23. bölüm · Mavi Kelebek
21.Bölüm|Geçmişin İzleri
Umarım bölümü severek okursunuz🦋
Keyifli Okumalarrrr🦋
Oy ve yorum yapmayı unutmayınnn🦋
Bölüm şarkısı: Buğrahan Çayır|Kara Gözlüm🦋
🦋
(3 ay sonra)
Gözlerimi araladığımda başta nerede olduğumu algılayamamıştım ama üst üstte yattığım adamla evimde olduğumu anladım. Yiğit evimdi, yuvamdı. Ne yatağa ihtiyacım vardı ne de dört duvara...
Kalkmayı denedim ama imkansızdı çünkü kollarıyla beni sımsıkı saran kollar vardı beni kaybetmekten korkarcasına uyurken bile kasılmıştı vücudu. Ya da birinin beni ondan ayırmasından mı demeliydim? Son yaşananlar sadece Yiğitte değil bende de büyük travma bırakmıştı. Yanından ayrılmak istemiyordum her an babam gelecek beni ondan alacak gibi hissediyordum. Ama benim minik bir görümcem vardı o yüzden hep kucakta gezmiyordum. Son zamanlarda en sevdiğim şeylerden biriydi korkuyu gözlerimde görür görmez Yiğittin beni kucaklaması ve saatlerce kucağında gezdirmesi bunu tatlı kılan şey de Rüya'nın kıskançlık çığlıklarıydı. Üç ay geçmişti o korkunç günün üstünden. Uğur ve Aşkın iyi olana kadar onlarda kalmış sonra da Yiğittin evine gelmiştik. Artık bizim bir evimiz vardı. Uğur bu evde kötü anıları bahane ederek bizim için başka bir ev ayarlayabileceğini söylese de Yiğit kabul etmemişti. Bende bu evde yiğit için kalmak istemiyordum başta ama ilk geldiğimizde dedikleriyle düşüncemin ne kadar yanlış olduğunu anlamış ve elimde olmadan ağlamıştım. Çünkü Yiğit istemeden çok olgunlaşmıştı. O liseli çocuk yoktu karşımda. Aslında karşımda çocuk ruhlu genç yoktu. Olgun bir adam vardı. Bundan şikayetim yoktu. Ama onun böyle biri olmadığını bilmek canımı yakıyordu. Artık eskisi kadar konuşmuyor, gülmüyordu. Bana olan sevgisi yerli yerindeydi. İliklerime kadar hissediyordum sevgisini. Ama yaşadıkları sevdiğim adamdan neşesini almıştı.
(2 ay önce)
"Yiğit, Uğur sanki haklı şu ev konusunda şimdi ayarlasın çalışınca kirası neyse veririz ne dersin kara gözlüm?" bu lakabı yeni çıkarmıştık gamzeli yetmiyordu. İnsanların olduğu yerde kocam deyince salak gibi ya utanıyordum ya da sırıtıyordum. İyice mala bağlamıştım.
"Bu evde annemle beraber büyüdük, Kız kardeşimle beraber büyüdük bu eve ilk kez mezar taşı girmiyor ve ya hüzün, öfke hep vardı kardelen o yüzden bu evde yaşayacağım rahatsız mısın bu evden?" dediği sözlerle hepimiz suspus olmuştuk. Dillendirmemişti pek kardeşini ama babası yüzünden olduğunu biliyordum. her şey o adam yüzündendi sevdiğim adamı bu hale o getirmiş sayılırdı. O kadar yükle o yaşta babası yüzünden başa çıkmak zorunda kalmıştı Yiğit. Benden önce Uğur konuştu.
"Kardeşim özür dilerim düşündüm sizi sadece yanlış düşündüm."
"Önemli değil Uğur anlıyorum niyetini ama artık sende Fas fakirsin kardeşim hatırlatırım." amacı ortamı dağıtmaktı anlıyordum elini tuttum bana sorduğu soruya cevap vermeliydim.
"Sen neredeysen orası benim evim zaten Yiğit. Ne bir yatak ne de dört duvar. Yiğit nerede Kardelen için ev orası. Sadece seni mutsuz etme ihtimali olan her şey beni de mutsuz eder anladın mı kara gözlüm?" dudağıma kondurduğu sert öpücükle cevabını vermişti çoktan...
(Şimdiki zaman)
"Yiğit sevgilim kalkmamız lazım işe gideceğiz." bu üç ay içinde olan ve Yiğittin canını bir hayli sıkan şeylerden biri de bu iş meselesiydi. Bütün yükü kendine yıkmak istiyordu ama izin vermemiştim. Çalıştığı kafede işe başlamıştım. Garsonluk yapmıyordum Baristalık yapıyordum o yüzden insanlarla yüz yüze o kadar çok gelmiyordum. Beni iş değil insanlar yorardı genelde. Ve bunu Yiğitten anlıyordum çok yoruluyordu iş yokken yardım ediyordum ama kızıyordu.
