26. bölüm · Mavi Kelebek
24.Bölüm|Kırgınlığın Yankısı
Öncellikle merhabalar efenim. Uzun zamandır adam akıllı bölüm atamıyordum. Geri geldim ve uzun bir bölümle geri geldim efenim🦋
Keyifli okumalarrr🦋
Oy ve Yorumlarınızı bekliyorum🦋
İçimizi bir güzel Mavi Kelebeklerle dolduracak bir bölüm olduu🦋
Bölüm şarkısı:Yalın/Akşamüstü
🦋
Yiğit’ten
Sevdiğim kadının öyle uyuması içimin yanmasına neden olmuştu. Ona mükemmel bir hayat veremiyordum hiçbir şekilde. Ellerimize baktım. O kadar sımsıkı ve bütünlerdi ki kolay kolay kimse bizi ayıramazdı. Benim bağrışım ise bunu başarabilirdi. Kendini hep seven biri olmuştum. Annem hep derdi: Yiğit, oğlum kendini sev sen kendini sevmezsen kimse seni sevmez. Bak ben kendime olan nefretimle büyüdüm. Laldim nefret ettim kendimden oysa Rabbimin bana verdiği bir imtihandı. Bunları çok geç fark ettim. O kadar çok kendimden nefret ettim ki iki sevgi sözcüğüne kandım beni sevmeyen adama...
Annemin kendine olan sevgisizliği geçmiş olabilirdi olması geçmişi silmemişti bende o yüzden bir gün ailem olursa diye hep kendime değer verdim. Eşek gibi çalıştım ama günün sonunda bir sigara bile olsa kendime ödül verdim. Şimdi ise iliklerime kadar kendimden nefret ediyordum. Çünkü ben sevdiğim kadını kırmıştım. Bu ilişkinin en başından beri onu asla kırmayacağıma dair kendime söz vermiştim. Aptaldım. Yiğit aptaldı.
"Ben senin kadar aptal bir adamı çok az gördüm." Leylanın sözleriyle ona dönmedim, cevapta vermedim istediği kadar boş konuşabilirdi.
"Her şeyi biliyorum bu kızın babası yüzünden bileğini incittin, Kerem Galatasaray alt yapısına girdi sen ise burada aynı yerdesin oysa sen çok yeteneklisin. Kardelen senin hayatını mahvetti. " hayatım? Benim hayatımın tamamı kardelendi.
Benim için aşkta Kardelendi, yaşam da ve niceleri."Sana acıyorum biliyor musun? Sevgi nedir bilmez, sadece nefretle büyüyen bir kızsın. Kalbinin kötülüğünü bizden uzak tut." Yiğit buydu sevdiklerine elinizi uzatırsanız o da kalbinizin tam ortasına elini uzatır ve parçalardı.
"Senin acımana kalmadım. Babam Fenerbahçe direktör yardımcısı sence benimle düzgün konuşman gerekmez mi?"
"Tehditlerini kendine sakla. " birkaç şey daha geveledi ama artık benim de uykum geliyordu. Sevdiğim kadının yüzünü izleyerek uyudum...
(Sabah saatleri)
"Uyanın gençler." uykumu bölen şey elimin üstündeki elin gittiğini hissetmemdi. Gözlerimi araladığımda Kardelen uyanmış benden en uzak köşeye oturmuştu. Uzun bir küstüğün habercisiydi bu.
"Günaydın oğlum çıkıyorsunuz haydi Kerem ve Leyla şikayetlerini çekmiş." Kardelenin yerinden hızlıca gelip karşımda dikilmesini bende beklemiyordum ama o kahve gözlerinden alevler çıkıyordu.
"Dün onunla mı konuştun? Çekmesini mi rica ettin birde? Bizi ölüme bıraktılar onlar. " bunu düşünmesi bile sinirlerimi alt üst ediyordu.
