KUTU ღBİTTİღ kitap kapağı

35. bölüm / 36

KUTU ღBİTTİღ

♅ KUTU | 34

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: ♅ KUTU | 34

-34-

Özgürlüğümün 95. Günü.

Şehir dışı imza etkinliklerinden ancak eve dönebilmiştim. İki gün öncesinden aldığım randevuya uyuyakaldığım için koştur koştur yetişebildim. Meğer bir saat geç sandığım randevuya bir saat erken gelmişim. Akıl mı kaldı? Bekleme odasında oturup seans saatimi beklerken ayaklarımın geri geri gittiğini hissetsem de vazgeçmedim. Bunun olması gerekiyordu. Bunun için geciktiğimi bile hissediyordum.

Kurtuluşumun ardından üç aydan fazla zaman geçmişti. Bu kadar sürede her şeyin normale dönmesini beklemiyordum elbette ama annem dün üzülerek dönmesi gerektiğini söyleyince onu anlamak zorunda kaldım. Yeni eşi ve ergen kız kardeşimi çok bile yalnız bırakmıştı. Arkadaş konusuna gelirsek... Ayrıldığım eski işim dışında pek arkadaşım olduğu da söylenemezdi. Ben sanırım biraz içe dönük biriydim, insanlarla öyle derin ilişkiler kuramıyordum. Annem gibi bana eşlik edebilecek öyle güvendiğim bir dostum yoktu. Yine yalnızdım anlaşılan.

Kabul etsek de etmesek de belli bir yaşa geldikten sonra hepimizin farklı hayatları olduğu bir gerçekti. Ne kadar korkunç ve trajik şeyler yaşarsak yaşayalım kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrenmek zorundaydık. Her zaman yanımızda birileri olmayacaktı ya.

Yaşadıklarımdan sonra yalnız kalmaktan korkuyordum. Annem gittiğinde ne yapacağımı, vaktimi nasıl değerlendireceğimi bile bilmediğim için bir kedi sahiplenmeye karar verdim. Aslında başta güvenlik açısından bir köpek de olabilir diye düşünmüştüm ama en sonunda kedide karar kıldım. Eğer becerebilirsem ve alışabilirsem ileride bir de köpek sahiplenirdim belki. Şimdilik önceliğim yalnız kalmamaktı, bana bir yoldaş olsun diye düşünüyordum.

Gri bir kedi sahiplendim. Karma ırk bir sokak kedisiydi. Daha iki hafta önce barınağa bırakılmıştı. Onu görür görmez sevmiştim. Sanırım birbirimizden hoşlanmıştık. Annem çok tüy döktüğünden şikâyet etse de aynı evde iki iyi ev arkadaşı olabilirdik.

Terapi sırası bana geldiğinde terapist hakkındaki ilk izlenimim iyiydi. Orta boylu, ince çerçeveli gözlüğe ve düzgün, yumuşak yüz hatlarına sakin olan, otuzlarında bir adamdı. Aslında belki bir kadınla konuşmak daha rahatlatıcı olabilirdi, bilmiyordum ama açık konuşmak gerekirse bu konuda düşünecek fırsatım olmamıştı. Her şey çok ani gelişmişti.

Kendimi iyi hissetmediğim için gelmiştim buraya. Başta ne konuşacağımı ve anlatacağımı bilemedim. Oysa anlatacak ne çok şeyim vardı. Ama terapistin sorularıyla biraz açıldım. Havadan sudan, aile hayatımdan ve yazarlık yaşamımdan konuştuk. Kısa kısa notlar alan adam ilgiyle "Kitabınızı okudum. Gerçekten çarpıcıydı." dediğinde düzleşen dudaklarımdan nezaketen bir tebessüm belirdi.

"Teşekkür ederim, beğenmenize sevindim."

"Bu kadar zor şeyler yaşamış olmanıza rağmen terapi alma kararı vermeniz çok cesurca."

"Aslında bu tam olarak benim kararım mıydı ondan da emin değilim."

"Nasıl yani?"

"Olmayan şeyler görmeye başladım. Sanırım deliriyorum." Meraktan yumuşakça çatılmış kaşlarıyla beni dinleyen adama imza gününde en arkada gördüğüm siluetten bahsettim. Benim dışımda onu kimsenin görmeyişinden, anneme sorduğumda bile neden bahsettiğimi anlamayışından. Onu endişelendirmek için kestirip atmıştım ama onu gördüğüme ve beni izlediğine emindim.

"Kral'ın sizi takip ettiğini mi düşünüyorsunuz?"

"Bu mümkün değil, biliyorum. O öldü." Başımı öne eğdim bunu söylerken. İstemsizce üzülmüştüm bu duruma. Elbette beni kaçırıp zihnime işkence eden bir adamın ölümüne üzülmemiştim. Üzüldüğüm şey bir insanın ölümüydü. Bir insanın ölümüyle birlikte zincirleme ölümlerdi. Şah'ın ölümü. Yangının zarar verdiği insanların ölümü. Beni üzen hatta sonrasında korkutan da bu olmuştu.

