11. bölüm · Lena:Yasın Kanlı Tacı(1. Kitap)
Bölüm 10(FİNAL);Sonun Başlangıcı
Mia’nın yok olduğu yerdeki yanmış çiçek yapraklarına bakarken içimde bir şeylerin tamamen koptuğunu hissettim. Gökyüzü artık gri değil, zifiri karanlıktı. Tacın ağırlığı artık başımda değil, doğrudan ruhumun üzerindeydi.
"Yeter!" diye haykırdım gökyüzüne. Sesim sadece kaleyi değil, tüm yeryüzünü sarstı. "Benden her şeyi aldın! Şimdi ne istiyorsun?"
O an, zihnimdeki fısıltılar kesildi. Karanlığın içinden, benim boyumda ama tamamen gölgelerden oluşmuş bir figür ayrıldı. Yüzü yoktu ama başında Yasın Kanlı Tacı’nın tıpkı bir kopyası parlıyordu.
"Ben senden bir şey almadım Lena," dedi gölge. Ses, kendi sesimin bin yıllık yankısı gibiydi. "Ben sana sadece gerçeği verdim. Sen, acıdan kaçmak için karanlığı seçen ilk kişi değilsin. Ama sonuncusu olacaksın."
Gölge üzerime yürüdükçe yerdeki karlar siyaha dönüyordu. "Taç bir aksesuar değil Lena, taç bir hapishane. Ve sen artık onun sadece taşıyıcısı değil, bizzat kendisisin. 10. dolunay tamamlandığında, bu dünyadaki her canlı senin hissettiğin bu sonsuz yası hissedecek. Herkes ölmeyecek; herkes sonsuza dek senin gibi yarım kalacak."
Mia’nın son gülümsemesi gözlerimin önüne geldi. Eğer bu taç yaşamaya devam ederse, Mia’nın uğruna öldüğü o kızdan eser kalmayacaktı.
"Hayır," dedim fısıltıyla. Elim kılıcımın kabzasına, Mia'nın bıraktığı o yanık yaprağa gitti. "Eğer bu yasın bir sonu olacaksa, o son benimle başlayacak."
Bütün gücümü, damarlarımda akan o karanlık büyüyü kılıcıma topladım. Kılıç daha önce hiç olmadığı kadar parlak, kan kırmızı bir ışıkla yanmaya başladı. Gölge figür kahkahalar attı. "Kendini mi öldüreceksin? Taç buna izin vermez!"
"Kendimi değil," dedim, gözlerimdeki beyaz ışık son kez parlarken. "Seni!"
Kılıcı kendi göğsüme değil, başımdaki tacın tam ortasındaki en büyük yakuta saplamak için havaya kaldırdım. Bu, varlığımı ve ruhumu parçalamak demekti. Metal metale çarptığında dünya çapında bir çığlık yankılandı. Tacın uçları kafatama daha derin battı, her yerden kan boşaldı.
Karanlık bir patlama her şeyi yuttu. Akşehir surları, gölge ordular, kalenin kuleleri... Her şey beyaz bir ışığın içinde kayboldu.
🩸👑
Gözlerimi açtığımda ne kale vardı, ne de ordu.
Uçsuz bucaksız, bembeyaz bir boşluğun ortasındaydım. Ne his vardı, ne de acı. Sadece derin bir sessizlik...
Elimi başıma götürdüm. Taç orada değildi. Ama başımın her yerinde derin yarıklar ve kurumuş kan izleri vardı. Tam o sırada, bembeyaz boşluğun içinden bir ses yankılandı. Ama bu tacın sesi değildi.
"Uyandın mı, Lena?"
Sesin geldiği yöne döndüm. Karşımda, kapağındaki o karanlık kaleden çok farklı, altın rengi bir kapı duruyordu. Ve kapının önünde, elinde parçalanmış bir taç tutan, yüzü maskeli bir yabancı bekliyordu.
"Oyun yeni başlıyor," dedi yabancı.
🩸👑SON👑🩸
