Llorumi kitap kapağı

3. bölüm / 6

Llorumi

2. Bölüm: Kaçış

Vaveyla Yazarı: 🌺 NİX 🌺

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm: Kaçış

"Şşttt! Sessiz ol biraz duyacaklar!"
Tam o sırada iki kişi geldi.
"Eminim ses buradan geldi."
"Burada kimse yok, belki de yanlış duydun?"
"Eminim ses bu taraftan geldi, belkide biraz daha ilerdedirler oraya da bakalım."
"Tamam ama kimseyi bulamazsak esirlerin yanına dönücez, kendi alanımızı da korumalıyız."
"Üff! Tamam, yine çok bilmiş konuşmaya başladın!"
Konuşarak yavaş yavaş uzaklaştılar, iyice uzaklaştılarından emin olunca yerden kalktık.
"Esirler derken?"
Pixel başını eğip "Cole ve Kai." dedi. O an kan beynine sıçramıştı.
"Nee! N-nasıl, ne demek yakalandılar!"
"Sen uzun süre gelmeyince yakalandın sandılar ve seni aramaya gittiler. Ben bayrağı korumak için burada kaldım. Yaklaşık 10 dakika bekledim ama kimse gelmeyince bayrağı saklayıp sizi aramaya çıktım. Diğer bölgeye yeni girmiştim ki sol taraftan boğuşma sesleri duydum. Gizlice gidip baktım. Kai ve Cole'un kollarını arkadan bağlamış götürüyorlardı. Hemen oradan uzaklaştım. Tam bayrağın yanına dönüyordum ki seni gördüm."
"Yani Kai ve Cole benim yüzümden mi yakalandı."
"Öyle deme, senin suçun değil."
İyice moralim bozulmuştu, zaten her tarafımın çamur içinde olması yetmiyormuş gibi birde bu çıkmıştı. Hemen kısa bir plan kurduk ve harekete geçtik. Plan çok basitti: Kai ve Cole'un tutulduğu yere kadar birlikte gidecektik. Ben Cole ve Kai'ı kurtarcaktım, Pix de bayrağı bulcaktı. Bayrağı alıp güvenli bölgeye -iki bölgede de bağımsız yer- gidecektik. Ama planda olmayan bazı şeyler var. Diğerlerinin bölgesinde onrardan biriyle karşılaşma olasılığımız çok büyük, bayrağı bulurken ve diğerlerini kurtarırken de yakalanabildik. Ayrıca esirleri ve bayrağı koruyan birileri kesin vardır. Bir şekilde halledicektik artık. Bir de bizim bayrağımız var. Toprağa yarım metrelik bir çukur kazıp içine koyduk, sonra da üstünü örttük. Umarım kimse bulmaz. Gizlice onların bölgesinde girip esirlerin tutulduğu yere geldik. Ben sağ tarafa esirlerin tutulduğu mağraya, Pix de sol tarafa bayrağı aramaya gitti. Gizlice çalıların içinden bambularla parmaklık örülmüş mağranın girişine doğru gittim. Gözcü ortalıkta görünmüyordu.
" Harumi!"
"Ştt! Sessiz ol biraz duyacaklar."
"Yakalandın sandık, neredeydin?"
"Uzun hikaye boş verin. Asıl bu kilidi nasıl açıçaz."
"Anahtar gözcüde, bambuları da kırmayız çok kalınlar"
Bize yaklaşan ayak seslerini duyunca en yakın çalılığın arkasına saklandım.
"Kiminle konuşuyorsunuz?"
"Bkzirbirimizle konuşuyoruz."
Yaklaşık 5 dakika boyunca gözcünün gitmesini bekledim. Acaba Pixel ne yapmıştı? Eğer bayrağı aldıysa beni bekliyordur. Pixel'ı bulup olayı anlatıp başka bir plan mı kurmalıydık yoksa biraz daha durup gözcünün gitmesini mi beklemeliydim? Bir kaç dakika daha beklemeye karar verdim. 3 dakika daha bekledim. Gitmeyince dikkatli bir şekilde arkamı döndüm. Tam gidiyordum ki ayak sesleri duydum. Gözcü etrafı kontrol etmek için diğer tarafa doğru gidiyordu. Gittiğinden emin olduğumda yerden büyük ve sivri bir taş alıp bizimkilerin yanına koştum.
"Hadi çabuk ol!"
"Elimden geleni yapıyorum Kai, sizde mi yardımcı olsanız !?"
İkisi de sivri birer taş alıp benim kestiğim bambuları yanındaki bambuları kesmeye başladılar.
"Temel gücümü kullanabilseydim şimdiye bu sopalar toz olmuştu."
"Ağzın değil elin çalışsın Kai!"
En sonunda bambuları kesmeyi başarmıştık.
"Bambulara tekme atıp kırın ama hızlı olun Pixel bizi bekliyor."
Bir kaç tekme ve omuz darbesinden sonra bambular kırıldı, en azından bir insanın geçebileceği kadar.
"Bu ses ne böy...Noluyo burda !?"
"Kaçııın!"
"Sol tarafa Pixel orda."
...