"Ama belli ki siz öldüğüne pek ikna olmadınız."

Bu adamın karşısında savunmasız hissediyordum kendimi. Çıplak gibi. Sanki soruları bir yerde beni sıkıştırıp boğar gibiydi. İçimdeki ürktüğüm ve sakladığım bir yanı dışarı çıkarır gibi. Oysa ben o yandan kurtulmaya, içimden söküp atmaya çalıştığım için gelmiştim buraya. O ise kalkmış beni sıkıştırıyordu. Bu sözü neyse de, hemen ardından söyledikleri böyle düşünmeme daha çok sebep oldu.

"Kitabınızı beğeniyle okudum. Oldukça akıcıydı ve yaşadıklarınızı okura iyi bir biçimde aktarmıştınız. Ama sanki... Kral'a ufak da olsa bir sempati duyduğunuzu hissettim. Yanlış bir his mi bu?"

Anlasam da anlamazdan gelmeye çalıştım bu sorudan rahatsız olduğum için. "Ne gibi?"

"Bazı paragraflarınızda onu uzun uzun anlatırken onunla empati kurduğunuzu, ona üzülüp acıdığınızı görüyorum. Bu çok insani bir şey ama sanki sizinki... Bu insani sınırı aşan, neredeyse yaptıklarına kılıf uydurup onu haklı bulan bir noktaya evriliyor." Defterinin üzerindeki ellerini birleştirip o münasebetsiz soruyu sordu. "Orada hapsolduğun zamanlarda bir savunma mekanizması olarak Kral'a bir sempati duyuyor olabilir misin?"

Bir anda benimle arasındaki mesafesini kaldırması bir yana, benim Kral'a duygularım olduğunu düşünmesi... İma ettiği şeye çok sinirlendim. Ani bir sinirdi bu. Bakışlarımla bunu gizleyememiş olabilirdim ama dudaklarımı sıkı sıkı kapatıp o ani öfkeyle sonradan pişman olacağım bir şey söylemek istemedim. Bu yüzden sadece başımı iki yana salladım. "Öyle bir şey yok." Resmen bana, Kral'a karşı bir şeyler hissettiğimi ima etmişti. Hatta belki de Stockholm Sendromu falan yaşadığımı söyleme çalışır gibiydi.

Tamam, psikolojik bir rahatsızlık yaşamak ayıp bir şey değildi ama öyle bir şey yoktu. Daha tanışalı dakikalar olmasına rağmen hakkımda bir yargıda bulunması hiç hoşuma gitmemişti. Ne yani, terapi böyle bir şey miydi? Önce birbirimizi tanımalıydık değil mi? Sadece kitabımı okumuş ve kafasında kurduğu bir karakterle konuşur gibiydi adam. Onun terapi stilinden hiç hoşlanmamıştım. Bu onunla ilk ve son terapimdi. Bir daha gelmeyecektim.

Çıkmadan önce "Haftaya yeniden bekliyorum." dediğinde onaylayan ya da reddeden bir yanıt vermedim. Sevmediğimiz kişilere karşı sunduğumuz o sahte, sevimsiz gülümsemeden atıp çıktım. Ve asistanından önümüzdeki hafta için randevu oluşturmadım.

Belki de terapiye gitme fikri bir hataydı. Tüm bunlar zihnimin bana kısa süreli oynadığı oyunlardı. Bu yaşananları atlattığımda azalarak kurtulacaktım hepsinden. İnsanların beni kendisini kaçıran manyağa âşık, deli bir sürtük gibi görmesine ve buna katlanmama gerek yoktu belki. İhtiyacım olan tek şey zamandı.

Eve döndüğümde annemle sessizce yemek yedik. Yemek sırasında onun "Terapi nasıl geçti?" sorusuna karşılık önümdeki yemeği kurcalarken geçiştiren bir "İyiydi." yanıtı verdim. İyi falan değildi ama şuan onunla tartışmak istemiyordum. Terapiye gitmem konusunda son iki hafta boyunca fazlasıyla tartışmıştık zaten. Her ne kadar terapiye gitmek benim kararım olsa da bunda annemin etkisi büyüktü. Bir türlü iyileşemeyen kızı yüzünden gitme tarihini ertelemesini istemiyordum. Yalnız kalmaya alışmam gerekti. Belki yalnızlık bana daha iyi gelecekti. Tüm bu trajedilerden önce de öyle değil miydim zaten?

Gece annem uyuduktan sonra henüz adını bile koymadığım kedimle vakit geçirmek iyi gelmişti. Onunla oyunlar oynamak ve karnını okşamak hoşuma gidiyordu. O da teklifsizce kucağıma zıplayıp küçük patileriyle koluma masajlar yapıyordu. Büyücü gibi bir şeydi. İnsanın hayat neşesiydi hayvanlar, bunu daha iyi anlamıştım.

