13. bölüm · MEDUSA "SON HALKA"
10. BÖLÜM-2023
Lisa, Domeniko’nun elini çok sıkı tuttuğunu fark ettiğinde çok geçti. Bu bir refleks değildi; panik de değildi. Eli sıcak, Vatikan’ın taş duvarları ise nefes aldırmayacak kadar soğuktu. Bu zıtlık, Lisa’nın içini daha da huzursuz etti.
Sıcak olan şeyler onuj için tehlikeliydi. Soğuk olanlar ise… gerçeği hatırlatıyordu.
Geçit, kütüphanenin ana bölümünden kopmuş gibiydi. Işık zayıftı. Tavan alçaktı. Ayak sesleri yankılanmıyor, emiliyordu. Sanki duvarlar sesi saklıyor, ileride kullanmak üzere biriktiriyordu. Lisa yürürken fark etti ki: Burada zaman başka akıyordu.
Burası ziyaretçilere açık değil, diye düşündü. Ama kapalı da değildi.
Bu arada kalmışlık, içini sıktı. Kapalı olan yerler tehlikeliydi. Ama kararsız olan yerler, insanı yutan türdendi. Domeniko’nun adımları düzenliydi ama bir kaçış temposu da değildi. Daha çok… henüz alarm çalmadı yürüyüşüydü. Bu ayrıntı Lisa’yı ürküttü.
“Nereye gidiyoruz?” diye fısıldadı.
Sesi taş duvarlara çarpıp geri dönmedi. Bu da ürkütücüydü. Sanki koridor, onun sesini kabul etmemişti. Domeniko cevap vermedi. Bir köşeyi döndüklerinde paslanmış bir demir kapının önünde durdular. Kapının üzerindeki numara silinmişti ama izi hâlâ belliydi. Bir zamanlar sayılmış, sonra unutulmuştu. Domeniko’nun eli gevşedi.
“Buradan sonrası,” dedi yavaşça, “geri dönüşü olmayan yerler.”
Lisa onun yüzüne baktı. Bu cümlede tehdit yoktu. Uyarı da değildi. Bu… itiraf gibiydi.
“Beni buraya sen getirdin,” dedi Lisa. “Şimdi dur diyorsan, söyle.”
Domeniko başını eğdi. Bir an gözlerini kapattı. Bu, düşünmek için değildi. Bu, kendini kontrol etmek içindi.
“Sana bir şey soracağım,” dedi. “Ve buna vereceğin cevap önemli.”
Lisa’nın boğazı kurudu.
“Sor.”
“Aradığın belge…” Kısa bir duraksama. "Ne içindi?" diye devam etti.
Lisa cevap vermek için ağzını açtı ama kelimeler gelmedi. Bu sessizlik… Domeniko’yu beklediğinden fazla sinirlendirdi.
“Bilmiyorum,” dedi sonunda Lisa. “Ama beni çocukluğumdan beri buluyor.”
Bu cümle, Domeniko’nun içine ağırlık gibi çöktü, hiçbir şey anlamadı. Sinirleri daha çok bozuldu.
Çocukluk...
Bu kelime insanın en savunmasız yerini işaret ederdi. Ama Lisa kullanırken tereddüt etmişti.
“Vatikan’a gelmen tesadüf mü yani?” diye sordu Domeniko.
“Hayır.”
Bu kez tereddüt yoktu.
“Neden burası?”
Lisa duvara yaslandı. Taşın soğukluğu sırtından içeri işledi. Ama bu soğuk… onu ayakta tutuyordu.
“Çünkü bazı şeyler,” dedi, “sadece saklandıkları yerde görünür olur.”
Bu cevap fazla derindi. Domeniko bunun farkına vardı. Ve bu derinliğe hazır olmadığınında...
Koridorun ilerisinden metal bir sürgünün sesi geldi. Sonra bir kapı daha. Bu sesler aceleye ait değildi. Bu… kontrolün sesiydi.
Domeniko’nun omuzları sertleşti. İçgüdüsel bir hareketle Lisa’yı kendine doğru çekti.
“Beni iyi dinle,” dedi. “Birazdan ya koşacağız ya da saklanacak bir yer bulacağız, başka çare yok gibi görünüyor.”
Lisa’nın kalbi hızlandı.
“Hangisi daha iyi?”
Domeniko bir an durdu.
“Henüz bilmiyorum.” dedi.
Bu dürüstlük Lisa’nın içine işledi. Ve garip bir şekilde, bu ona güven verdi. Koridorun sonunda loş bir ışık belirdi. Bu ışık umut vermiyordu. Daha çok… davet gibiydi.
Domeniko yürürken Lisa’ya baktı. Bu kez bakışı farklıydı. Bu kadının burada olmaması gerekiyordu. Ama sanki… başka hiçbir yerde de olamazdı. Bu düşünce onu ürküttü.
“Eğer şimdi dur dersem,” dedi Domeniko, “beni dinler misin?”
Lisa başını iki yana salladı.
“Hayır.” dedi.
Domeniko hafifçe gülümsedi. Bu gülümseme kendisine yabancıydı.
“İyi,” dedi. “O zaman ben de durmam.”
Ve ışığa doğru yürümeye başladılar.
Aynı anda güvenlik odası monitörlerindeki görüntü netti. Ama Antonio’nun içi bulanıktı. Onlar koşmuyordu. Bu, her şeyden daha tehlikeliydi. Bir şeyin peşinde olduklarından artık oldukça emindi.
Telefonu cebinde titredi. Açmadı. Bu kez ekrana yaklaştı. Kadının yüzü… Tanıdık gelmiyordu. Antonio’nun dudaklarından neredeyse duyulmayan bir fısıltı döküldü:
“Henüz değil…”
Işık Domeniko’nun sandığından daha zayıftı. Koridorun taş duvarlarında rutubetin bıraktığı izler vardı. Tavandaki tek lambanın titrek ışığı, gölgeleri yerinden oynatıyordu. Domeniko durdu. Bu duruş, az önceki tereddütlere benzemiyordu. Bu kez… geç kalmışlık vardı.
“Buraya kadar,” dedi.
Lisa’nın kalbi hızlandı.
“Ne demek buraya kadar?”
Domeniko cevap vermedi. Elini Lisa’nın kolundan çekti. Bu küçük hareket, aralarındaki tüm geçici ittifakı paramparça etti.
