8. bölüm · Lena:Yasın Kanlı Tacı(1. Kitap)

Bölüm 7;Donmuş Ordular

Azra Yapıcı

Kalenin avlusu artık askerlerle değil, heykellerle doluydu. Tacı taktığım andan itibaren kaleye girmeye çalışan herkes, benim irademle buzdan birer anıta dönüşmüştü. Onların arasında yürürken, her birinin yüzündeki son ifadeyi okuyabiliyordum: Şaşkınlık, öfke ve en çok da saf bir hüzün.

"Bana bu kadar hüzün yeter," diye fısıldadım. Avucumu en yakındaki buz tutmuş askerin göğsüne koydum. Kalp atışını hissetmiyordum ama ruhu, tacın enerjisiyle oraya hapsedilmişti.

Zihnimde tacın sesi gürledi: "Onları uyandır, Lena. Onlar artık senin yasının muhafızları."

Elimi havaya kaldırdım. Gözlerimdeki beyaz ışık etrafa yayıldı. O an, avludaki onlarca buzdan heykel aynı anda çatlamaya başladı. Buzlar döküldükçe altından çıkan askerler artık eskisi gibi değildi. Tenleri kül rengine dönmüş, gözleri benimkiler gibi boş bir beyazlıkla parlıyordu. Onlar artık ölü ya da diri değildi; onlar benim irademin gölgeleriydi.

"Gidin," dedim onlara. Sesim artık bir kraliçenin değil, bir fırtınanın sesiydi. "Krallığın dört bir yanına dağılın. Diz çökmeyen her şehre benim kışımı götürün. Onlara deyin ki; Lena artık yas tutmuyor. Artık dünya, Lena için yas tutacak."

Ordum sessizce kapılardan süzülüp karanlığa karışırken, arkamda bir kıpırtı hissettim. Kalenin gölgelerinden biri hala hareket ediyordu. Bu Kael değildi. Daha narin, daha tanıdık bir silüetti.

"Kimsin?" diye sordum, dönmeden. Sadece sesimle bile etraftaki havayı dondurabiliyordum.
"Sana bu yolu ben göstermiştim, Lena," dedi ses. Bu, çocukluğumda bana masallar anlatan yaşlı dadım, aslında gizli bir büyücü olan Elara’ydı. "Ama sana tacı giymeni söylemiştim, onun kölesi olmanı değil."

"Köle mi?" Güldüm. Gülüşüm kalenin her köşesinde yankılanan buz parçaları gibiydi. "Ben hiç bu kadar özgür olmamıştım Elara. Kimse bana ne yapacağımı söyleyemez."

"Öyle mi?" dedi Elara, yavaşça bana yaklaşarak. "O zaman neden hala ağlıyorsun?"

Elimi yüzüme götürdüm. Parmaklarım, gözlerimden süzülen o sıcak ve yapışkan sıvıya değdi. Kan... Taç yüzümden aşağı kan sızdırmaya devam ediyordu. Ben güçlendikçe, tacın içindeki kan arzusu da artıyordu.

"Bu bir bedel," dedim sesimi sertleştirerek. "Ve ben bu bedeli ödemeye hazırım."

"10. dolunay yaklaşıyor, Lena," diye uyardı Elara. "Taç tamamen uyandığında, sadece düşmanlarını değil, bizzat bu krallığı ve seni de yutacak. İkinci bir şansın olmayacak."

Elara’yı dinlemedim. Onu bir buz kütlesinin içine hapsetmek için elimi uzattım ama o, bir duman gibi dağılıp yok oldu. Yalnız kalmıştım. Tahtıma doğru ilerlerken, 10. Bölüme giden o karanlık yolun her adımında kendimden bir parça daha bırakacağımı biliyordum.
🩸👑