2. bölüm · LUNARÍAN

2.bölüm

Faiden Meiru

"Çok az kişi sonuna gelmeden yolun onları nereye götüreceğini görebilir."

Kitap öyle büyük bir ışık saçıyordu ki etrafında ki hiçbirşeyi secemiyordu.Vücudu çekiliyordu sanki birşey onu itiyordu, havada gibiydi, gözlerini sımsıkı kapadı. Açtığında ise gördüğü tek şey ağaç dallarıydı.

___________________________________________

Görüntüler bulanık ve bir o kadarda gölgeliydi. Tekrar kapadı ve açtı, yavaşca kalkmaya çalıştı. Vücudu çok fena uyuşmuştu, silkelendi ve etrafına baktı. Bir ormanda olmalıydı, ağaçlar yeşil yapraklarla kaplı uzun ve oldukça heybetliydi.

İçini garip duygular kaplamıştı, şuan nerede ve ne zamanda olduğu hakkında hicbir fikri yoktu. Lakin yine rüya olmasını umuyordu. Bilmediği bir bölgede ne kadar güvende olabilirdi sonuçta. Rastgele bir yöne doğru yürümeye devam etti belki bir kulübe veya başka birşey görebilirdi.

Sövdüğü filmlerdeki o aptal sarışın konumundaydı şuan. Yapılacak birşey yoktu ama bütün gün öylece bekleyemezdi. Zaten bir rüyaydı eninde sonunda uyanacaktı. Bundan dolayı pek umursamadı buna benzer düşleri milyonlarca kez görmüştü.

İleride bir ateş yanıyor olmalıydı duman çıkıyordu, o an aklına gelen şey ile duraksadı. Kamp yapan insanlar olabilirdi. Onların yardım edeceğini umdu.

Arkasından gelen seslerle kafasını çevirdi. İki tane çok çirkin yaratık ona doğru salyalı ağzıyla bakıyordu, itiraf etmeliydi ki, bunlar acayip iğrençti! Kocaman yuvarlak gri-siyah bir kafaya sahiptiler. İnsanı andırıyorlardı ama değillerdi kesinlikle.

O sırada biri öne atıldı ağzından kan damlıyordu, yere tükürdü ve hırlayarak konuşmaya başladı.

"İnsan kız çok sulu ve taze gözüküyor. Tam damak tadımıza göre!"

"Doğru diyorsun çok sulu ve taze tam bize göre!"

Gözleri şokla açıldı, bu muşmula suratlı pis yaratıklar onu yeme planı kuruyordu. Bir adım geriledi ve arkasını dönüp hızla koşmaya başladı. Uzun bacakları sayesinde hızlı hareket ediyordu. Oysa onlar hantal ve şişkoydu. Ama yinede iyi koşuyorlardı.

Ağaçların arasında kayaların ve sarmaşıkların üzerinden atlayarak oldukça yorucu bir maraton koşusu yapıyordu, hızla daha yeni gördüğü duman çıkan bölgeye doğru yöneldi, çalıların arasından öyle bir atlamıştı ki kamp alanında oturan kişiler şok olmuştu. Normaldi. Kendisi olsa altına sıçmıştı bile çoktan.

"Sikeyim seni koca domuz! Bırakın peşimi!"

Ayağa kalkan uzun ve iri adam kılıcını savurdu ikisine doğru, ikisini haklaması sadece birkaç saniyesini almıştı. O ise bu sırada diğer adamın arkasına saklanmıştı. Nefes nefese olanları izliyordu, sahi lan ne olmuştu daha önce! Bu nasıl rüyaydı! Kendine tokat attı uyanma umuduyla ama olmadı. Pis yaratığın kafası toprakla buluşmuştu, miğdesi bulanıyordu.

Daha yeni büyük bir çeviklikle kılıcını savuran adam yanına geldi ve kılıcını ona doğrulttu soran gözlerle. Garipti evet ama asla yabancı görünmüyordu gözüne.