İki gün sonra annemi uğurladığımda evde yalnız kaldığım ilk gecemdi. O olaydan sonra yalnız kaldığım ilk gece. Hiç bu anın geleceğini düşünmemiştim. Galiba oradan kurtulduktan sonra bir daha hiç yalnız kalmam sanıyordum bilinçaltımda. Bu yüzden sanki aniden yapayalnız kalmışım gibi boşluğa düşmüştüm. Neyse ki yanımda isimsiz kedim vardı. Yani hâlâ isim koyamadığım yeni ev arkadaşım varken tam olarak yalnız sayılmazdım. Her ne kadar bana hapsolduğum kutuda hediye edilen kediyi hatırlatsa da.

Çalışma masamda öylesine bir şeyler karalarken baş editörümle son konuşmamız gelmişti aklıma. Bu kitabın patlamasından dolayı otobiyografimi günlük tutar gibi yazmamın çok iyi bir fikir olacağını, çok satacağını söylemiştim. Oysa başıma gelen bu olay dışında son derece sıradan bir hayatım vardı benim. İnsanların okumasına, bunun için kitaba para verip satın almasına değmeyecek kadar sıradan bir hayattı benimki. Hatta bazen Kral ne bulmuştu da beni kaçırmıştı, neyimi farklı bulmuştu diye düşünmeden de edemiyordum doğrusu.

O gece yine otobiyografi dense de bundan çok uzak türde olacak yeni kitabımla ilgili çalışmalar yaparken odada deli gibi koşturan kedim hemen yanımdaki yatağa zıpladı. Gözleri kocamandı ve bana bakıyordu. Durmadan miyavladı, anlam veremedim. Ayağa kalkıp mama ve su kabına baktım. Doluydu. Derdinin ne olduğunu anlamıyordum ama bana bir şeyler anlatmak ister gibi miyavlayıp durdu. Sonra sustu. Sanırım hayvanların her yaptığından mana çıkarmak saçmaydı. Çünkü yarattığı tüm bu kaostan sonra hiçbir şey olmamış gibi yanımdaki yatağa kurulup kendini top hâline getirerek uzandı.

Yalnız geçen ilk gecem pek de iç açıcı gitmiyordu. Yazı denemeleri yaparken başımı usulca masanın üstüne koyup uyuyakalmıştım. Kısa bir süreliğine içim geçti.

Puslu bir koridordan yavaş adımlarla geçiyordum. Yine o kutuya girmiştim. Bu kez hapsolmuş bir şekilde değil, kendi isteğimle oradaydım. Kral, kutudaki küçük havalandırmanın önündeydi. Ellerini arkasında birleştirmiş, arkası dönük öylece duruyordu. Düşünceliydi. Bana döndüğünde yine o meşhur yırtıcı kuş maskesi vardı yüzünde. Ancak gözlerindeki alev alev öfke ifadesini gizlemiyordu. Maskesinin göz kısmından aşağı kan sızıyordu.

Bana doğru iki adım attığında ürkekçe geriledim. İstemsizce yaptığım bir hareketti bu. Hayal kırıklığına uğradığını gizlemeyen, yargılayıcı bir bakışla bana bakıyordu. "Sen farklıydın." Yankılıydı robotik sesi. "Sen farklısın sanmıştım."

Onunla kurtulduğumdan beri ilk iletişimim bu olmuştu. Rüyalarda buluşmuştuk. İrkilerek gözlerimi araladığımda masada uyuyakaldığımı fark ettim. Kedimse önce irkilen bana tüyleri dikelmiş bir biçimde baktıktan sonra gözlerini hemen karşısındaki duvara dikti. Aralıksız bir biçimde oraya bakan kedime ve sonra duvara baktım. Olduğu yerden kalkıp yataktan atlayan kedim öylece odadan çıktı.

Olanlara, gördüğüm rüyalara anlam veremez hâldeyken tüylerim diken dikendi. Banyoya gidip yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve yatağa uzandım. Sanırım bu gecelik bu kadar tuhaflık yeterdi. Benim uzandığımı gören kedim geldi, kucağıma kıvrılıp yatarken yine tek bir noktaya koca koca açtığı gözleriyle bakıp duruyordu.

Bunu düşünmemeye çalışarak gözlerimi yumdum. Artık Kral yoktu. O ölmüştü. Ben özgür ve serbesttim. Başladığım noktadaydım. Hayata yeniden başlamıştım. Hatta bu kez hayatımın en iyi versiyonuyla.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! 💞 Hikâyemi buraya kadar okuyan siz okurlarıma öncelik olarak çok teşekkür ediyorum, eğer beğendiyseniz sizin gibi beğenebileceğini düşündüğünüz kişilere KUTU'yu tavsiye ederseniz çok sevinirim. ❤️Final bölümü hakkında neler düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz. FİNALE SON 1 BÖLÜM! KUTU'ya veda ediyoruz. Umarım son bölümümüzü de beğenerek okursunuz. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18