"Kardelen bende şaşırdım konuşmadım bu konuyu laf attı ona acıdığımı söyledim. Bundan ibaret konuşmamız. " gözlerindeki öfke dağılmamıştı bu beni daha çok sinir etti. Kendime hakim olmak adına Ayhan abinin açtığı nezaret kapısından çıktım. Peşimden gelen sinirli ayaklar ile rahatladım.
"Soru sordum ve cevap verdin neyin tribi şuan?""Bana inanmayan gözlerle baktın.Trip yok yani. Tek tek cümlesine cümlesine de konuşmamı ister misin?"
"Saçma sapan konuşmayı kes. Sinirliyim bakıyorum."
"Çocuklar Allah aşkına hadi çıkalım zar zor çıkardık zaten." Ayhan abinin sitemi ile ilk ben çıktım. Arkamdaki Kardelenin sinirli soluklarını alıyordum. Bende istemiyordum ki böyle olsun. Elini tuttuğumda elini çekmemişti ama elimi tırmalamıştı. Güldüm ister istemez. Sinirlenince fazla vahşileştiği doğruydu.
"Rahat dur karıcım evde yaparsın." sinirini daha fazla bozmuş olacağım ki daha sert tırnakladı.
"Kes sesini de yürü."
"Dur kız bu kadar vahşilik beni cezbediyor. " ben buydum. Kardeleni seven, onunla uğraşan neşeli Yiğit. Aylardır içinde bulunduğum durumdan bunu Kardelenden sakınmıştım. Pişmanlıkla baktım yüzüne anladı mı bilmiyorum ama tırnaklarını çekip elimi sımsıkı tuttu. Kendi sevgim ağır sanırdım. Oysa en ağır sevgi buydu ve en güzeli.
Genzimin yandığını hissediyordum. Hemen gözlerimi kaçırdım. Bana yaklaşan ve omzumu öpen Kardelen hiçbir şekilde yardımcı olmuyordu.
"Yüklerini tek taşımayı bırakmalısın Yiğit böyle daha çok yoruluyorum."
"Özür dilerim."
"Dileme gamzelim sadece benimle paylaş beraber arınalım yüklerimizden." yüklerin bitmeyeceğini ikimizde biliyorduk...
"Seni o yüklerin içinde ezmek istemiyorum anlasana."
"Biz sevgili değiliz Yiğit artık Karı kocayız. o yüzden sen ezilirken ben seni izleyemem sende beni izleyemezsin. O yüzden bırak beraber taşıyalım yüklerimizi. Lütfen. " başımla onayladım sevdiğim kadının kokusuna hasret kalmıştım.
Saçını öptüm. Aramızdaki soğukluk devam ediyordu edecekti biliyordum. Ama karakoldan çıkana kadar ellerimiz ayrılmadı. Eve kadar ayrılmaz sandım ama çıkar çıkmaz Kardelen benden ayrıldı. Diyecek sözüm bile yoktu. Otobüs durağına önden gitti benim yapabildiğim tek şey ise peşinden gitmek olmuştu...
(1 Hafta sonra)
Kardelen'den
Bir hafta geçmişti o iğrenç günün üstünden. Ve hala Yiğitle konuşmuyordum. Eve dönüş Otobüsünde konuşmaya çalışmış ben susunca susmuştu. O gün birbirimize sarılarak uyumuştuk. Rüya Ahularda kalmıştı. Sabahında getirmişlerdi. Ahuyla dışarı çıkmış yanında bir güzel ağlamıştım. Şimdi ise işteydim. Rüya hala tam toparlamış değildi. Yiğit ise ilaçlarına başlamıştı ikisi hep uyuyordu. Yiğit ne kadar gitme dese de işe gidiyordum ve eleman eksikliğinden bütün iş bana kalıyordu. Yiğitte asla belli etmiyordum zaten uzaklaşmıştım. Geldiğimde uyuyor oluyordu. İlaç ona çok kötü geliyordu. Hep yoruyordu ben ondan ilaç içmesini istememiştim. Ama her şey sanki yanlış anlaşılmak için çabalıyordu. Yorgundum, bitkindim. Başımın döndüğünü hissediyordum.
Etrafıma baktığımda sadece Demir vardı.
