18. bölüm · Medreseli
Karar
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahumme Salli Ala Seyidina Muhammed
Abdurrahman
Şu an evi ateşe veresim vardı, aslında kendime bugün sakin olacağıma dair söz vermiştim ama gel gelelim sözümü tutamayacağım bir olay olmuştu.
Askerim karıma tokat atmıştı
Bunu gözlerimle göçrmek beni sinirlendirmişti ve işin arka planını bilmeseydim Dolunay'ı Serzem Timi'nden atardım ama biliyordum!
Ömür bana ona Dolunay'ı timden atacağımı söylediğim zaman Mei Ling'in Dolunay'a doğum gününde yaptığı rezilliği anlatmıştı. Şu an ise Mei Ling'i öldürmemem için önüme geçmişti.
Evet ben de biliyordum bu hareketin çok saçma ve savaş sebebi olabileceğini ama için soğumuyordu, yitip giden canlar su yüzüne çıktıkça acım daha da alevleniyordu. Onlar bizim kardeşlerimizdi ve zulme uğrarlarken burada oturmak bana fazla geliyordu.
Yine de Ömür haklıydı, her şeyin bir zamanı ve sırası vardı.
''Yine de artık timi burada tutamam, özellikle bu olayı tim öğrenirse Mei Ling ve tim soğuk savaşa girer ve bu savaşın kazananı olmaz.'' Ömür başını salladı. ''Haklısın ama tim seni korumak için de burada onlar gidince seni kim koruyacak?'' Ellerimi Ömür'ün omuzlarına koydum. ''Ömrüm beni koruyanlar sadece onlar değiller ben daha derin kişiler tarafından korunuyorum ayrıca ecel gelirse kim engel olabilir ki?''
Ömür beni onayladı, o genel olarak sakin, mantıklı düşünen ve doğru biriydi, sizin kim olduğunuza bakmaz doğru yapıyorsanız doğru olduğunu yanlış yapıyorsanız yanlış olduğunu söylerdi.
''Sana güzel bir haberim var.'' Ömür merakla bana baktı. ''Nedir?'' Ona gülümsedim. ''Senin çalışabileceğin bir hastane buldum. Kadın doğum bölümünde sadece kadın doktorların olduğu bir hastane burası. Hem de bize yürüme mesafesinde, hani şu bayıldığın hastane'' Ömür'ün gözleri parladı sonra gülümseyerek cevap verdi. ''Teşekkür ederim ama sanırım ben hem medreseyi hem de hastaneyi aynı anda götüremem, çakışıyorlar.''
''Konuştum ben Ümmühan anne ile akşam ders alan talebelere ders verebilirmişsin tabii yükün biraz daha artacakmış çünkü gece daha az hoca varmış ama sorun etmezse ve sen de izin verirsen böyle bir şey yapabiliriz dedi.'' Ömür şüpheci bir şekilde son sorusunu sordu. ''Gündüz de akşam da meşgul olacağım peki sen?'' Onu rahatlatacak bir gülümseme gönderdim. ''Sen akşam ders verirken ben çalışıyor olacağım, senin çıkış saatinle benim çıkış saatim hemen hemen aynı zamana geliyor, eve gelince de yemek, temizlik konusunda yardımlaşırız. Hallederiz yani.''
Ömür birden bana sarıldı, evde sıkılıyordu ve son zamanlarda ne yapacağını bilemediğini söylemişti. O günden beri ona uygun hastane arıyordum, o bir kadın doğum doktoruydu, daha doğrusu yeni mezun olmuştu. ''Ömür, ben sadece hastaneyi buldum, kabul edilip edilmemek sana bağlı biliyorsun değil mi?''
Ömür mesajımı almıştı. ''Biliyorum hayatım.'' Gülümsedim, birinin zor zamanlarınızda size destek olması güzel bir şeydi.
***
''Başkanım iyi diyorsunuz hoş diyorsunuz da muhalefet buna neler diyecek biliyorsunuz değil mi?'' Elbette biliyordum, gericilik ve yobazlık ulaşıma da sıçradı, laiklik elden gidiyeeaaahh, irtica geliyeeaahh ve çok daha fazlası...
