2. bölüm · LEKE

2. BÖLÜM

Melisa Ülkü

4 Haziran 2022

Damla, sabahın erken saatlerinde kendisine verilen adrese ulaştığında artık eski kimliğini geride bırakmıştı. Elinde Nilperi Gültekin adına hazırlanmış kimlik, pasaport, ehliyet, banka kartları ve yeni telefonuyla birlikte bu yeni hayatın içine adım atıyordu. Dışarıdan bakıldığında her şey kusursuz görünüyordu; belgeler, detaylar, hatta yaşayacağı ev bile. Eksik olan tek şey, bu hayatın gerçekten ona ait olmasıydı.

Yedi katlı apartmanın girişinden içeri adım attığında ilk dikkatini çeken şey sessizlik oldu. Bina düzenliydi, bakımlıydı ve kuralları olan bir yer olduğu hissini daha ilk anda veriyordu. Dördüncü kata çıktığında koridordaki dairelerin yerleşimi dikkatini çekti. 7 ve 8 numaralı daireler tam karşı karşıyaydı. 7 numara artık Nilperi'ye aitti. Karşısındaki 8 numaralı dairede ise görevin merkezindeki isim, Ozan Koper yaşıyordu.

Kapıyı açıp içeri girdiğinde evin hazır olduğunu gördü. Üç artı bir, geniş ve konforlu bir daireydi. Eşyalar özenle yerleştirilmiş, yaşamaya hazır hâle getirilmişti. Sanki o evde biri yaşıyordu da Nilperi sadece onun yerine geçiyordu. Son eşyalarını yerleştirirken kapı çaldı. Kapıyı açtığında apartmanın sahibi Veli Bey ve eşi Nuray Hanım'la karşılaştı. Kısa bir hoş geldin konuşmasının ardından içeri girdiler. Veli Bey daha çok dinleyen taraftaydı, konuşmayı yönlendiren ise Nuray Hanım'dı.

"Bizim apartman aile apartmanıdır kızım," dedi Nuray Hanım, evin içinde göz gezdirirken. "Sessizlik ve düzen bizim için önemli. Komşularla sorun istemeyiz. Üç uyarıya kadar tolerans gösteririz ama sonrası olmaz, bilgin olsun."

Nilperi sakin bir ifadeyle başını salladı. "Anladım, dikkat ederim."

Bir süre sonra Veli Bey yukarı kata çıktı. Nuray Hanım ise kapının önünde kalıp konuşmaya devam etti. Bu kez sesi daha düşüktü, sanki daha özel bir şey anlatıyormuş gibi Nilperi'ye biraz daha yaklaştı.

"Bir de karşı dairen var," dedi. "8 numara. Ozan." İsmi söylerken yüzünde belirgin bir memnuniyetsizlik oluştu. "Hiç bulaşma derim. Selamı sabahı yoktur. Kimseyle konuşmaz. Soğuk bir adam... yıllardır burada ama bizimle bile doğru düzgün muhatap olmaz."

Nilperi sessizce dinlerken Nuray Hanım anlatmaya devam etti. "Karşı dairesine gelen kiracılar da uzun durmaz zaten. Dayanamıyorlar. Kuralları var, hassasiyetleri var... kimseye uymaz. Birkaç ay geçmeden çıkar giderler."

Tam o sırada merdivenlerden gelen ayak sesleri duyuldu. Nilperi refleksle başını kaldırdı. Yukarı çıkan adamı gördüğünde bakışları kısa bir anlığına sabitlendi. Uzun boylu, sert hatlı, ifadesiz bir yüz... ve keskin bakışlar. Ozan Koper.

Ozan'ın gözleri Nilperi'ye değdiği anda içinde anlık bir dalgalanma oluştu. Tanıdık... fazlasıyla tanıdık bir his. Sanki bu yüzü daha önce görmüş, bu bakışları bir yerden hatırlıyormuş gibiydi. Bu düşünce zihninden bir anlığına geçti ama yüzüne hiçbir şey yansımadı. Bakışları aynı soğuklukta kaldı, ifadesi değişmedi. Sanki hiçbir şey hissetmemiş gibi duruyordu.

Nilperi ise sadece ona bakıyordu. Dikkatle, ölçerek.

Bakışları birkaç saniye boyunca kesişti. Nilperi konuşmak üzereydi.

Ozan çok hafif bir hareketle parmağını dudaklarına götürdü.

Sus.

Nilperi ne demek istediğini hemen anladı. Nuray Hanım hâlâ konuşuyordu ve farkında değildi. Sustu. Ozan hiçbir şey söylemeden dinledi. Gözleri kısa bir an daha Nilperi'nin üzerinde kaldı, ardından Nuray Hanım'a çevrildi.

"Nuray Hanım..." dedi sonunda.

Sesi sakindi ama içinde keskin bir ton vardı.

Nuray Hanım bir anda dondu. Yavaşça arkasını döndü. Ozan kapısının önünde duruyordu.