"Demir..." sonrası kapkaranlıktı...
Yiğit'ten
Bir haftadır sevdiğim kadına ne yetişiyordum ne de konuşuyordum. Bu ilaçlara ara verdiğinizde ve tekrar başladığınızda vücudunuz ne olduğuna şaşırır ve yıkılır. Öyle de oldu. Hep uyuyordum. Rüyaya zor bakıyordum. Uyandığımda sabah oluyordu ve Kardelen olmuyordu bazen Uğur oluyordu Rüyaya bakan. Aldığım nefes bile fazla geliyordu artık bugün bu döngüyü artık kırmaya karar vermiştim. Elimdeki Rüya etrafa yine şaşkın bakışlarla bakıyordu. Çok hızlı büyüyordu ve büyüdükçe daha çok gülüyordu. Benim neşeli kuşumdu. Uğur abisine getirmiştim onu. Bugün Kardelen ile yalnız kalıp halletmek istiyordum her şeyi. Rüyayı sahile götürmek istemiyordum çok çabuk hasta olan bir bebekti.
Kapıyı tıklattığımda uykulu gözlerle Uğur açmıştı. Bazen utanıyordum bunun için. Hep onlar yardım ediyordu çoğu zaman rüya onlardaydı. Uğur artık ailesinden geçinmiyordu. Çalışması gerekiyordu. Öte yandan bunun için bir arkadaşını tutacağından bahsetmişti. Her şey çok fazlaydı.
“Ben sormadan geldim ama müsait misiniz?”
“Oğlum bu nasıl soru böyle geç Kardelen işte mi?” Rüya hemen kollarımdan ayrılmak için çabalamaya başlamıştı. Uğur anlayıp aldı hemen.
“İşte o yüzden gelmiştim aslında bugün aramızdaki sıkıntıyı çözmek için sahile götüreceğim Rüya sizde kalsa olur mu? Size çok yük oluyorum farkındayım ama halledeceğim kardeşim.” Uğur cevap vermeden Ahu gelmişti dışarı çıkmak için hazırlanmış gibiydi daha çok utandım.
“Rüya bizim de kardeşimiz o yüzden kes sesini ve Kardeşimin gönlünü al kardelene kardelen çiçeği yakışır unutma.” Minnetle gülümsedim Ahu gerçekten çok iyi bir dosttu. Bana da kardeş olmuştu.“Gidiyorum o zaman.” İkisi de bana el salladığında rüya onları taklit etmişti. İster istemez üçümüz gülümsedik.
Kafenin yolunu tuttum önce çiçekçiye uğradım kardelen çiçeği yoktu. Yine de bir buket hazırladım. Ve bildiğim bir çiçek bahçesinin yolunu tuttum burada yoksa orada vardır bugün o çiçekler bulunacaktı. Bahçeye çiçekle girmek ayrı bir absürttü kafam gerçekten yerinde değildi. Kapıdaki çalışan kadın beni gördüğünde selam vermişti. Ben evliyim benden uzak durun arkadaşlar! Kardelen çiçeğini bulur bulmaz elimi atmamla elimin üstünde bir el geldi. Hemen geri çektim elimi.
“Pardon beyefendi çiçekleri almam lazım son kardelenler.”
“Valla teyzecim asla veremem benimde almam lazım karıma vereceğim.”
“Bana bak yaşın belli ki çocuk ne evliliği yalancı herif.” Sinirlerimle oynuyorlar.“Ablacım, teyzecim sanane benim evliliğimden Allah Aşkına çek elini kolunu karımın gönlünü almam lazım.”
“Benimde bunu almam lazım bahçem için genç defol!” kadının elinden sertçe aldım çiçeğimi.
“Sen defol kadın.” Yine elimden almaya çalıştığı anda koşarak çıktım oradan sevdiğim kadının sevdiği çiçeği kimse alamazdı.
