3. bölüm / 6
LAVANTANIN KÜLÜBÖLÜM 2
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2
- 1 GİRİŞ368 kelime
- 2 Bir Başlangıcın En Kötüsü…1.866 kelime
- 3 BÖLÜM 2945 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 BÖLÜM 3779 kelime
- 5 Bölüm 41.008 kelime
- 6 Bölüm 51.196 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda başımın ucundaki lavantaları gördüm kocaman gülümsedim hala yatağın içindeyken lavanta buketini elime aldım kokusunu içime çektim. Buketi koyacağım sırada bir not gördüm buketi bırakıp nota doğru uzandım…
Son günlerini iyi hatırlaman için küçük bir hediye… Teresa.
Notu okuduktan sonra yutkunmam bir oldu ne demek son günlerin? Notu buruşturup yere attım gözlerim doldu, yine mi yalan söylemişlerdi? Hafta bile değil günüm kalmıştı bu kadar mı yaklaştım anneme gitmeye? Gözlerim titreşti daha fazla dayanamayıp gözyaşlarımın yanağıma süzülmesine izin verdim deli gibi titreyip ağlıyordum tekrar lavanta çiçeğine baktım bana ölümü getiren çiçeklere neyi çok sevsem ölümü hatırlatıyordu, sevmek haram bana. Çiçeği camdan aşağı attım görmek dahi istemiyordum derken bir bildirim sesi düştü hemen telefonumu kontrol ettim bilinmeyen bir numaradan gelmiş olacak ki numara sansürlü görünüyordu mesaj aynen şöyleydi
Sana her hediye getirene böyle mi davranıyorsun yazık…
Kamera şakası mı bu? Lütfen öyle olsun. Adamın Azrail olma olasılığını gözden geçirmeliyim.
Mesajlar
Kimsin?
Nefesinden daha yakın bir adamım.
Benden ne istiyorsun?
Senden seni istiyorum,
Sapıksın yani?
Öyle olduğu mu düşünüyorsun demek
Karşıma çıkmayıp sapık gibi odama
kadar girip çiçeği ve notu bıraktıktan
sonra yine psikopat seri katiller gibi
gizli numaradan yazdığın için seni
sapık sandım. PARDON BENİM
HATAM BAY BİLMİŞ!
Çocuk gibisin Teresa
Adım Teresa değil TALYA!
2. adın daha güzel Teresa
Bana öyle hitap etme dedim sana
İstediğin gibi olsun Te-re-sa…
Algılamada problem yaşıyorsan bir
ara gel buraya sana da baksınlar
BAY BİLMİŞ
Oraya hastalar gider.
Bana mı laf soktun?
Nasıl anlamak istiyorsan?
Doğru canım senin yerin burası değil
Karşıda ki ruh ve sinir hastalıkları hastanesi
Var hem indirimde yapıyorlar bir git derim ne dersin?
Ölümü yakın bir kız için fazla cüretkar…
Değil mi ama?
Nefesin kadar yakınım sana
Nefesim kadar yakınsan neden göremiyorum seni
Nefesini görebiliyor musun?
Ama hissedebiliyorum
Beni de hissediyorsun
Ölüm meleğim misin?
Bundan sonra arkana.
bakarak uyu, belki de
yatağının altına bakarak uyu,
emin ol nefes düzenine kadar
seni takip ediyorum.
Ölüm meleğim tarafından önemsenmek
hoşuma gitmedi değil…
Ölüm meleği bu er ya da
geç canını alacaktır.
*Görüldü*
Telefonu yastığımın altına sakladıktan sonra yataktan çıktım. Hızlı bir duştan sonra beyaz gömlek ve mavi kot pantolonumu giydim, belime kadar uzanan dolgun ve dalgalı kızıl saçlarım muhteşem görünüyordu zaten tek güzel şeyim saçlarımdı. Odamdan çıkıp Bianca’ya baktım ama benim katımda yoktu sağ sola baktım koridor bomboştu beyaz spor ayakkabılarımı ayağıma geçirip odamdan çıktım merdivenlerden aşağı inerken son basamaktan aşağı atlayıp hızlı adımlarla dışarı çıktım. Hastanenin biraz ilerisinde ki ormana doğru yürüdüm. Ağaçlar sıkı ve fazla olduğu için yürürken bacaklarım çizilmişti pekte umurumda değildi, yerden topladığım çakıl taşlarını avucumda biriktiriyordum. Taş almak için tekrar eğildiğimde kuvvetli bir rüzgar esti saçlarım geriye doğru uçuştu, ayağa kalktığımda kulağıma ılık nefes vurdu tam arkamda biri vardı korkudan küçük dilimi yutmuştum yine birileri beni öldürmeye mi gelmişti? Hareketsizce beklerken buz gibi bir el koluma dokununca irkildim. Parfüm kokusundan arkamdakinin bir adam olduğunu anlamam zor değildi. Siyah deri eldiven giymiş elini karnıma koyup kendisine daha çok yaklaştırdı ağlamak üzereydim bana ne yapacağını bile bilmiyordum, sapık mı, tecavüzcü mü, psikopat mı, tacizci mi, katil mi? aklıma bin bir türlü şeyler gelirken Amerikan aksanıyla İngilizce bir şeyler mırıldandı.
