3. bölüm · LİZYA / YARI TEXTİNG
3. Bölüm - Bir Günahın İşlenişi
"Karanlıkta yeterince kalırsan görmeye başlarsın.."
3. Bölüm - Bir Günahın İşlenişi
Bir ay önce
İlahi Bakış Açısı
Lizya o gün evde yalnızdı. Annesi ve babası köye gitmiştiler. Lizya öğrencilerine yapacağı sınavı hazırlıyordu.
Lisede bir edebiyat öğretmeniydi. Öğrencileri onu sever, o da öğrencilerini seven bir öğretmendi.
Dinlemesi konuşması da ayrı yoruyordu Lizya'yı. Sınav sorularını sonunda bitirmişti ama o da bitmişti.
Oflayarak oturduğu masadan kalktı. Kendine yeni bir kahve yapmak için mutfağa gidiyordu. Kahve makinesini çıkarıp, içine kahve koydu. Koyduktan sonra da pişmesi için makineye geri yerleştirdi.
Masadan bir sandalye çekip oturdu. Telefonunu açtığında Asımdan bir mesaj geldiğini gördü.
İyi de Asım neden ona bu saate mesaj atıyordu ki? Diye düşündü kendi kendine.
Asımı seviyordu. Çok seviyordu. Üniversiteye başladığından beri vardı Asıma olan sevgisi.
Ama Asım bir türlü görmüyordu kendisini. Ya da görmek istemiyordu. Aileleri çok yakın arkadaş olduğu için sürekli yüz yüze geliyorlardı.
Mahallenin en çapkın adamıydı kendisi. Yakışıklı olduğu için ona bayılmayan kız yoktu. O da bundan yararlanarak mahallede çıkmadığı kız kalmamıştı.
Günlük takılırdı Asım. Lizya yanında hiç bir kadınla uzun süreli bir ilişki yaşadığına şahit olmamıştı. Asımın annesi Berna Hanım bundan hep yakınırdı.
Asımın kendisinden altı yaş büyük bir abisi vardı. Tugay abisini seviyordu Lizya.
Tugay hava piyadesiydi. Aynı zamanda bir timin komutanıydı.
Kahvenin piştiğine dair sesler çıkartmaya başladı makine. Ancak Lizya'nın şuan umurunda olan şey makine değil, Asımdı.
WhatsAppa girdiğinde Asımdan iki mesaj geldiğini gördü.
Asım: Lizya msaitmisin?
Asım: Sze gelyorum.
Normalde Asım ona mesaj yazmazdı çok. Ancak ailesi onları çağırırsa bazen yazardı. O da ailesiyle ilgili olurdu. Gece gece bu mesajı nereden çıkmıştı? Lizya'nın bir diğer dikkatini çeken şey ise normalde Asım mesajlarını hep düzgün yazardı. Ama şuan zor anlayabildiği mesajlar atmıştı kendisine.
Lizya'nın mesajları okumasının üzerinden beş dakika geçmişti ki kapı çaldı. Lizya'nın kaşları çatıldı. Ailesi bu saate eve gelmezdi. Sandalyeden kalktığında aklına Asımın attığı mesajları düştü. Daha tedirgin oldu. Çünkü biri bu saate evine geldiğini görürse yanlış anlarlardı.
Kapıyı açtığında yanılmadığını gördü. Asımdı.
Asım kapının pervazına yaslanmış bayık gözleriyle kendisine bakıyordu. Ayakta bile zor duruyor gibiydi.
"Asım evime neden geldiğini sorabilir miyim?" Dedi Lizya.
Asım birkaç saniye durup Lizya'yı süzdü. Pijama giymişti Lizya. Ayıcıklı pijamaların onu ne kadar tatlı gözüktürdüğünü düşündü Asım.
"Asım beni duyuyor musun?" Diye sordu Lizya endişeyle.
Asım kafasını salladı sadece. Midesi bulanıyordu. Meyhaneden bu eve nasıl geldi onu da hatırlamıyordu gerçi.
"Asım eğer çok kötüysen Tugay abiyi arayalım gelsin seni alsın." Asım abisinin adını duyunca gereksiz bir telaşa girdi. Abisi onun bu halini görürse yiyeceği azardan kaçamazdı. Ne hiç azar dinleyecek halı vardı ne de ayakta durmaya.
Asım zorlukla konuşarak "gerek yok." Dedi.