Kafeye zar zor vardığımda kapıdaki ambulansla koşarak içeri girdim. Birine mi bir şey olmuştu? Yoksa Kardelen? Karıma mı bir şey olmuştu? Gördüğüm görüntü ile elim ayağım titredi. Kardelen bayılmıştı. Demirde kucağında tutuyor uyandırmaya çalışıyordu gelen ambulans ekipleri beni geçerek Karıma ulaştılar. Elimdeki çiçeğin düştüğünü hissediyordum. Ayaklarım beni oraya nasıl götürdü yanına nasıl vardım bilmiyorum ama ona bakan çalışanı itip yüzünü avuçlamam en doğru hareketti.
“Canım, Kardelen güzelim aç gözünü noldu? Neyi var söylesenize?”
“Yiğit aniden bayıldı bırak kızı çalışanlar baksın.” Yüzüne geçirdiğim yumrukla uzaklaştı. Şuan benimle konuşmamalıydı. Çalışan Kardelene bakmaya devam etti.“Niye uyanmıyor? Bir şey desenize.”
“Yiğit insanların işini zorlaştırma bayıldı yetişemedim kafasını çarptı o yüzden uyanmıyor olabilir.” Kardelenin elini yine tuttuğunda artık duygular birbirine karışmıştı. Kıskançlık değildi bu bambaşka bir şeydi. Ellerini itip ambulansa bindim sevdiğim kadının ellerini tuttum. Yorgundu çünkü çok çalışmıştı. Yorgundu çünkü ben ilgilenememiştim. İlaç içip uyumuştum. Babası bu adam sana bakamayacak demişti haklı çıkarmıştım.
“Beyefendi lütfen artık bize zorluk çıkarmayın yorgun düşmüş kafasını çarptığı için hastaneye o yüzden gidiyoruz önlem amaçlı birkaç test yapılacak.” Kadının sözleriyle başım daha çok eğilmişti az önce onlara zorluk çıkarmıştım.
“Özür dilerim eşim olur kendisi endişelendim zorluk çıkarmam daha özür dilerim yine.” Kadın sadece gülümsemişti bende Kardelenin saçlarını sevmeye başladım. Hastaneye varmak üzereyken Kardelen gözlerini yavaşça açmaya başladı.“Kardelen güzelim uyandın. İyi misin? Neren ağrıyor? Hastaneye vardık bak hiçbir şey yok.” Gözünden akan gözyaşı ile neye uğradığıma şaşırdım. Sevdiğim kadın iyi değildi. Sebebi bendim...
“Y-yiğit çok kötü bir kabus gördüm. Bir daha kavga etmesek olur mu?” dediği şeyle neye uğradığıma şaşırmıştım.
“Sen bana olan kırgınlığından değil de kabustan mı ağlıyorsun güzel karım? Söz daha kavga etmek yok sana Kardelen buketi almıştım biliyor musun? Bayılıp şansını kaybettin.” Dediğim şeyle ikimizde gülmüştük. Ambulanstaki ablanın yardımıyla hastaneye girdik ve tüm testleri yapıldı. Şimdi ise sonuç bekliyorduk el ele. Uzun sessizliği ilk bozan Kardelen güzelim oldu.
“Bana yine kardelen çiçeği alacaksın değil mi?” dediği şeyle gamzelerimi suna suna güldüm.
“İstediğin çiçek olsun Karıcım hep alırım. Aksattım. Özür dilerim.” Gamzeme parmağını batırdığında hayat yeniden yaşanabilir bir hal aldı...
“Sen ol benim tanıdığım, sevdiğim adam ol yeterli Yiğit. İlaçlarla boğulmak zorunda değilsin. Ben sakinleştirmeye çalışırım. Olmazsa bile ilaçlarla dinlenmen gerekiyor sana hala kırgınım. Tek başına yük taşıma alışkanlığından kırgınım. Alıştığın hayat bu olabilir ama biz el ele yeni bir hayat kuralım istedim sadece.” Sözlerinin haklılığı canımı yakmıştı.
“Özür dilerim.”
“Özür dilemeyi bırak dediğim gibi Yiğit ol benim Gamzeli deli oğlan ol yeterli.” Saçlarına kondurduğum öpücükle gözlerini kapattı.
