3. bölüm · KURŞUN VE CÜBBE
3.BÖLÜM
...
Otobüsün içindeki bağırışmalardan dolayı uyandım,bir de ne göreyim?
Başım Kuzey'in omzundaydı ve o ise camdan dışarı bakıyordu.
İlk başta inanamadım yani benim başım Kuzey'in omzunda mıydı?
EVET ÖYLEYDİ
Hemen doğrulup onu ittim.
"Niye başım senin omzunda ve niye herkes bağırışıyor?"
"Sen başını bana yasladın uyurken ben de rahatsız etmek istemedim."
"A-anladım.Peki madem şimdi ikinci soruma cevap ver,neden az önce herkes bağırıştı?"
"Bizi bu hâlde gördükleri içindi."
Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve otobüsteki herkesin hâlâ bize baktığını fark ettim.Ben de onlara baktım.
Fatih birden çığlık çığlığa yerinden kalktı.
"Ooo,ula hani siz arkadaştınız bu ne?Kuzey sana da yazıklar olsun ha,yavuklun var ve bana demedun oyle mi?"
Bir dakika yavuklu mu dedi o?
Ne yavuklusu ya!
"Fatih,ya biz arkadaşız daha dün tanıştık."
İdil birden lafa atladı.
"Biz de bunu yedik öyle mi Kuzey,neyse ayrıca çok yakışıyorsunuz."
Bana göz kırptı.Hemen yerimden kalktım ve otobüsten indim zaten benzinlikte durmuştuk.İki tane su satın alıp geri geldim ve otobüse bindim.Ne diye iki tane aldıysam,yine yanlış anlayacaklardı kesin.
Kuzey'in yanına oturdum.
"Su ister misin Kuzey?"
"Olur.Teşekkür ederim."
Gamze yanıma gelip kulağıma fısıldadı.
"Sence de biraz hızlı ilerlemiyor musunuz Derin?"
"Gamze! Saçmalama ne ilerlemesi arkadaşız dedik ya."
Omuz silkip yerine oturdu.Kuzey'le birbirimize baktık.
Fatih yerine oturdu ve yeni bir duyuru yaptı.
"Evet argadaşlar,Ordu bizi bekley!"
Gamze'nin yanına gittim.
"Gamze yer değişelim mi?Sen otursan Kuzey'in yanına."
"Nedenmiş?"
"Ya lütfen Gamze!"
"Tamam tamam,gel."
Gamze'yle yer değiştik,artık ben Bora'yla,Gamze de Kuzey'le oturuyorduk.
Az sonra telefonuma bir bildirim geldi.
"Benimle oturmaktan sıkıldın mı yoksa?"
"Ne alakası var Kuzey?Sonra yanlış anlıyorlar,hele birde abim duyarsa var ya..."
"Şaka şaka,sorun değil."
...
Bir kaç saat boyunca uyudum,ama kimseye yaslanmadan;)
Uyandığımda minibüsün içinde kimse yoktu,Kuzey dışında.Yanı başımda tost yiyordu, doğruldum ve merakla sordum.
"Herkes nerede ve neden sen buradasın?"
"Tost yemeye gittiler,bende gidecektim ama...Sen uyurken sana göz kulak olmamı söylediler."
"Sanki ihtiyacım varmış gibi..."
Söylenmeye devam ettim fakat Kuzey cevap vermiyordu.Az sonra tostundan ısırdığı yeri koparıp kalanını bana uzattı.
"Sana da getirirler birazdan ama acıktıysan bunu yiyebilirsin."
"Gerek yok."
Aklıma bir şey takıldı.
"Bir şey sorabilir miyim?"
"Tabii ki."
"Yani benim okuduğum kitaplarda falan böyle asker karakterleri sert yazıyorlar ama siz neden hiç öyle değilsiniz?"
"Nasıl yani?"
"Yani neden hiç sert değilsiniz?"
"Biz görev başında sertizdir.Onun dışında özellikle de kadınlara ve çocuklara karşı oldukça anlayışlı insanlarız elhamdülillah."
"Anladım."
Birden kestirip attım,bir yerden muhabbet açmak istedim ama ne konuşanileceğimizi de bilmiyordum.
"Ee,sen hakimdin değil mi?"
"Evet."
"Hukuk okudun yani?"
"Tabii ki de hukuk okudum Kuzey."
