldım.
- Abi ben sana küstüm.
- Niye minik kuşum?
- Böcekten korkuyorum diye gülüyosun bana!
- Oyyy minik kuşum benim, tamam özür dilerim kızma abiye.
Elif anında yumuşar sanmıştım ama hâlâ yüzü asıktı.
- Peki seninle parka gidelim mi minik kuş?
- Oluuurr. Hadi abi gidelim! Enes abi de gelsin miiii?
- Gelsin gelsin.
Elif'i kucağımdan indirip dolabının kapağını araladım.
- Hadi sen güzelce giyin, bende namazımı kılayım olur mu?
Elif Hevesle başını aşağı yukarı salladığında yanaklarından kocaman öptüm ve kendi odama geçtim hemen. Enes'e mesaj atıp vakit kaybetmeden namaza durdum.
Namazım bittiğinde tişörtümün üzerine gömleğimi giydikten sonra telefonumu ve cüzdanımı alıp odadan çıktım. Elif'te odasından çıkmış beni bekliyordu.
Elinden tutup evden çıktık beraber.
Park aşırı kalabalıktı, yani bana göre. Nereden baksan bir altı çocuk falan vardı. Birde onların ailesi tabii. Elif geldiğimiz gibi oyun alanına koşarken Enes'le birlikte banklardan birine oturduk. Konuşmayı başlatan Enes oldu.
- Hâlâ konuşmadın kızla?
- Ne diyeceğim bilmiyorum ki.
- Asaf'ım gün geçtikçe zaman kaybediyorsun. Bir an önce toparlan.
- İnşaAllah kardeşim, düzelteceğim bir an önce. Eee siz şu komşu ziyareti işini ne yaptınız?
- Dün gidebildik şükür de anormal bir durum yoktu.
Enes'in böyle diyeceğini tahmin etmiştim. Yani adam muhtemelen taşınma telaşından sürekli çıkıyordu.
Kulağıma ulaşan çığlık sesleriyle yerimden fırladım. Enes'le birbirimize bakıp kalabalığın arasına karıştık. Kalabalıktan kurtulmayı başardığımda, Gamze'nin kucağındaki kardeşimin yanına çömeldim. Sol eliyle sağ elini tutmuş, ağlıyordu. Uzanıp elini tutarken yanlışlıkla Gamze'nin eli elime değdiğinde hızla elimi çekip Gamze'ye çevirdim başımı.
- Gamze?
- Asaf? Bu kız yere düşmüş görünce koştum hemen. Şey, kardeşin mi?
- Evet.
Ona bakmayı bırakıp Elif'e döndüm.
- Elif abicim iyi misin?
- Abiii! Kolum çok acıyor!
Elif'i dikkatlice kucaklayarak ayağa kalktım.
- Tamam abicim, dayan biraz hemen hastaneye götüreceğim seni tamam mı?
Arkamı döndüğümde Enes kalabalığı dağıtmaya çalışıyordu. Hızlı adımlarla onun yanına ulaştım.
- Enes'im Allah razı olsun, ben hemen hastaneye götürüyorum Elif'i.
- Dur dur, babam evde bugün arabayla götürsün bizi.
Hiç itiraz etmeden, Enes'in peşinden siteye doğru ilerledim. Dolmuşla gitmek hem Elif'e hem bana eziyet olurdu. Sanırım Gamze de peşimizden geliyordu.
Apartmanın önüne geldiğimizde Mustafa ağabey arabayı çalıştırmış bir vaziyette bizi bekliyordu. Arabaya doğru ilerlerken Gamze'nin seslenmesiyle ona doğru döndüm.
- Asaf.. Bende geleyim mi sizinle?
Gel tabii ki, gel ve yanımda ol..
- Baban kızmasın?
- Merak etme o farketmeden eve dönerim.
İşte bu! Asaf sen kafayı mı yedin acaba? Kardeşin acı çekiyor burada!
- T-tamam..
