LAVİN kitap kapağı

6. bölüm / 9

LAVİN

5

Vaveyla Yazarı: Elomatik Ç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 5

Yüksekten mi yoksa düşmekten mi korkarsın?
********************
Bir insanın canını almak ve bu durumdan zevk alıyor olmak beni kötü yapar mıydı? Ya da şöyle sormalıyım; İğrenç işlerle uğraşan, kalbinde gram merhamet barındırmayan, masum insanları gözlerini kırpmadan öldüren ve onlara işkence eden kişilerin canını almak ve bunu yaparken inanılmaz zevk alıyor olmak? Bence bu beni kötü biri yapmazdı. Yaparsa da yapsın. Bazı geri dönüşü olmayan yollara girdim. Hem de daha 14 yaşındayken.

Giray'ın notunu ve bıraktığı papatyayı alıp odama çıktım. Bu sırada da Bendis'ı arıyordum. Bengisu'ya Bendis dememin nedeni, lise yıllarında oynadığımız bir oyunda kendimize takma isimler takmıştık ve o zamandan beri ona Bendis diye hitap ederdim. O Bendis'di bense Afrodit. Ekine takmazdık çünkü sevmezdi böyle şeyleri.

"Efendim bebek" dedi telefonu açan Bengisu.
"Ekin'i alıp acil bana gelmeniz gerekiyor. Önemli şeyler oldu." Odamın kapısını kapatıp yatağıma doğru yürüdüm.

"Yahu bir gece görüşmedik sadece. Uyuduğumuz zaman diliminde ne olmuş olabilir Allah aşkına Lavin? Hem de önemli derecede ne olmuş olabilir yani?" isyan eden sesine gülmeden edemedim haklıydı.

"Gece Giray bende kaldı." Dedim bir çırpıda.
"OHA NE?!" Arkadan bir şeylerin düşme sesini duydum.
"NE DEMEK GİRAY SENDE KALDI? NEDEN KALDI? NE ZAMAN GELDİ? AYNI YATAKTA MIYDINIZ? BİRLİKTE Mİ UYUDUNUZ? AY LAVİN ÖPÜŞTÜNÜZ MÜ YOKSA?!" heyecanla bağıran sesine tam gülecektim ki sonda dediği şey yüzünden tükürüğüm boğazımda kaldı.

"Yuh be kızım. Abart biraz daha." Odanın terasına ilerlerken dikkatimi komodinin üzerindeki bir şey çekti. Adımlarımı o yöne doğru attım.

"Yarım saate Ekini de al bizde ol. Anlatacağım." Dedim ve telefonu suratına kapattım. Komodinimin üzerinde bir tane vazo vardı ve içinde de solmaya yüz tutmuş çiçek dururdu. Ancak şu an görüyorum ki o solmak üzere olan çiçekler girmiş yerine bembeyaz laleler gelmişti.
Orada daha önce lale olmadığına yemin edebilirdim. Nereden geldi bunlar? Giray koymuş olamazdı herhalde. O zaten notunun yanına papatya koymuştu. Ayrıca odama girmemiştir benden izinsiz. Değil mi? Leyla abla değiştirmiş olmalıydı.

Lütfen öyle olsundu.

Elimdeki notu, bana daha önce yolladığı notu koyduğum kutunun içine koydum. Papatyayı koymak içinse kutunun altındaki defteri elime aldım. Bana yolladığı dikenli gülü de buraya koymuştum kurutmak için. Papatyayı da güzelce yerleştirip altına bugünün tarihini yazdım.

Neden bunları sakladığım hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Kalbimin derinliklerinden duyduğum bir ses saklamamı söylerken, beynim at gitsin neden bu kadar değer veriyorsun? Diyordu. Ama benim saklamamın nedeni asla Giray değildi. Ben çiçekleri severdim.

Elimdekileri bırakıp banyoya girdim. Ekinle Bengisu gelene kadar duş alsam iyi olurdu. Bu duş bana iyi gelecek yaralarımı saracak.

🌼

Bana yardım et diyen bir adamla iş birliği yapmak kadar tehlikeli olan bir şey varsa, o da o adam hakkında hiçbir şey bilmeden ona güvenmeye başlamaktır.

Giray evden gideli saatler olmuştu. Bengisu ve Ekinle arka bahçedeki koltuklarda oturmuş kahve içiyorduk. Dün yaşanan her şeyi anlatmıştım onlara. Ekin telefonumu duymadığı için kendine sinirlenmiş, Bengisu ise aynı yatakta yatıp öpüşmediğimiz için üzülmüştü. Tabi bunu dile getirince Ekin az kalsın Bengisu'yu pataklayacaktı. Bu durum karşısında da Bengisu safça "Öpüşmeseler bile en azından beraber uyuyabilirlerdi." demişti. Benden de kafasına yastık yiyince susmuştu.

