KUTU ღBİTTİღ kitap kapağı

36. bölüm / 36

KUTU ღBİTTİღ

♅ KUTU | 35 | FİNAL

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: ♅ KUTU | 35 | FİNAL

-35-

1 YIL SONRA

Spor salonuna girdiğimde beni tanıyan bir iki görevliye sıcak bir gülümseme yolladıktan sonra her zaman yaptığım gibi koşu bandına yöneldim. Ancak buraya gelirken yaşadığım şeyden olsa gerek, kafam öyle dalgındı ki her zaman yaptığım gibi soyunma odasına uğrayıp üzerimi değiştirmeyi unutmuştum. Akıl kalmamıştı.

Uzun zamandır normale döndüğümü düşünüyordum. Ta ki bu sabaha kadar. Bu sabah yine o günküne benzeyen bir sokaktan geçerken takip edildiğimi hissettim. Kral tarafından bayıltılarak kaçırıldığım o sokaktan bahsediyordum. Artık o sokaktan geçmiyordum bile ancak benzer bir sokaktan geçerken bile o an tetikleniyordu zihnimde. Paranoya olduğunu biliyordum. Takip edilmediğimi biliyordum. Bunun mümkün olmadığını ve geride bırakmam gerektiğini de biliyordum ama yapamıyordum işte. Söküp atmak sandığım kadar kolay değilmiş.

Bir senede hayatım fazlasıyla değişti. Bunda büyük gelişmelerin de etkisi vardı. Artık tanınan ve saygın bir yazar olma yolundaydım. Popülerdim. Görenler fotoğraf çektirmek istiyordu. Elbette bunun sadece kitap yazmamla ya da iyi bir yazar olmamla ilgisi olmadığının farkındaydım. Ben onların gözünde amacı bile belli olmayan bir sapık tarafından kaçırılan ancak kurtulan zavallı kızdım. Ancak bunu yavaş yavaş aştığımı hissedebiliyordum. Artık yalnızlıktan eskisi kadar rahatsızlık duymuyordum. Yalnız kalabiliyordum. Her şeyi atlatmıştım. Hemen hemen her şeyi. Eski hayatıma neredeyse dönmüştüm, ayak uyduruyordum.

Annem ilk zamanlarda olduğu kadar sık olmasa da beni yoklamak için arıyordu. Sürekli şifreli bir biçimde ya da imalarla nasıl olduğumu soruyordu. Kolayca atlatamadığımın farkındaydı ama dümdüz sormak yerine arkadan dolanmayı tercih ediyordu. O günleri bana yeniden hatırlatmak istemiyordu. Sanki tamamen aklımdan çıkarabilmek mümkünmüş gibi.

Şimdilerde yeni bir kitap serisi üzerinde çalışıyordum. Bir distopya olacaktı bu. İşimle alakadar olmak beni sandığımdan da fazla oyalıyor, oldukça iyi hissettiriyordu. O sayede fazla düşünüp delirmekten kurtuluyordum. Kafamda daha az kuruyordum. Ama bu sabah... Bu sabah farklıydı. Sanki o sokakta gerçekten ensemde bir nefes hissetmiştim. Uzaklardan bana üflenen bir nefes. Arkama döndüğümde ise bırakın birinin takip etmesini, sokakta kimse yoktu bile. Yeniden o günlere dönmek istemiyordum. Çok zor atlatmıştım.

İlk görüştüğüm ve memnun kalmadığım o terapistten sonra aradan biraz süre geçince yeniden şansımı denemek istedim. Neyse ki tamamen küsmemiştim terapilere. Bu kez gerçekten beni dinleyen, anladığını hissettiğim biriydi bu. Benimle empati kurabiliyordu ve daha hoşgörülüydü. Onunla bir şey paylaşmakta tereddüt etmiyordum ya da rahatsızlık duymuyordum. Kafamdan acaba beni yargılar mı sorusu geçmiyordu. Onun sayesinde toparlamıştım bu bir yıl içinde kendimi.

Bu sabahki durum istisnaydı. Çok sık yaşamazdım bunu. Dün gece uykusuz kalmama ve çalışırken çok fazla kafein tüketmeme yoruyordum. Böyle durumlarda insanın dengesi bozulabiliyordu. Fazla kafein stres seviyemizi arttırdığı için olmadık şeylere takabiliyordu insan. Yakın zamanda böyle şeyler yaşadığım için uyku düzenime ve içtiklerime dikkat etmem gerektiğine bir kez daha ikna oldum.