Enes ben ve Elif arka koltuğa geçtik hemen. Gamze de ön tarafa geçmişti. Hastaneye doğru ilerlerken kucağımda ağlamaktan ter kan içinde kalan kardeşime baktım. Bileği biraz şişmişti. Enes'in uzattığı buzu Elif'in bileğine koydum ve boşta kalan elimle de alnını sildim.
- Abicim az kaldı tamam mı?
Elif, dizime yatmış, sesli bir şekilde ağlamaya devam ederken, Gamze de göz ucuyla bize bakmaya devam ediyordu. Anın verdiği gerginlikle derin bir nefes aldım ve olabildiğince başımı kardeşime doğru eğdim.
Hastaneye geldiğimizde Doktorlar anında müdahale etmişlerdi. Röntgen çekilmişti, beklerken acısı dinsin diye de ilaç vermişlerdi..
Elif'i yatırdıkları sedyenin yanı başında duran sandalyeye oturup başımı ellerimin arasına aldım. Derin bir iç çekip sedye de masumca uyuyan kardeşime odaklandım.
Telefonumun zil sesi düşüncelerimi bölerken hızlıca kendime gelerek telefonumu cebimden çıkardım. Ve babamdan gelen aramayı yanıtladım. Herhalde Mustafa ağabey anlatmıştı olanları.
***
~Gamze'den~
Demek Asaf'ın bir kardeşi vardı. Çokta tatlıydı Elif. Keşke benimde bir kardeşim falan olsaydı. En azından ona tutunurdum..
Mustafa amca Asaf'ın babasıyla konuşurken uzaktan Asaf'ı izlemeye başladım. Bir süre başı ellerinin arasında durmuştu. Telefonunun çalmasıyla Görünmeden yakınına doğru ilerlemeye başladım. Bu yaptığım ne kadar yanlış olsa da zaten konuştuklarını duyuyordum ve iyice meraklanmıştım.
- Efendim baba?
...
- Evet hastanedeyiz şimdi, sağolsun Mustafa ağabey getirdi bizi.
...
- Biraz daha iyi.. Siz gelince bileğini alçıya alacaklar.
...
- Baba ben..
...
- Baba...
...
- Gelince konuşalım, araba kullanıyorsun.
Telefonu kapattığında sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdi. Beni görmemesi için sessizce uzaklaştım yanlarından. Acaba babası ne demişti. Asaf'ı mı suçlamıştı?
İyi de suçlu bir yanı yoktu ki. Farketmemiş olabilirdi, gayet normaldi yani. Hem Ferhat amca da öyle bir değildi.
- Gamze iyi misin, neden hastanedesin?
Bana seslenen kişiye döndüğümde istemsiz sinirlerim bozuldu. Beni yeni tanımasına rağmen her fırsatta bana yakınlaşmaya çalışan Mert'ti seslenen kişi.
- iyiyim Mert merak etme arkadaşımın kardeşini getirdik.
- Anladım, sen iyiysen sıkıntı yok.
Mert bir iki adımla tam yanıma geldiğinde tuhaf bir ifadeyle arka tarafa doğru bakmaya başladı. Neden öyle baktığını anlamak için arkama döndüğümde Asaf'ı görmeyi beklemiyordum açıkçası. Üstelik o da sinirle Mert'e bakıyordu ve ben ona dönünce arkasını dönüp Elif'in yanına geri dönmüştü. Asaf ve Mert birbirlerini tanımıyordu bildiğim kadarıyla, niye sinirle Mert'e bakmıştı?
- Arkadaşım dediğin şu mu cidden?
Mert'in küçümser tavrıyla tanış olduklarını anlarken sinirle sesimi alçak tutmaya çalışarak çıkıştım.
- Mert bir daha Asaf hakkında böyle konuşma sakın! Hem evet o benim en yakın arkadaşım ve bu seni ilgilendirmez.
Son cümlemi Asaf'ın da duyması için biraz sesli söylemiştim. Umarım Asaf duymuştur Amin.
Mert sinirle giderken Asaf'ın anne ve babası da gelmişlerdi. Enes'te yanlarındaydı.