"Yeni kiracılarınızla başka bir kiracınız hakkında dedikodu yapmak ne kadar etik peki?"

Koridorda bir anda sessizlik oluştu. Nuray Hanım bir şey söylemek için ağzını açtı ama kelimeler çıkmadı. "Ben... şey..." diyebildi sadece. Ozan onu dinlemedi bile. Anahtarını çevirip kapısını açtı ve içeri girdi. Kapı sert bir şekilde kapandı.

Ses koridorda yankılandı.

Nilperi olduğu yerde kalmıştı. Karşısında kapalı bir kapı vardı. 8 numara. Ozan Koper. Nuray Hanım kısa bir süre ona baktı ama hiçbir şey söylemedi. Ardından mahcup bir ifadeyle merdivenlere yönelip yukarı çıktı.

Koridorda yalnız kalan Nilperi, karşısındaki kapıya birkaç saniye daha baktı. Bu sadece bir görevdi. Öyle olmak zorundaydı.

Ama karşı dairenin kapısının ardında...

onu ilk görüşte tanımış gibi hisseden bir adam vardı.

4 Haziran 2022

Nilperi, yeni taşındığı evin balkonunda elinde papatya çayıyla otururken gözleri istemsizce karşı daireye kayıyordu. Gün boyunca olanlar zihninde dolaşıyor, özellikle de merdivenlerde karşılaştığı o adamın bakışları aklından çıkmıyordu. Nuray Hanım'ın anlattıkları hâlâ kulaklarındaydı. Soğuk, mesafeli, kimseyle iletişim kurmayan biri... Ama Nilperi için bu sadece bir uyarı değil, aynı zamanda bir fırsattı.

Ozan'ın dikkatini çekmesi gerekiyordu.

Müzik yasağı gibi bir kural söylenmemişti. Bu yüzden küçük bir risk aldı. Telefonundan orta seviyede bir müzik açtı. Balkonlar yan yanaydı; sesin ona ulaşmaması mümkün değildi. Çayından bir yudum alıp bekledi. Gözleri karşı balkondaydı. Tepki vermesini bekledi. Bir kapı açılacak, bir ışık yanacak ya da en azından bir hareket olacaktı.

Ama hiçbir şey olmadı.

Dakikalar geçti.

Sessizlik.

Nilperi içinden hafifçe söylendi. "Bu kadar da olmaz..." dedi kendi kendine. En sonunda pes etti. Müziği kapattı, içeri geçti. Günün yorgunluğu üstüne çökmüştü. Yatmaya hazırlanıyordu ki kapı zili çaldı.

Durdu.

Bu saatte?

Kapıya doğru yürüdü. Açtığında karşısında gördüğü kişi onu bir an duraksattı.

Ozan.

Kapının önünde, aynı donuk bakışlarla duruyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu ama varlığı bile ortamı ağırlaştırmaya yetiyordu. Nilperi bir an onu süzdü. "Tamam," diye geçirdi içinden, "ben de çok sıcak biri sayılmam ama bu kadarı fazla."

Ozan konuşmaya başladı. Sesi sakindi ama içinde net bir uyarı vardı.

"Bana bakın hanımefendi," dedi, gözlerini ondan ayırmadan. "Yeni taşınmış olabilirsiniz ama müstakil bir evde yaşamıyorsunuz. Burası apartman dairesi. Bencilce davranamazsınız. Saat on bir... insanlar uyuyor. Evcil hayvanlar, çocuklar, sabah işe gidecek insanlar, yaşlılar var. Ona göre hareket edin."

Kısa bir duraksama yaptı.

"Ve sizi bir daha uyarmak istemiyorum. Bir dahaki sefer Nuray Hanım ve Veli Bey'le konuşurum. İlk uyarınızı almak istemiyorsanız... dikkatli olun."

Nilperi cevap vermek üzereydi ama Ozan onu dinlemedi bile. Sözünü bitirdiği gibi döndü, hızlı adımlarla evine girdi ve kapıyı sertçe kapattı.

Kapının sesi koridorda yankılandı.

Nilperi birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Ardından sinirle kapıyı kapattı. "Ne bu acele..." diye mırıldandı. "Çocuk gibi davranıyor."

O gece uyuyamadı.

Saatlerce yatakta dönüp durdu. Sinir olmuştu. Bu kadarı fazlaydı. Onunla doğrudan iletişim kurmanın işe yaramayacağı belliydi. O zaman başka bir yol denemeliydi.

Ertesi gün planını uygulamaya koydu.

Apartmandaki insanlarla iletişim kuracaktı.

Sabah erkenden mutfağa girip çeşit çeşit yemek yaptı. Sarmalar, kekler, küçük ikramlıklar... Hepsini özenle hazırladı. Ardından tek tek komşuların kapısını çalmaya başladı. Kendini tanıttı, sohbet etti, güldü, dinledi. Nilperi olmak işini kolaylaştırıyordu. Daha sıcak, daha samimi, daha ulaşılabilir biriydi. Damla olsaydı... bu kadar uzun süre insanlarla konuşmaya bile tahammül edemezdi.