Şimdi ise hepimiz sessizleşip ne yapmamız gerektiğini düşünüyorduk.
"Sen ne hissediyorsun Lavin." Dedi Ekin. Ah bende bir bilsem ne hissettiğimi.

"O'na güvenmiyorum. Ama adamın öyle bir etkisi var ki üstümde ne engel olabiliyorum ne de kendim olabiliyorum." Oflayarak yanımdaki yastığı yüzüme bastırdım.

"Araştırmayı genişletiyorum." Dedi Bendis yan taraftan. Yüzümdeki yastığı çekip kahvemden bir yudum aldım.
"Bir şekilde açığını bulmalıyız bu adamın. Kimse kusursuz değildir. Ben derdinin sadece babasının katilini bulmak olduğunu düşünmüyorum. Başka planları da var ve bu planlar Lavin'i de içinde barındırıyor." Kafamı olumlu anlamda salladım dediklerine.

"Ondan kötü enerji almıyorum. Beni bilirsiniz altıncı hissim kuvvetlidir. Giray'ı gördüğüm ilk andan beri saçma bir çekim var aramızda. Kötü birisi değil evet ama planları olduğu doğru." Dedim gözlerimi ikisinde de gezindirerek.

Ekin masanın üstünde duran kahve fincanını eline aldı, dudaklarını bardağa değdirmeden önce bir süre sustu. Gözleri bahçeye, çitlerin arkasında kalan ormanlık alana bakıyordu. Sanki orada cevapları bulacak gibiydi. Sonra kafasını bana çevirdi.

"İzin ver," dedi, "Giray'ı ben araştıracağım." O an gözlerimi kısmadan ona baktım.
"Nasıl yani?"
"Nasıl olduğunu bana bırak. Dedesinden girip padişahına kadar inceleyeceğim. Ve eğer bir çelişki, bir yalan ya da sana söylemediği bir detay varsa ortaya çıkar." Dedi fincanını masaya bırakırken.

"Bana söylemediği çok fazla detay var zaten Ekin. Bunu biliyorum. Babasının adını bile kendimiz öğrendik ve adamın hiçbir yerde fotoğrafı yok. Halit Yıldırım ölmeden önce inanılmaz büyük bir iş insanıyken nasıl olur da bir tane bile fotoğrafı olmaz?" bu gerçekten koca bir soru işaretiydi. Babasının sadece iş adamı Halit Yıldırım olarak biliyorduk gerisi yok.

"Ayrıca Giray'ın yakın çevresini de tanımıyoruz. Bir erkek kardeşi var ve onun hakkında da neredeyse çok az bilgiye sahibiz." Dedi Bengisu.
İçinde bulunduğumuz durum gerçekten karmakarışıktı ve ne yapmamız gerektiğini bilmiyordum.

"Siz anlaşalı 2 hafta oldu neredeyse. Ama anlaşmanızın nedeni dışında her şeyi yapıyorsunuz maşallah." Dedi Ekin bariz bir kıskançlıkla. Girayın bizde bırakılmasından ve geceyi burada geçirmesinden hiç hoşlanmamıştı. Nasıl güvenmişim de eve almışım? Ya ben uyurken beni öldürseymiş? Ya boğsaymış? Ya dile getiremediği saçma sapan şeyleri yapsaymış? Bu gibi bir sürü cümleleriyle yarım saat susmamıştı.
Nasıl güvenebildiğim hakkında en ufak fikrim yok. Aklım da kalbim de ruhum da karıştı kaldı. Her biri ayrı ayrı kördüğümlendi ve ben çözemiyorum.

"Plan yapmalıyız arkadaşlar." Dedi Bengisu.
"Planımız şu; fiziksel araştırmayı ben yapacağım. Gizli bağlantılarını, çevresindeki insanları, yaptığı işleri hatta gerekirse geçmişteki sınıf arkadaşlarını bile araştıracağım." Ekin kısa bir nefes alıp devam etti.

"Bengisu dijital ortam senin. Sosyal medyası cartı curtu sende. Ne kadar bilgi toplayabiliyorsan topla. Dijital olarak ne saklıyorsa ortaya çıkarmalısın. Gerekirse o bilgisayarını yasadışı kullan ve bir şekilde kimsenin bilmediği bilgilere ulaş." Bengisu'nun gözlerindeki o parıltıyı hissetmiştim.

Yasadışı'ndan kastı, Giray'ın tüm dijital eşyalarını hacklemek. Bengisu bu konuda ustadır. Sadece pek tercih etmez.

