6. bölüm / 6
Llorumi4. Bölüm: Gitme
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm: Gitme
- 1 Tanıtım252 kelime
- 2 1. Bölüm: Dörde Bir549 kelime
- 3 2. Bölüm: Kaçış489 kelime
- 4 3. Bölüm: Anlaşma616 kelime
- 5 Açıklama91 kelime
- 6 4. Bölüm: Gitme921 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nya arkadan gelip "Off, çok az kalmıştı." dedi. Lloyd, Jay ve Zane de arkasından geldi.
"Zane iyi misin?! Çenen..."
"İyiyim Pix."
Sanırım şu an vicdan azabı çekmeliydim çünkü çenesinin altı benim yüzümden yamulmuştu. Nya saçı başı dağılmış her tarafı çamur içinde bir şekilde öfkeyle üzerime yürüyordu.
"Hepsi senin yüzünden!"
"Ne!?"
"Sen kurallara aykırı davrandın!"
"Ne demek kurallara aykırı davrandım!?"
"Silah - sopa - kullandın!"
"Sende sarmaşık kullandın!"
"Tamam kızlar sakin olun."
Lloyd ayırmasa saç baş kavga edebilirdik.
"Tamam bi tanem sakin ol."
"Nasıl sakin olabilirim Jay! Sana nasıl vurduğunu unuttun galiba, onun yüzünden Zane' in çenesi yamuldu!"
"Ben iyiyim Nya." dedi Zane.
Öfkeyle arkasını dönüp gitti. Giderken de Jay' in kolundan tutup onu da yanında götürdü.
"Bugünlük bu kadar antrenman yeter, eve gidip biraz dinlenin."
Usta Wu' nün sözüyle Bounty' en bindik.
(Bounty ☝🏻)
Bir kaç dakika sonra herkes sakinleşmişti. Ama Nya hala sinirliydi. Ama tahmin edin bakalım dümenin başında kim var? Nya! Yanında da onu sakinleştirmeye çalışan Jay vardı. Zane ve Pixel kontrol odasında bir şeyler tamir ediyorlardı, Kai ve Cole yine tartıştıkları için Usta Wu onlara güverteyi paspaslama cezası vermişti, ben... Ben de kollarımı geminin korkuluklarına yaslamış altımızda kalan pamuk şekeri gibi görünen tozpembe bulutları izliyordum. Tâki arkamdan biri bana seslenip beni hayal dünyamdan çıkarana kadar.
"İyi misin?"
"Hı hı."
"Yine dalmışsın."
"Hı hı."
"İyi olduğuna emin misin?"
"İyiyim Lloyd...sadece yorgunum."
"Manzarayı izlerken dinleniyor musun?"
"Yani... En azından zihnim boşalıyor."
"Ben de sana eşlik edebilir miyim?"
Başımı ona çevirip gülümsedim. Manastıra gelene kadar manzarayı izledik. Vardığımızda hava daha yeni kararmıştı. Buna rağmen yıldızlar gökyüzündeki yerini almış, ay da aralarında parlıyordu. Odama geçip kendimi yatağa attım. Sol tarafındaki aynaya bir bakayım dedim ama keşke bakmasaydım. Baştan aşağı çamur içinde kalmıştım. Zar zor ayağa kalkıp duşa girdim. Duştan çıktığımda saat 18.00' di. Yatağıma oturmuş bi yandan saçımı kurutuyo bir yandan bugün olanları düşünüyordum ki kapı çaldı.
"Gel."
"Yemek hazır diyececektim."
"Teşekkürler Pixel, saçımı kurutup geliyorum."
Saçlarımı kurutup odadan çıktım. Tam o sırada Lloyd koridorda yanımdan geçip kapıya yöneldi.
"Bir yere mi gidiyorsun?"
"Ormanda bir şeyimi düşürmüşüm."
"Tek başına mi gideceksin?"
"Evet... Hemen dönerim zaten."
"Tamam, ama dikkatli ol."
Kafasını sallayıp arkasını döndü. Bir adım atıp durdu. Neden durdu anlamadım? Sonra yavaşça dönüp bana doğru bir kaç adım attı. Aramızdaki mesafe 10 santim falan vardı herhalde. Kalbim hızlanmaya başlamıştı ve bu hiç hoşuma gitmemişti. Yüzünü yüzüme doğru eğip:
"Dönünce dileğimi söylerim." dedi ve göz kırptı.
"N-ne dileği?"
"Seni bulursam bana Dilek hakkı verecektin ya."
"Bulursan değil yakalarsan dilek hakkı verecektim!"
Birden üzerime doğru yürümeye başladı ben de geri geri gitmeye başladım. En son sırtım duvara deydiğinde bir elini başımın yanına duvara koydu ve yüzünü yüzüme yaklaştırıp:
"Ne farkeder aynı şey işte."