Günün sonunda geriye sadece birkaç daire kalmıştı.

Son duraklardan biri alt katta yaşayan Ceyhun'du.

Kapıyı çaldı.

Kapı açıldığında karşısında oldukça farklı bir adam buldu. Birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar. Ardından Nilperi gülümseyerek konuştu. "Merhaba, ben yeni kiracıyım. Dördüncü katta, yedinci dairede oturuyorum. Size kek ve sarma getirdim. İsterseniz biraz oturup tanışabiliriz."

Ceyhun bir an baktı, sonra kahkaha attı. "Hah! Ne bekliyorsun, geç içeri. Böyle geleceksen her hafta gel," dedi ve tabaktan bir sarma alıp ağzına attı.

İçeri girdiler.

Bir süre sonra balkona geçtiler. Ceyhun çay hazırlamıştı. Balkonun bir köşesinde, korkuluk yerine konulmuş gibi duran garip bir nesne dikkatini çekti. Yuvarlak bir şeydi; üstünde çizilmiş gözler, ağız ve saçlar vardı. Nilperi elini uzatmak üzereydi ki Ceyhun'un sesi duyuldu.

"Çek elini Nuriyemden!"

Nilperi anında elini çekti. "Tamam..." dedi şaşkınlıkla.

Bir süre daha sohbet ettiler. Eğlenceliydi, rahattı. Nilperi ilk kez gün içinde gerçekten gülümsedi. Ayrılırken Ceyhun gülerek, "Tanıştığımıza memnun oldum Niloş... pardon Nilperi. Yine gel, mutlaka beklerim," dedi.

Nilperi gülümsedi. "Niloş fena değilmiş," diye karşılık verdi hafifçe.

Ama tam dönerken ayağı takıldı.

Dengesini kaybetti.

Ve eli o garip nesneye çarptı.

Nuriye...

Aşağı düştü.

Üçüncü kattan.

Sessizlik.

Ceyhun'un yüzü bir anda değişti. Gözleri büyüdü, ardından sağ gözü hafifçe seğirdi. "Nuriyem..." diye bağırdı.

Nilperi donup kalmıştı. Olanı anlamaya çalışıyordu.

Bir anda kendini kapının önünde buldu.

"Git!" diye bağırdı Ceyhun. "Katil! Nuriyemi öldürdün! Bir daha gözüm seni görmesin!"

Nilperi bir an kendini tuttu... ama tutamadı.

"Yeter!" dedi sertçe. "Nuriyem de Nuriyem... bu ne abartı? O dediğin şey yuvarlak bir cisim! Çizilmiş göz, ağız, saçtan ibaret! Kendine gel!"

Koridorda birkaç kişi onları izliyordu.

Aralarında Ozan da vardı.

Sadece baktı.

Sonra başını hafifçe sallayıp hiçbir şey demeden yukarı çıktı.

Nilperi derin bir nefes aldı, kendini toparladı. "Tamam," dedi daha sakin bir sesle. "Haklısın. Ayağım takıldı. Özür dilerim."

Cevap beklemeden merdivenlere yöneldi.

Eve çıktığında aklında tek bir şey vardı.

Son kişi kalmıştı.

Ozan.

Elindeki tabakla kapısına gitti. Bir an durdu. Sonra ziline bastı.

Kapı açıldı.

Ozan karşısındaydı.

Nilperi hiç durmadan konuştu. "Merhaba, ben yeni kiracıyım. Diğer komşularla tanıştım bugün. İsterseniz biz de tanışabiliriz."

Ozan birkaç saniye ona baktı.

Sonra başını hafifçe salladı.

"Gir," dedi.

Nilperi içeri girdiğinde evin koyu tonlarla döşenmiş olduğunu fark etti. Her şey düzenliydi, netti, mesafeliydi... tıpkı sahibi gibi.

Ozan ona döndü.

"Ne yapmaya çalıştığınızı anlıyorum," dedi düz bir sesle. "Komşularla iyi geçinip kendinize bir alan oluşturuyorsunuz. Sonra da kuralları esneteceksiniz."

Nilperi bir şey söylemek üzereydi ama Ozan devam etti.

"Ben bu oyunlara gelmem. Hele o yemeklerle yapılan numaralara hiç."

Bir adım geri çekildi.

"Ve mümkün oldukça beni rahatsız etmeyin."

Kapıyı işaret etti.

"Çıkabilirsiniz."

Nilperi birkaç saniye ona baktı.

Sonra hiçbir şey söylemeden kapıya yöneldi.

Tam çıkarken Ozan'ın sesi geldi.

"Bu evdeki ilk ve son misafirliğiniz."

Durmadı.

Çıktı.

Kapı arkasından kapandı.

Ve Nilperi ilk kez şunu düşündü:
Aynı apartmanda olmak...

yetmeyecekti.