"Ve ben?" dedim biraz yutkunarak. "Ben ne yapacağım?"
Ekin gülümsedi. "Sen normal davranacaksın. Anlaşmanız, iş birliğiniz ya da her ne boksa ona yoğunlaş. Hatta Giray'a yakınlaş. Ne kadar içindeysen, o kadar çok şey öğreniriz hakkında. Ama çok dikkatli olman lazım Lavin. Bu adamın ne kadar tehlikeli ve sinsi olduğunu anlamamak için aptal olmamız lazım." Kafamı salladım yavaşça.

"Tamam ama sizde dikkatli olmalısınız. Bir hata yaparsak..."
Bengisu araya girdi. "Hepimiz yanarız. Ama en kötüsü... seni yakar Lavin. Buna izin veremeyiz."

O an sustum ve derince bir nefes çektim içime. Gözlerim kahve fincanındaki telvelere takıldı. Bir fırtına gibi karışmış telveler bana sadece kasvetli havayı andırdı. Tıpkı içim gibi.

Beynimin içinden bir fısıltı geçti. Ben gerçekten doğru kişiye mi yanlış güvenmeye başlamıştım?
🌷
Ertesi gün erkenden okula gelmiştim. Yavaş yavaş okulun sonuna yaklaşıyordum. Bir ay sonra mezun olacaktık. Final sınavları yerine projeler yapıyor ve onları hocalara teslim ediyorduk. Bu yüzden de okula sürekli gelmeme gerek kalmıyordu.
Elimdeki bitki çayıyla birlikte kampüste ilerlerken telefonumun mesaj sesiyle durdum.

Giray Efe Y.: Bu akşam bir davete katılacağız. 7'de hazır ol seni almaya geleceğim.

Ardından bir mesaj daha geldi.

Giray Efe Y.: Resmi ve şık olmalıyız. Detayları akşam konuşuruz.

Mesajın tonunda alışık olduğum samimi tavrı yoktu. Lavinia dememişti mesela. Ya da güzel Lavinia dememişti.

Ay Lavin dese ne olacak sanki? Ne bu heveslisi gibi. Adama bana öyle hitap etme derken iyiydi!

Mesajına cevap yazmadım ve sınıfıma doğru yürümeye başladım. Bugün hava benim ruh halimi yansıtır gibi kapalıydı. Yaza giriyorduk ve ben artık günlük güneşlik havaları istiyordum. Zaten mentalitem karışık bir de üstüne hava bozuk. Hiç çekilir değil!
*********
Okuldan eve döndükten sonra kısa bir duşa almıştım. Saat 5 olmuştu ve hazırlanmak için 2 saatim vardı. Odamın kapısı destursuzca açılınca giyinme odasından kafamı uzattım. Tabii ki de Bengisu. Ondan başka kimse bu şekilde odama giremezdi zaten.

"Ben geldim bebeğim" diyerek neşeli bir giriş yaptı. Yanıma gelip bornozlu halimi üstüme atlamak ister gibi süzmüştü. Bu haline gülüp bornozumun iki yakasını kapattım.

"Ya bakmaa utanıyorum." Dedim cilvelenerek.
"Yatağa geçelim hemen" dedi ve bornozumu açmaya çalıştı. Sapık kadın.
"Ya cıvıma hemen Bendis yardım et bana. Ne giyeceğim ben?" dedim çaresizce. Yarım saattir bakıyordum ama evet bu diyebileceğim bir elbise bulamadım.

Bengisu da ciddileşip kıyafetlerimi karıştırmaya başladı.
"Davet, iş dünyasından birilerinin olduğu bir ortam. Kadınsı ol ama savaşçı gibi dur." Dedi. Elleri hala kıyafetlerimi kurcalıyordu.

Kollarımı göğsümde bağladım. "Yani soğukkanlı bir suikastçı mı olayım?"
"Bravo. O havayı çok iyi taşıyorsun zaten." Diye göz kırptı.

En sonunda bordo saten, sırt dekolteli ve yırtmaçlı ama zarif bir elbise seçtik. Saçlarımı düşük topuz yapıp perçemlerimi şekillendirdim. Kulaklarımı gösteren pırlanta küpelerimi taktım. Makyajımı abartılı olmayacak şekilde tamamlamıştım. En son olarak parfümümü sıkıp koyu vişne renginde ruj sürdüm. Cesur ama bağırmayan bir renk.

Aynaya baktığımda Lavin'i değil ama Lavinia'yı net bir şekilde görebiliyordum. Artık hazırdım.

Bengisuyu yolladıktan 15 dakika sonra kapı çalmıştı. Saat tam 19.00'ı gösteriyordu.