Enes, Asaf'ın anne ve babasına rehberlik ederek, onları Asaf ve kardeşinin yanına götürdüğünde Ferhat amca biraz geride kalmıştı. Üzerinde üniforması vardı, belli ki işyerinden izin alıp gelmişti. Uzaktan yüzüne odaklandığımda birçok ifade vardı gözlerinde. Endişe, korku, öfke... Elif için korkmuştu belli, sanırım siniri de Asaf'a karşıydı. İyi ama onun suçu yoktu ki.. Yanlarına gitsem mi? Ne kadar yanlarında olmak istesem de artık eve gitmem lazımdı.
Sarı alandan çıkıp hastane koridorunda ilerlemeye başladım.
- Gamze kızım?
Bana seslenen Mustafa amcaya baktığımda endişeli bir ifadeyle bana bakıyordu. Birkaç adımda yanına ulaştım.
- İyi misin?
- Şey, iyiyim. Siz nasılsınız?
- Elhamdülillah.
Utancımdan sustum kaldım. Acaba gitmeli miydim?
- Kızım, eğer bir derdin sıkıntın olursa, biz iki kat yukarıdayız tamam mı? Çekinmeden gelebilirsin.
Mustafa amcayı başımla onaylayıp teşekkür ettim. "Şey, ben gideyim, babam gelmeden evde olmam lazım. Geçmiş olsun."
- Bizim de eve gitmemiz lazım, gel seni de bırakalım evine.
- Şey.. zahmet vermeyim size.
- Olur mu kızım ne zahmeti? Gel hadi.
Mustafa amca ne kadar da iyi biriydi.. Keşke benim babam olsaydı o.. Ya da onun gibi bir babam olsaydı...
***
Ertesi gün Asaf benimle konuşmak istediği için parka geldim. Yalnız gelmesini beklerken Enes'le birlikte gelmişti. Ulan sizin göbek bağınız birlikte mi kesildi be?
İkisi çardağa geldiklerinde oturduğum yerde sırtımı dikleştirdim.
- Elif iyi mi?
- Evet iyi çok şükür.
Asaf'ın yüzünden düşen bin parçaydı. Onun yüzündeki ifadeyi incelerken dudağının kenarındaki yarayı farkettim. Acaba biriyle kavga falan mı etmişti?
Sanırım dünden sonra pek iyi şeyler olmamıştı. Halbuki Ferhat amca çok iyi biriydi. Asaf'a ne kadar tepki vermiş olabilirdi ki? Hem Ferhat amca bu yüzden ona vurmazdı. Heralde biriyle falan kavga etmişti ya da uçuk gibi bir şeydi.
- Gamze biraz konuşalım mı?
Zaten konuşmak için çağırmamış mıydı beni? Asaf bakışları yerde cevap vermemi bekliyordu. Biraz da gergin gibiydi.
- Şey, olur..
Enes hemen yan çardakta durmak için izin alırken Asaf'ta izin vermişti. Neden izin alıyordu ki?
Enes uzaklaştığında çardağın oturağına oturdum. Asaf'ta benden biraz uzağa oturdu.
- Özür dilerim Gamze... Sanırım biraz.. Biraz değil bayağı eşeklik ettim sana karşı. Senden değil aslında kendimden kaçtığım için öyle davrandım.
Asaf dirseklerini dizlerine yaslamış, yere bakarak konuşuyordu. Bu şekilde konuşmasına bir anlam veremediğimden önce bunun sebebini soracaktım.
- Neden konuşurken yere bakıyorsun?
Asaf şaşırarak, başını hafifçe bana doğru kaldırdı. Sonra tekrar indirdi.
- Öyle olması gerekiyor. Sanırım bana çok kızgınsın ki, özrümü bile önemsemedin.
- Kızgınım tabii! Bana yalan söyledin Asaf. Beni tanımana rağmen konuşmadın, ben Asaf'ım demedin.