"Sende kimsin insan kadın?"

Bu sorunun cevabını kendi bile bilmiyordu. Fark etmiştide bu insanlar insan gibi değildi. Sivri kulakları ve oldukça yakışıklı yüzlere sahipti. Uzun boyları ve güçlü vücutları vardı. Uzun bir süre yüzlerini inceledi.

"Aslına bakarsak..öğrenci? Fakat siz neden bu kadar farklı görünüyorsunuz? Hangi çağdayım? Ve hangi ülkede? Benim yaşadığım yere hiç benzemiyor. Tanrım kafayı yiyeceğim!"

"Farklı görünen bizden çok sensin insan. Bu topraklarda ne işin vardır senin?"

Kafasını eğdi ve üzerinde ki kot pantolon, sweatshirt ve siyah postallarına baktı. Onlara garip gelmesi normaldi.

"Bilmiyorum, tek bildiğim gözlerimi burda açmış olmam. Ve bir anda ardıma o tipsiz yaratıkların düşmesi. Harika bir başlangıçtı doğrusu."

O sırada alnından akan ılık sıvıda elini gezdirdi, nasıl oldugu hakkında bir fikri yoktu. Aslına bakarsak hiç bir halt bilmiyordu bunca olay arasında.

"Bizler elf krallığının askerleriyiz. Kuytuorman muhafızlarıyız."

Kuytuorman diye bir krallık olduğunu hatırlamıyordu. Öyle bir krallık olsa illaki duyardı tarih derslerinde. Gerçekten baska bir boyuttaydı!

"Kuytuorman?"

Koyu sarı saçları olan elf ona döndü.

"Anlaşılan cidden birşey bilmiyorsun."

Garipseyen gözlerle kızın üzerine bakındı, böyle kıyafetler görmemişti daha önce. Buraya ait değilim diye bağırıyordu adeta insan kadın.

Çadırın içerisinden yardım malzemelerine benzer şeyler getirmişlerdi. Bir ilaç ve bez tutuyordu elinde, adının Guinon olduğunu öğrendiği adam. Yanına geldi ve eğildi, saçları kadının yüzünü gıdıklıyordu. Ela renginin en güzel tonu ondaydı. Gözleri çok güzeldi.

"Ucuz atlattın. Eğer bize denk gelmeseydin çoktan yem olmuştun."

Başını kaldırdı ve gözlerini kıstı.

"Tabii tabii muhtemelen beni parçalara ayırır üstüne mangal ateşinde pişirirlerdi. Teşekkürler Tanrım!Yanlışlıkla güzel bir sevap işlemiş olmalıyım."

Genç adam kıkırdadı."Muhtemelen. Hmm.. bunun işi bitti zaten büyük bir yara da değil geçecektir bir kaç güne."

Kremi eline tutuşturdu. "Bunu sürmen yeterli, yaraya iyi gelir."

Luna minnetle yüzünde gezdirdi gözlerini adamın, bu kadar ilgili olması hoşuna gitmişti. "Teşekkürler Guanin!"

"Guanin değil, Guinon yanlız."

Kadın güldü, Guanin daha güzeldi. (((Guanin sitozin timin vardı ya dna da djsjwjsjejje))) Uzatmamak için elini salladı ve ordan uzaklaştı.

Elfler onu kuytuorman krallığına götürmeyi teklif etmişti, en azından herşey kesinleşene kadar. Kabul etmişti çünkü bu en mantıklı karardı. Bilmediği yaratıklara yem olmak istemiyordu.
4 elf muhafızıyla beraberdi. 2 tanesi sarışın ikisi siyah saçlıydı. Bir ağacın gövdesine vücudunu yaslamış onları seyrediyor bir taraftanda konuşmalarına kulak kabartıyordu.

Elflerden biri diğeriyle konuşmaya başladı. Komutanı olmalıydı.

"Lordum, ne zaman döneceğiz?"

Komutan elf, başını diğer elfe çevirdi.