Kapıyı açtığımda simsiyah takım elbisesinin içinde buz gibi karizmasıyla Giray Efe karşımda duruyordu. Saçlarını geriye doğru özenle taramış, yüzünün keskin hatları ortaya çıkmıştı. İki gün önceki kaşında ve dudağında olan yara izleri hafifçe kendini belli ediyordu. Yara izi bir insanı karizmatik gösterebilir miydi? Bu kadarı da falzaydı.

Yakışıklıydı. Hem de fazlasıyla.

Bakışları üzerimde oyalandı birkaç saniye. Gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. Beğendi mi beni? Ya da istediği gibi resmi ve şık giyindiğimden dolayı memnun mu kalmıştı?

Sol elini uzattı bana her zamanki gibi. Elimi elinin içine kaydırdığımda üzerine minik bir buse kondurdu. Yapma şunu be adam bayılacağım!

"Güzel görünüyorsun" dedi sadece. Bu kadar mı yani? Allah razı olsun!
"Teşekkür ederim. Sende öyle" dedim ve elimi elinden çektim. Arabaya doğru yürürken sessizlik vardı aramızda. Ama bu seferki sessizlik, rahatsız edici değildi. Sanki bu geceye hazırlanmak isteyen aklın bekleyişi gibiydi.

Özel bir araçla gelmişti. Şoför olduğunu düşündüğüm kişi arka kapıyı açtı bize. Karşılıklı koltuklar bulunuyordu ve bizde yan yana oturmak yerine karşılıklı oturmayı tercih etmiştik.

"Hep böyle özel araç mı kullanırsın yoksa bu geceye mi özel?" diye sordum.
"Genellikle kendi aracımı kullanırım. Ama böyle özel günlerde özel araç tercih ediyorum." Dedi. Kafamı aşağı yukarı sallayarak bir bacağımı diğerinin üzerine attım.

Bacağım yırtmaçtan dolayı açılmıştı. Gözleri birkaç saniye orada gezinirken kaşlarını çattığını fark ettim. Daha sonra gözlerini tekrar gözlerime çıkarmıştı.

"Biriyle tanışacağız. Kendisi babamın eskiden en yakın dostuydu. Ufuk Demirer." Telefonunu açıp bana adamın bir fotoğrafını gösterdi. Orta yaşlarda saçlarının bir kısmında beyazları bulunan bu adam buram buram şerefsiz kokuyordu.
"Sonradan babamla yolları ayrıldı. Kötü ayrılmışlar detaylarını bende tam bilmiyorum. Ama eminim... o adam bir şeyler biliyor" dedi kendinden emin bir şekilde.

"Ve sen bu gece o 'bir şeyleri' öğrenmek istiyorsun"
Başını yavaşça salladı. "Evet ama çok dikkatli olmalıyız Lavin. Ufuk zeki biridir. Hiçbir şeyden şüphelenmemeli. Hataları kolay kolay affetmez."
"Tanıdık geldi" dedim ve yarım ağız gülümsedi bana. "Bilmez miyim?"

Bu konuşmamızdan sonra ikimiz de sessizliğe gömüldük. Arada bakışlarımız kesişti. Ben gözlerimi kaçırırken o hiç çekinmeden beni izlemeye devam etmişti. Aklıma ilk birbirimizi gördüğümüz maskeli davet gelmişti. O zaman da beni gözlerini ayırmadan izlemişti ve dans etmiştik. Bende ne hevesliyim tanımadığım etmediğim adamın kollarında dans etmeye!
Yol boyunca bende kendi içimde bir karar vermiştim.

Bu gece sadece Giray için değil, kendim için de dikkatli olacaktım. Çünkü aynı sofrada hem kurbanlar hem de avcılar olacaktı.
**********
Davetin verildiği mekân, şehrin dışında eski bir taş konağın restore edilmiş haliydi. Bahçesi sarmaşıklarla çevrili, geniş camlı salonları loş avizelerle aydınlatılmıştı. Kapıdan içeri girdiğimizde bizi hemen garsonlar karşılamıştı. Girayın eli de sahiplenircesine belimi sarmıştı. O an midemin kasılmalarını göz ardı edip doğal davranmaya çalıştım.

Sakin ol, sakin ol.

İçerideki herkes inanılmaz şıktı. Kadınlar uzaktan 'biz zenginiz' diye bağırıyordu. Yanlarındaki adamların da aşağı kalır yanları yoktu tabii. İçki sesleri, yalandan atılan sahte kahkahalar, arkada çalan klasik müzik, bastırılmış dedikodular salonun tavanında yankı gibi asılıydı sanki.
İçeri doğru adımladığımız sırada onu görmüştüm. Giray da görmüş olmalı ki belimdeki eli kasılmıştı.