Soyunma odasına girip üstümü değiştirdiğimde kendimi esas kızın garip garip sesler duyduğu bir korku filmi sekansında gibi hissettim çünkü kısık bir uğultu sesi çalındı kulağıma. Sesin kaynağını anlamaya çalıştım. Duşlara ve tuvaletlere baktım ama hiç kimse ya da hiçbir şey yoktu. Sonra duşların olduğu yere girmeden odadaki küçük camın açık olduğunu fark ettim. Oradan giren rüzgârın uğultusuydu bu. Parmaklarımın üstünde yükselip zor da olsa camı kapattım.

Suyumu da alıp soyunma odasından çıktığımda L şeklindeki koridordan geçerken yine o sabahki his. Takip edilme hissi. Sanki arkamdan bir çift ayak, sessizce beni takip ediyor gibiydi. Ancak bu kez sabahkinden daha gerçekçi bir sesti bu. Koridorun sonundaki tuvalete doğru yürüdüm, durdum ve hızla arkama döndüm.

Bir kadınla yüz yüze geldik. Bana garip bir biçimde bakıyordu. Benimle alakası olmadığı açıktı. Yolu göstererek "Geçebilir miyim?" dediğinde biraz çekinerek kenara geçtim.

"Tabii."

Yüzüme bakmadan dümdüz yoluna gitti kadın. Sanırım artık alışmalıydım. Her şey benimle alakalı değildi ve olmak zorunda da değildi. Takip falan edildiğim yoktu. O günler geride kalmıştı. İnsanlar buraya spor yapmaya geliyordu ve sonra işlerine güçlerine gidiyorlardı. Şüphelenmemi ya da takip edildiğimi, yeniden kaçırılacağımı sanmamın mantıklı bir açıklaması yoktu. Bunu gerektirecek hiçbir şey kalmamıştı ortada.

Her şey açığa çıkmıştı. Kral ölmüştü. Kâbus bitmişti. Beni sürüncemede bırakan tek şeyse sanırım onun cezasını çekmeden ölmesiydi. Terapistimle son seansımızdan sonra bütün bunların sebebini bulmuştum. O cezalandırılmadan ölüp gittiği için bilinçaltımda bir yerler adaletin sağlanmadığını, bir şeylerin yarım kaldığını düşünüyordu. Tüm bu saçma takıntıların sebebi buydu. Onun ölmesi. Oysa beni bu durumdan daha çok korkutabilecek tek şey vardı, bu da onun hayatta olmasıydı. Kral'ın ölmemesi. Neyse ki böyle bir şey artık mümkün değildi.

Bana soracak olursanız onun ölmesi herkes için en hayırlısı olmuştu. Yaşasaydı ve hapse tıkılsaydı bu sefer de her an onun hapisten kaçma korkusuyla altüst olacaktım. Şu an başıma gelenlerin ardından en mantıklı ve iç rahatlatıcı sonu yaşıyordum. Bunun farkında olup bir an önce toparlanmalıydım. Bu paranoyalar beni ancak yıpratırdı. Hiçbir faydası olmazdı.

Koridordan çıkarken genç bir temizlik görevlisinin yanından geçip salona girdim. Manzaraya karşı koşu bantlarının konulması bence çok iç açıcı bir fikirdi. Buradan önce gittiğim spor salonunda spor aletlerinin çoğu duvara bakıyordu. Bence bu insanın anksiyetesini tetikleyen şeylerden biriydi. Basit görünebilirdi ama insan spor yaparken rahat hissetmek istiyordu. O yüzden burada gördüğüm manzaradan memnundum. Kulağıma kulaklıklarımı takıp manzaraya bakarak yeni kitabımla ilgili düşüncelere dalıyordum.

Koşu bandına çıktım ve hızını kendime göre ayarladım. Kulaklıklarımı takıp müziğimi dinlerken başta yavaş ancak kısa sürede artan hızımla yürümeye başladım. Kafamı aptalca ve basit düşüncelerle doldurup bu sabahı düşünmemeye çalışıyordum. Bugünkü paranoya kotamı epeyce doldurmuştum. Ancak bir şeyi düşünmeyeyim diyerek düşünmemeyi başaramıyordunuz ne yazık ki. Hatta bir şeyi ne kadar düşünmek istemezseniz o kadar fazla düşünmeye programlıydı beynimiz. Bu garipti.

Sabahın ilk ışıklarından beri kutuda ve sonrasında adada geçirdiğim zamanları düşünmediğim tek bir an olmamıştı. Bu sevilen bir geçmişe özlem değil, yaşadığın bir felaketi düşünüp bittiğinde yeniden başa sarmak gibiydi. Asıl korkunç olansa kendimi ölen Kral'ın geride bıraktığı bir parçası gibi hissetmemdi. Bu korkunçtu. Onunla aramızda hiçbir bağ olamazdı, emindim. Ama orada kaldığım süre boyunca birbirimize benzerliğimiz o kadar zihnime kazınmıştı ki bunu hemen söküp atamadım. Bana aynı olduğumuzu ve birbirimizden ayrılamayacak iki parça olduğumuzu hissettirerek manipüle eden birinin elinden kurtulmuştum. Onun gözünde kendisi kraldı, ben de kraliçe olacaktım. Ona bir şey olursa bir şekilde bu düzeni sürdürecek kişi. Bu düzenin bir mağduru ama bu düzenin efendisi.