“Sen ne dersen o olacak artık bu adam çok şımardı sanki ha ne dersin?”
“Hayır şımarmadı hakkı olan acıyı yaşıyor ama tek yaşamaya çalışıyor o konuda çok bencil.” Her sözüyle sevgisini içime işliyordu sanki her yerime işlememiş gibi kalbimdeki solan her duyguyu yeşertiyordu..
“Öyledir kendisi tam dayaklık iyileşip onu yatakta parçalamaya ne dersin?” omzuma yediğim yumrukla kahkaha attım işte benim güzeller güzeli karım buydu.
“Söyle o çocuğa onunla yatmayacağım.”
“Kız o senin kocan kocan.”
“Onu kocalıktan reddettim.” Omuz silkti lan kocalıktan red yedim.
“Öyle bir hakkın yok Kardelen Güzeli.”
“Ona ne? Ben ne istersem onu yaparım.”
“Bak o adam gelmez öyle şeylere şak diye öper.”
“Yiyorsa öpsün lan.” Yedi ve öptüm. Aldığım karşılık ise okkalı bir tokat oldu.
“Pis sapık evliyim ben.” Güldüm ister istemez ama oyununa ayak uydurdum.
“Olabilir gizlice öpüşürüz kocanın kulağına gitmez.”
“Olmaz diyorum kocamı mı üzeyim?” nazlı bir ifade ile dudak büzdü.“Kız naz yapma ver bir alt dudak yakalanmadan.” Omzuma yediğim şamarla daha çok güldüm.
“Şerefsiz böyle yapıyordun dimi kızlara? Okulda popülerdin tabi veren verene.” Daha fazla saydırmadan öptüm.
“Aynı okuldaydık. Olsa bilirdin olmadı ki ver alt dudak bakayım.” Çapkınca göz kırptım.“Sende şerefsizlik seziyorum bu ne cilve oğlum.”
“Cilvemiz de öpücüğümüzde karımızaaa.” Nazlanmak istedi yapamadı gözünün içine içine baktım.
“Bakma şöyleee.”
“Baktım şöyleee.” Dudaklarımızı birleştiren bu sefer Kardelendi. Öpücüğümüz harlanacakken içeri giren doktorla ayrılmak zorunda kaldık...
Ahu’dan
“Uğur napacağız? Senin iş görüşmesi ne zamandı?” Yiğit Rüyayı bırakmıştı ama bugün ikimizin de iş görüşmesi vardı.“İkide canımın içi Ayçayı arayacağım senin de ikide bugün onlar barışsın etsin.” İstemeye istemeye başımla onayladım. O kızı sevmemiştim.
“Düşürme yüzünü gerçekten iyi biri güzelim.” Cevap vermedim rüyayı daha çok sevdim.“Şşşt cevap vermeyecek misin?”
“Hadi Uğur çağıracaksan çağır ama Rüyada herhangi bir ihmal görürsem onu öldürürüm.” Başıyla onaylayıp aradı. Uzun uzun konuşmaları sinirimi bir güzel hoplattı. Ben mağaramda mutluyum arkadaşlar.Rüyayı kucağına verdim ve giydiğim kumaş pantolonu etekle değiştirdim şimdi daha iyiydi. Ahu saçmalıyorsun diyordu içimde bir ses ama kıskanıyorum ve nasıl baş etmem gerektiğini öğrenmek istemiyorum.
Kapının açılma sesinden o sinsinin geldiğini anlayıp çıktım odamdan. Uğurun bakışlarını üzerimde hissettim ama dönmedim.“Hoş geldin. Yemeğini daha yemedi önce onu yedirirsin hala gaz çıkarmada sırtının okşanmasını seviyor. Bezlerini misafir odasına koydum. Odamız kilitli çünkü. Dikkat et.” Çantamı koltuktan alırken ters sesiyle ona döndüm.
“Bir sen mi çocuk büyüttün biliyorum bunları.”