"Sakin ol" diye fısıldadım ona doğru. Babası konusunda gerçekten hassastı.
Ufuk Demirer, jilet gibi gri takım elbisesiyle ileride bir masada yanındaki adamlarla konuşuyordu. İnce çerçeveli gözlükleri, özenle yapılmış saçları ve dimdik duruşuyla dikkat çekiyordu. Onun da gözleri etrafı tararken bizi bulmuştu. Tanımak ister gibi bir bana bir Giraya bakıyordu.

"Hazır mısın?" dedi Giray bana doğru.
Gülümsedim. "Ben her zaman hazırım."

Birlikte adımlarımızı Ufuk Demirer'e doğru attık. Yaklaştıkça içimdeki gerginlik artıyordu ama bunu belli etmiyordum. Ufuk gelişimizi hafif bir tebessümle izliyordu. Giray'ı tanımıştı ama o gözleri hiç normal bakmıyordu.
Sanki düşmanına bakıyor gibi kin doluydu gözleri.

Yanına geldiğimizde kocaman gülümseyip Giray'a sarıldı. Şaşkınca onlara bakakalmıştım. Giray da bunu beklemiyor olmalı ki elleri havada öylece kaldı.
"Giray Efe sensin değil mi?" dedi coşkuyla. Giray hala şaşkın bir şekilde duruyordu. Daha sonra yalandan bir samimiyetle kollarını sardı adama.

"İnanamıyorum ne kadar da babana benziyorsun. Bir an karşımda gerçekten Halit duruyor sandım." Dedi ve sonunda geri çekildi.

Giray da gülümsedi. Zarif ama mesafeli bir gülümsemeydi.
"Sizi görmek çok güzel Ufuk Bey" dedi ve eli tekrar belimi sardı. Ufuk'un gözleri bana çevrildi. Gözlerindeki o nefreti bir tek ben mi görüyordum? Hiç iyi enerji almıyordum bu adamdan.

Ben yine de hanımefendiliğimi bozmadım ve zarifçe gülümsedim.
"Bu genç hanım da sana mı ait? Dedi.

Ait ne demek be? Mal mıyım ben birine ait olayım! Terbiyesiz. Ben tam ağzımı açacaktım ki Giray benden önce konuştu.
"Kendisi kız arkadaşım olur." Dedi.

Bir saniye ikinci bir şok geliyor. Bana bu söylenmedi? Bana kız arkadaş rolünde olacağım söylenmedi!

Şaşkın bakışlarımı Giraya çevirdim ama o bana bakmayı reddediyordu.
"Ah tanıştığıma çok memnun oldum Giray'ın kız arkadaşı" dedi ve elini uzattı. Yahu bu adam neden beni bir birey olarak görmüyordu? Manyak mıydı?
Ben yine de pot kırmadım ve uzattığı elini tuttum.

"İsmim Lavin. Sizinle tanışmak ilginç olacak gibi hissediyorum Ufuk Bey" dedim. Girayın aksine soğuk ve meydan okuyan bakışlarımı adamın üzerinden çekmedim.
Yüzümdeki gülümseme ayağını denk al dercesine sinsiydi. Ufuk Bey'in de bunu net bir şekilde anladığını biliyordum çünkü o da bana o şekilde bakmaktan çekinmiyordu.

"Bazı tanışmaların öncesinde fısıltılar olur Lavin Hanım. Sizce hangisi daha tehlikelidir? Gerçekler mi, fısıltılar mı?" elimi elinden çekip Giray'a daha çok yaklaştım ve bunu istem dışı yapmıştım.

"Bence" dedim net bir sesle, "fısıltılarla gelen gerçekler daha tehlikelidir. Çünkü hazırlıksız yakalar." Giray'ın gözleri ikimiz arasında gidip geliyordu.
Ufuk gözleriyle birkaç saniye beni izledi. Sonra gülümsedi. "Sizinle tekrar konuşmak isterim. Bu gece uzun olacak. İzninizle" dedi ve içkisini alarak uzaklaştı.

Girayla Ufuk'un arkasından bakarken gözlerini bir anda bana çevirdi. "Bu da neydi?"
Derin bir nefes alıp yanımızdan geçen garsonun tepsisinden iki içki aldım. Birini Giray'ın eline tutuşturdum ve kendi bardağımı da onunkine tokuşturdum.
"Dediği gibi." Dedim ve içkimden bir yudum aldım. "Bu gece uzun olacak"
*********
Gecenin ilerleyen saatleri pek olaylı geçmemişti. Giray tanıdığı iş adamlarıyla selamlaşıp sohbet ederken bende yanında yalandan gülümsememle eşlik ediyordum. İçimin sıkıldığını hissettiğimde kadehimle beraber salondan uzakta olan çiçeklerle çevrili balkonlardan birine geçtim. Elimdeki kadehten bir yudum alıp derince nefes aldım.
Tam o esnada yan taraftan duyduğum seslere dikkat kesildim.