‘Cennette bir meleğin eksik olması çok üzücü’
Ne cevap vermem gerektiğini düşünemedim bile. Bu o adamdı değil mi? başıma lavantaları bırakan, o notu bırakan ve mesaj atanda oydu. Benimle derdi neydi? Dokunuşları narindi, bir eli yukarı doğru tırmandı parmakları boynuma kenetlendi sıkmıyordu sadece elini boğazıma yerleştirmiş bekliyordu gözlerimi sıkıca yumduğumda gözyaşlarım yanağımdan süzüldü. Bir an bu işkenceyi bitirmesini çok isterdim yaşamaya tutanak dalım da yoktu kimsem yoktu, kimsesizdim, onunda yutkunduğunu duydum gözlerimi yavaşça araladım parmakları gevşedi boynumu serbest bıraktığı anda hızla arkamı döndüm, merak ediyordum belki tanıdığım biriydi belki babamdır diye döndüm. Tabi ki babam değildi, tanımadığıma emindim yüzünde maske vardı ama bedeninden rahatlıkla anlıyordum. Geniş omuzlu, çok uzun, kalıplı, karizmatik ve kaslı görünüyordu adamı baştan aşağı süzerken beni kendime getirdi. “dikizleme seansın bittiyse yüzüme bak” dedi bakışlarım hemen yüzüne döndü far görmüş tavşan gibi adamın suratına bakıyordum. Telefonumu çıkarıp klavyeden bir şeyler yazdım “neden yüzünde maske var yüzsüz müsün?” Yazdıktan sonra telefonu ona uzattım okuduktan sonra önce kaşlarını çattı ve sonra yüzüme baktı sadece gözlerini takip ederek anlıyordum kaşlarını çattığını hafif kısılan gözlerinden anladım, “benimle böyle konuşmaya cürret eden tek insansın” kıkırdayıp maskeli yüzüne baktım. Ona doğru bir adım daha atım maskesini incelemeye başladım en son gözlerim gözlerini bulunca yutkunuşunu duydum tebessüm ederek baktım boyum ondan kısa olduğu için başımı kaldırıp gözlerini derin derin inceledim, gözleri gri rengindeydi. Telefonumu elinden alıp bir şeyler daha yazdım, “gözlerin çok güzel, biraz daha inceleyebilir miyim?” Telefonun ekranını ona çevirdim birkaç saniye öylece ekrana baka kaldı gözleri tekrar beni bulunca “neden buna izin vereyim?” Dedi. Duygu belirtisi olmayan sesiyle, alt dudağımı büzüp başımı eğdim ellerimi arkamda birleştirdim, bir elini çeneme yerleştirdi başımı kaldırıp gözlerimizi hizaladı, “çocuk gibisin, sadece 2 dakika,” alkışladığımda çok mutluydum gözleri çok çekiciydi bu gözleri aklımın her bir zerresine kazımak istiyordum telefonu yeniden elime aldım bir şeyler daha yazdım “boyun çok uzun sana bakarken hem gözlerim hem boynum ağrıyor biraz eğilir misin?” bu sefer tek kaşı havalandı, “asla eğilmem” kaşlarımı çattım. Umursamaz bir ifade takındı elini belimin yanlarına koyup havaya kaldırdı, ayaklarımı yerden kesilmiş dehşetle olanları izlerken ona bakıyordum şimdi aynı boydaydık yüzümde kocaman gülümseme belirirken gözlerine odaklandım, güneş ışıkları gözlerine vururken daha karizmatik göründü gözüme. Göz bebeğinin etrafını çevreleyen grileri karanlık çukuru andırıyordu, benim yeşillerim onun gözlerinin yanında sıradandı.
Saatlerce izleyebilirdim gözlerini iki dakika sonra kucağından indim, gözleri böyle olan bir adamın yüzünü görmek için can atıyordum tabi şu saçma maskeyi çıkarırsa. Yüzüne bakıp somurtmaya başladım karşımda direk gibi durması ayrı sinirimi bozuyordu ellerimi arkada birleştirip ona arkamı dönüp yürümeye başladım, peşimden gelir sandım ama o sadece gidişimi izliyordu. 4 yıldır nasıl sadece izlenip acınıyorsam yine öyle olacaktı biliyordum artık.
GELDİK SONA NASILDI YORUMLARINIZI BEKLİYORUMM🌸🌸🌸
Bölüm etkileşimi