Aklımın karışık olduğunu düşündüğüm bir anda hızıma uyum sağlayamadım ve neredeyse koşu bandının beni üzerinden atacağı anda kendime gelip durdurma düğmesine bastım.

Ayağım takıldığı ve tam düşeceğim sırada yabancı kolların beni tuttuğunu hissedip arkama döndüm. Yumuşak yüzlü, az önce yanından geçtiğim temizlik görevlisi çocuk olduğunu fark ettim. "İyi misiniz?"

Nefes nefese gülümsedim. "Teşekkür ederim." Baş işaretiyle beni serbest bırakıp yarım kalan işine bakmak için arkasına dönen çocuğun sesi tanıdık gelmişti. Kaşlarım çatıldı. Nereden tanıyor olabilirdim ki bu sesi? Belki de sadece benzer gelmişti. Ses hafızam pek iyi değildi.

Çocuğun aksak ayağıyla işine geri döndüğünü görünce sağ bacağının topalladığını fark ettim. Orada, o adadan kaçarken çıkan yangında Kral da sağ bacağından yaralanmıştı. Ama o ölmüştü Melisa, saçmalama istersen. Cesedi bulundu. Tam da tarif edildiği şekilde. Her şey uyuyordu. O öldü.

Topallayarak giden çocuğun arkasından bakakaldığımda o an anladım. Ben o kutudan, o adadan, Kral'ın hâkimiyetinden kurtulmuştum ama kurtulamayacağım bir kafesin içindeydim artık. Yaşadıklarım yüzünden bir ruh hastasına dönüşmüştüm ve asla eskisi gibi olamayacağımı anladım.

Anladığım bir şey daha vardı, asla yalnız değildik. Hele ki teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde ne zaman nerede olduğumuzu bu kadar sık paylaştığımız, kim olduğumuza dair en özel şeyleri bile sosyal medyada yansıttığımız zamanlarda, hakkımızda bilgi edinilmesi kaçınılmazdı. En büyük savunmasızlıklarımızı yine biz, kendimiz veriyorduk başkalarının eline. Hem de altın tepside. Bu yüzden hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ensemizde hep serin bir nefes hissedecektik. Ya gerçek birinin nefesi ya da zihnimizdeki paranoyaların kalıntıları.

Asla yalnız olmayacaktık. Yalnız olmak istediğimizde bile. Yalnız olduğumuzu sandığımız anlarda bile.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! 📦 Geldik KUTU'nun finaline... Aslında neler hissettiğinizi az çok tahmin ediyorum diyebilirim. Böyle bitmesini beklemiyordunuz. En azından bir şeylerin sonuca bağlandığını görmek istiyordunuz. Ama aslında bu kitabın sonuna geldik. Herkes için son buydu. Kral için de, Melisa için de, diğer karakterler için de...

Çünkü bu KUTU'ydu. Bir kızın kutudan kurtulma hikâyesiydi. Onu kaçıran adama âşık olma hikâyesi değildi. Ya da ada hükümetini devirip oradaki krallığını ilân eden bir kadının hikâyesi de değildi. İlkine göre ikinci seçenek bana daha onurluca ve daha mantıklı geliyor, kabul. Ama ben bu hikâyenin böyle bitmesini istedim. Başından beri düşüncem buydu. Biraz yarım, biraz tam. Kafamızda soru işaretleriyle usulca bizi terk etmesini... Çünkü daha önce de söylemiştim, biraz ucu açık şeyler yazmayı severim. Tıpkı hayatın içinden şeyler olduğu gibi bizim yorumumuza bağlı değişebilir şeyler...

Umarım final bölümümüz hoşunuza gitmiştir. Bu konuyla ilgili yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz. Sizin hayalinizdeki final bölümü nasıl bir şeye benziyordu? Onu da buraya yazabilirsiniz.

Kafanıza takılan sorular olacaktır, çok normal. Onları da sizin yorumunuza bıraktım. Dediğim gibi, ucu açık. Kimi Kral'ın öldüğünü düşünecek, kimi bir şekilde kurtulup Melisa'nın peşinde olduğunu, kimi Melisa'nın gitgide delirdiğini, kimi başka bir şey... Siz ne düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz.

Bir kitabı daha bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Farklı bir kitap denemek istedim ve siz de bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için gerçekten çok mutluyum. İyi ki varsınız. Sizleri seviyorum. Devam eden kitaplarımda görüşmek üzere diyorum ve sizlere veda ediyorum. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 2beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18