Olduğum yere çivilenmiş gibiydim, ne kıpırdayabiliyordum ne de bir şey söyleyebiliyordum. Yanaklarımın kızarmaya başladığını hissettim ve bu gerçekten kötüydü. Çünkü yanağım kızardıkça utanıyordum, utandıkça da yanağım kızarıyordu. Vücudum kitlendiği için sadece gözlerine bakabiliyordum. Sanki hipnoz olmuştum. Zümrüt yeşili gözlerindeki parıltı içime işliyordu. Ama o parıltı git gide söndü ve göz rengi hafif te olsa koyulaştı. Kendime geldiğimde nedenini anlamak için gözlerine baktım ama o artık benim gözlerime bakmıyordu. O an öyle bir yutkundum ki onun bile bunu fark ettiğinden eminim. Çünkü gözleri doğrudan dudaklarımdaydı.
"Siz gelmiyor musu... Ay şey pardon böldüm, siz bana aldırış etmeyin devam edin."
İkimizde aynı anda sesin geldiği yöne baktık, Jay'e. Yüzüm artık tamamen kızarmıştı. Bu olay yetmemiş gibi bir de birisi görmüştü. En azından Jay güvenilir biriydi ve bu tür durumları anlardı. Ne de olsa nişanlı biriydi. Lloyd yavaşça geri çekildi ve arkasını dönmeden kapıya doğru geri bir adım attı. So bir kez dudaklarıma bakıp tekrar gözlerime baktı:
"Dönünce devam ederiz" dedi ve manastırdan çıktı.
"Siz ne ara sevgili oldunuz?"
"N-nee?! Sevgili falan değiliz!"
"Tamam, bi şey demedik."
Hızla içeri girdim ve masaya oturdum. Yemekten sonra odama geçtim. Bir buçuk saat olmuştu ama Lloyd hala gelmemişti. Endişelenmeye başlamıştım. Daha fazla dayanamadım ve odadan çıktım.
"Harumi? Nereye?"
"Lloyd'a bakmaya gidicem."
"Lloyd mu? Hala dönmedi mi?"
"Yok Kai, döndü o yüzden gidip ormanda Lloyd'a bakıcam! Sabır ya!"
"İyi ki bir şey sorduk ya. Tamam bekle ben de gelicem."
"Tamam, hızlı ol."
Ben kapıda beklerken Usta Wu yanıma geldi.
"Hâlâ dönmedi mi?"
"Hayır. Kai'la birlikte bakmaya gidicez."
"Bu hiçte iyiye işaret değil, diğerlerine haber vericem hep beraber arasak daha kolay buluruz."
"Ben Bounty'yi çalıştırıyorum o zaman."
Dedim ve Bounty'yi çalıştırdım. 1-2 dakikaya diğerleri de geldiler. Dümeni ormana doğru çevirdim. 15 dakika sonra varmıştık. Herkes eline büyük bir fener alıp Lloyd'u aramaya başladı.
"Llooyd!"
"Lloooyd!"
"Ufaklık her neredeysen çık, bu hiç de hoş bir şaka değil!"
Kai bunu söylerken sesi titriyordu ama bu umrunda bile değildi. Dağıldık ve aramaya başladık.
"Lloooyd!"
Ses yoktu hiç bir yerden sesi gelmiyordu. Ellerim titremeye başladı.
"L-lloyd!"
Ağlamaya başlamıştım. Gerçekten korkuyordum, ama karanlıktan değil bu karanlığın içinde Lloyd'u kaybetmekten korkuyordum. Biraz ileride bir şey gördüm. Şeye benziyordu... Lloyd'un motoru!
"Lloyd!"
Etrafa bakındım ama kimse yoktu ama biraz ilerideki toprak dağılmış, ağaçlarda kılıç izleri vardı. Yere baktım ama gördüklerim karşısında daha çok ağlamaya başladım. Yerde kanlı bir şuriken duruyordu ve kan izleri ileri doru gidiyordu. O tarafa doğru koştum.
"L-Lloyd!"
Lloyd yerde kanlar içinde yatıyordu. Hemen yanına koştum.
"Lloyd uyan, Lloyd!"
Göz yaşlarım üzerindeki kanlı kıyafete damlıyordu.
"L-lütfen uyan."
Alınmı göğsüne koydum.
"Y-yalvarırım uyan, bırama beni."
Ses vermiyordu.
"Gitme..."
Bölüm sonuuu
* Nasıl olmuş bölüm canlarım?
Okul zamanı telefonu kullanmam normalde yasak ama bir şekilde izin alıp yazmaya çalışıyorum. Bi de daha bu yıl liseye geçtiğim için okula, sınıfa, öğretmenlere alışma falan var. O yüzden de kafamın içi çok karışık. Neyse çok boş yaptım. Bb 😘
İnşallah bu sefer yorum yaparsınız.
(Sadece kalp koysanız bile kabul)
Bölüm etkileşimi