"Giray'ın burada olduğuna inanamıyorum" diyordu biri.
"Bu kadar erken beklemiyordum onu."
Diye devam etti.
Kafamı biraz uzatıp yan tarafa baktığımda Ufuk Demirer, karşısında tanımadığım bir adamla konuşuyorlardı.

Balkonun karanlık kısmına kendimi saklayıp onları dinlemeye başladım.
"Bizde beklemiyorduk Ufuk Bey. Belgelerden bu kadar çabuk haberi olmuş olamaz bence." Dedi Ufuk'un karşısındaki adam.

"Belgelerden haberi olduğunu düşünmüyorum. O hala babasının katilinin peşinde. Ama onu biz bile bulamadık" dedi Ufuk. Siz kimsiniz ulan?
"Örgüt uzun zamandır katilin peşinde ama Giray'ın örgütten haberi yok." Dedi adam.

"Giray'ın bu örgütten haberi olmamalı. Eğer olursa bizim için felaket olur. Üstelik babasının yerine geçmek isterse benim sonum gelir." Dedi Ufuk korkuyla.

Örgüt? Belge? Bunlar tam olarak nelerden bahsediyorlardı?

"O yanındaki kız..." dedi kafasını sağa sola sallayarak. "O kız çok zeki ve içimden bir ses çok da tehlikeli olduğunu söylüyor." Dedi Ufuk.

Bacaklarımın bağı çözüldü o an. Durduğumuz yerde tehlike saçıyorduk. Bizde deriniz de işte kimse değerimizi bilmiyor.

"O zaman biraz temizlik yapmanın zamanı geldi gibi." Dedi adam.

O an kanımın donduğunu hissettim. Ne demek temizlik yapmak? Benim için mi? Yoksa Giray için mi?

Dudaklarımı kemirerek balkondan çıktım. Giray'ı bulmam lazım. Ona anlatmam lazım. Kalabalığın içinde ilerlerken ışıkların kısıldığını fark ettim. Hoparlörlerden bir ses duyuldu.
"Sayın Ufuk Demirer'i konuşma yapması için sahneye davet ediyoruz."

Kalabalığın içinde ilerlemeye devam ederken sağımdaki ve solumdaki insanların fısıltıları kulağıma dolmaya başladı.
"Ufuk Bey'in ortadan kaybolduğunu söylüyorlar." "Ufuk Bey gitmiş mi?" "Nereye kaybolmuş bir anda?"

Panikleyerek Giray'ı bulmaya çalıştım. İlerde sohbet ettiği kişileri görünce adımlarımı onlara çevirdim.
"Merhaba beyler. Giray'ı bulamıyorum gördünüz mü?" diye sordum gülümseyerek.
"Lavaboya gideceğini söylemişti." Dedi içlerinden biri. Teşekkür edip hızlıca tuvaletlerin oraya adımladım. Aynı zamanda çantamdan telefonu çıkarıp onu arıyordum.

"İnşallah henüz ölmemişsindir Giray."

Diye mırıldandım kendi kendime.
Kalabalıktan birileri Ufuk'u arıyor bense Giray'ı arıyordum. Erkekler tuvaletinin önüne geldiğimde hiç çekinmeden içeri daldım. Şu an erkeklerin uygunsuz durumları hiç umurumda değildi.

Giray'ın ölmemiş olması daha önemliydi.

Şansıma içerisi boştu. Kabinleri de kontrol ettim ancak kimse yoktu. Tuvaletten de çıkıp adımlarımı merdivenlere yönelttim. Tam o sırada kolumdan çekilip sert bir gövdeye çarpmam bir olmuştu.

"Ne yapıyorsun erkekler tuvaletinde Lavin?" Giray'ın sesini duymamla içimdeki sıkıntının uçması bir olmuştu.
"Giray sen neredesin? Öldün sandım manyak herif!" dedim sinirle.
O ise hiçbir şey anlamadan suratıma bakıyordu.
"Ufuk kayıp Lavin." Dedi. Kafamı aşağı yukarı sallayıp elinden tuttum.
"Neler öğrendiğime inanamayacaksın. Seni ya da beni ya da her ikimizi de öldürme peşindeler. Acilen gitmemiz gerekiyor." Dedim ve peşimden dışarıya sürükledim onu.

"Bir dakika ne demek öldürme peşindeler? Adam akıllı anlat." Dedi ama adımlarıma uyum sağlıyordu. El ele dışarı çıkmayı başarmıştık.
"Anlatacağım ama şu an buradan gitmemiz lazım. Güvende değiliz."

