7. bölüm · MEDUSA "SON HALKA"

5. BÖLÜM-2018

Helin Deniz Saraç

Lisa saatine göz attı. Acele etmesine gerek yoktu.
Robin’in bir sürpriz hazırladığını biliyordu. Yatak odasına geçti. Açık pencereden sokağın sesleri geliyordu; uzaktan bir korna, kaldırımda yürüyen insanların ayak sesleri…

Tanıdık, güvenli bir dünya...

Dolabın kapağını açtı. Askıların arasında gezinirken eli kırmızı elbisesine takıldı. Kumaşı yumuşaktı, rengi canlıydı. Elbiseyi çıkarıp üzerine tuttu, aynanın karşısına geçti. Kırmızı ona yakışıyordu. Bir an için kendini güçlü hissetti.

Sonra…

Kulaklarının içinde aynı çığlık yankılandı. Zavallı kız da kırmızı giymişti. Aynı ton, aynı parlaklık...

Lisa’nın içi daraldı. Mantıksız olduğunu biliyordu ama bedeninin verdiği tepkiyi görmezden gelemedi. Elbiseyi, odanın köşesindeki sandalyenin üzerine bıraktı.

Dolaptan siyah, sade bir elbise aldı. Kumaşı mat, kesimi basitti. Üzerine giydiğinde nefesi biraz düzeldi.

Robin apartmanın önünde beklerken saate baktı. Lisa her zamanki gibi gecikiyordu. Normalde bu onu gülümsetirdi. Bugün gülümsemedi. Elindeki küçük paketi daha sıkı kavradı. Kâğıdın köşesi avucuna battı ama fark etmedi.

Gözleri binanın girişindeydi.

Bugün, diye düşündü. Tam bugün...

Lisa sokağa çıktığında hava temizdi. Ama göğsü daralıyordu. Robin’i gördüğünde yüzü istemsizce yumuşadı.

Kaldırımın ortasında duruyordu.

Robin’in bakışları anında ona kilitlendi.

Siyah bir elbise...
Sade.

Robin bunu beklemiyordu ama şaşırmadı da...

Sarılırken Lisa’nın vücudu sertti. Robin bunu hissetti.
“Biraz bekledim,Yeşil” dedi gülümseyerek.

Lisa omzuna vurdu. O temas… Robin’in içini garip bir memnuniyetle doldurdu.

Paket elindeydi.
Doğru anda...
Doğru kişi için...

“Bir ricam var,” dedi. “Yukarı çıkıp bunu giyip gelir misin?” dedi Robin.

Lisa paketi aldı. Gözlerinde kısa bir tereddüt belirdi.
“Bu bir sürpriz mi, Siyah?”

Robin gülümsedi. “Evet.”

Robin, Lisa binaya girerken arkasından baktı. Kapı kapandı. Bir anlığına yüzündeki ifade değişti. Gülümseme gitti. Yerine soğuk, hesaplayan bir sakinlik geldi.

Hatırlayacak, diye düşündü. Ya bugün ya çok yakında...

Eve çıktığında kapıyı kapattı, ayakkabılarını çıkardı. Kutuyu yatağın üzerine bıraktı.
Yatağın ucuna oturarak kutuyu kucağına alıp açtı. Kutuda minik bir not ve elbise paketi vardı.
İlk olarak notu aldı.

“Umarım beğenirsin Yeşil. Hadi giy de gel.
— Siyah”

Gülümsedi. Elbiseyi paketten çıkardığında, gülümsemesi dondu. Bu, rüyadaki elbiseydi.

Aynı kumaş...
Aynı kesim...
Aynı ağırlık...

Sadece rüyada gördüğüne benzemiyor birebir aynısıydı. Nefesi kesildi. Elbise ellerinden kayıp yatağın üzerine düştü.

Dizleri titredi.
Yataktan fırlayıp geriye doğru bir adım attı.

“Ama…” dedi, sesi zor çıktı.
“Bu imkânsız.”

Ama bu…
Bu, rüyanın kendisiydi.

Lisa bir süre olduğu yerde kıpırdamadan durdu. Odanın içi fazlasıyla sessizdi; dışarıdan gelen sokak sesleri bile bu kata ulaşamıyordu. Saatin tik takları, göğsünde atan kalbin ritmine karışmıştı.

Yavaşça yaklaştı. Elbiseye dokunmadı. Sadece baktı. Rüyalarında gördüğü gibi duruyordu. Katlandığında bile aynı ağırlığı taşıyor gibiydi. Sanki bir beden için değil, bir anı için dikilmişti. Nefes almakta zorlandığını fark etti.

Biraz daha yaklaşarak baktı.
Ve o anda—
Odanın içindeki hava değişti.

Ne bir ses vardı ne de bir hareket.

Ama Lisa bunu hissetti.

Kulakları uğuldadı.

Derisi gerildi.

Sanki biri arkasında durmuş da nefesini tutuyordu. Başını çevirmedi. Aynaya kaydı bakışı...

Yatağın karşısındaki aynada kendi yansımasını gördü. Siyah elbisesiyle, solgun yüzüyle… ve tam arkasında, aynanın derinliğinde beliren kırmızı bir leke...

Elbise hâlâ yataktaydı. Ama yansıması…

Kalbi tek bir sert vuruşla duracak gibi oldu. Geriye sıçradı, aynaya çarptı. Camdan boğuk bir ses yükseldi. Nefesi parçalandı. Aynaya tekrar baktığında—
Hiçbir şey yoktu.

Titreyen elleriyle göğsünü tuttu. Ter içindeydi. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu ama ağladığını fark etmiyordu. Yatağa baktı. Elbise hâlâ oradaydı.

Sessiz...
Masum...

Kapıdan gelen bir sesle irkildi.

“Lisa?”

Robin’in sesi. Aşağıdan geliyordu.

Gerçekti.

Elbiseye son bir kez baktı.

Bu bir hediye değildi. Bu bir davetti. Ve Lisa, o daveti çoktan reddetmişti. Elbiseyi kutusuna geri koyup odadan çıkarken;

“Geliyorum,” dedi ama o an sesi kendi kulağına bile yabancı geldi.