4. bölüm / 6
Llorumi3. Bölüm: Anlaşma
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm: Anlaşma
- 1 Tanıtım252 kelime
- 2 1. Bölüm: Dörde Bir549 kelime
- 3 2. Bölüm: Kaçış489 kelime
- 4 3. Bölüm: Anlaşma616 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Açıklama91 kelime
- 6 4. Bölüm: Gitme921 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Sonundaa! Nerde kaldın, kaç dakikadır seni bekliyo... Noluyo?"
"Sonra anlatırım kooş!"
"Nereye gidiyoruz?"
"Güvenli bölgeye."
"Ne tarafta olduğunu biliyor musun?!"
"Evet."
Aslında hayır. Güvenli bölgenin ne tarafta olduğuna dair hiç bir bilgim yok. Ama bildiğim tek bir şey var o da nerde olduğunu söyleyen bir bilmece.
"Bilmeceyi çözdüm mü?"
"Evet. Sekiz dakika boyunca boş boş oturduğumu mu sandın?!"
Aslında boş boş oturmuştum.
"Daha ne kadar böyle koşucaz Harumi?"
"Gözcüye izimizi kaybettirene kadar Kai!"
Ben de yorulmaya başlamıştım, biraz daha koşarsam yere yığılıp kalıcaktım. İleride içine girebileceğimiz bir ağaç kovuğu gördüm. Elimle "sağa" işareti yaptım. Aniden sağa dönünce gözcü bir an duraksadı ardından peşimizden gelmeye devam etti. Koşarken yanımdakilere sessizce:
"Dağılalım daha sonra bu ağaç kovuğunda buluşuruz."
Herkes başını sallayınca dağıldık. Gözcü bir an ne yapacağını şaşırdı sonra benim peşimden koşmaya başladı.
"Ah, hadi ama yine mi!"
Git gide aramızdaki mesafe kısalıyordu. En son baktığımda aramızda yarım metre vardı ve sonra yerdeyim.
"Ahh!"
Sırt üstü yere düştüm. Gözcü de dizlerinin üzeride elleri başımın yan taraflarında üstümde nefes nefese kalmış bir şekilde öfkeyle yüzüme bakıyordu. O an sanki zaman durmuştu. Rüzgar önündeki saçları hafifçe ucuruyordu. Zümrüt gibi parlayan gözleri kalbime ok gibi saplanmıştı. Nefesim kesil...Ne diyorum ben!? Zihnimde dolaşan düşünceleri bir kenara bırakıp o anki görevine odaklanmalıydım. Tam karnına tekme atıp onu üstümden atacaktim ki vaz geçtim - deminki yaşananların biraz etkisi olabilir -. Sağ omzumun üstüne yuvarlanıp sol elimle belinden tutup altıma aldım.
"Seninle bir anlaşma yapıcaz."
"Bu halde mi?"
"Evet, - yüzüne biraz yaklaşıp - bi sorun mu var?"
"Iıı... şey..."
"İyi, - yüzünden uzaklaşıp - benlik te bir sorun yok."
Boğazımı temizleyip ciddi bir şekilde:
"Saklambaç oynayacağız."
"Ne?!"
"Sen sayıcaksın ben saklancam."
"Benim çıkarım ne?"
"Eğer beni yakalarsan sana bir dilek hakkı vercem, kabul?"
Tam bir şey diyecekti ki vazgeçti. Sonra birden bakışları değişti. Artık düşünceli değil sinsi bir şekilde bakıyordu. Şüphelenmiştim.
"Kabul, herşeyi isteyebiliyor muyum?"
"E-evet"
"Sen ve arkadaşlarının esir olmasını da mı?"
Dişlerimi sıktım ve zoraki bir gülümsemeyle:
"Evet."
"Tamam.."
"Tamam.."
"Şey üstümden kalkar mısın artık?!"
"A, doğru pardon."
Tam kalkarken ayağım kaydı ve anlık korkuyla gözlerimi yumdum. Yere düşmeliydim ama düşmemiştim. Gözümü yavaşça açtım. Karşımda beni belimden yakalamış ve yüzü yüzüme çok yakın duran dünyanın en yakışıklı - benim için öyle - adımı duruyordu. İçimde yine o tuhaf his oluşmuştu. Bir kaç saniye sonra kendime geldim ve yavaşça doğruldum o da elini belimden çekti.
"Ee, kaça kadar sayıcam?"
"Ne? Aa şey doğru... 20."
"Yirmi çok 10."
"25 !"
"5 !"
İkimizde aynı anda "15" diyip el sıkıştık. Bir tane ağaca dönüp saymaya başladı. Ben de geldiğim yöne doğru koşmaya başladım. Koşarken bir tane ağaç dikkatimi çekmişti. Adımlarımı yavaşlatıp sol taraftaki ağacın yanına gittim. Ağacın üzerine köklerinden başlayıp dallarına kadar uzanan çift başlı bir yılan motifi oyulmuştu. Bir yerlerden hatırlıyordum ama nerden?
"Yılan motifli ağaç, yılan motifli ağaç..."
Hatırladım!
Güvenli bölgenin yerini söyleyen bilmecede diyordu. Bilmece:
*Ağaca sarılmış bir yılan, güvenli bölgenin sınırıdır orada başlayan.*
Hemen bizimkilerin yanına koştum.
"Nerde kaldın?!"
"20 dakikadır seni bekliyoruz"
"Orda... yılan... ağaç"
"İyi misin gel bi soluklan."
"Güvenli bölgeyi gördüm."
"Ne! Nerde?"
"İlerde - işaret parmağını oraya doğrulatarak - orda."
"Neden bekliyoruz gidelim!"
"Kız nefes nefese kalmış Kai, biraz vicdanın olsun!"
"Ben iyiyim Pix, bayrak sizdeyse hemen gidelim."
Pixel başını sallayarak elindeki bayrağı gösterdi.
"Beni takip edin."
Etrafı kontrol edip yavaşça kovuktan çıktım. Diğerlerinde peşimden geldi. Ağaç yaklaşık 18-20 metre ilerideydi.
"Orda, hadi."
Daha 2-3 metre ilerlemiştik ki 4 metre kadar sağımdaki gözcüyle göz göze geldim.
"Buldum!"
"Koş koş koş!!"
Koşarken bir ara arkama baktım, gözcünün takım arkadaşları da gelmişti. Ya siz ne ara geldiniz yaa. Biz önde onlar arkada güvenli bölgeye doğru koşuyorduk. Güvenli bölgeyle de onlarla da olan aramızdaki mesafe kısalıyordu. Son 10m, 8m, 5m, 3m ve girmiştik. Dördümüz birden sapasağlam ve elimizde bayrakla girmiştik.