Kafasını aşağı yukarı sallayıp elimi daha sıkı tutarak bizi yönlendirdi. Arabaya doğru ilerliyorduk ki önümüzün kesilmesiyle adımlarımız bıçak gibi kesilmişti.

"Ufuk Bey bulunana kadar giriş çıkışlar kapatılmıştır. Lütfen davete geri dönün" dedi iri yarı koruma.

Girayla birbirimize baktık. Ben onun gözlerine endişeyle bakarken, o duygularını belli etmeden bakıyordu. Ama gergindi. Bunu hissedebiliyordum.

Gerisin geri dönüp davet salonuna girmek yerine sağ taraftaki taşlı yolları geçerek arka bahçeye ulaştık. Tek tük insanlar dışında boştu.

Giray sabırsız bir sesle "Anlat. Ne öğrendin?" dedi. Derin bir nefes aldım.
Ellerimiz ise hala birbirine kenetliydi.

"Ufuk balkonda bir adamla konuşuyordu. Seni bu kadar erken beklemediklerini, belgelerden haberin olup olmadıklarını falan söylediler. Belge ne bilmiyorum." Soluklanıp yüzüne baktım. Anlamaya çalışıyordu. Konuşmama devam ettim.
"Bir örgütten bahsettiler. Babanın katilinin peşindelermiş. 'Giray'ın bu örgütten haberi olmamalı, olursa bizim için felaket olur' dedi. Daha sonra benim tehlikeli olduğumdan bahsettiler ve karşısındaki adam 'ortalığı temizlemenin vakti geldi' dedi. Bizi öldürmek istiyorlar diye anladım. Seni bulmak için içeri girdiğimdeyse herkes Ufuk'un kaybolduğunu konuşmaya başladı." Dedim. Hızlı hızlı konuştuğum için nefes nefese kalmıştım.

Giray gergince yüzünü sıvazladı. "Sikeceğim böyle işi artık." Diye mırıldandı ama duymuştum.

"Ne yapacağız Giray? Nasıl çıkacağız buradan." Dedim. Gerçekten inanılmaz gerilmiştim. Giray gözlerini gözlerime dikip birkaç saniye beni izledi.

Elini yanağıma koyup baş parmağıyla okşamıştı. "Korkma tamam mı? Buradan sağ salim çıkmanı sağlayacağım. Ölmene izin vermem Lavinia." Dedi.

O kadar içten söylemişti ki utanmasam kedi gibi kafamı yanağına sürtecektim. Yanağımdaki elini tutup aşağı indirdim. "Korkmuyorum Giray. Benim kim olduğumu unutma. Ben bir şekilde kendimi kurtarırım." Dedim.

"Hadi odaları karıştıralım en azından. Belki belgeye ya da örgüte dair bir şeyler buluruz." Diyerek bırakmadığım elini çekiştirdim. Birlikte salona girdik ancak kalabalığa karışmak yerine sol tarafında kalan merdivenlere yöneldik. Kafası karışmış gibiydi. Çünkü o da bilmediği birçok şeyle yüzleşiyordu. Anlayabiliyordum.

Üst kata çıktığımızda kimsenin olmadığını fark ettik. "Kapılar kilitli olmalı." Dedi Giray. Ona da garip gelmiş olmalı.

Tek tek kapılara baktığımızda gerçekten kilitli olduğunu gördük. Saçımdan çıkardığım bir tel tokayla kapılardan birini açmaya çalıştım. "Ne yapıyorsun Lavin?" dedi Giray.

"Kilitli diye geri dönecek halimiz yok." Dedim ve biraz uğraşmayla kapıyı açabildim. İkimiz de odaya girdik. Burası bir yatak odasıydı.
Hızlıca odayı karıştırmaya başladık ancak bir şey bulamadık. Diğer odalardan da aynı şekilde eli boş çıkmıştık. Koridorun sonundaki oda kaldığında hızlıca onun da kilidini açtım. Ben kapıyla uğraşırken Giray gözcülük yapıyordu.

Odaya adım attığım an olduğum yerde donakaldım. Giray da aynı şekilde yanımda donakalmıştı.
Ufuk Demirer baygın bir halde sandalyeye bağlıydı. Burası diğer odaların aksine yatak odası değil, bir çalışma odası gibiydi.
"Hassiktir." Giray'ın ağzından çıkan küfürle Ufuk'a doğru adım attım.

"Yaşıyor mu diye bak Giray. İlgilen onunla." Dedim ve bende çalışma masasını karıştırmaya başladım. Gözüme çarpan "Yıldırım Holding - Gizli Finansal Transfer Belgesi - 2010" yazılı belgeyi aldım. Aynı zamanda masanın üstünde Halit Yıldırım yazan bir diğer belgeyi de çantama sıkıştırdım. Bunu Giray'a henüz göstermeyecektim.

