19. bölüm · Medreseli

Yerli ve Milli

Zeynep İlayda Küçük

Merhaba

Nasılız bakalım

Oy ve yorumları unutmayalım lütfen

İyi Okumalar

Abdurrahman

Hayatım yaz dizisi olsaydı ancak bu kadar CEO görebilirdim herhalde. Karşımda otuz CEO oturuyor ve benim onların şirketleri konusundaki planlarımı anlatmamı bekliyorlardı. Aslında bu şirketler başlangıcında kuruluşuna destek verdiğim şirketlerdi ve belli bir amaçları vardı.

Yerli ve milli olarak yükselmek ve yükseltmek

Bu şirketler bir halkaya hizmet edeceklerdi, onlar halkanın ilk üyeleriydiler. Cyberfight, KorTel, TuraForce, Turan Yapım ve Medya Grubu gibi birçok marka benim zamanımda kurulmuş ve ilk yıllarına giriş yapmışlardı. Bu markalar şu anda küçük olsalar da bundan on sene sonra dev markalar olacaktılar.

Bundan emin olacaktım.

CEO'ların çoğu erkekti fakat Gıda, Teknoloji, E-ticaret gibi önemli markaların başında kadın CEO'lar oturuyordu. Uzun sessizliği bozup konuşmaya başladım. ''Hepiniz bugün burada olmanızın sebebini biliyorsunuz, markalarınız bugün birinci yıllarına girdiler, iyi bir ivme yakaladınız ve artık küreselleşmeniz gerekiyor.''

Cyberfight'ın CEO'su olan Dicle konuşmak için izin istedi. ''Başkanım, çalışmalara başladım fakat Batı ülkelerinde belli bir yol kat edemedim bu nedenle Arap coğrafyasına yöneldik fakat son milliyetçilik altında yapılan ırkçı saldırılardan sonra anlaşma yaptığımız Kuveytli firma anlaşmadan caydı.''

TuraForce CEO'su Selim de söz hakkı istedi. ''Başkanım bu ırkçı saldırılar arttıkça olan markalarımıza oluyor, Arap ülkeleri tarafından boykot yeme ihtimalimiz artıyor ve ne yazık ki bunu söylediğimizde Arapların parasına ihtiyacımız yok deniliyor, ticaretin böyle işlemediğini anlatmak mümkün olmuyor ne yazık ki...''

BirBakAl CEO'su Aslıhan söz hakkı aldı. ''Dahası halk yerli markalara düşmanıymış gibi davranıyor, ben hayatımda bu kadar kendi markasına sahip çıkmayan başka bir millet daha görmedim herhalde. Çoğunluk destek verse de bu desteklerin çoğu sözde kalıyor, destekleriniz sayesinde batmadık ama küresel olarak yükselmemiz için halkın da elini taşın altına koyması gerekiyor. Ben bir e-ticaret markasıyım, insanlara geniş bir yelpaze sunuyorum ama insanlar olmazsa ne kadar yelpazeyi genişletirsem genişleteyim bir anlamı kalmayacak.''

Xay'ın CEO'su Adem konuştu bu sefer. ''Oyunlarımızı o kadar profesyonel o kadar ince bir şekilde işliyor ve geliştiriyoruz ki bunun için gecemizi gündüzümüze kattığımızı söyleyebilirim ama reklam yapmamıza rağmen milletimiz bunu umursamıyor. Türkçe dil desteği koymayan markaların oyunları alınırken bizim yüzümüze bile bakılmaması ağırımıza gidiyor. Dahası satışlarımız o kadar az ki siz olmasanız maaşları bile ödeyemeyeceğiz belki de...''

Hepsini anlıyordum. ''Devlet sizden desteğini çekmeyecek, satın alımlar konusunda yerli, milli ve güvenilir markalar olarak sizleri bir listeye koyduk ve bunu da sitemizde yayınlıyoruz, er ya da geç halkın size güveni artacak. Reklamlar ve insanlar yoluyla her geçen gün ilerleyeceksiniz. Sosyal medyadaki ünlülerle konuştunuz mu?''

Turan Yapım ve Medya Grubu'nun CEO'su Canan söz aldı bu sefer. ''Evet Başkanım ünlü bir fenomen yaptığımız ve sosyal medyaya yüklediğimiz film ve dizileri duyurmaya başladı bile hatta şahsi olarak yabancı fenomenlerle de iletişim kuruyoruz. İspanya başta olmak üzere Avrupa'da olan Türk dizilerinin izlenmesi sebebiyle şu anda gayet iyi durumdayız ve küreselleşmeye de oldukça açığız.''

"Bunu duyduğuma çok sevindim Canan, hemen çalışmalara başlayın, dizi-film sektörünün değişime gerçekten ihtiyacı var." Canan başını onaylar anlamda sallarken Dicle'ye döndüm. "Dicle, Arap ülkeleri seni dışlıyorsa müttefikimiz Katar'a yönelebilirsin, bildiğim kadarıyla Al Mahmood ailesi teknoloji yatırımlarını arttırmaya başlamış." Dicle beni onayladı. "Temaslarım devam ediyor başkanım, siz hiç merak etmeyin."

"Benim de Canan gibi Batı'da belli bir statüm oluştu, geçenlerde bir İtalyan şirket ile görüştüm, eğer başarabilirsek onu satın alacağız." Başımla onayladım. "Bu haberler güzel haberler, dediğim gibi devlet sizden desteğini kesmeyecek ve halk buna teşvik edilecek, siz sadece üretmeye devam edin." Hepsi beni onayladı. "Söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa çıkabilirsiniz." Hepsi çıkmaya başladı. "Adem, Canan siz kalın."

Adem ve Canan tekrardan otururken Adem'e döndüm. "Şirketin gerçekten bu kadar zor durumda olduğunu bilmiyordum, bana neden bildirmedin?" Adem yorgun bir nefes verdi. "Başınızda onca şey var, bir de bununla uğraşın istemedim. Halledebileceğimi düşünmüştüm." Yardım ettiğim insanların beni düşünmesi gerçekten iyi bir şeydi yine de bana bildirmeleri gerektiklerini anlamalıydılar. "Şirketiniz hakkında ne olursa olsun bana veya yetkili bakanıma ulaşmanız gerekiyor, sizin dev markalar olmanız için çalışıyoruz. Daha dikkatli olmalısın. Son çıkardığın oyunun adı neydi?" Adem bana şaşırmış gibi baktı. "Echoes of Empires, tarihi bir RPG oyunu başkanım." Başımı salladım. "Canan, Adem'den oyunu iyice öğren, daha sonra buna uygun bir kurgu ile bu oyunu pazarla. Bir ay sonra oyunun neredeyse stoklarda kalmayacak derecede satıldığını görmek istiyorum."

Canan beni onayladı ve ikisi de odadan çıktılar, sandalyede otururken başımı ovmaya başladım, yönetimde olmak çok zor bir şeydi, üstelik herkes ve her şeyin size karşı olduğunu düşünmek daha zor bir şeydi. Yine de devam edecektim, kanımın son damlasına kadar...

***

Kısa olduğunu biliyorum ama daha fazla beklemenizi istemedim, telafi edeceğim

Kendinize İyi Bakın

Allah'a Emanet olun