5. bölüm · LAVANTANIN KÜLÜ

Bölüm 4

İREM Kandırcı

1 ay geçti hala ses seda yoktu. Yaz ayına girmiştik bile hain herif ne mesaj yollamıştı ne de karşıma çıkmıştı neredeydi bu adam? Karşıma bir anda çıkıp yalvardıktan sonra çöp tenekesi gibi ortaya mı atmıştı? Kahretsin beni kullanmıştı lanet olsun böyle herife! Şuan içimden ne kadar küfür geçiyorsa hepsi onu bulsun nefret ediyorum o adamdan. Odanın içinde dört dönerken bir elimi saçlarıma geçirdim ardından telefonum çaldı bilinmeyen bir numara olduğu için açma gereksiniminde bulunmadım tekrar çaldı yine açmadım, en sonun bir mesaj geldi telefonumu elime alıp mesajlara girdim. “sinirlenince aşırı güzelleşiyorsun” klişe! Kimdi bu hadsiz “kimsin lan sen!” Aynen bu mesajı yolladım, gerçekten sinirden birisine patlayacaktım ve bu yazan her kimse çok yanlış kayaya toslamıştı “sakinleş güzellik bu sinir sana fazla” garip olan şey Türkçe yazıyordu kim olabildi bu kişi ve beni nereden tanıyordu? “beni nereden tanıyorsun?” Soruma cevap beklerken hala yavşıyordu “sen onu boş ver sevdiğin var mı?” Bu geri zekalı gerçekten kimdi? “sana ne lan yazma bana!” Yazıp telefonu kapatıp yatağa fırlattım. Tekrar bir mesaj geldi dayanamadım yatağa doğru bir adım attım, yine aynı kişi yazmıştı. “Aferin sana böyle sarkıntılık yapanı haddini bildireceksin ve sonra bana söyleyeceksin.” Kafayı yememe ramak kalmıştı zaten iyice deli edip hastaneye temelli kapatacaklardı artık bundan tamamen emindim “ya kimsin sen söylesene ruh hastası sapık!!!!!” heyecanla beklerken mesaj geldi. “Eflatun sana çok yakışıyor” Tanrım sabır ver bana “engelliyorum!” “geceyi bekle gecenin en parlak yıldızı” görüldü atıp telefonu şifonyerin üzerine bıraktım başım dönüyordu lavaboya ilerleyip enseme soğuk suyu çarptım. Hafif göğüs dekolteli uzun sırtında bağcıkları olan eflatun elbisemi düzeltip banyodan çıktım.
Saat akşam 7 olmuş ben hala odamdan dışarı çıkmamıştım. Ne zaman yanıma gelecekteki o adam gerçekten çok özlemiştim. Canım çok sıkıldığı için kuzenimi aradım tabi o da saniyesinde açtı “naber kuzen nasılsın?” ellerimi kullanarak işaret diliyle konuştum “iyi sende nasıl gidiyor kuzen” “bende işler iyi değil ya valla bende seni arayacaktım, sen benden önce davrandın” dedi bir koltuğun üstüne oturup kahvesini yudumladı “seni çok özledim kardeşim” dedim işaret diliyle “bende özledim güzelim sana söz 2 ay sonra geliyorum” sıcak bir tebessüm belirdi yüzümde “sen anlat neler yapıyorsun?” “Sanırım birisinden hoşlanıyorum” içtiği kahveyi püskürtünce kaşlarımı çattım “ UMARIM BİR DİNOZARA ENİŞTE DEMEK ZORUNDA KALMAM TALYA!” Diye sitem etti “çok ayıp neden öyle diyorsun ki?” elinin tersiyle dudaklarını sildi “kızım senin hoşlandıkların genelde insan olmadığı için şüphe ediyorum” “ne alakası var senin gibi her gün manita mı yapayım yani” “en azından onlar insan” deyip göz devirdi “bana hiç yardımcı olmuyorsun Ömer” oturduğu yerden kalkıp mutfağa geldiğinde telefonu tezgahın üzerine dikey bir şekilde sabitledi üstü çıplaktı ama ben tabi ki buna takılmıyordum sonuçta hastalığım yüzünden birkaç kere beni üstsüz görmüştü arkasını dönüp dolaptan içki şişesini aldı kapağını açıp bardağa boşaltıp kafasına dikti gözlerini sıkıca yumduğunda kaşlarım çatıldı parmağımı şıklatıp dikkatini buraya çektim “ne oldu Ömer?” gülümsedi ama bu gülüşün arkasında ki acıyı görebiliyordum “bir şey yok güzelim” bana güzelim demesi çok hoşuma gidiyordu ama şuan acı çekiyordu ve bu hiç ama hiç hoşuma gitmiyordu “seni çok seviyorum kardeşim” dedim ona “benim sevdiğim kadar sevemezsin” ‘öylemi’ dercesine bir bakış attım oysa başını salladı “partilere devam mı?” 3. Bardağında ki son yudumu aldıktan sonra konuştu