"Tamam. O zaman ben götüreyim seni evine?" Diyerek başka bir soru yöneltti Lizya. Bu adamın hiçbir şeyi kabul etmemesi canını sıkmıştı. Biri görecek diye de korkuyordu bir yandan.
"Lizya gerek yok dedim. Bu gece burada kalsam olur mu?" Dedi Asım mahçup bir sesle.
Lizya bir an yanlış duyduğunu düşündü. Hatta kendini sorguladı. Ama yok öyle demişti. Kalbi daha şiddetli atmaya başladı. Ne yapacaktı? Onu eve almalı mıydı?
İçindeki ses onu eve almasını söylüyordu. Bu kez sonunu hiç düşünmeden onu eve almayı kabul etti.
"Tabii. Geç istersen." Diyerek kenara çekildi Lizya Asımın geçmesi için.
Asım içeri yalpalayarak girdi. Başı dönüyordu. Hatta bir an düşecek gibi oldu. Son anda Lizya tutmasa düşecekti de.
Lizya bu yakınlıktan şikayetçi değildi ama yanlış bir şey yapmaktan korkuyordu.
Asım bir kolunu Lizya'nın omuzuna atmıştı. Lizya onu kendi odasına getiriyordu. Sonunda odasına geldiklerinde Lizya kapıyı açtı ve içeri girdiler.
Asımı yatağa bırakırken bir yandan ağrıyan belini tuttu. Ağır olduğu için taşırken belini ağrıtmıştı Lizya.
Asımın ayakkabılarını çıkarttı Lizya. Asım baygın bakan gözleriyle hâlâ ona bakmayı sürdürüyordu.
Yorganıda Asımın üstüne çektiğinde tam çıkacaktı ki bir el bileğinden tuttu.
Lizya daha ne olduğunu anlamadan Asım yatağa çekmişti onu. Sırtı yumuşak yatakla buluştuğunda Asıma baktı koca koca açtığı gözleriyle.
Asım iki elini de yatağa dayamıştı. Asım kızın gözlerinin ne kadar güzel olduğunu düşündü bir an. Beyni bulanıktı. Normalde yapmayacağı şeyleri yaptırıyordu ona zihni.
"Ne yapıyorsun Asım?" Dedi zorlukla Lizya. Ellerini Asımın göğsüne koyup, onu ittirmeye çalışıyordu ama nafileydi.
Asımın yüzü gittikçe Lizya'nın yüzüne yaklaşıyordu. Lizya Asımın hareketlerine bir anlam veremiyor, ne yaptığını sorguluyordu.
Asım sonunda konuştu. " Ne yaptığımı bilmiyorum. Ama istediğim tek şeyin sen olduğunu biliyorum Lizya." Dedi.
Lizya nefesinin kesildiğini hisseti bir an. Dediklerini kulağı duyuyor muydu acaba?
"Şuan ne yaptığını bilmiyorsun. Ayık kafayla konuşalım." Demişti Lizya. Asımın kafası güzeldi belki ama kendisi de pişman olacağı şeyler yapmamalıydı.
Asım cevap vermeyince Lizya ona kahve yapmak için yataktan çıkmak üzere haraketlenmişti ki Asım onu belinden tutarak kendine çekti ve ne olduğunu anlamadan kendini Asımla burun buruna buldu.
Asım nefes nefese kalmış bir sesle " Lütfen." Dedi. "Sadece bir gece." Diyerek yalvaran bir sesle konuşmuştu.
Lizya'nın aklı buhar olup, gitmişti sanki. Mantıklı düşünemiyordu. Çok yakındı ona Asım. Bu bile bir sebepti mantıklı düşünememesi için.
Hiç sonuçlarını düşünmeden " tamam." Dedi.
Geçirdikleri gece güzeldi belki ama sabahı hiç öyle değildi.
Lizya uyandığında yanında Asımı bulamamıştı. Asımın yerine bıraktığı bir not karşıladı onu.
"Geceyi unut. Hiç yaşanmamalıydı." Diyerek arkasında yıkılmış bir kadın bıraktı...
★
Günümüz
Tugay abi tam karşımdaydı. Ne yapacağımı bilemeyip elimdeki ultrason cihazını arkama saklamıştım.
O da bir kaç saniye beni süzdü. Arkamdaki ellerime kaşları çatılmıştı.
"Lizya ne işin var bu saate sokakta?" Diyerek sorusunu yöneltmişti bana.
Ne yalan söyleyecektim? Ne diyebilirdim?
"Okuldan geliyorum Tugay abi." Dedim sadece. Başka yalan bulamamıştım.
