3. bölüm / 4
Kusursuz Görünen 🖤Herkesin Önünde
Bölümler 4Şu an: Herkesin Önünde
- 1 Kusursuz Kız733 kelime
- 2 Herkesin Bildiği Sırlar1.721 kelime
- 3 Herkesin Önünde981 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Kusursuzluğun Ardında818 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3. Bölüm
Melisa Çelik için pazartesi sabahları diğer günlerden farklı değildi.
Aynı şoför, aynı siyah araba, aynı okul kapısı ve onu gördüğünde selam vermek için birbirleriyle yarışan öğrenciler…
Arabadan indiğinde çantasını omzuna yerleştirdi. Uzun, küllü açık kahverengi saçları omuzlarından aşağı dümdüz dökülüyordu. Lacivert blazerinin düğmeleri kapalı, gri çizgili kravatı kusursuz biçimde yerindeydi.
Beren, İrem ve Ece okulun girişinde onu bekliyordu.
“Sonunda geldin!” dedi Beren. “Sana anlatacaklarım var.”
Melisa telefonunu çantasına koydu.
“Günaydın demeyi unuttun.”
Beren gülerek ona sarıldı.
“Günaydın, kusursuz kızımız.”
“Daha iyi.”
Ece gözlerini devirdi.
“Bir gün bu egon yüzünden okulun çatısı uçacak.”
Melisa ona gülümsedi.
“Çatı uçarsa en azından güzel bir manzaramız olur.”
İrem güldü. Dördü birlikte okulun kapısından içeri girdi.
Melisa, koridorun karşı tarafında Yağmur'u gördüğünde adımları yavaşladı.
Yağmur, Zeynep ve Elif'le konuşuyordu. Üçü de bir şeye gülüyordu. Yağmur'un yüzündeki rahat ifade, Melisa'nın dikkatini çekti.
Daha birkaç gün önce bu okula gelmişti.
Buna rağmen sanki yıllardır buradaymış gibi davranıyordu.
Beren de onu fark etti.
“Şuna bak. Daha şimdiden kendine arkadaş bulmuş.”
Ece kollarını birleştirdi.
“Bazı insanlar ilgi çekmek için doğmuş gibi davranıyor.”
İrem iç çekti.
“Belki de sadece arkadaşlarıyla konuşuyordur.”
Melisa, İrem'e dönüp baktı.
“Bugün herkesi savunmak zorunda mısın?”
İrem'in yüzündeki gülümseme silindi.
“Kimseyi savunmuyorum, Melisa. Sadece söylüyorum.”
Melisa cevap vermeden yürümeye devam etti.
Yağmur'un yanından geçerken göz göze geldiler.
Yağmur bakışlarını kaçırmadı.
Melisa da gülümsemesini bozmadı.
Ama ikisi de birbirinin aklından geçenleri merak ediyordu.
İlk ders edebiyattı.
Öğretmen sınıfa girip masasının üzerine kitaplarını bıraktıktan sonra öğrencileri süzdü.
“Bu dönem bir sunum çalışması yapacağız. Herkes ikili gruplar hâlinde çalışacak. Konuları ve eşleşmeleri ben belirledim.”
Sınıfta hafif bir uğultu yükseldi.
Melisa kalemini parmaklarının arasında çevirdi. Grup çalışmalarını seviyordu; özellikle de kiminle çalışacağını kendisi seçebildiğinde.
Öğretmen isimleri okumaya başladı.
“Beren ve İrem.”
Beren, İrem'e dönüp başparmağını kaldırdı.
“En azından birbirimizi tanıyoruz.”
“Ece ve Arda.”
Ece'nin yüzü düştü.
“Şaka mı bu?”
Arka sıralardan Arda'nın sesi geldi.
“Ben de seni görmek için can atıyordum.”
Sınıfın bir kısmı güldü.
Öğretmen isimleri okumaya devam etti.
“Demir ve Efe.”
Demir sakince başını salladı. Efe ise Arda'ya dönüp alaycı bir bakış attı.
Sonra öğretmen bir sonraki ismi söyledi.
“Melisa Çelik ve Yağmur Yılmaz.”
Melisa'nın kalemi parmaklarının arasında durdu.
Yağmur başını kaldırdı.
Sınıftaki birkaç öğrenci birbirine baktı.
Beren hemen öne eğildi.
“Hocam, bir değişiklik yapabilir miyiz?”
Öğretmen gözlüğünü düzeltti.
“Hayır, Beren. Grupları özellikle böyle oluşturdum. Herkes farklı kişilerle çalışmayı öğrenmeli.”
Melisa elini kaldırdı.
“Hocam, ben sunumun sorunsuz ilerlemesini istiyorum. Başka biriyle çalışmam mümkün mü?”
“Melisa, bu bir yarışma değil. Yağmur'la çalışacaksın.”
Melisa'nın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Tabii hocam.”
Yağmur ona baktı.
“Benim için sorun yok.”
Melisa başını çevirdi.
“Ne kadar güzel. En azından bir konuda anlaşabiliyoruz.”
Yağmur karşılık vermedi.
Öğretmen sunum tarihini açıkladıktan sonra dersine devam etti. Fakat Melisa'nın dikkati artık tahtada değildi.
Yağmur'la çalışmak zorunda kalması, günün en sinir bozucu haberi olmuştu.
Üstelik Yağmur'un bu durumdan hiç rahatsız görünmemesi işleri daha da kötüleştiriyordu.
Öğle arasında Melisa, Beren, İrem ve Ece her zamanki masalarına oturdu.