"Saat kaç ki?" uyku mahrumu gözlerinden öptüm. Ayrılık falan yoktu gelmeyecekti!
"Dokuz ama Rüya'yı Uğurlara bırakacağız ya ikisi de işe başlayacak haftaya diye Uğur bir tane düzgün bakıcı bulmuş liseden arkadaşıymış zaten tanışmış oluruz ve geç kalmayız diye düşündüm." bir anda kendimi Yiğittin altında bulduğumda kahkaha atmıştım. Özlemiştim. Özlemişti.
"Çok güzel düşünmüş güzeller güzeli karım ne güzel bakıyor bana beni öp dercesine." ensesinden kendime daha çok çektim. Dudaklarımın arasında mesafe tek bir hareketiyle sıfırlanacaktı. Dudaklarına doğru konuştum.
"Beni öp Kocacım." her sözüm onun için bir emirdi ama bu zevkle yaptığı emirlerin başında yer alıyordu. Dudaklarımızı o kadar hızlı birleştirmişti ki dudaklarına doğru kısık bir inleme döküldü ağzımdan.
"Yiğit çok seviyorum." başını boynuma onun deyimiyle yuvasına gömdü. Sanki oradan nefes alıyordu öyle bir kokluyordu ki yaşam ve ölüm buradaydı. Kollarımdaki adamda her şey vardı. Aşkta vardı sevgi de. Yaşam da vardı Ölümde. Hayattı, yaşamdı.
"Kardelen aklı başında sevemiyorum. Delicesine, çıldırmışçasına seviyorum seni." dayanamadım kafasını boynumdan kaldırıp dudaklarımızı birleştirdim. Her sözüyle beni alt etmesini çok iyi biliyordu ama bir öpücüğüme bocalıyordu da.
"Ya şimdi kalk Karıcım ya da biz geç kalalım seçim senin." dudaklarını son kez öpüp hemen yataktan kalktım. Beni her an yakalayıp yine öpebilirdi.
"Bak nasıl öpüp kaçıyor kaç kere dedim son öpücüğü koca öper diye." dil uzatıp odadan çıktım birkaç dakika Rüya da uyanacaktı. Bugün akşamcıydık o yüzden öğlen gidecektik işe ama maalesef her türlü erken kalkmak zorundaydık. Rüya artık dokuz aylıktı geceleri bizimle uyumayı sevmediği için ona yatak almıştık ve çok sevmişti. Buna rağmen yiğittin saat başı alarmlarıyla uyanıyor kontrol ediyorduk. Asla uslu bir bebek değildi. Fazlasıyla yaramaz ve abisine düşkündü. Yatağına baktığımda ayaklarını sallayan sakince tavanı izleyen Rüyayla biraz şaşırdım asla onluk bir hareket değildi. Uyanır uyanmaz evi Abi diye inletirdi. İlk söylediği şey abi olmuştu buna şaşırmak hata olurdu.
"Bal kızım uyanmış ve uslu mu duruyor imkansızz." onu kucaklayıp öpmeye başladım. Çok sıcaktı. Sıcak yaz aylarını atlatmıştık oysa sonbahar bitmiş kışa giriyorduk. Gözleri çok yorgun bakıyordu. Hemen üstünü çıkarıp vücuduna dokundum cayır cayır yanıyordu.
"YİĞİT ÇABUK GEL." Koşarak gelmişti rüyayı öyle sessiz ve çıplak görünce hemen vücuduna dokundu. Ben ne kadar paniksem Yiğit o kadar rahattı.
"Tamam hastaneye gidiyoruz. Birkaç parça kıyafet hazırla Rüyaya sevgilim hadi." benim panikten ne yapacak halimi görünce rüyayı ve bir tulumu bana verdi. Zor bela giydirmiştim.
"Kardelen çocuk bu ateşi çıkacak normal hastaneye gidiyoruz. Kendine gel lütfen." içirdiği suyla kendime gelmiştim. Karnım ağrıyordu regl olmuş olmalıydım. Ve ben reglken çok ağrı çekerdim. Şuan bunların sırası değildi.
"Tamam özür dilerim hadi çantayı hazırlayayım."
"Hazırladım. Çıkalım." başımla onaylayıp Rüyaya sımsıkı sarıldım. Taksiyle gittiğimiz için hemen hastaneye varmıştık üstümdeki pijama çok inceydi ve üşüyordum ama ses etmedim. Üşüyeyim her şey olsun bana ama Rüyaya olmasın. Hastaneye girdiğimizde bizden rüyayı alıp hemen bir odaya girmişlerdi bizi almamışlardı. Yiğit benim gibi mala bağlamasa da olduğu yerde volta atıyordu.