- Bak gerçekten özür dilerim. Sen bana tanıdık geldin ama emin olmak istedim. Tam emin olmadan konuşmak istemedim.
- İyi peki öyle olsun. Kaçmanın sebebi ne tam olarak ben anlayamadım. Beni tanımadın ama tanımaya çalışmadın. Ben seni bulmak için çok çabaladım.
- Haklısın, zor bir dönemden geçiyorum Gamze, bu yüzden sanırımkafam dalgın. Ve dinimizde birbirine haram olan bir kadın ve bir erkeğin konuşması doğru karşılanmaz.
Bak bunu bilmiyordum işte. Babam olacak adamın dinle alakası yoktu ki bana bunları öğretsin?
- Şey bilmiyordum Asaf. Neyse ben artık gideyim.
Ona fırsat vermeden ayağa kalkıp çardaktan çıktım. Hızlı adımlarla siteye doğru ilerledim. Bir süre yürüdükten sonra arkama baktım. İkisi de peşimden geliyordu. Babam onlarla konuştuğumu görmeden eve gitmem gerekiyordu.
- Gamze dur lütfen! Neden kaçıyorsun şimdi?
Geçen sefer Asaf'ın yaptığı gibi onu önemsemeden ilerlemeye devam ettim. Babam konuştuğumuzu görürse yine bana kızacaktı çünkü. Dönüp bir şey desem pencereden bana bakıyordu şuan. O yüzden susmak zorundaydım. Bu defa geçen sefer ki gibi sadece bağırıp tokat atmakla kalmazdı eminim...
- Gamze lütfen..
Sitenin içine girdiğimizde Asaf bana yetişmiş, önüme geçmişti.
- Biliyorum çok kızdın bana.. Sadece düzeltmeye çalışıyorum. Gerçekten çok özür dilerim senden..
- Asaf lütfen, bunları okulda konuşalım.
Bir yandan Asaf'la konuşurken bir yandan da bizim evin penceresine bakındım. Neyse ki babam içeri girmişti ama her an geri çıkabilirdi.
- İyi de neden? Sen nereye bakıyorsun?
- Asaf lütfen babam görmeden...
Babamın pencereye çıkmasıyla gerginlikle yutkundum.
- Asaf özür dilerim!
İki elimle Asaf'ı omuzlarından ittirdim. O ne yaptığıma anlam veremeden bana bakarken arkama bakmadan apartmana koştum. Apartmana girdiğim gibi merdivenlere oturup göz yaşlarımı serbest bıraktım.
Bu kadarı çok fazlaydı benim için. Asaf benden özür dilediği için mutlu olacağıma, ona daha kötü davranmıştım. Babam olacak adam yüzünden aşık olduğum çocuktan uzak durmak zorundaydım.
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ne yapacaktım şimdi? Nasıl olacaktı? Babam böyle yaparken ben nasıl Asaf'a kavuşacaktım? Daha onunla konuşmama bile izin vermiyordu..
Dış kapının açılmasıyla telaşla ayaklandım. Enes'le aynı apartmanda olduğumuzu unutmuştum.
- Enes?
- Ne olduğunu bilmiyorum ama, eğer anlatmak istersen Asaf'ta bende yanındayız. Eğer babanla ilgili bir sıkıntı varsa da bizimle paylaşabilirsin, elimizden geleni yaparız...
- S-sorun yok.. Ben i-iyiyim..
Hızlıca merdivenleri çıkmaya başladım. Eve girdiğim gibi babam "Yine mi?" Diye bağırdı.
- Hayır baba! O benimle konuşmaya çalıştı bende onu ittim.
- Aferin aferin.
Kendimi odama attım ve kapımı kilitledim. İyiyim yalanını söylemekten bıkmıştım artık. Kaçmak, tek başıma kalmak istiyordum! Kimse olmasa yanımda.. Sadece Asaf olsa.. Başımı onun omzuna yaslayıp saatlerce ağlasam..
O da eliyle saçlarımı okşasa, dese ki bana "Hepsi geçti Gamze, merak etme ben yanındayım.."