Beren tepsisini masaya bıraktı.
“Sunum için üzgünüm.”
Melisa çatalını eline aldı."
“Neden?”
“Yağmur'la çalışacaksın.”
Melisa omuz silkti.
“Alt tarafı bir sunum.”
Ece öne eğildi.
“İstersen ona iş yaptırmayız. Her şeyi sen hazırlarsın, sonra da sunumu tek başına yaparsın.”
İrem hemen itiraz etti.
“Bu hiç adil olmaz.”
Ece ona döndü.
“Kimse sana fikrini sormadı.”
“Ece,” dedi Melisa.
Ece sustu ama yüzündeki ifade değişmedi.
Melisa bir süre yemeğiyle ilgilendi. Sonra başını kaldırdı.
“Sunumu birlikte yapacağız. Benim notumun düşmesine izin vermem.”
İrem rahatlamış gibi görünüyordu.
“Güzel. Belki düşündüğün kadar kötü biri değildir.”
Melisa'nın çatalı tabağa hafifçe çarptı.
“İrem, senin sorunun ne?”
İrem şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne?”
“Son zamanlarda sürekli Yağmur hakkında iyi şeyler söylemeye çalışıyorsun.”
“Çünkü kızın sana ne yaptığını anlamıyorum. İlk günden beri ona karşı bir şeyin var.”
Melisa'nın bakışları sertleşti.
“Bana karşı geldi.”
“Bu, ondan nefret etmen için yeterli mi?”
Melisa cevap vermedi.
Beren araya girdi.
“Tamam, konuyu kapatalım.”
Ama Melisa'nın canı artık yemek istemiyordu.
Sandalyeyi geriye çekerek ayağa kalktı.
“Ben biraz hava alacağım.”
Kimse onu durdurmadı.
Melisa, koridorun sakin bir köşesine geçtiğinde telefonunu çıkardı. Kerem'e mesaj yazmayı düşündü ama vazgeçti.
Tam o sırada birkaç metre ileride Yağmur'u gördü.
Yağmur elindeki deftere bakıyor, bir yandan da Zeynep'le konuşuyordu. Elif yanlarında değildi.
Melisa bir süre onları izledi.
Sonra yanlarına yürüdü.
“Yağmur.”
Yağmur başını kaldırdı.
“Efendim?”
“Sunum için kütüphanede çalışacağız. Bugün okuldan sonra. Saat dörtte.”
Yağmur defterini kapattı.
“Benimle konuşmadan karar mı verdin?”
Melisa kaşlarını kaldırdı.
“Bir saat belirledim. Bunda ne var?”
“Benim de bir programım olabilir.”
“Öyleyse söyle, başka bir saat belirleyelim.”
Yağmur kısa bir an duraksadı. Melisa'nın bu kadar kolay geri adım atmasını beklememişti.
“Dört uygun,” dedi. “Ama sunumu gerçekten birlikte hazırlayacaksak benim de fikirlerimi dinleyeceksin.”
Melisa gülümsedi.
“Elbette. Sen konuşursun, ben dinlerim.”
Yağmur onun sesindeki imayı fark etti.
“Bunu dalga geçmek için söylediysen hiç komik değil.”
Melisa'nın gülümsemesi biraz genişledi.
“Daha ilk haftadan mizah anlayışımı mı eleştiriyorsun?”
“Hayır. Sadece ne demek istediğini anlıyorum.”
İkisi bir süre birbirine baktı.
Sonunda Melisa arkasını döndü.
“Dörtte kütüphanede. Geç kalma.”
Yağmur onun uzaklaşmasını izledi.
Zeynep yanına yaklaştı.
“Bu kızla aynı sunumu nasıl yapacaksın?”
Yağmur omuz silkti.
“Sunumu yapacağım. Onunla arkadaş olmak zorunda değilim.”
“Umarım iş bu kadar basit kalır.”
Yağmur cevap vermedi.
Çünkü Prestij Akademisi'nde hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlıyordu.
Dersler bittiğinde Melisa, kütüphaneye gitmeden önce Kerem'i bahçede buldu.
Kerem, Arda, Demir ve Efe'yle konuşuyordu. Melisa'yı görünce yanına geldi.
“Bugün benimle çıkmıyor musun?”
Melisa başını iki yana salladı.
“Sunum için kütüphaneye gitmem gerekiyor.”
“Kimle?”
Melisa ona baktı.
“Yağmur'la.”
Kerem kısa bir an durdu.
“Anladım.”
Melisa gözlerini kıstı.
“Bu kadar mı?”
“Ne dememi bekliyorsun?”
“Bilmiyorum. Belki de benimle dalga geçmeni.”
Kerem hafifçe güldü.
“Seninle neden dalga geçeyim?”
Melisa'nın yüzü yumuşadı.
“Bilmiyorum.”
Kerem onun elini tuttu.
“Sunumunu hallet. Sonra konuşuruz, olur mu?”
Melisa başını salladı.
“Olur.”
Kerem onu yanağından öptü.
Melisa kütüphaneye doğru yürürken arkasını dönüp ona baktı. Kerem arkadaşlarıyla konuşmaya devam ediyordu.
Her şey normaldi.
Öyleyse neden gün boyunca kendini huzursuz hissetmişti?
Melisa bu sorunun cevabını bilmiyordu.
Ama bir şeyden emindi.
Yağmur Yılmaz'la yapacağı sunum, sandığından çok daha zor olacaktı.
Bölüm etkileşimi
