4. bölüm · LAVANTANIN KÜLÜ
BÖLÜM 3
Aradan bir hafta geçmişti bu bir hafta boyunca o adamı görmedim belki öldürmeye gelir sandım onu da yapmadı şimdi yine dara düşmüş annem ve anneannemin mezarına gelmiştim. “Büyükanne ben geldim”. Derin bir nefes aldım kısık sesimle konuşmaya devam ettim, “Anneanne ben çok yalnızım ne zaman geleceğim yanınıza?” anneannemi çok özlemiştim artık dayanamıyordum yaşamaya dair hiçbir umudum yoktu, sürekli savaşmaktan bıkmış sıkılmıştım dalım yok ki tutunayım. Son kez mezar taşlarının üzerindeki yazıları okudum
Derya Demir
D.Y: 02.01.1953
Ö.Y: 12.09.2023
Ukde Demir
D.Y: 05.11.1977
Ö.Y: 12.07.2007
En son annemin mezar taşına baktım ‘benim doğum günüm annemin ölüm yılı olmuştu’ bir kez daha bu gerçekle karşılaşmanın ağırlığı çöktü kalbime. Zaten ölecektim sadece 1 yılım kalmıştı 1 yıl sonra onlara kavuşacaktım. Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim oturduğum yerden kalktım dizlerim titredi daha fazla dayanamıyordum ölüyordum ben ve babamla bir kez bile yüzleşemedim. Arkamda beni bekleyen güvenliğe son kez baktım önüme döndüm gözlerimi kapattım derin bir nefes alıp koşmaya başladım güvenlik personelleri bana bağırırken durmaya hiç niyetim yoktu.
Hızımı arttırıp izimi kaybettirene kadar koştum güneş batmaya yakındı uçurumun tepesine çıkmıştım aşağıya bakınca başım döndüğü için geri duruyordum. Rüzgar sırtıma doğru vuruyordu saçlarım yüzüme doğru uçuşuyordu, elimi boynumdaki kolyeye götürdüm avucumun içi kanayana kadar sıktım, bu anneannemin bana verdiği doğum günü hediyemdi annemin kolyesi…
Gözlerimden yaşlar yanağıma süzülüyor dudaklarımda bitiyordu. Her şey tam şuan bitebilirdi bu da benim elimdeydi ölmek bir zorunluluk değildir seçenektir bende bunu seçecektim anneme kavuşma zamanım gelmişti. Uçuruma doğru bir adım attım bunu yaparken canım acıyordu babamı bir kez görmeyi çok isterdim acaba ona benziyor muydum? Öldü mü, sağ mı? Bunu bile bilmiyordum bilmekte istemiyordum kızını merak etmeyen bir adam için kendimi üzecek değildim ama en azından bir kere görebilseydim gözüm açık gitmezdim. Bir adım daha ve bir adım daha. Bu sefer yaşam ya da ölüm çizgisinde kalmayacaktım ölümü seçecektim belki cehennem belki cennet umurumda değildi kafaya koymuştum…
Artık sondaydım küçük bir denge kaybıyla her şey biterdi. Kalbim ağrımaya başladı nefesim kesildi ama korktuğum için değil görmek istediğim son bir kişi vardı gözleri çukurun dibine bakan adam onun gözlerinde kaybolmak isterdim ölmeden önce göreceğim tek gözler onunkiler olsun. Elimi kalbime bastırdım gözlerimi sıkıcı yumdum son kez gökyüzüne baktım orada annemle buluşacaktım sıkı sıkı sarılacaktım ona özür dileyecektim beni affetmesi için elimden geleni yapacaktım.
‘Yaşamak artık bir ceza gibiydi; her sabah gözlerimi açtığımda biraz daha eksiliyordum, değil 1 yıl 1 hafta bile kalbim dayanmazdı, çünkü acı artık nefes almakla aynı anlama gelmişti. Gökyüzüne baktım, sonra aşağıya… Hangisi daha huzurluysa oraya ait olduğumu biliyordum. Uçurum, benim için ölüm değil, sessizlikti ve sonunda Her şey sustu…’
Tam kendimi bırakmıştım ki bir el karnımdan tutup geriye doğru çekti bir bedene yaslandığımın farkındaydım hızlı hızlı nefes alıp verirken tanıdık sesi duymamla rahatladım “aklından ne geçiyordu aptal kız aşağı mı atlayacaktın?” bana bağırmasıyla çok korkmuştum zangır, zangır titriyordum kolları arasında ağlamak dışında bir şey yapamıyordum ağladığımı görünce kolları gevşedi, “affet çok korktum affet” benden neden özür dilediği konusunda bir fikrim yoktu affetmem için yalvarırken ben daha çok ağlıyordum göğsünde huzur bulurken rüzgar etrafımızı sarmıştı ama ben yine de üşümüyordum sıcacıktı “beni bırakacaksın sandım özür dilerim affet Talya” bu adam kimdi ve benim neyim oluyordu neden bana yalvarıyordu benim neyimdi ya da ben onun için neydim? “sende gidecektin” o böyle söyledikçe kalbim acıyordu içli, içli ağladım ilk defa biri beni önemsiyordu ilk defa bana bir şey olmasından korkan biri vardı. Kafamı göğsünden çekip yukarı baktım yüzünde yine maske vardı ama o gözler…
Bu gözlere değil bir saniye bir ömür yenilirdim. Bu gözler hep bana baksın isterdim
“Bana izin ver melez senin için imkansızlıkları imkan dahiline getireyim”
Ben kendimle savaşırken savunmasızım sanırdım ama karşımdaki adam tam tersini diyordu beni benden bile koruyacak birine bakıyordum, kimsenin vermediği güveni veriyordu kimdi bilmiyorum ama onunlayken kalbim normalinden 2 kat fazla çarpıyor. Başparmağını çeneme yerleştirip başımı dikleştirdi ve kulağıma doğru fısıldadı, “imkansız sandığın her şeyi imkan dahiline getireyim, yeter ki bu gözler sadece bana baksın benden başkasına parlarsa yaşadığın cehennemden kurtaramam seni. Herkesle savaşabilirim ama senin baktığına yenilirim.” Zaman durdu sadece onun sesi vardı sadece o vardı artık zihnim aklım uyuştu bedenim boşluğa düştü. Bu adam kim bilmiyorum ama onu sevmeye başlamıştım karnımda bin kelebek var gibiydi bakışlarımı bakışlarına çıkardım tebessüm ettim. Ben bu gözlerden başkasına bakamazdım zaten beni delice umursayan, hayatımı kurtaran, umudum, öylece ölmeme izin vermeyen, tutunacak dalım olan, adama nasıl ihanet ederdim ki? Elini tutum gözlerindeki korkuyla bakışıyordum şimdi, tam bu sırada gerildiğini hissettim. Aklımın her bir köşesine gözlerini kazıyordum ben bu gözleri aklıma yazdığım gibi kalbimin gördüğü gibi çizecektim.
Gözümün gördüğüyle gönlümün bildiği bir değildi kalbim ona çarparken gözlerim onu arıyordu…
Bana gözlerimi kapatmamı söyledi dediğini yaptığımda elini tuttuğum elim boşluğa düştü gözlerimi açtığımda artık yoktu yine gitmişti kim bilir ne zaman dönecekti?
4. Bölüm çok fena beklemede kalın ballarımmm🤗🥹
