4. bölüm · MEDUSA "SON HALKA"

2. BÖLÜM-2023

Helin Deniz Saraç

Başını kaldırıp dijital arşiv salonuna baktı.

Lisa, ilk masalardan birinde oturuyordu. Önündeki ekrana odaklanmış, not defterine aralıklarla bir şeyler yazıyordu. Duruşu kontrollüydü; omuzları dik, hareketleri ölçülüydü. Ama dikkatli bakıldığında, parmaklarının gereğinden fazla sert bastığı fark edilebilirdi.

Bu kadın mı? diye düşündü Domeniko.
Papa’nın dikkatini çeken kişi bu mu?

Masum görünüyordu. Fazlasıyla. Ama Domeniko yıllar içinde şunu öğrenmişti: Vatikan’da masumiyet çoğu zaman bir yanılsamaydı.

Kendi kendine sertçe hatırlattı:
Görevin belli. Dijital belgeler dışında hiçbir şeye dokunmasına izin vermeyeceksin.
Kadınları ikna etme konusunda kendine güveniyordu. Akademisyenler hele… çoğu sınırları zorlamayı severdi ama geri adım atmayı da bilirlerdi. Yine de bu görev içini huzursuz ediyordu.
Zarfı ceketinin iç cebinden çıkardı, derin bir nefes aldı. Açmadı. Açmayacaktı. Bu tür emirler okunmak için değil, yerine getirilmek içindi.

Adımlarını kontrollü şekilde atarak salona girdi.

“Bayan Lisa.”

Sesini bilerek alçak tutmuştu.

Lisa duymadı. Gözleri ekrana kilitliydi.

Bir adım daha yaklaştı.

“Lisa.”

Bu kez kadın irkildi. Kalemi parmaklarının arasından kayacak gibi oldu. Başını kaldırdığında gözlerinde kısa süreli bir savunma refleksi belirdi; ardından soğukkanlılıkla toparlandı.

“Üzgünüm,” dedi Domeniko. “Sizi korkutmak istemedim.”

Lisa, adamın yüzündeki gerginliği fark etti. Bu bir görev ciddiyetiydi ama altında başka bir şey daha vardı. Tedirginlik...

“Sorun değil, Bay Domeniko,” dedi sakin bir sesle. “Bir şey mi oldu?”

Domeniko zarfı uzattı.

“Bu, Papa Francis tarafından size gönderildi.”

Lisa’nın kaşları hafifçe çatıldı. Papa’nın adını burada, bu kadar gündelik bir anda duymak… rahatsız ediciydi. Zarfı alırken içine tarif edemediği bir sıkıntı çöktü.

“Teşekkür ederim,” dedi, ama sesi düşündüğünden daha kısıktı.

Domeniko başıyla selam verip geri çekildi. Yerine döndü; fakat gözlerini ondan ayırmadı. Bu şaşkınlık rol değil, diye düşündü. Ve bu iyiye işaret değil.

Lisa, zarfı açmadan önce etrafına baktı. Kütüphane görevlileri kendi işlerine odaklanmıştı. Domeniko birkaç metre ötede duruyordu ama bakışlarını bilinçli olarak başka yöne çevirmişti.

Zarfı açtı.

Not kısaydı. Ama içeriği sertti.

Okudukça midesi sıkıştı.

Ezberle. Kaydetme. Kimseyle paylaşma.

Bu bir rica değildi. Bu, açık bir uyarıydı.

Elindeki kâğıt bir anlığına ağırlaştı. Kalbinin atışlarını göğsünde hissediyordu. Vatikan’da böyle notlar çoğu zaman bir davetin değil, bir sınırın işaretiydi.

Başını kaldırıp Domeniko’ya baktı. Adam yerinde duruyor, yüz ifadesini sabit tutuyordu. Ama Lisa izlendiğini hissediyordu. Bu his mantıksız değildi. Burada hiçbir şey rastlantı değildi.
Notu katladı. Kimsenin bakmadığından emin olduktan sonra hızlı ama dikkatli bir hareketle sütyeninin arasına yerleştirdi. Kalbinin hemen üstüne. Boş zarfı masanın üzerine bıraktı. İçine, kendisinden istenildiği gibi kısa bir not ekledi. Parmakları titriyordu ama yazısı bozulmadı. Kendisiyle gurur duydu; hâlâ kontrolü elinde tutabiliyordu.