"Biliyorum yani ben sohbet etmek istedim ama neyden konuşacağımızı da bilemedim."
Eliyle başını kaşıdı,o an içimde hiç hissetmediğim bir his oldu sanki.Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı.
Yanımda otururken omzunun omzuma değmesini normalde umursamazdım. Bu kez birkaç saniye boyunca kıpırdamadan kaldım.
Sonra hemen uzaklaştım.
“Ne oldu?” diye sordu.
“Hiç.”
Gerçekten de hiçbir şey olmamıştı.
En azından ben öyle sanıyordum.
Sadece, onun yanında neden bir anda bu kadar farkında olduğumu anlayamıyordum.
Göz göze geldik bakışlarımı kaçırmak istedim,kaçıramadım.Ela gözleri çok güzel bakıyordu sanki...
...
Öylece otururken bana verdiği tostu yemeye başladım,o anda içeri diğerleri girdi.
Fatih sırıtıyordu,belli ki yine bir muziplik peşindeydi.
"Ooo,biz hanımefendiye tost getiriyoruz ama hanımefendi çoktan Kuzey'in tosta çökmüş."
Kuzey'e göz kırptığını fark ettim,İdil yanıma geldi.
"Sana tostunu mu verdi."
O sorunca fark ettim,Kuzey gerçekten bir gündür tanıdığı bir kadına nasıl böyle yakın davranıyordu sorgulamaya başladım.
"E-evet."
"Yanii..."
"Kendini sana yakın hissetmiş."
Dirseğimle koluna vurdum.
"İdil saçmalama,hem bir kız bir erkekle arkadaş olamaz mı?"
"Olabilir."
"O zaman?"
"Peki peki,öyle olsun."
Kalktı ve Alp'in yanına oturdu.
Herkes bize bakıyordu hâlâ,az sonra yerlerine oturdular.
Fatih moladan sonraki duyuruyu yaptı.
"Evet sayin yolcularımız,yalnızca 3 saatlik yolumuz kalmiştur.Duyurulur."
Kendi kendime söylendim.
"3 saat mi,ben o kadar çok mu uyudum ya?"
Kuzey duymuş olacak ki cevap verdi.
"Evet Derin,o kadar çok uyudun."
Çantasından bir defter çıkardı ve bir şeyler yazmaya başladı.
"Ne yazıyorsun?"
"Günlük."
"Bir asker günlük mü yazıyor yani?"
"Evet,annemin vasiyetiydi bu 'eğer rüyana girmezsem o gün neler yaptığını günlüğüne yaz ki sen yazarken okuyayım' demişti bana...ölmeden önce."
Yuzü düştü,az önce parlayan ela gözlerini yere dikti ve bir kaç kez burnunu çekti.
"Allah rahmet eylesin."
"Sağol."
Elimi omzuna koydum.
"Hadi,bugün yaptıklarını günlüğüne yaz ki annen okusun."
Çantamdan bir peçete çıkarıp verdim.
"Bazen güçlü insanlarda ağlayabilir,sende ağlayabilirsin."
Peçeteyi aldı.
"Teşekkür ederim Derin."
Başımı salladım,telefonum titredi.
"Kızım neredesiniz vardınız mı Ordu'ya?"
"Daha varmadık annem,3 saatlik yolumuz kaldı."
"Peki balım bir sıkıntı falan yok değil mi?"
"Yok annem."
"İyi bakalım hadi görüşürüz."
"Baybayy."
Şimdi fark ettim,Kuzey'le oturuyordum aslında az önce omzu omzuma değdiğinde de fark etmiştim ama aldırmamıştım, 'neyse' diye geçirdim içimden.
Bir kaç saniye geçti ki bu sefer telefonum çaldı arayan abimdi.
"Alo."
"Böcek,şimdi seni görüntülü arayacağım şu ARKADAŞLARINI bir göster bakayım bana."
"Ama ab-"
Telefon suratıma kapandı ve abim görüntülü aradı.Açtım.
Önce Gamze'yi gösterdim,
"Merhaba,abisisiniz galiba."
"Diğeri."
Abim konuşmuyordu, Bora'yı gösterdim.
"Selamünaleyküm."
"Aleykümselam, diğeri."
Alp'i gösterdim.
Baş selamı vermekle yetindi.
"Diğeri."
İdil'i gösterdim.
"Helloo."
"Diğeri."