"Yiğit yanıma gelsene sevgilim. Doktoru duydun müdahale edeceğiz dedi." sanki beni duymuyordu. Ayağı kalktığımda karnıma saplanan ağrıyla iki büklüm oldum kahretsin. O an olduğu transtan çıkmış gibiydi koşarak bana geldi.
"Kardelen noldu güzelim iyi misin neyin var?" kocamdı her şeyimdi ama ben mal gibi utanıyordum. Yine saplanan ağrıyla utancımı kenara atmak zorunda kaldım.
"Ben regl oldum da biliyorsun çok sancılı geçiyor üşüdüm biraz daha da sancılı oluyor öyle olunca Ahu ve Uğur geliyor Ahu ped getirecek ama çok üşüyorum özür dilerim." yüzündeki tebessüm aylar sonra ilkti. Sımsıcaktı benim Yiğittim gibiydi.
"Kardelen sen de benim bebeğimsin o yüzden özür dileme tarihe dikkat etmedim kusura bakma." ne hep tarihe dikkat mı ediyordu? O yüzden mi ben reglken çok yanaşmıyor ben demeden hep ped oluyordu evde?
Boynuna sarıldım bu sevgi bana bazen o kadar fazla geliyordu ki ağlıyordum. En çok regl olduğum duygusal olduğum zaman!
"Yiğit söylesene bu kız seninle napsın? Ben bu sevginin altında eziliyorum bazen sana senin sevgin gibi sevgi sunamıyorum sanki senin sevgin nasıl biliyor musun?" üstündeki kapüşonluyu çıkarı bana giydirdi üstünde ince bir siyah tişörtle kalmıştı ve kasları meydandaydı!
"Aşkım benim üşümem geçti aslında sen en iyisi bunu geri giy." çıkarmaya yeltenmişken izin vermedi.
"Kardelen rahat dur kalacak üstünde Ahu umarım kalın giyinip gelmiştir bununla idare edeceksin ve kocanın sıcak kollarıyla." itirazım yoktu buna olamazdı da. Hemen kendimi kollarına bıraktım. Rüya için korkuyordum çok korkuyordum. Bana sarılan Yiğittin eli titriyordu çekilmek istedim izin vermedi.
"Yiğit ellerin titriyor bırak." bırakmadı cevap bile vermedi daha çok debelendim. Aniden ellerini çekmesiyle afalladım.
"Korkuyorum Kardelen." sesindeki öfke o kadar fazlaydı ki şaşırmadan edemedim. Neler oluyordu?
"Bende sevgilim sen niye korktuğun için öfkelisin ki?" ellerindeki titremeler gerçekten hayra alamet değildi tuttum iki elini de sımsıkı. Artık benimle konuşan Yiğit yoktu ve şikayet edeceğim tek konu buydu.
"Yiğit konuş benimle lütfen."
"Konuşacak bir şey yok korkudan öyle ters tepki falan." bana yalan söylüyordu.
"Yiğit aramızda yalanın y'si bile girmeyecek biz bu sözü hiç bir şeyken verdik şimdi bozma anlat bana şimdi her şeyimsin." gözleri yerdeydi ama ne ellerinin titremesi kesilmişti ne de sallanan ayağı. Tam bir şey diyecekken doktor çıktı odadan ikimizde hemen ayaklanmıştık.
"Nasıl doktor kardeşim iyi mi?" elini elimden çekmişti. Kalbimde beliren sızıyla baş başa kaldım.
"İyi merak etmeyin üşütmüş sadece ateşini düşürdük havale geçirmedi çok şükür ortalığı abi diye yıkmaya başladı bile isterseniz geçin geçmiş olsun yine." Yiğit doktorla konuşurken içeri girdim Rüya küçücük bedeniyle yatakta tepiniyordu kolunda serum vardı. Sarıldım sımsıkı ve o an içimi ısıtan bir şey oldu. Rüya kollarını bana sarmıştı.
"Abla kaldo." bana ilk kez abla diyordu hatta adımı da söylemeye çalışmıştı.
"Canım benim iyisin daha çok iyi olacaksın sana söz abla sözü."
"Abiii." Yiğit’i görür görmez beni satmıştı.
"Abisinin gülü abisinin minnağı korkuttun bizi. Beni karımı yazıklar olsun." Rüya anlamış gibi kıkırdıyordu.
Birbirlerine sarıldılar öptüler gülüştüler. Bu manzara ile uyuyup bu manzara ile uyanıyordum her gün. İşte bizim huzurumuz bu andan ibaretti...