Derin bir nefes aldı.
Buraya kadar geldin, dedi kendine. Şimdi duramazsın.

Ekrana döndü.

Saatler ilerledikçe Lisa’nın zihni giderek keskinleşti. Medusa’ya dair mitolojik metinleri, akademik yorumları, çevirileri inceledi. Çoğu bildiği şeylerdi. Ama notta bahsi geçen belge… burada yoktu. Bunu kabullenmek zorunda kaldığında yorgunluk omuzlarına çöktü. Başını kaldırıp gerindi. Gözleri ekranda duran Medusa tasvirine takıldı. Yılan saçlar, donuk bakışlar…

“Tekrar görüşeceğiz,” diye fısıldadı. “Ama burada değil.”

Ayağa kalktı. Kapıya yöneldiğinde Domeniko’nun bakışlarını üzerinde hissetti.
“Bay Domeniko,” dedi, sesini olabildiğince sakin tutarak. “Araştırmamı tamamladım. Resmî belgelere de bakmak istiyorum.”

Domeniko’nun omuzları fark edilir biçimde gerildi. İşte beklediği an buydu. Yüzüne sıcak bir ifade yerleştirdi.

“Elbette,” dedi. “Ancak dijital ortamda zaten erişiminiz olan belgeleri incelediniz. Fiziksel arşiv şu an kullanıma açık değil. Çıkış bu tarafta.”

Lisa’nın bakışları sertleşti.
“Hepsine eriştiğimi sanmıyorum,” dedi.
“Bu izin için aylarca uğraştım.”

Sesi hâlâ kontrollüydü ama altında bastırılmış bir öfke vardı.
“Lütfen önümden çekilir misiniz?”

Domeniko birkaç saniye sustu. O kısa sessizlikte kararını verdi. Bir plan kurdu ve bunu o andan itibaren uygulamaya koydu. Nedeni yoktu ama kendine mani olamadı.

Gülümsedi. Bir adım geri çekildi.
“Haklısınız, Hanımefendi,” dedi. “Buyurun.”

Lisa yürürken içindeki huzursuzluk büyüdü. Ama geri dönmedi. Vatikan’da bazen en tehlikeli şey, kapıların açılmasıydı.

Fiziksel arşiv bölümüne açılan koridor dijital salonlardan farklıydı. Burada teknoloji geri çekilir, taş ve tarih öne çıkardı.

Duvarlar daha kalındı.
Tavan daha alçaktı.
Hava… daha ağırdı.

Lisa yürürken ayak seslerinin yankısını net bir şekilde duyabiliyordu. Bu yankı, ona yalnız olmadığını değil, iz bıraktığını hatırlatıyordu. Domeniko birkaç adım gerisindeydi. Normalde olması gerekenden biraz daha yakın. Bu bilinçliydi.

Bunu gerçekten yapıyorum, diye düşündü Domeniko. Emirlere karşı geliyorum.
Ama tuhaf olan şuydu: İlk kez korkmuyordu.

Kapının önünde durdular.Kapı, dijital sistemlerle entegre ama hâlâ eski usul bir mekanizmaya sahipti. Parmak izi, retina taraması… ve bir de manuel anahtar yuvası. Domeniko anahtarı cebinden çıkardığında Lisa’nın bakışları ona kaydı.

“Bu kapının açılmasına izin var mı?” diye sordu Lisa.

Sesindeki ton meydan okuma taşımıyordu. Yalnızca dikkatliydi.

Domeniko bir an durdu. Sonra anahtarı yuvaya yerleştirdi.

“Resmî olarak?”
Anahtarı çevirdi. “Hayır.”

Kapı ağır bir sesle aralandı.
Lisa’nın kalbi hızlandı. Bu ses… bir eşikti.