Fatih'i gösterdim.
"Selamünaleyküm Derin'in abisi gardaşum."
"Aleykümselam kardeşim Ordu'lu sensin demi?"
"He benum."
"Tamamdır,Derin sana emanet sen iyi bilirsin memleketini."
"Tabii ki,hiç merag etma."
Yerime oturdum.
"Ee,hani sonuncu?annem 4 erkek var demişti."
"Abi bir sabırlı ol ya,al sana Kuzey."
Telefonu Kuzey'e verdim.
"Merhaba kardeşim."
"Merhaba Merhaba,hadi Derin'e ver telefonu."
Telefonu aldım,abim bir süre duraksadı.
"Görüşür-"
Sözüm yarıda kesildi ve abim bağırmaya başladı.
"ULAN O HERİF SENİN YANINDA MI OTURUYORDU,UMARIM ARKADAŞINDIR DERİN UMARI-"
Telefon kapandı, internet gitmişti.
"İnternet gitti."
"Dağlık bir yerden geçiyoruz ya ondandır."
Gamze seslendi.
"Abin için sorun olacaksa yer değişebiliriz Derin,bana fark etmez."
"Yok,abimin haberi yok sonuçta."
Kuzey günlüğüne bir şeyler yazmaya devam ediyordu.
Başımı cama yasladım,uyumuşum.
...
Uyandığımda başımda Gamze vardı.
"Derin,hadi uyan."
"N'oldu ki."
"Ordu'ya geldik!"
Hemen doğruldum ve koşarak minibüsten indim.
Peşlerinden koşuyordum ki Kuzey birden durdu ve sırtına çarpıp yere düştüm.
"D-derin iyi misin?"
Yere çöktü ve omuzlarıma ellerini koydu.
"Özür dilerim ben sadece...geliyor musun diye bakmak için arkamı dönecektim."
Koluna tutunup kalktım.
"Sorun değil,bende yanına gelip seni korkutacaktım."
Güldü,güldüm...
Fatih en önden gidiyordu,bir evin önünde durdu.
"İşte benum anneannemin,Cevriye Sultan'ın evi.Hayde girelum."
Onu takip ettik, kapının önünde 6 kişi bekliyorduk,Fatih kapıyı çaldı.
Yaşlı güler yüzlü bir teyze açtı kapıyı.
"Oyy,kuzum benim.Argadaşlaruni de mi ketirdin?Niye haber etmedin evladım ona göre döşek sererdum."
Arkadan atıldım.
"Sorun değil Cevriye Hanım,biz koltukta falan da yatarız,yani her yerde yatarız sorun değil."
"Hanım mı?Teyze deyin bana oldu mi?"
Hep bir ağızdan cevapladık.
"Tamam Cevriye Teyze."
Çok sevmiştim Cevriye teyzeyi,mavi gözleri vardı boncuk boncuk bakan.
İçeri doluştuk,oturma odasındaki koltuklara doluştuk ve Cevriye teyzeyi dinledik.
"Benum adım Cevriye,herkes bana Cevriye Sultan der.Sizde diyebilirsiniz ha!"
Yanındaki sürahiden bir bardak su alıp içti.
"Ee,sizin adınız ne? Kimlerden siniz,nerelisiniz,meslek ne?"
Kuzey başladı.
"Ben Kuzey,askerim.Fatih'in bir timde olduğunu biliyorsunuzdur o timin komutanıyım."
"Ne güzel yavrum ne güzel."
Ben devam ettim.
"Ben Derin,hakimim."
"Adaleti sağlamak çok iyidir evladım."
"Ben Alp, timde keskin nişancı ve teğmenim."
"Ben Bora,timde sızma uzmanıyım,üsteğmenim."
"Ben Gamze,timde saha sağlık subayıyım."
"Ben İdil,ben de doktorum."
Alp detay ekledi.
"Biz de İdil'le sevgiliyiz."
"Birbirinize sevdalusunuz he?"
"Evet."
İdil'in yanakları kızardı.Alp'in kulağına eğildi.
"Alp bunu herkese söylemek zorunda mıyız?"
"Değiliz."
Alp pek umursamadı.
İdil'de devam ettirmedi.
Kuzey bana seslendi.
"Derin."
"Efendim Kuzey."
"Biraz gelir misin?"
"Ta-tamam."