Hava soğuktu ve üşüyordum. Hafif titriyordum. Bunu Tugay abi görünce kaşlarını çatıp, ağzından birşeyler homurdanmaya başlamıştı.
"Hava soğuk ve sen üzerine hiçbir şey almadan dışarı mı çıktım Lizya?" Diyerek ayıplarcasına baktı.
Bakışlarımı ondan çekerek yere bakmaya başladım. Bakışlarının ağırlığı altında eziliyordum.
Hareketlendiğini hissetim. Ben daha ne olduğunu anlamadan üzerime bir şey bırakılmıştı.
Ne olduğuna baktığımda ise bunun bir ceket olduğunu gördüm. Bakışlarım şaşkınlıkla Tugay abiyi bulunca onun da sadece bir gömlekle durduğunu fark ettim.
Mahçuplukla konuştum. "Tugay abi gerek yoktu aslında ama teşekkür ederim." Dedi.
Bakışlarında ki alayı sezdim. " Gerek yoktu? Lizya karşımda donuyordun resmen. Ne gerek yoktusu Allah aşkına." Diyerek sesindeki alayla beni utandırmayı başarabildi.
Yanaklarımın kızardığını hissediyordum. Bakışlarının yanaklarıma düşünce beli belirsiz yumuşadığını gördüm. Ya da yanılmıştım sanırım.
"Hadi gel. Seni eve ben bırakayım." Dedi. Hemen kabul ettim. Çünkü çok üşüyordum.
O arkasını dönünce bende ilk iş ultrason fotoğrafını çantama koydum.
Onun bindiğini sanarak arabanın yolcu koltuğunun kapısına kadar yürüdüm ki bir çift rügan ayakkabı gözüme çarptı.
Bakışlarım daha yukarıya kaldığında onun sürücü koltuğuna binmediğini onun yerine benim kapımı açıp, geçmemi beklediğini gördüm.
Şaşırmıştım kısa bir an. Sonra yüzümü ona çevirince sabırsızlıkla binmemi beklediğini görünce gülerek arabaya bindim.
Ben arabaya binince o da hemen arkamdan binip, yola koyuldu.
"Nasıl geçti okul?" Diye sorduğunda yalanımın altında edildiğimi hissetim. Yalan söylemeyi beceremezdim ama şimdi başka şansım yoktu.
"İyi geçti. Öğrenciler biraz yordu tabii ama güzeldi." Dedim gülümseyerek.
Tugay abi benim gerçekten olmayan abim olmuştu. Benim belki biyolojik olarak bir abim yoktu ama manevi olarak abim vardı.
Tabii ki onun da beni kız kardeşi gözüyle gördüğüne emindim.
"Güzel o zaman. Bu arada haberin var mıydı bilmiyorum ama bu akşam annen annemi yemeğe davet etmiş. Bana da bugün söyledi." Diyerek söze başladı. "Yani sizdeyiz." Dedi ve tamamladı sözünü.
Annem bana bugün için bir şey söylememişti. Demek bu kadar hazırlığı Berna Teyze için yapıyordu.
Sadece kafamı saklamıştım bu sözlerine karşılık.
Camdan baktığımda mahalleye girdiğimiz gördüm. Bileğimdeki tokam bileğimi sıkınca camın bilmesine koydum. Çıkarken alırdım nasıl olsa.
Evin yanında durunca Tugay abiye dönüp, "teşekkür ederim Tugay abi." Dedim tebessüm ederek.
Anlamadığım bir şekilde bana parlayan gözleri bu dediğimle sertleşmişti. "Rica ederim." Dedi duygusuz bir sesle.
Çok takmayarak arabanın kapısını açtım ve çıktım.
Tugay abiye el salladım. O kadar getirmişti sonuçta. Bunun için ona minnettardım.
Karşıdan gelen ayak sesleriyle kafamı o tarafa çevirmiştim ki çevirmez olaydım.
Karşıdan gelen kişi Asımdı.
Ve Tugay abi daha gitmemişti...
(Devam edecek)
Merhabalar nasılsınız canlar 🙋🏻♀️
Sınır koymaya karar verdim artık. Lavinia da hiç böyle bir sorun yaşamadım. Hayalet okuyucular var ve ne yorum yapıyorlar ne de yıldıza basıyorlar. Emek veriyorum ve bunları istemek hakkım diye düşünüyorum.
Sınır dolana kadar bölüm yok.
Bölüm sınırı:
Yıldız: 10
Yorum yapmayı unutmayın!
