5. bölüm · LİZYA / YARI TEXTİNG

5. Bölüm - Bebeğin Babası Kim?

Elif Naz

5. Bölüm - Bebeğin Babası Kim?

Lizya Taner

Acı içerisinde Tugay abinin gelmesini bekliyordum. Acı dayanılmazdı. İçimden dua ediyordum bebeğime bir şey olmasın diye.

Ona bir şey olursa ben ne yapardım? O benim küçük mucizemdi. Ayakta durma sebebimdi.

Benim bile zar zor duyduğum bir kapı sesi duydum. Yavaş bir tıklatılmaydı. Evlerimiz karşılıklı olduğu için Tugay abinin gelmesi uzun sürmemişti.

Yatağa tutunarak ayağa kalkmaya çalıştım. İlk denememde başarısız olsam da ikinci de kalkabildim.

Küçük adımlar atıyordum. Kapı sesi artık sabırsız bir şekilde çalıyordu. Bir yandan karnımı tutuyor, diğer elimle de duvara tutunarak yürüyordum.

Sonunda kapıya geldiğimde daha fazla Tugay abiyi bekletmeden kapıyı açtım. Karşımda siyah tişört ve siyah bir eşofman giymiş Tugay abi duruyordu.

Gözleri endişeyle üzerimde gezindi. Karnımdan başlayıp, yere damlayan kanlarda fazla durdu gözleri. Kaşları çatılmıştı.

"Lizya." Dedikten sonra yutkundu. "Lizya bu halin ne senin böyle? Ne oldu sana?" Dedi endişeyle karışmış korkuyla.

Derin bir nefes aldım. Acıdan nefesim kesiliyordu. Kasıklarımda şiddetli bir ağrı baş göstermişti.

Ben daha bir şey demeden kucağına aldı beni Tugay abi. Şaşkınlıkla kendisine bakıyordum. Düşmemek için kollarımı boynuna dolamıştım.

Kapıyı sessizce kapatarak merdivenleri inmeye başladı. Bir elinde Spor ayakkabılarım vardı. Onları ne ara almıştı?

Bir dakika.. Tugay abi beni tek eliyle mi kucaklamıştı?

Ama nasıl? Elli kiloydum. Elli kilo olan bir kadını nasıl böyle kolayca kaldırdı aklım almıyordu.

Adam senin iki katın Lizya.

Düşüncelerim yüzünden istemsizce yanaklarım kızardı. Derdim neydi? Niye bunları düşünüyordum ki şimdi?

En önemlisi ben hâlâ kanamamın devam ettiğini unutmuştum!

Apartmanın kapısını açtı ve çıktık apartmandan. Tugay abi ara sıra bakışlarını bana değdirip geri çekiyordu. Ağrım hâlâ devam ediyordu.

Arabanın kilidini açtıktan sonra yan koltuğa oturttu beni. Kemerimi de bağladıktan sonra kendisi de sürücü koltuğunda yerini aldı.

Sürmeye başladı. Eve en yakın hastane bir saatlik uzaklıktaydı. Ateş yüz yirmiyle gidiyordu. Sanırım bu gidişle hastaneye gidemeden öbür tarafa gidecektik.

"Kusura bakma. Arabayı kirlettim." Dedim arabaya akan kanları kast ederek. Hâlâ canım acıyordu.

Bana baktı şaşırarak. Gözlerinde oluşan kızgınlığı yakaladım. "Sen bu hâlde benim arabamı mı umursuyorsun cidden Lizya?" Diye sordu kızarak.

Bakışlarımı önüme eğdim. Yüzüm ara ara acıdan kasılıyordu. Ama ona belli etmemeye çalışıyordum. "Haklısın. Bir an düşünemedim." Dedim gözlerim dolarken. Bu durumdayken çok hassastım. Bir yerde okumuştum. Hamile kadınların hormonları gereği her şeye karşı hassas olurlarmış.

Ona baktığımda bakışlarının yumuşadığını gördüm. "Lütfen biraz da olsa kendini düşün Lizya. Başkalarını değil." Dediğinde arabanın içerisine sessizlik çöktü.

Geri kalan yol sessizlik içerisinde geçti. Bir saatlik yolu Tugay abiyle beraber yarım saat içerisinde gelmiştik.

Arabanın aynasından kendime baktım. Buğday tenim iyice solmuştu. Acı çektiğim her halimden belliydi.

