8. bölüm · MEDUSA "SON HALKA"
6. BÖLÜM-2023
Antonio güvenlik odasında yalnızdı.
Vatikan Kütüphanesi’nin bu bölümü ziyaretçilere tamamen kapalıydı. Kalın taş duvarlar, yalnızca sesi değil; niyeti de yutardı. Burada konuşulan hiçbir şey gerçekten var olmamış sayılırdı. Odanın tek ışığı, karşısındaki güvenlik ekranlarından yayılan solgun parıltıydı. Kameraların mekanik uğultusu, insana fark ettirmeden alışılan bir ritim yaratıyordu—bir kalp atışı gibi.
Yapay ama sürekliliğiyle güven veren bir ritim...
Elindeki sigarayı dudaklarına götürdü ama yakmadı.
Bir alışkanlık değildi bu. Bir eşikti. Karar vermeden önceki son durak...
Ekranların birinde Lisa vardı.
Diğerinde Domeniko. Antonio’nun bakışları Domeniko’ya kilitlendi.
Fazla yaklaştın, diye düşündü. Bu kadar yaklaşman emredilmedi.
Kadının dijital arşivden eli boş çıkıp fiziksel arşive yönelmesini memnuniyetle izlemişti. Bu anı bekliyordu. Her şey, üstlerinden gelen emir doğrultusunda ilerliyordu. Plan sade ve kusursuzdu.
Domeniko’nun görevi netti: oyalamak, yormak, vazgeçirtmek...
Kadını değil, iradesini tüketmek...
Ama Domeniko…
Gereğinden fazla oradaydı.
Normal şartlarda bir asker ziyaretçiye bakmazdı bile. Göz teması kurmak zayıflıktı. Sohbet ise hataydı. Asker, bir duvar gibi durmalıydı: varlığı hissedilmeli ama şekli seçilmemeliydi. Domeniko ise kadının alanına giriyor, çıkıyor, onu yalnız bırakmıyordu. Bir gölge gibi değil, bir eşlikçi gibi...
Antonio’nun çenesi kasıldı.
Bu kadın normal değil, dedi içinden. Ama sen de normal davranmıyorsun.
Ekranda Domeniko’nun bir an durduğunu gördü. O duraksama… onluk değildi.
Telsize uzanmadı.
Yardım istemedi.
Prosedürü uygulamadı.
Sadece düşünüyordu Domeniko...
İşte o an Antonio’nun içine ilk kez gerçek bir korku çöktü.
Hayır, diye fısıldadı. Şimdi değil.
Elini telsize götürdü ama tam o anda Domeniko’nun kadını fiziksel arşive doğru yönlendirdiğini fark etti.
Güzergâhı.
Seçimi.
Kararlılığı.
Antonio’nun yüzündeki sakin maske çatladı.
“Bu asker ne yaptığını zannediyor!”
Sesi güvenlik odasında yankılandı. Bu odada ses yankılanmazdı. Yankılanıyorsa, bir şeyler çoktan kontrolden çıkmış demekti.
Kapı anında açıldı.
İçeri üç asker girdi. Hepsi Antonio’nun yüzündeki ifadeyi görünce duraksadı. Ekranlara baktılar. Hiçbiri gördüğüne anlam veremedi ama hepsi, anlamaya çalışmanın tehlikeli olduğunu biliyordu.
“Emre karşı geliyor,” dedi Antonio soğuk bir sesle. — “Ve bunun bedelini hepimiz ödeyebiliriz.”
Askerler sessizdi. Antonio bağırmıyordu. Ama sesi, bağırmaktan daha derindi. Daha öğreticiydi. Bu sesle büyümüşlerdi.
“Telsize bağlanmıyor komutanım.”
Antonio askere döndü. Bakışı, adamın omurgasını titretecek kadar keskindi.
“Çünkü karar verdi,” dedi yavaşça...
“Ve karar veren bir asker, artık asker değildir.”
O an Antonio’nun korkusu yön değiştirdi. Domeniko’dan değil artık. Üstlerinden korkuyordu.
Ve onlardan da öte… Beyefendi’den...
Cep telefonunu eline aldığında parmakları titremedi. Titreyen şey içindeydi; yıllardır bastırılan, eğitilmiş, itaatle yoğrulmuş bir sezgi...
Aylarca aramamak için dua ettiği numarayı çevirdi.
“Alo.”
Ses sakindi. Gereğinden fazla...
“Beyefendi… Bayan Lisa fiziksel arşive ulaştı.”
Kısa bir sessizlik oldu. Bu sessizlik boş değildi. Karşı taraf düşünmüyordu; ölçüyordu. Sonra insanın içgüdüsel olarak geri çekilmek istediği o kahkaha duyuldu.
“Tahmin etmiştim.”
Antonio yutkundu.
“Askerim kontrolü kaybetti efendim.”
“Kontrol kaybolmaz Antonio,” dedi adam. “Sadece el değiştirir.”
Antonio’nun sırtından aşağı soğuk bir ter aktı.
“Bayan Lisa neden bu kadar önemli?”
Bu soruyu sorduğu anda hata yaptığını anladı. Kelimeler ağzından çıkmıştı ama geri alınamazdı.
“O kadının gözlerine bir kez bakan herkes ihanet eder,” dedi adam. “Sen bile.”
Antonio’nun boğazı düğümlendi. Telefon sessizce kapandı.
“O asker ölecek.” — “Kadın bana getirilecek.” dedi Antonio sert bir tonla.
“Emredersiniz.” diyip odadan hemen ayrılan askerlerin ardından oda da sessizlik kalmadı.
Sessizlik zaten oradaydı.
Antonio birkaç saniye kıpırdamadı. Sonra yüzüne o tanıdık ifade yerleşti: itaat...
Ekrana döndü.
Lisa ve Domeniko çıkışa yöneliyordu.
Ön kapı… Zeki bir asker bunu bilerek seçer.
Gülümsedi. Odadan çıkıp güvenliklerin yanına geçti.
“Dağılıyoruz,” dedi.
“Arka çıkış, yangın merdiveni, ana kapı.”
“Emredersiniz komutanım.”
Güvenlikler hızla söylenileni yaptı.
Antonio yalnız kaldığında, güvenlik odasının arka tarafındaki gizli alana yöneldi. Bu alan haritalarda yoktu.
Emir listelerinde de...
Sadece bilenler içindi.
Koş Domeniko, diye düşündü. Ne kadar kaçarsan, o kadar bana yaklaşırsın.
