19. bölüm · KUZEY VE GÜNEY

MERHABA, ZORBAM

Beyza Şahin

Hatırladığım anı ile, taşlar yerine oturmuştu. Bu sarışın adam, Elias'tı. Hem ilk aşkım, hem ilk zorbam... İnsanın sevdiği yaralarmış en çok. Ben yine fark etmiştim ki, kimse kimseyi koşulsuz şartsız sevmiyor. Ben hariç. Elias, Keal'ı gördüğünde yüzünü büyük bir korku ve endişe kaplamıştı. Bana fiziksel zorbalık yapan adam, bu kadar merhamete uğramazdı. Kuzey hanesi, Güney'den gelen bir adamı, hala sorun çıkardığı için tekrar kabul etmezdi. Hele ki zorbalık yaptığı o kişi ortağıysa.
"Benim onun mevzusu, buyur!" Diye bağırdıktan sonra Keal, Elias kekeleyerek,
"Li- liderim." Demişti.
"Onun mevzusu benim, ne yapacaksın?"
"Ben bir şey yapmayacaktım, liderim. Bir sorun yok. Bir soru sormuştum. O kadar."
Elias Keal'dan o kadar korkuyormuydu gerçekten? Keal iyice sinirlenerek gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Ellerini o kadar sert sıkıyordu ki, parmaklarına kan gittiğinden emin değildim.
"Senin gibi bir pisliğe ne yapmalı?" Bence ben yapmalıydım gerekeni.
"Ona ne yapmalı biliyor musun," Dedim ve öne doğru çıktım. Sonra Elias'a sert bir tokat attım. Ama gerçekten çok sertti. Çünkü benim elim bile kızarmıştı. Tokat'ın etkisi ile Elias'ın şaşkınlığı iki katına çıkmıştı. Soğuk bir sesle,
"Merhaba, zorbam," Diyerek karnına dizimi geçirdim. Ama bu bana yetmedi. Küçücük bir kızı eskiden zorbalamış, şimdide muhtemelen evli olan birisi olarak bana asılmıştı. Benim bildiğim bu kadardı, belkide daha fazlasını yapmıştı. Yaptıysada ondan beklenen bir hareketti. Keal beni arkaya çekerek, Elias'tan uzaklaştırdı. Sonra semsert sıktığı yumruğunu Elias'ın çenesine geçirdi. Çıkan sesler hangi kemikten geliyor hiçbir fikrim yoktu. Gerçekten bir günüm normal geçse şaşardım zaten. Kuzey hanesinde, Çocuklar Haftasında eski zorbamı benzetiyorduk! Bir saniye! Çocuklar haftası! Etrafıma bir çocuk var mı diye baktım. Şükürler olsun ki yoktu.
"Keal, dur!" Keal hala adam sövmekle meşguldü. 'Ama sana hiç yakışıyor mu liderciğim' diyerek onunla dalga geçmek istiyordum. Onunda sırası gelecekti, ama ilk onu durdurmalıydım. Keal'ı omzundan tutarak çekmeyr çalıştım, ama nasıl odaklandıysa durmuyordu. Tekrar etrafı kontrol ettiğinde çocuklatın kulelerden gelmeye başladığını gördüm. Çocuklat bunu görmemelydi! Bunu engellemeliydim!
"Keal, gerçekten dur! Çocuklar geliyor!" Diye bağırdım yalvaran bir sesle. Keal Elias'ı rahat bıraktı ve onu iterek kendinden uzaklaştırdı. Sonra bana doğrı döndü ve,
"Günlük antrenmanımı da yaptım." Dedi. Bunu derken yine gülmüştü. Bu adamın kanında ne geziyordu da her zaman gülebiliyordu? Bende gülmüştüm.
"Çocuklar geliyor. Bu görüntüyü görmemeliler. Şu pisliği al da içeride ne yapacaksan yap," Dedim Elias'ı kastederek.
Keal hemen yakınlaşmış olan çocuklara ve ebeveynlere baktı. Sonra hemen eğildi ve duvar kenarında oturan Elias'ın yakasından tutarak kaldırdı. Sonra onu 'düş önüme' der gibi önüne itti. Sonra haneye geçtik. Çocuklar haftası bile bana zehir olmuştu. Kader bana 'Tatlı' şakalarını yapamaya devam ediyordu. Sanki bana, 'küçükken büyümek zorunda kalan çocuklar, büyünce tekrar küçülemez' diyordu. Bunu bana neden yapıyordu? Kendimi her saniye bana sorugulatıyordu. "Nyra kim?", "Neden var oldu?", " Bu hayattaki amacı ne?"... Gibi sorular. İçeri girdiğimizde, Lider odasındaydık. Elias, Keal'ın taht gibi ihtişamlı koltuğunun önünde sıradan sandalyede oturmuş Keal'ın delici bakışlarına maruz kalıyordu. Keal yine Elias'a acı çektirmeden önce ona, Elias'ın benim zorbam olduğunu açıklamak istiyordum. Tam bunu düşünürken, Keal bana döndü. Nasıl yaptığını bilmediğim bir duygu değişimi ile bakışlarını yunuşattı ve,
"Seninle konuşabilir miyim, Orman perisi. Dışarda." Dedi.
Kafamı sallayarak onu onayladım ve,
"Peki, Esmer lider." Keal ona taktığım lakap ile şaşırmış, hemde gülmüştü.
"Güzel lakap, orman perisi. Ama bu konuda beni geçemezsin." Lider odasının dışına çıktığımızda, onun ne diyeceğini çok merak ediyordum.
"Orman perisi, sen şu pisliğin karnına dizini geçirirken ona, 'Merhaba, zorbam' dedin. Bana da bir zorban olduğunu anlatmıştın. Yoksa o..."
"Öyle Keal. O benim Güney hanesinde ki zorbam. Sınır dışı edilmişti. Şimdi ise Kuzey hanesinde."
"Adı nedir?"
"Elias. İlk aşkım, ve ilk zorbam..." Dedim üzüntüyle. Keal hayret etmiş şekilde bana bakarken,
"İlk aşkın ve ilk zorban mı?" Dedi.
"Bu nasıl bir haysiyetsizlik! Şimdi onu geberticem."
"Keal, dur."
"Şimdi ne için durmalıyım!"
"Onu birlikte gebertelim." Keal'ın yüzünde tehlikeli ve bir o kadar onu yakışıklı gösteren bir gülümseme oluştu.
"Hay hay, orman perisi." Dedi ve lider odasının kapısını açtı. Sana tekrardan merhaba diyeceğim, zorbam.
🏹