Arabayı durdurduktan sonra arka koltuğa koyduğu ayakkabılarımı aldı Tugay abi. Ardından arabadan indi.

Ben ayakkabıları bana giydirip hastaneye gideceğiz sanarken o beni yanılttı.

Düşüncelerimin aksine öyle bir şey yapmadı. Benim olduğum tarafın kapısını açarak beni kucaklayarak arabadan çıkardı.

İkinci defa Tugay abi yüzünden şaşkınlık yaşıyordum. Kollarımı boynuna sardım. Arabayı kilitledikten sonra hızlı adımlarla hastaneye doğru yürümeye başladı.

Sende iyi alıştın kucağa.

Arsız iç sesim yüzünden başımı Tugay abinin omuzuna gömdüm. Bebeğime bir şey olmuş muydu acaba? Ne olur olmasındı.

Hastaneye girdiğinde "doktor çağırın." diyerek emirler yağdırmaya başladı Tugay abi.

Etrafımıza hemşireler doluşmaya başladı. Beni sedyeye alarak acile götürdüler. Bu süre zarfında Tugay abi her anında yanımdaydı.

Beni muayeneye almadan önce elimin üstünde bir el hissettim. Baktığımda Tugay abi bana destek verircesine elimi tutuyordu.

Yanımda Asım da olabirlirdi ama ancak kendisi bu durumu kabul etmemişti. Baba olmak istemiyordu. İstemiyorsa zorlayamazdım. Sonuçta insanın içinden gelmesi gerekiyordu. Herkesin kendi tercihiydi.

Beni muayeneye aldılar. Perdeleri çektikleri için Tugay abiyi göremiyordum.

Tanımadığım erkek bir doktor muayene etti beni. Kendi doktorum da burada çalışıyordu. Ama galiba nöbetçi değildi. Çünkü buraya daha bugün gelmiştim ve şansa bak ki gece de kanamam olduğu için tekrar aynı hastaneye gelmiştim.

Sıvıyı dökerek karnımda gezdirmeye başladı cihazı. Kanamam ne içindi?

Korkuyla doktora bakıyordum. Ağzından çıkacak tek bir lafa ihtiyacım vardı. Doktor cihaza baktıktan sonra bana gülümsedi.

"Merak etmeyin endişe edecek bir şey yok. Bu aylarda anne adaylarının kanama yaşaması çok normal. Yanlız size bir şey soracağım?" Dediğinde endişeyle kaşlarım çatıldı.

Ne soracaktı? Kötü bir şey miydi? "Sorun tabii ki." Dedim kısık çıkan sesimle.

"Stres yaptınız mı? Ya da kendinizi üzecek bir şeyler yaşadınız mı?" Dedikten sonra devam etti. "Bunu neden sorduğumu merak ediyorsunuz doğal olarak. Bakın Lizya Hanım düşük riskiniz var. O yüzden önümüzdeki ilk iki ay çok dikkatli olmanız gerekiyor. Kendinizi üzmeyin bu bebeği kötü etkileyecektir."

Sıkıntıyla bir nefes verdim hastanenin odasında. Bu aralar çok fazla stres yapmıştım bebek yüzünden. Asımla son konuşmamızdan sonra kötü olmuştum. Kendimi üzmüştüm istemsizce.

"Anladım. Peki ne yapmam gerekiyor bu süreçte doktor bey?" Diye sordum.

"Kendinizi yormamanız gerekiyor Lizya Hanım. Dinlenmeniz, sağlıklı beslenmeniz ve en önemlisi de doktorunuzun size verdiği ilaçları içmeniz gerekiyor." Dedikten sonra merakla bana döndü. "Doktorunuz kimdi bu arada?"

"Seher Yıldız." Demiştim.

Doktor duyduğu isimle gülümsedi. "Tanırım Seher hocayı. Alanında çok başarılı birisi. Bir ona da görünmeni tavsiye ederim. Sonuçta kendi doktorun." Dediğinde gülümsedim kibarca.

Buraya geldiğimde bebeğimi etkilemeyecek doktor kontrolünde bir ağrı kesici verdikleri için ağrım azalmıştı.

"Teşekürler her şey için."

"Ne demek. Görevimi yaptım sadece." Dedikten sonra çıkacaktı ki aklına bir şey gelmiş gibi durdu doktor.