Ahu'dan
Hayat size acı çektirirken aslında sizi gelecekteki büyük ödüle hazırlıyormuş bende bilmiyordum Uğurla öğrendim. Sevdiğim adamla öğrendim. Üç aydır aptal aşıklar gibiydik. Beraber yemek yapıyor, film izliyor, uyuyor ve ara sıra kavgalar ediyorduk ama şuanlık koltukta uyumasını gerektirecek bir kavga etmemiştik. Acılarımı göğsünde yumuşatıyordu. Kardelen dediğinde inanmıştım ama bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim. Sohbet etmiştik her şey durulduğunda ve demişti ki. "Sadece babalar acıları göğüslerinde yumuşatır sanırdım. Meğer öyle değilmiş. Seni seven adamın göğsü de yeterli oluyor acılarını yumuşatmaya." bu sözü söylediğinde ben babamın acımasızlığını anlatıyordum. Onun acısı bizden fazlaydı bence. Benim ve Yiğittin babası hep böyleydi ama onun babası onu sevmişti o sevgiyi tattıktan sonra böyle bir şey yüzünden kaybetmek can yakıcıydı. Uğur da ailesiyle görüşmüyordu. Beşimiz vardık sanki dünyada. Ve yetiyorduk birbirimize.
Şimdi de karşımdaki kadına bakıyordum. Rüya için güya Uğur'un kankası olan kadına. Ulan çok güzeldi neden güzel arkadaşları vardı ki? İçimdeki mağara kadını yavaştan ortaya çıkıyordu. Uğur duştaydı ve bekliyorduk paşamızı. Kendimi zor tutuyordum şuan o duşa girip onu gebertmemek için!
"Adın ne bu arada ben Ayça." bende mağara kadını demek vardı.
"Ahu." kısa kesmeme rağmen başka bir soru daha yineledi.
"Ahu, Uğur sanki bahsetmişti kuzeni miydin?" Uğur iyi çocuktu ama bir kusuru vardı.
"Hayır nişanlısıyım." bana şokla bakıyordu yaşımızın küçük olduğunu biliyordum ama aileler sıkıntı ise olacak en makul şey buydu.
"Uğur bu yaşta evlenecek biri değil ondan şaşırdım." helvasını kavuracağız sen merak etme çok yaşamayacak Uğur.
"Demek ki Uğuru doğru tanımamışsın hem gayet halinden memnundu." cevap verecekken odaya giren Uğurla susmak zorunda kaldı.
"Ayça gelmişsin hoş geldin." kız ayağı kalkmış sarılacakken Uğura öyle bir bakış atmıştım ki olduğu yerden hemen benim yanıma gelmişti. Saçlarıma kondurduğu öpücükle yumuşamamak için çaba vermek zorunda kalmıştım.
"Çok güzel olmuşsun bir tanem Yiğitler hala gelmedi haberin var mı onlardan?" yoktu saat onda burda oluruz demişti kardelen hemen ayağa kalktım.
"Yok onda burada olacaklardı aslında. Arayalım." Başıyla onaylayıp aradı hemen Yiğitti. Yüzündeki ifade hiç hoşuma gitmemişti.
"Hastanedeler Rüyanın ateşi çıkmış." hemen onu odaya sürükleyip saçını hızlı hızlı kuruttum çok çabuk hasta oluyordu en çokta duş alıp dışarı çıktığında bir hastamız yeterliydi.
"Bende geleyim mi? İyi misiniz?" ayçaya cevap verecek durumda bile değildik onu arkamızda bırakıp ilk gelen taksiyle hastanenin yolunu tuttuk.
Kardelenin mesajıyla Uğura durmasını söyledim hemen marketten ped alıp çıkacakken onu gördüm.
Babamı...
Bana doğru geliyordu koşmaya başladım şu an gerçekten onunla uğraşamazdık.
Nefes nefese taksiye bindim.
"Abi sür hızlı ol lütfen."
"Noldu iyi misin sevgilim?" hayır değildim hep böyle karşıma mı çıkacaktı bu adam?
"Babamı gördüm peşimden geliyordu sakın inme Uğur olmaz şimdi arkadaşlarımızın bize ihtiyacı var." kapı koluna giden elini sımsıkı tuttum.
"Tamam ama artık bu böyle devam etmeyecek." geçmiş bizi ne zaman bırakacaktı?
Hastaneye vardığımızda kardeleni odanın dışındaki sandalyelerde gördüm.
"Kardeşim geldim ped getirdim lavaboya gidelim mi?" başını kaldırdığında gözlerinin kıpkırmızı olduğunu gördüm.
"Neler oluyor?" bana sarılıp hıçkırarak ağlamaya başlamasıyla neye uğradığıma şaşırdım neler oluyordu?
🦋
Gelecek bölümde kötü bir Yiğit okumak hepimzi üzecek...
