Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm: Yaşıyacak mı?
Hıçkırmaktan konuşamıyordum artık. Zar zor ayağa kalkıp motorun yanına gittim ve onu Lloyd'un olduğu yere getirip Lloyd'u yüzüstü üzerine yatırdım. Motoru Bounty'nin olduğu tarafa doğu çekmeye başladım. Bir yandan da diğerlerine sesimi duyurmaya çalışıyordum.
"Kaii!"
"Colee!"
"Jaaay"!
"Harumii!"
"Kaii! Buradayız Lloyd'da burdaa"
"Geliyorum"
Sesimizi duymuş olacaklar ki Kia'ın arkasından diğerleri de geldi.
"Lloyd! Kim yaptı lan bunu, öldürcem onu ÖLDÜRCEEM!"
"Kai sakin ol. Lloyd iyi, sadece yorgun düştüğü için bayılmış. İyi olcak merak etme."
Sesim bu kadar titrerken bana ne kadar inandi bilmiyorum ama şu an onun öfke nöbetlerine ayıracak vaktimiz yoktu.
"Herkes Bounty'e geçsin ben Lloyd'u alırım."
"Cole dikkatli ol boynunu hareket ettirmememiz lazım."
Cole başını sallayıp dikkatli bir şekilde Lloyd'u kucağına aldı.
*Zane ve Pixel yolda ilkyardımı yapar. Manastıra gelirler. Zane, Pixel ve Usta Wu Lloyd'u revire benzeyen bir odaya götürür ve kapıyı kapattılar.
Kapı kapandığında sırtımı duvara yaslayıp yere çöktüm, dizlerimi kendime çekip kollarımı etrafına doladım. Çünkü Lloyd'un durumu Kai'ya anlattığım kadar iyi değildi, nabzı neredeyse yoktu ve çok kan kaybetmişti. Yeniden gözlerim doldu ama bu sefer ağlayamadım, yutkunamıyordum, nefes alamıyordum... Sanki birisi göğüs kafesimin üstüne oturmuştu, kalbim sıkışıyordu. Omzumda hissettiğim elle irkilerek o tarafa döndüm.
"Böyle yapma Harumi, Lloyd güçlüdür. O daha önce de yaralandı, bayıldı, hatta ölümlerden döndü... O bunu başarabilir"
"Uyanıcak di mi, bizi bırakmaz o, özellikle de Usta Wu'yu bırakamaz. O giderse Usta Wu yıkılır. Bizi bırakmaz di mi?"
"Bırakmaz."
Cole'a sarıldım, şu an kim ne derse inanmak istiyordum, iyileşeceğine, uyanacağına, kalkıp tekrar bizimle birlikte olacağına, o yemyeşil gözlerindeki ışığın geri geleceğine...
*Kapı açılır. Pixel çıkar.
"Kan lazım, 0 Rh negatif."
Herkes birbirine bakmaya başladı.
''B-ben... Benimki 0 Rh negatif."
"İçeri gel, hızlı olmamız lazım."
İçeri girdim, Lloyd sedyeye benzeyen metal bir platformun üzerinde yatıyordu. Kolunda, ağzında ve burnunda kablolar vardı, kıyafetinin her tarafı kan olmuştu.
"Bitti, teşekkürler Harumi."
"Ne... Aa şey bi şey değil."
İğnenin battığını, beş tüp aldıklarını, hiç birini hessetmemiştim. Aklımda tek bir şey vardı: Lloyd...
"Lloyd iyi olucak di mi Pixel?"
"Şu an bir şey demek için erken, ama elimizden geleni yapıyoruz. Sen de kendini daha fazla yorma yoksa hasta olucaksın."
Kafamı sallayıp odadan çıktım. Diğerleri bir şeyler soruyorlardı ama hiç birini duymuyordum, yürüyordum ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Kapıyı açıp içeri girdim; Lloyd'un odasıydı... İçeri girip yatağına oturdum. Ellerim kan içinde titriyordu.
*1 saat sonra
Kapının tıklanma sesiyle kendime geldim.
"G-gir"
"Lloyd çıktı, şu an uyuyor. Durumu da gayet iyi. Görmek ister misin?"
Bi anda hafifledim, göğüsümün ortasındaki o baskı kalkmıştı.
"Gerçekten mi?! İyi mi, y-yaşıyor."
"Evet, yaşıyor. Sana demiştim Lloyd güçlüdür, bizi o kadar kolay bırakmaz."
Cole'a sarıldım. Sonra hemen odadan çıktım.
"Lloyd nerede?"
"Hala o odada, bir iki güne kendi odasına geçer."
"Teşekkürler Cole."
Lloyd'un olduğu odaya gidip yavaşça kapıyı tıklattım.
"Gel"
İçeri girdim.
"Zane, şey Lloyd'u görmeye gelmiştim de."
"Şuradaki eşyaları giy mikrop kapmasın, daha yaraları taze. Bi de...elini yıka bence, Lloyd artık iyi."
Ellerime baktım.
"Doğru"
Ellerimi yıkadım ve diğer şeyleri de giydim (önlük, eldiven, maske, bone vb). Lloyd'un yattığı yerin yanındaki sandalyeye oturdum.
"Ben sizi yalnız bırakayım."
Zane odadan çıktıktan sonra odada sadece makineden gelen bipleme sesleri duyuluyordu. Yaklaşık on dakika sonra Lloyd'un göz kapakları kıpırdamaya başladı.
"Lloyd!"
Bölüm etkileşimi
