18. bölüm · KUZEY VE GÜNEY

ÇİLLİ SARIŞIN VE NY

Beyza Şahin

Geçmiş
Althea Veil, kum vadi'de kızının ısrar ederek yaptırdığı salıncakta onu yüzünde huzurlu bir gülümseme ile izliyordu. Kızının kendisine benzeyen sarı saçları, sallandıkça rüzgarın etkisi ile savruluyordu. Kızının gözleri ağlaması yüzünden şişmiş, dudakları, yanakları ve burnu kızarmıştı. Babası salıncağa izin vermedikçe ağlamış, ağladıkça çocukluk aşkı ne yapacağını bilememişti. Daha yedi yaşında olan Nyra, Elias'ın onu zorbalayacağını bilmiyordu. Althea gülümseyerek kızını salıncakta sallarken Nyra, annesine durmasını söylemişti. Althea ilkten anlamamıştı, ama uzaktan küçük boyu ve sarı saçları ile yaklaşan minik oğlanı gördüğünde salıncağı yavaşlatmıştı. Nyra salıncak yavaşlar yavaşlamaz atlamıştı. Elias Nyra'ya doğru koşarak ona sarılmıştı.
"Ne yapıyorsun burada, Ny?"
"Annem beni salıncakta sallıyordu, çilli," Dedi büyük bir mutlulukla. Sarılmaya son verdiklerinde Elias, hemen Nyra'nın yüzünü dikkatle incelemeye başlamıştı. Nyra'nın şişmiş gözlerini görünce hemen endişelendi ve,
"Ağladın mı, Ny?" Diye sordu.
"Birazcık ağladım," Dedi. Birazcık derken, baş ve işaret parmağını birbirine değmeyecek şekilde yaklaştırmıştı. Althea, bu hareketi görünce erimişti. Minik parmaklarını tutup öpücükler kondurmak istiyordu.
"Ama birazcık ağlayınca, gözler şişmez kiiii," Demişti harfleri uzatarak Elias.
"Bazen olabilir böyle, benimle oynamak için mi geldin?"
"Kaleden gördüm seni. İlk ağlıyordun, annem izin vermedi aşağı inmeme. Şimdi geldim."
Althea, bu masum sevgiyi bölmemek için, kaleye gidecekti. Küçük kızını uyararak,
"Nya'm, kızım ben kaleye geçiyorum, farklı bir hareketlilik hissedersen halkı uyar, sonra okçulara söyle. En son ne yapacağını biliyorsun, bir tanem. Tamam mı?" Dedi.
Güney hanesinde yaşamak zordu, özellikle çocuk olarak. Nyra, başını sallayarak kabul etti. Althea uyarısını yaptıktan sonra kaleye geçti. Geriye, çilli sarışın ve yeşil gözlü sarışın kalmıştı. İki çocuk, uzun bir süre oynadıktan sonra yorulmuştu. İkiside kaleye geçicekti. Ama odaları farklıydı, bu yüzden konuşamıyorlardı. El ele tutuşarak, kalenin girişine gelmişlerdi. Elias durmuştu, Nyra'ya dönerek,
"Sana veda öpücüğü vericem," Demişti. Nyra anlamamış ve, "o ne ki?" Diye sormuştu. çilli çocuk Nyra'ya yüzünü yaklaştırmaya dudaklarına odaklanmaya başlamıştı. Nyra, bunun yanlış olduğunu hemen fark etmiş, elini çekerek,
"Hayır, olmaz!" Diye karşı çıkmıştı. Bu sırada ise Althea, aşağı kızını çağırmaya iniyordu, bu manzarayı görünce şüphelenmişti.
"Neler oluyor, çocuklar?" Nyra, ispiyoncu bir tavırla,
"Bu bana yaklaştı, az daha..." Diyecekti ki utançtan kıpkırmızı olmuştu. Althea ne olduğunu anlayarak ikisini ayırmıştı.
"Bunu baban ve annenle konuşacağız küçük adam!"
Küçücük bir çocuğun böyle şeyler yapmasını akla sığdıramamıştı Althea. İşte bu zamandan sonra başlamıştı zorbalıklar, küçük düşürmeler... Nyra'nın bu hayatta ilk nefret ettiği kişiydi artık Elias. Zorbalıklar sonra gizli ve fiziksel zarar veren boyuta geldiğinde, Elias'ın ebeveynlerini buna karışmaya başlayınca sınır dışı edilmişlerdi.
Ve Nyra'da annesini kaybetmişti...
🏹