" Yarın güneşin ilk ışıkları ile ayrılacağız, yolumuz çok uzun ve yolculuk boyu mola vermeyi unutun. Güzelce dinlenin bu gece. Çok bile oyalandık, Alaain."

Komutan insan kadına döndü ve ona doğru yöneldi.

"Beni takip et."

"Tabii...?"

"Rhammen. İsmim Rhammen."

Yavaş hareketlerle kafasını salladı. Anladım demek oluyordu bu.

"Peki ya senin ismin nedir insan kadın?"

Uzun bir süre cevap vermedi. Başını kaldırdı ve hayranlıkla gökyüzünde tüm asilliğiyle duran Ay'a baktı. Elf komutan soru soran gözlerle ona bakıyordu.

"Luna"

Elf tatmin bir şekilde önüne dönmüştü, kurdukları çadıra gidiyorlardı. Küçüktü ama idare ederdi.

"Güzelmiş." İnsan kızının yüzünde geziniyordu gözleri, elf değildi belki bu kadın ama, çok güzeldi. Hiç kimsede görmediği yoğunlukta koyu yeşil gözleri, beyaz teni ve uzun boyu ile dikkat çekiyordu.

"Sen şu köşede dinlenebilirsin biz öbür köşede olacağız, rahat etmen adına. Ve de temkinli uyusan iyi olur, bu bölge çokta güvenli sayılmaz."

Tamam anlamında kafasını salladı. Elf erkekleri oldukça nazik ve iyi niyetliydi, tıpkı okuduğu kitaplarda ki gibi.

"Teşekkür ederim, Rhammen"

Yerine geçti. Son hatırladığı o kitaptaki metni okuması ve ardından bu dünayaya gelmesiydi. Boyut yolculuğu yapmıştı adeta. Birisi ona başka bir paralel evrene geçeceksin dese, saatlerce oturur gülerdi. Aksiyon ve adrenaline bayılıyordu, tipik bir akrep burcu kadınıydı. Arkasını kollasa iyi olacaktı, bilâkis pekte iç açıcı yaratıklar yoktu. Elfler dışında; onlar hem aşırı yakışıklı hemde naziktiler. Kendi dünyasına birkaç tane kaçırsa ne olurdu sanki. Bence fena fikir değildi...
Libido killer olarak aklından geçen şeytani fikirleri kenara attı.

Kafasını yavaşça arkasına yasladı ve uykuya daldı. Oldukça yorulmuştu koşarken.

________________________________________

"İnsan! Uyan, ayrılmalıyız artık buradan."

Yavaşça gözlerini araladı, açık kahve gözlere sahip elf onu uyandırmaya çalışıyordu. Bu Heliandı. Yüzünü ekşitti ve esnedi, uykusundan kaldırılmaktan hiç hoşlanmazdı. Ki bu rahatsız taşlı toprak zeminde nasıl böyle ayı gibi uyudu o da tartışma konusuydu.

"Sanada günaydın helio."

Elf değişik bir bakış attı. Tam bir baş belasıydı bu kadın. Öyle bir esnedi ki gören onu kış uykusundan uyanmış sanabilirdi. Diğerlerinin yanına gitti, Alaain ve Guinon beraber atın heybesine eşyaları yerleştiriyordu. Rhammen'in yanına gelince durdu.

"Nereye gidiyoruz?"

Rhammen göz ucuyla genç kadını süzdü, saçları kuş yuvası gibiydi. Gülümsemesini bastırmaya çalıştı. Elini saçlarına götürdü ve saçından dal parçasını aldı.

"Elf diyarına."

"Peki... Umarım yakın biryerdedir."

Elf tek kaşını kaldırdı ve konuşmaya başladı.

"Yarın sabah gün doğmadan oraya varmış oluruz."

Gözleri şaşkınlıkla açıldı, neredeyse birgündü. Tabii normaldi burada otobüs veya araba yoktu. Beyin hücrelerine isyan etti gerçekten gerizekalı olmalıydı.

