"SÜKÛTUN DİLİ"

Vaveyla Yazarı: Ömer M.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: "SÜKÛTUN DİLİ"

Modern dünyanın en büyük çıkmazı, sessizliği unutmuş olmasıdır. Her anımız bir sesle, bir bildirimle, bir ekran parıltısıyla bölünüyor. Kulaklarımız sürekli dolu, zihnimiz sürekli meşgul. Peki ya sessizlik? Onu en son ne zaman duydunuz? Gerçek sessizlik, sadece sesin yokluğu değildir; ruhun kendini dinlemeye başladığı andır.
Geçen yıl, bir inziva deneyimi yaşadım. Üç gün boyunca, şehirden uzakta, ormanın içindeki küçük bir kulübede tek başıma kaldım. İlk gece, sessizlik o kadar yoğundu ki uyuyamadım. Kendi kalbimin sesini, nefes alışverişimi, hatta göz kapaklarımın açılıp kapanışını duyuyordum. İnsan, kendi bedeninin seslerinden kaçamazdı. İkinci gün, sessizlikle arkadaş olmaya başladım. Onu bir düşman gibi değil, bir misafir gibi ağırladım.
Üçüncü günün sabahında, sessizlik konuşmaya başladı. Rüzgârın çam dallarında çıkardığı sesin bir melodisi olduğunu fark ettim. Uzaktan gelen bir kuş sesinin, aslında bir şarkı olduğunu duydum. Yağmurun toprağa düşerken çıkardığı sesin, kainatın en eski ninnisi olduğunu anladım. Sessizlik, aslında seslerin en derini, en hakikisiydi.
Şehre döndüğümde, her şey aynıydı ama ben değişmiştim. Artık gürültüden rahatsız olmuyordum; çünkü içimde taşıdığım bir sessizlik vardı. Onu kimse bozamazdı. Bu deneyim bana şunu öğretti: Sessizlik, dışarıda aranacak bir şey değildir; içeride bulunacak bir hazinedir.
Bu mecmuanın sayfaları da böyledir. Onlar sessizdir; ama okuyan herkes, o sessizliğin içinde kendine ait bir ses bulur. Kalemin gölgesinde, harflerin arasında, satırların nefes alışverişinde gizlidir her şey. Yeter ki durup dinleyelim; yeter ki sükûtun dilini öğrenelim.
Tarih boyunca büyük düşünürler, sessizliğin gücünden bahsetmiştir. Mevlânâ, "Sessizlik, Allah'ın dilidir; gerisi kötü bir tercümedir," der. Doğu felsefelerinde sessizlik, en yüksek bilgelik seviyesi olarak kabul edilir. Batı'da ise Pascal, "İnsanın bütün mutsuzluğu, odasında sessizce oturamamasından gelir," sözüyle aynı kapıyı aralar. Demek ki mesele evrensel; demek ki insan, nerede olursa olsun, aynı sükûta muhtaç.
Günümüzde sessizlik, neredeyse bir lüks haline geldi. İnsanlar, sessiz kalmaktan korkuyor. Çünkü sessizlik, insanı kendisiyle yüzleştirir. O yüzleşmede ise hoş olmayan gerçekler, bastırılmış duygular, ertelenmiş hesaplaşmalar vardır. Oysa ki asıl korkulması gereken, o yüzleşmeden kaçmaktır. Sessizlik, bir aynadır; insana kendini gösterir.
Bu satırları yazarken bile, etrafımda bir sürü ses var. Ama ben, içimdeki sessizliğe odaklanmış durumdayım. İşte yazmak da budur zaten: dışarıdaki gürültüyü susturup içerideki sese kulak vermek. "Mecmua-i Hayal"in sayfalarında yer alan her yazı, o içsel sessizliğin bir ürünüdür. Umarım siz de okurken, o sessizliği duyarsınız.
Ali Demir
Deneme