"İsterseniz eşinizi çağırayım yanınıza?" Kısa bir an şok geçirdim. Eşim mi? Ben evli değildim ki.

Galiba doktor Tugay abiyi eşim sanmıştı.

O kadar yorgundum ki bunu düzeltmek için uğraşmadım. Kafamı salladım halsizce.

Doktor çıktıktan sonra Tugay abi geldi yanıma. Gözlerinde endişe ve çözemediğim bir kırıklık vardı.

Doktor söylemiş mıydı acaba hamile olduğumu? Şüphelenmişti belki de.

Yutkundu konuşmadan önce. "Neyin var Lizya? Neden karnın kanıyordu?" Doktor söylememişti.

Nefeslerim sıklaştı. Nasıl söyleyecektim?

Tek çırpıda söylemek en iyisiydi bence dedim ve öyle de yaptım. "Hamileyim." Dedim birden.

Kalakaldı. Nefes bile almadan bana bakmaya başladı. Gözbebekleri büyümüştü.

Kekeledi. "G - gerçekten mi?" Şaka yaptığımı sanıyorsa yanılıyordu.

"Böyle bir durumun şakasını yapmam." Dedim ciddiyetle. Ben ne kadar ciddiysem o o kadar şaşkındı.

İlk bir kaç dakika konuşamadı. Birbirimize baktık öylece. Bakışlarını kaçıran ilk o oldu.

"Ben sana kantinden bir şeyler alayım." Diyerek uzaklaştı yanımdan. Hızlıca gitmeseydi ona gerek olmadığını söyleyecektim ki gidince söyleyememiştim.

Yatağımda uzandığım sırada sağ elim benden bağımsızca karnıma gitti. Okşamaya başladım bebeğimi. Varlığına şükrediyordum. Benden gitmemişti. Benimle kaldığı için Allah şükrediyordum.

Aklım Tugay abinin tepkilerinde takılı kalmıştı. Neden öyle tepki vermişti ki?

Serumuma baktığımda yarısının bittiğini gördüm. Serumum bitince çıkacaktım hastaneden. Sabah olmadan evde olmam lazımdı.

✈️

Tugay Demir

Kantine gitmek gibi bir niyetim yoktu. Lizya'nın yanından ayrılmak için öyle söylemiştim. Başka bir bahane bulamamıştım çünkü.

Hamileydi.. benden olmayan bir çocuğu vardı.

Düşüncesi bile kalbimi sıkıştırıyor, nefesimi hızlandırıyordu.

Kimdendi? Hangi piçti bu? Bizim mahalleden biri miydi?

Peki bu çocuğun babası neredeydi? Lizya'nın kanaması olduğunda neden beni aramıştı babasını aramak yerine?

Hastanenin bahçesindeki banklardan birinde oturuyordum. Kafamı ellerimin arasına almıştım. Sertçe saçlarımı karıştırıyordum. Kimdi bu adam? Benim tanıdığım biri olabilir miydi?

Ellerim titreyerek bir sigara yaktım kendime. Derin bir nefes çektim içime. Benim içim yanıyordu.

Altı yıldır sevdalıydım Lizya'ya. On sekizinci doğum gününe kadar ona kardeşim gözüyle bakmıştım hep. Asımdan ayırt etmemiştim hiç bir zaman.

Ancak on sekizinci yaş gününden sonra içimde anlam veremediğim hisler meydana çıkmıştı. İlk bir kaç ay kabul edemesem de sonradan Lizya'ya sevdalandığımı anlamıştım.

Sevgi değildi. Aşk hiç değildi. Sevdaydı bunun adı.

Sevgi gelip geçici bir şeydi. Benim için öyleydi en azından. Aşk desen de birbyere kadardı. Ama sevda insanın içini tüketip, onu yitiren bir şeydi.

Kara sevdaydı benimkisi. Karşılık beklemeden altı yıldır sevmiştim Lizya'yı. Hâlâ da seviyordum.

Ancak hamile olduğunu öğrendiğim de sıkılmıştım adeta. Ben böyle hayalleri kendisi dışında hiç bir kadınla kurmazdım. Kuramazdım. Ailem olacaksa da Lizyayla olacaktı. Lizya yoksa ailem de yoktu.

Dar geliyordu Dünya bana sanki. Küçücük bir bahçe ortasında sıkışmış hissediyordum kendimi.

Anlayacaktım biraz daha zorlarsam. O sert duruşumu yıkacak, ve ağlayacaktım.

Lizya başkasını seviyordu. Öyle ki ondan bir çocuğu da vardı artık. Uzak durmak düşerdi bana da. Bu saaten sonra duygularımı açıklasam da yersiz olurdu.

Oturduğum banktan kalktım. İçtiğim sigara bitmişti. İzmariti yere atarak ayağımla ezdim.

Hastanenin içerisine girdim. Kantin bahanem olsa da acıktığını düşünerek ilk önce kantine uğradım.

Kantinden karışık tost aldım. Severdi Lizya karışık tostu. Yanına da meyve suyu. Genellikle kahve içerdi ama hamile olduğu için meyve suyu şuan en iyi seçenek gibi duruyordu.

İstemeden bebeğe zarar verme düşüncesi gözümü öyle korkuytuyordu ki kafamın içinde aldıklarımı tartıyordum bir yandan.

Lizya'nın olduğu kata geldiğimde odanın perdesini araladım. Acildeki tüm odalar perdelerle ayrılıyordu.

Lizya'nın güzel yüzünü gördüm önce. Yorgundu. Ve halsizdi de. İçim acıdı bir an onu böyle görünce.

Elimdeki tostu görünce gözleri parladı. Aç olduğunu tahmin edebiliyordum. Uzattım ona. Hemen aldı tostunu.

Meyve suyunu kendim açarak pipeti içine soktum. Ardından Lizya'ya verdim. Tostunu yerken bir yandan da meyve suyunu içiyordu.

Yanındaki sandalyeye oturdum. Hamile olduğunu öğrendiğimde Dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Sevdiğim kadın başkasından hamileydi.

Düşüncesi bile beni öldürmeye yeterdi.

Bebeğin babası çocuğun kendisinden olduğunu bilmiyor muydu? Neden hiç Lizya'nın yanında görmemiştim peki?

İşin garip yanı Lizya'nın bir sevgilisi olsaydı görür ya da duyardım. Ve bugüne kadar bırak sevgiliyi bir erkeğin yanında durduğunu bile görmemiş duymamıştım.

Merak etmeye başlamıştım. Sorsam kızar mıydı ki bana? Çok merak ediyordum. Bu yüzden bu riski alarak Lizya'ya o soruyu sordum.

"Bebeğin babası kim Lizya?" Dediğimde hafifçe duraksadı. Hatta tostunu bile yemeyi bıraktığını gördüm.

Gözlerinde hafif bir korku, korkunun yanında da ufak bir endişe gördüm. İyi de neden korkuyordu?

Kaşlarım çatıldı. Neydi Lizya'yı bu kadar korkutan? Neden söylemiyordu? Ne saklıyordu?

Kafamda ki sorulara cevap verse iyi olacaktı. Yoksa ben bu düşüncelerle kafayı yiyecektim.

Gözbebekleri büyümüştü. "Tost için teşekürler." Dedikten sonra serumuna baktı. "Serumumda bittiğine göre çıkalım artık Tugay abi." Diyerek ayaklanıyordu ki sözlerimle durmak zorunda kaldı.

"Lizya sana bir soru sordum." Dedim sert bir sesle. Sesimi söylemesi için sertleştiriyordum. Yoksa ona hayatta böyle davranmazdım.

Korkuyla yutkundu. Söylemek istemiyor gibiydi. Bakışlarını ben hariç her yerde gezdirdi.

Sonunda kaçışının olmayacağını anlayınca çaresizce bana baktı. Ona kıyamıyordum ama söylemesi gerekiyordu.

Sorumu tekrarladım. "Son bir kez soracağım." Dedim. "Bu bebeğin babası kim?"

Derin bir nefes aldı. Elini istemsizce karnına koyduğunu gördüm.

"Asım." Diyince oturduğum yerde kaskatı kesildim.

"Asım Demir."

(Devam edecek)

Merhabalar nasılsınız sevgili okurlarım?

Lizya sonunda bebeğin babasının kim olduğunu söyledi.

Sizce Tugay Asım'a ne yapacak?

Bol bol yorum atın lütfen bölüm hakkında ki düşüncelerinizi merak ediyorum 🙏🏻

Yıldız sınırı: 20

Sonraki bölümde görüşmek üzere 🙋🏻♀️