“Dibine kadar devam. Seni de götüreceğim ve acilen koca bulacağım” “ben evlenmek istemiyorum ki” “ömür boyu çekemem ben kızım senin tribini” zaten çok bir vaktim kalmamıştı ama bunu düşünüp moralimi bozmak listemin sonunda bile yoktu “kuran çarpsın sen bir ‘peki’ yazıyorsun 1 hafta uyuyamıyorum” güldüm bu haline aniden karşıdan bir ses geldi “siktir siktir geldiler bu sefer geldiler” her görüntülü konuşmamızda bu olayın yaşanmasından gına gelmişti “kim geldi” diye sormuştum ki yüksek sesle bir şeyin kırılma sesini duydum ve ardından küfürü “ananı sikim geldi piç kuruları” ve bir çığlık sesi “YEMİN EDERİM BEN BİR ŞEY YAPMADIM ALLAHIM AFFET” elimi alnıma vurduğumda tezgahtaki telefonu alıp diğer eline de bir şey daha aldı telefonu biraz daha yana çevirince gözlerim yerinden çıkacaktı döner bıçağı mıydı o? “sesini çıkarma sakın” hasta herif döner bıçağıyla cin mi avlayacaktı? “döner bıçağını nerden buldun manyak” “kasapçıdan dızladım” kasaptan? Döner? Bıçağı? ilginç artık yargılamıyordum evin ağzına sıçıcak o kesin ama döner bıçağını kendisine saplarsa cin değil melek gelirdi ama gelen melek sıkıntıydı zaten gelebiecek tek melek Azrail olurdu o kadar dikkatli bakıyordu ki evin her köşesine “herhangi bir dişi cin varsa siktirsin gitsin” “neden dişi cin?” diye sordum “bir yerde okumuştum dişi cinler bir insana aşık olursa kısmetleri kapanırmış çocuğu olmazmış” “nerede okudun?” “cübbeli Mahmut hocadan” umarım şakadır “ARAMIZDA GAY CİN VARSA LÜTFEN HANIMEFENDİ CİNLERLE BİRLİKTE SİKTİRSİN GİTSİN!” bu adam gerçekten şaka gibiydi ellerimi bir birine vurup kaçlarımı çattım “hiç bakma zalımın kızı evde büyü var kesin yengem koydu” bu adamın sülaledekilere karşı bir antipatisi var.
“amca alacağın karının ben…” gerçekten çok küfür ediyordu bir an bana bakıp tek kaşı havalandı “bana bak anan mı geldi acaba çıplak geziyorum diye dövmeye gelmiş olabilir” annem ne alaka şuan neden kadının arkasından konuşuyor şimdi delirecektim “annemle derdin ne be adam” “kızım sen ananı tanımıyorsun zamanında az dayak yemedik” şuan karşımda olsa üstüne atlamıştım “Ömer kızlara hava atmak için -14 derecede çıplak dışarı çıkmışsın” “ee yani ne olmuş” “ne mi olmuş 4 yaşındaymışsın aptal herif” “o zaman bile tüm kızlar harikaydı bana” egosu boyunu aşardı “Ömer zatüre olmuşsun” “kalp acısı yanında hafif kalır be gülüm” 4 ay önce reddedildiğinde 3 ay boyu gece 2 de arayıp 1 saat Sezen Aksu, Müslüm Gürses, Sertab Erener, Cem Adrian, Şebnem Ferah dinletmişti aşk acısı çekmememe rağmen sevgilimi en yakın arkadaşımla basmış gibi hissetmiştim o kadar psikolojim bozulmuştu. Düşüncelere dalmışken bir bağırma sesiyle ayıldım “SÜLEYMAN BURAYA GEL ÇABUK!” kedisinin adına Süleyman koymuştu ve yine miniğim ortalığı dağıtmıştı “LAN HAYVAN OĞLU HAYVAN AKLIM ÇIKTI” kediye hayvan oğlu hayvan mı demişti evet demişti artık şaşırmamalıydım. Telefona düşen bildirimle irkildim şarjı bitiyordu uyarı veriyordu mesajlar kısmına girim Ömer’e yazdım “Ömer kapatmalıyım şarjım bitiyor” kediye kızarken attığım mesajla telefona döndü mesajı görünce el salladı “görüşürüz baykuş kendine dikkat et” gülümseyip aramayı bitirdim telefonu şarja takıp yatağa uzandım uykum geliyordu yanımda ki not defterime uzandım belirli olan sayfayı açtım aklım çok bulanıktı son birkaç aydır hiç yazmıyordum ya da yazdıklarımı okumuyordum bir sayfa çevirdim. Bunlar kimdi bu isimler neyin nesiydi hatırlamıyordum bile...