Halbuki tek düşündüğüm şey rahatsız olan bazı kız kardeş ve ablalarımızın isteğini yerine getirmekti. Evet, yine müthiş bir kararla ulaştırma bakanımı darlıyordum. Kadınların ve erkeklerin oturma yerinin ayrılmasına karar vermiştim çünkü halkın arasına karışıp sorunlarını öğrenmesi için görevlendirdiğim kişiler bana örtülü hanımların çoğunun ulaşımdaki karma oturmadan şikayetçi olduklarını iletmişlerdi. Ben de uzun zamandır muhalefetin dikkatini çekecek bir şey yapmamıştım. Bu yüzden kendime sordum.
Neden tekrardan muhalefetin muhalefetini tavan yaptırmayayım?
Tamam muhalefet benim nefes almama bile muhalefetti ama sonuçta büyük adımlar atmalıydım ve bu adımların başında sosyal ve ahlaki çürüme yer alıyordu. Bu çürümeyi durdurmak adına izlenilen film ve dizileri, okunan kitapları elden geçirtmiş ve filmlerin %60'ının dizilerin %90'ının kitapların ise %70'inin kesinlikle kaldırılması gerektiğine karar vermiştim.
RTÜK başkanı bunu yapmak istemeyince onu görevden almış yerine Umut Kara'yı RTÜK başkanı yapmıştım. kaldırılan dizilerin hepsinin neden kaldırıldığını prime time boyunca sağ üst köşeye yazdırtıp bu saatler boyunca adam akıllı dizi yapmadıkları sürece belgesel yayınlamaları gerektiğini konusunda nazikçe(!) uyarmıştım.
Tabii ki de muhalefet buna tepki göstermiş ve sanki dizileri kadına şiddet, taciz, tecavüz gibi iğrenç şeylerden dolayı kaldırmamışım da çıplaklıktan dolayı kaldırmışım gibi gösterip laikliğin elden gittiğini söylemişlerdi. Hele İlham Koçoğlu'nun 'Biz bu özgürlüğümüze kilit vuran şeriatçı düzene karşı cevabımızı erken seçimle vereceğiz' demesi üzerine Umut Kara'dan açıklama yapmasını rica etmiştim. Bunun üzerine o da İlham Koçoğlu'nun olayı çarpıtıp milleti manipüle etmeye çalıştığını söylemiş ve kaldırılan bir filmden bir sahne, bir diziden bir sahne ve bir kitaptan da bir kısım paylaşmıştı.
Bu olayların üzerinden de sadece iki gün geçmişti bu yüzden bakanlarım yeni bir şey yapmamam gerektiği kanaatinde olsalar da onlarla aynı fikirde değildim ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanım Emre Yılmaz beni şu an çok iyi anlamıştı.
''Peki başkanım nasıl isterseniz, bunu tamamen yapmak biraz sürer ama inşallah üç ay bitmeden hallederiz.'' Başımla onayladım, bunun daha kısa sürmesini istesem de biliyordum ki Emre de bunun için uğraşacaktı.
***
Serzen timi bekliyordu, neden beklediklerini bile bilmediklerine emindim çünkü ben de bilmiyordum. Sonunda öksürüp konuşmaya başladım. ''Uzun zamandır burada sıkıldığınızı ve önemli görevler almadığınızı düşündüğünüzü biliyorum.'' Hiçbiri itiraz etmedi, gözlerimi devirdim.
İnsan bir nezaketten hiç olur mu öyle şey başkanım derdi bari
''Sizi tatile gönderiyorum.'' Hepsi kaşlarını çattı. Öksüz sordu. ''Ne tatili başkanım?'' ''Uzun bir tatil öksüz hepiniz bu tatili ayrı yerlerde yapacaksınız. Mesela sen bu tatili Suudi Arabistan'da yapacaksın. Bu yüzden valizlerinizi ona göre hazırlayın.''
Hala kafalarında soru işareti olduğunu görüyordum. ''Hepinizi farklı yerlerde bulunan bir istihbarat timinin başına geçirdim o ülkelerde ben dönün diyene kadar kalacak ve istihbarat toplayıp bana getireceksiniz.'' ''Emredersiniz başkanım.'' Gülümsedim. ''Çıkabilirsiniz.''
Hepsi çıktıktan sonra oturduğum koltukta geri yaslandım, bazen asgari ücretle çalışmayı diliyordum.
***
Kendinize İyi Bakın
Allah'a Emanet Olun