“Bil bilme fark etmez. Rüya benim canım canıma zarar gelirse canından olursun.”
“Çıkalım mı Sevgilim?” Uğura döndüğümde beni izliyordu.
“Tabi çıkalım.” Kapıya gittiğimde duyduğum şeyle kendimi sakinleştirme çabam çöpe gitti tamamen.
“Sen ne zamandan beri Asi kızlardan hoşlanıyorsun? Yağmurla iyiydiniz.” Yağmur, Uğurun eski sevgilisi biz konuşmaya başladığımız zaman bana uyarı mesajı atan kızdı. Bu kız onun arkadaşı mıydı?
“Saçma sapan konuşma Ayça o nereden çıktı? Belanı arama.” Çantamı askılığa bırakıp Rüyayı Ayçanın elinden aldım ve Uğura verdim.
“Sana Yağmur iş versin.”
“Bana iş veren sen değilsin yalnız.” Küstahlığın daniskası gerçekten. Saçından tuttuğum gibi kapıya sürükledim.
“BIRAKSANA VAHŞİ MİSİN? UĞUR BİR ŞEY YAPSANA.” Attığı çığlıklarla daha çok sinirlendim.
“Uğur kurtarsana ya bir şey yapsana.” Hıncımı alamamıştım. Alamayacaktım da ben o Yağmur denen aptal yüzünden az mı ağlamıştım? Nasıl arkadaşını getirirdi? Genzim yanıyordu. Saçını bırakmadan kafasını duvara geçirdim.
“İlet o arkadaşına düğünümüze bekleriz.” Onu apartmanda bırakıp evin içine girdim.
“Onun arkadaşını getirdin ya bu eve sana da yazıklar olsun.” Odama gidecekken tuttu.“Arkadaşı değil Ahu gerçekten saçmaladı haklısın.”
“Saçmaladı haklıyım? Öyle mi dersin? Tek bir sorum olacak o zamanlar sormadım. Ona aşık mıydın? Çok mu seviyordun?” gözlerinin içine baktım bu soru hep içimde ukde kalan bir soruydu.
“Senin kadar kimseyi sevmedim Ahu ben. Uzun bir süre çıktık diye biliyor herkes.”
“Bizi kimse bilmiyor güya nişanlımsın.” Yüzümü avuçlamasıyla çekilmek istedim izin vermedi.“Canım onlarla artık arkadaş değilim ki o yüzden bilmiyorlar yoksa cümle alem bilsin benim güzeller güzeli nişanlımı.”
Başımla onaylayıp çekilmek istedim yine izin vermedi.
“Bıraksana.”
“Yo sen bu eteği söyle hayırdır?” kıskanma sırası ondaydı.“Canım istedi giydim. Çekilir misin? Şuan konuşmak istemiyorum çok sinirliyim.”
“Nereye çekileceğim? Sağım solum sen.”
“Senin sağın solun Yağmur eski sevgilin biz ne zaman mutlu olsak bir şekilde ya kendisi ortaya çıkıyor ya da yancıları işte en iyisi sen onun sağ so-" devam etmeme engel olan şey dudaklarıma kapanan dudaklar oldu. Öyle sert öpüşmeye başladık ki. Dudaklarımdan akan kana rağmen durmadım. Sertçe dudağını ısırdım. Hıncımı dudaklarından aldım. Ellerini kalçama koyduğunda kucağına çıktım. Bacaklarımı beline dolayıp saçını çektim. Zar zor ayrılan o oldu. Ben onu öperek boğmaya karar vermiştim.
“Bıktım o kızdan. Seni gebertmek istiyorum.” Cevap vermesine izin vermeden bu sefer öpen ben oldum dudaklarını daha çok dişledim. Hıncımı alamıyordum.
“Gebert lan geberteceksen sen gebert.” Duvara yasladığında duyduğumuz sesle ikimizde donduk.
“Muckkk.” Rüyanın sesi...
∘₊✧──────✧₊∘
Yaaa rüyaaaa
Ayyy sondaki SNSMDMSMSMMSMSMSMSMSMS