"Yaşıyor. Sadece bayıltılmış." Dedi sakince. Adımları bana doğru döndüğünde elimdeki dosyayı ona uzattım.

"Bunu buldum. Evde bakarsın. Çıkalım buradan artık." Dedim. Masanın üzerinde başka bir şey yoktu.

Kafasını sallayıp pencereden aşağı baktı.
"Yağız merdiveni yaklaştır." Dedi aşağı doğru. Kaşlarımı çatıp bende pencereye yaklaştım. Aşağıda simsiyah giyinimli kapüşonlu bir adam duvara merdiven dayıyordu. Giray içeri gidip kapıyı kapattı ve önüne komodini çekti.
"O kim?" diye sordum.
"Yakın arkadaşım Yağız. Hadi oyalanmadan inelim aşağı." Dedi ve bana elini uzattı.
Elimle bir dakika işareti yapıp ayağımdaki topukluları çıkardım ve camdan aşağı attım. "Ahh" sesi yükselince şok içinde aşağı baktım.

"Ay çok özür dilerim" dedim. Bacaklarımı pencereden sarkıtıp merdivenleri tuttum ve yavaşça indim.
"Kafamı yardın." Dedi Yağız eliyle kafasını tutarken. "Çok özür dilerim gerçekten görmedim." Dedim.

Yerdeki topuklularımı aldığım sırada Giray da yanımıza gelmişti. "Hadi oyalanmayalım." Dedi.

Birlikte çitlerden atlayıp hemen dibimizdeki arabaya bindik. Gerçekten inanılmaz aksiyon dolu bir geceydi.

"Bu arada bir türlü tanışamadık. Ben Giray'ın kardeşi sayılırım. Yağız Akıncı." Şoför koltuğundan uzatılan eli bekletmeden sıktım.
"Memnun oldum Lavin bende ve tekrardan özür dilerim." Dedim pişmanlıkla.
Resmen adamın kafasına topuklu fırlatmıştım!

"Bir şey olmaz buna. Merak etme" dedi Giray önden. "Giray, Lavin'in bu kadar güzel olduğundan bahsetmemiştin hiç. Ayıp ettin kardeşim." Dedi Yağız.
Gülerek elimi çekeceğim sırada Giray Yağızın elini tutup önüne döndürdü.

"Elinin kırılmasını istemiyorsan dön önüne Yağız." Dedi sinirle. Güldüm bu hallerine.

Yağız arabayı sürerken bende kafamı cama doğru yaslamıştım. Yorulmuştum ve uykum vardı ama uyumadım. Evin önüne gelene kadar akıp giden yolu seyredip bu gece yaşananları düşünmüştüm.

Araba evin önünde durduğunda topukluları ve çantamı elime aldım. "Teşekkürler bıraktığınız için. İyi geceler." Dedim. Yağız da iyi geceler dilerken Giray benimle beraber arabadan inmişti.

Kapının önüne kadar sessizce bana eşlik etmişti.
"Lavinia." Dedi sessizliğini bozarak. Ona dönüp efendim dedim.

"Teşekkür ederim bu gece için. Öğrendiklerini benimle paylaştığın için. O dosyada neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ama inceledikten sonra sana da anlatacağım merak etme." Kafamı aşağı yukarı salladım.

"Teşekkür etmene gerek yok. Anlaşma yapmıştık ve bende ona uyuyorum. İyi geceler Giray."
"İyi geceler güzel Lavinia." Dedi.

Gülümseyerek arkamı döndüm. İçeri girip kapıyı kapattığımda bile yüzümdeki gülümseme solmamıştı. Güzel Lavinia demişti. Yine.

Odama çıkıp çantamdaki dosyayı aldı. Tam o anda çantamdan çıkan ve yere düşen kâğıt parçasını fark ettim. Eğilip aldığımda ikiye katlanmış kâğıdı açtım.
Karşılaştığım notla nefesimi tutmuştum resmen.

"İnandığın her şey kadar körsün Lavin. Giray sana ne anlatıyorsa, ondan fazlasını saklıyor. Görmek istiyorsan, geçmişine in. Ama dikkat et, bazı karanlıklar göz alır.
-Ş.Y."
🌼🌼🌼

Hellooo ben geldim. Bu bölüm biraz aksiyonlu ve uzun oldu. Umarım beğenirsiniz.
Lavinin kıyfetini temsili olarak medyaya koydum.

Yorum atmayı ve oy vermeyi unutmayınn.
Sizi seviyorum

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18