"Otobüste nedir?"

Şaşkınlıkla bakıyordu elf adam.

"Ne? At arabası gibi ama at yok , benzinle çalışıyor. Kendi kendine gidiyor bir insan da kontrol ediyor. Benzin ne diye sorarsan da o da yeraltından çıkan bir tür değerli sıvı? Gibimsi bişey. Dinozor- Boşversene."

İçinden söylediğini sanarken dışarıdan söylemişti. Kendine bir kez daha küfür etti. Rhammen öyle bir bakıyordu ki aklı daha da karışmış gibiydi. Luna ise içinden sövüyordu kendine.

"Pekiii! At olmadan giden araçlar anladım."

Alaain siyah bir atı elf ve genç kadına doğru getiriyordu. Alaain de tıpkı Rhammen gibi siyah saçlıydı. At çok haşmetli ve asil duruyordu, boynundan aşağı düşen yelesi ipeksi görünüyordu. Birden öyle bir şahlandı ki elf kontrol etmekte zorlandı. Tam Luna'nın önünde şaha kalkmıştı, öyleki genç kadın toynaklarıyla bakışıyordu atın.

At eski pozisyonuna geldiğinde yaklaştı,
istemsiz bir şekilde atın yelesini okşuyordu. Korkmuyordu, aksine hayranlıkla bakıyordu. Kadının naif hareketleri atın hoşuna gitmiş onu rahatlatmıştı. Tam gözlerinin içine bakıyordu.

"Aferin oğlum işte böyle."

Bütün elfler ikisini izliyordu. Guinon isimli elf araya girdi.

"Daha önce hiç bu kadar sakin görmedim onu. Çok garip."

Kadın gülümsedi. "Ben bir veterinerlik öğrencisiyim. Yani bir hayvan doktoru ögrencisi ."

Allain araya girdi. "Doktorda nedir?"

"Hekim, hayvanların yaralarına bakan hekim. "

Rhammen atın üzerine çevik bir şekilde bindi, çok oyalanmışlardı.

"İnsan kız!"

Elini uzattı ve binmesine yardım etti, Rhammen'in önüne oturmuştu. Elf iki eliyle atın iplerini sıkıca kavramıştı. Genc kadın sırtını ona yaslamış dengede durmaya çalışıyordu. Daha önce bir kez ata binmişti, ama bu o attan çok daha büyüktü. Arkasında mükemmel bir adamın oturması ve onunla çok yakın olması dışında hiçbir sorun yoktu. Gerçi sorunda etmiyordu bu durumu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Neredeyse bir günlük bir yolculuğun ardından biraz mola vermişlerdi. Genç kadın poposunu hissetmiyordu. Felçli gibiydi, sonuçta hergün ata binmiyordu ya! Acemilik diye düşündü.
Gece yıldızlar gökyüzünü aydınlatırken hayran olmuş şekilde yıldızları izliyordu. Kendi dünyasında bu kadar yıldızı bir arada görmesi pek mümkün değildi. Zira onlar çevreye zarar vermişler ışık kirliliğinden dolayı yıldızları göremez olmuşlardı.

"Yıldızlar... Çok güzel ve parlak. Daha önce hiç bu kadarını bir arada görmedim."

Alaain genç kıza döndü ve gülümsedi.

"Evet, bencede eşsizler. Senin dünyanda yok mu bu yıldızlardan?"

"Varlar, lakin bu kadar çok değiller. Benim dünyam... Çok farklı bir yer."

Bunu kadının kıyafet tarzından net bir şekilde anlıyordu. Davranışları konuşma şekli değişikti.

Başını salladı. Ayaklandı ve atın heybesinden birşey getirdi. Omuzlarına battaniyeye benzer bir örtü bıraktı.

"Geceleri oldukça serin olur." Tebessüm etti ve başını salladı. Bu elflerin hepsi oldukça nazik ve anlayışlıydı.

Hepsi bir yere toplandı ve orada geceledi. Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkacaklardı.