2. bölüm · LİZYA / YARI TEXTİNG
2. Bölüm - Tugay Abi
" Hani derler ya;
Aşk arafta bir yoldu,
Giden gitti dönen yoktu.'
( Nazım Hikmet )
2. Bölüm - Tugay Abi
Lizya Taner
Asımı engelememin üzerinden iki gün geçmişti.
Bu süre zarfında Asım bulduğu her yerden beni aramıştı.
Engellemiştim sadece.
Bebeğimi istememesini anlardım ama yaşadığımız şeylerden bir hata gibi bahsetmesini kaldıramıyordum.
Bu iki günde odamdan çıkmamıştım. Ne yapacağımı düşünüyordum odamda.
Bir karar vermiştim bu iki günün sonunda. Aldıracaktım.
Üstüme siyah bir elbise giymiştim. İki gün önce hastaneden randevu almıştım.
Saçlarımı at kuyruğu topladım. Makyaj yapmak istemedim.
Odamdan çıktığımda etrafıma bakındım. Ama kimseyi göremedim.
Zaten bu saate evde kimse olmazdı. Annem emekli doktordu. Emekli olduktan sonra küçük bir restoran açmıştı mahallede. Müşterisi çok olunca da kapatmayı düşünmemişti.
Babamda polisti. Emekli olmasını söylesem de o işine aşkla bağlı olduğu için reddediyordu.
Kapıyı açıp çıktım. Okuldan bir hafta izin almıştım. Edebiyat öğretmeniydim ben.
Hastane eve çok uzak değildi. Bu yüzden yürümeye karar verdim.
Hastaneye on beş dakikanın sonunda varmıştım.
Hastanenin bahçesinden hızlı adımlarla geçtim ve hastaneye girdim.
Hastanedeki sekreterden barkotumu aldıktan sonra kadın doğumun önünde beklemeye başladım.
Doktorun kapısının önünde gidip gelmeye başladım.
Ne yapacaktım? Nasıl yapacaktım?
Masum bir canı mı öldüreceksin Lizya?
Bu bebeği babası bile istemiyordu. Ben nasıl isteyecektim?
Hem ailem öğrenirse bu durumu hoş karşılamazlardı. Her ne kadar eğitimli bir birey olsalar da kızlarının evlenmeden çocuk yapma fikrine sıcak bakmıyorlardı.
İsmimin seslenildiğini duydum. Ondan sonra doktorun kapısını tıklatım. Gel komutuyla içeri girmiştim.
Kadın bir doktor vardı karşımda. Saçlarını at kuyruğu toplamış, siyah çerçeveli gözlükleri vardı.
"Merhaba! hoşgeldiniz Lizya hanım." Diyerek selamladı beni.
Doktorun masasındaki tekli koltukların birine oturdum.
"Hoşbuldum doktor hanım." Selamına karşılık verdim.
"Ne için gelmiştiniz? Kontrole mi?" Diye sordu. Bunu sorarken bir yandan da bilgisiyardan bir şeylere bakıyordu.
"Ben.. ben kürtaj için gelmiştim." Dedim Zar zor. Terliyordum. Stresliydim ayrıca.
İçimden bir ses vazgeçmemi söylüyordu. Ben bir canın hayatını nasıl alacaktım?
"Emin misiniz Lizya hanım? Vazgeçmek için hâlâ zamanınız var." Demişti doktor.
Aldırmaktan başka çarem yoktu. Asım da istemiyordu zaten.
"Eminim." Dedim yalnızca.
"Peki o zaman. Şöyle geçebilirsiniz." Diyerek beni bir sedyeye yönlendirdi.
Sedyeye uzandım. Doktor hanımda sedyenin yanındaki sandalyeye oturdu. Eline bazı ismini bilmediğim aletler almıştı.
Masum birinin canına nasıl kıyacaksın Lizya?
Vicdanımın sesi susmuyordu.
Doktor işleme başlamak için hazırlanıyorken, uzandığım yerden doğruldum hızlıca.
"Ne yapıyorsunuz?" Diye sordu doktor şaşkınca bana bakarken.
İlk birkaç dakika doktorun yüzüne bakakalsam da sonrada kendimi konuşmaya zorladım. " Şey.. ben vazgeçtim. Yapamayacağım. Yok. Ben yapamam. Lütfen." Benim için konuşmak güçtü.
"Tamam. Sakin olun. Şu getireyim ben size." Dedikten sonra ayağa kalktı.
Birkaç dakika sonra elinde suyla gelmişti. Elinden aldım ve bir iki yudum içtim.
"Daha iyi misiniz?" Dedi doktor.
"İyiyim. Teşekür ederim." Demiştim bende.
"Aldırmak istememenizi anlarım. Ama eğer bebeği aldırmamaya kararlıysanız bebeği kontrol etmem lazım." Aldırmamaya kararlıydım. Yapamazdım ki ben. Bir masum bebeğin canına nasıl kıyabilirdim ki?
"Olur." Dedim sadece.
" Tamam o zaman. Sizi şöyle alayım Lizya Hanım." Gösterdiği yerde bir sedye ve yanında ultrason cihazı bulunuyordu.
Uzandığım yerden kalktım ve sedyeye doğru ilerledim. Biraz başım dönüyordu. Galiba yaşadığım strese bağlı bir şeydi.
Sedyeye uzandım. Elbisemi sıyırdım. Karnım ortaya çıkarken, doktor hanım ismini bilmediğim soğuk bir jel sürmeye başladı karnıma.
Dudaklarımı kemiriyordum. Fazlasıyla stresliydim. Ailemi, Asımı ve bebeğimi düşünüyordum.
Asım zaten istemiyordu. Ona göre aldırmak kolaydı. O duyguları konusunda katı bir adamdı. Ben ise duygularımı çevremdeki insanlara açıkça belli ederdim.
Ultrosun cihazını karnımın etrafında dolaşırmaya başladı doktor. Ekranda siyah ve beyaz görüntüler vardı. Ultrason cihazı karnımın alt sağ kısmında durdu.
Gözlerini kısarak bir süre ekrana baktı doktor. Ondan sonra bana dönerek bir noktayı gösterdi. " Bakın işte burada bebeğiniz." Diyerek gülümsedi.
Kafamı yasladığım yerden kaldırdım ve gösterdiği ekrana baktım. Kadının parmağının olduğu yerde küçük siyah bir nokta vardı.
"Ama bu çok küçük." Dedim dudağımı büzerek.
"Küçük olması normal. Daha bir aylık hamile olduğunuz için bebeğiniz şu anlık küçük." Ben hâlâ ekrana bakıyordum. Ne zaman aktığını bilmediğim bir gözyaşı yanağımdan süzüldü.
"İsterseniz kalp atışlarını dinleyebilirsiniz." Derin bir nefes aldım. Sonra bakışlarım ekrandan doktora döndü. Sadece başımı salladım. Konuşacak gücü bulamıyordum kendimde.
Doktor birşeyler yaptıktan sonra odada bebeğimin kalp atışları yankılanmaya başladı.
Allah'ım çok güzeldi. Gerçekten hayatımda duyduğum en güzel sesti. Gözlerimden ardı ardına yaşlar süzülmeye başladı.
Aklıma gelen şeyle doktora döndüm. "Ses kaydı alabilir miyim?" Diye sordum.
Doktor bu soruma karşılık sıcak bir gülümseme sundu bana. " Tabii. " Diyerek yanıtladı beni.
Telefonumu elbisemin cebinden çıkardım. Uygulamalardan ses kaydına girerek bebeğimin kalp atışlarını kaydetmeye başladım.
Beş dakikalık bir ses kaydı aldıktan sonra ses kaydını kapattım ve telefonu cebime koydum.
Doktorda kaydı aldığımı görmüş olacak ki ultrason cihazını karnımın üzerinden çekti ve temizleyip yerine koydu.
Sandalyesinden kalkarak masasından peçete kopardı ve bana uzattı. "Teşekkürler" Dedim.
Karnımı sildim. Peçeteyi çöpe attıktan sonra doktorun yanındaki tekli koltuklara oturdum.
Doktor bir kağıt çıkarıp, üzerine birşeyler yazdıktan sonra bana verdi. "Burada alacağınız vitaminler ve kan sulandırıcıları yazıyor. Eczaneden alırsanız sevinirim." Kağıda baktığımda çirkin bir el yazısı gördüm. Doktorların yazısını hiçbir zaman anlamamıştım zaten.
"Alırım tabii ki. Bana söyleyeceğiniz başka bir şey var mı peki doktor hanım?" Diye sordum.
" Bir sonraki ay kontrolünüz var. Gene aynı gün aynı saate sizi bekliyorum Lizya Hanım." Diyerek ellerini masada birleştirdi.
Başımı salladım. Ayağa kalktım. " Bana söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa ben gidiyorum." Demiştim.
Doktor kafasını iki yana salladı. Bir baş selamı vererek " iyi günler." Diyerek odadan çıkmıştım.
Hastaneyi hızlı adımlarla terk ettim. Saate baktığımda beşe geldiğini gördüm.
Bugün ki ani kararlarım beni fazlasıyla sarsmıştı.
Yürüyerek eve gitmeye karar verdim. Geri kalan kısmı aileme bu bebeği söylemekti. Çünkü hep böyle küçük kalmayacaktı.
Hızlı hızlı yürürken, arkamdan bir
korna sesi geldi. İrkildim. Arkama dönüp baktığımda tanımadığım siyah bir aracın arkamda durduğunu görmüştüm.
Kaşlarım çatıldı. Bu kimdi Allah aşkına? Niye arkamda korna çalıp duruyordu?
Bir süre daha arabaya baktım. Tam arkamı dönüp gidecektim ki açılan kapıyla kalakaldım.
Karşımda hiç görmeyi beklemediğim biri vardı.
Hızla ultrason fotoğrafını arkama sakladım.
O anki yaşadığım panikle ağzımdan sadece "Tugay abi?" çıkmıştı.
Evet Tugay abi tam karşımdaydı...
(Devam edecek)
Merhaba nasılsınız?
Lizya sonunda Tugayla karşılaştı 🤗
Peki bundan sonra ne olacak? Tahminimiz varsa alayım.
Asım ve Lizya mı? Yoksa Tugay ve Lizya mı?
Seçim sizin.
Yorum yapmayı unutmayın.