Bahçeye çıkarken Gamze'nin arkamızdan "Onlarda birbirlerini seviyorlar bence Cevriye Teyze."
Dediğini duydum.Bahçeye çıktık ve oturabileceğimiz bir bank aradık,ardından umursamaz şekilde Kuzey'e öneride bulundum.
"Kuzey gel yere oturalım bari,nasılsa her yer çimen."
Başıyla onayladı ve çimlere oturduk.
"Ne söyleyecektin bana?"
"Ben,seninle biraz sohbet etmek ve seni biraz daha tanımak istiyorum Derin,biz askerler kimseye kolay kolay güvenmeyiz."
Güldüm.
"Peki yüzbaşı bey,25 yaşındayım,babam beni İstanbul'a neden gönderdi hâlâ bilmiyorum.Ailemdem ve arkadaşlarımdan ayrıldım,en sevdiğim renk lacivert,en sevdiğim çiçek lilyum.Yeterli mi?"
"Şimdilik yeterli hakim hanım,verdiğin bilgilerde bir oraya bir buraya atladın ama neyse."
Güldü, bende hafifçe tebessüm ettim.Hafifçe ama içten...
Sonra onun sevdiği şeylerden ve yaşadıklarından konuşmaya başladık.
"Ben 28 yaşındayım,annem ben 14 yaşındayken öldü,babam bana bakmak istemeyince yetimhaneye verdi,belki şimdi yeni bir ailesi falan vardır bilemiyorum..."
Boğazını temizledi.
"...en sevdiğim renk galiba yok her rengi severim,en sevdiğim çiçek yani...çiçeklerle pek ilgilenmem o yüzden o da yok ve en büyük korkum kız kardeşime zarar gelmesi ve bir gün üniformamı çıkarmak zorunda kalmak."
Gözleri dolmaya başlamıştı.
"Ve-"
Sözünü kestim.
"Kuzey,ağlama.Eğer ağlayacaksan bunu görmek istemiyorum."
"Ama neden?"
"Çünkü sen,ağlamayı en az hak eden insansın...tekrar başın s-"
Bora'nın sesiyle konuşmam bölündü.
"Oo,baş başa çimenlerin üstünde sohbet ediyorsunuz öyle mi?"
"Ne başbaşası Bora?"
"E demin biz yoktuk ya başbaşaydınız işte."
Kuzey'in sabrı taşmış gibiydi.
"Lan Bora!Size ne oğlum başbaşa falan da değildik ve biz arkadaşız.Salak salak konuşmayın!"
Herkes mum gibi olmuştu.İçeriden Cevriye Teyze geldi.
"Oy nenem,ula noldu size böyle?"
"Ya Cevriye Teyze şu aptallara bir şey söyle bizimle ilgili yorum yapıp durmasınlar yoksa elimden bir kaza çıkacak ona göre."
"Tamam evladım ben uyarirum onları,hayde gelin de yemek yiyin."
Kuzey elimden tuttu ve beni kaldırdı eve doğru gittik, girdiğimizde de herkes mum gibiydi.Sakin sakin yedik Cevriye Teyze'nin yemeklerini.
...
Yatma vakti geldiğinde erkekler bir odada kızlar ise Cevriye Teyze'nin serdiği döşeklere yattılar.İçimde bir sıkıntı vardı bu saatte annemi ararsan da telaşlanırdı uyumaya çalıştım ama başaramadım,sabaha kadar ayaktaydım.
Azsonra kızlarla ve Cevriye Teyze'yle beraber kaldığımız odanın kapısı çalındı.
"Gel."
İçeri Fatih girdi.O girer girmez Cevriye Sultan dışında herkes nasıl olduysa doğruldu.
"Oo,uyuyan güzeller sonunda uyanduzun oyle mi?"
"Uyandık işte Fatih."
"Tamam tamam,bakıyom da sinirlisun biraz."
Kimse cevap vermedi,ardından Bora geldi.
"N'oluya lan burda."
Fatih sırıttı.
"Kizlari uyandirmağa geldiydim de biraz sinirlilar heralde."
Bora Fatih'in ensesine bir şaplak attı.
"Ulan sarı kafa,rahat bırak ne kadar isterlerse uyusunlar.Gel biz de dünden kalan sarmaları yiyelim."
İdil ve Gamze.Aynı anda birsürü şey söylediler.
"Sarma mı?"
"Niye siz yiyormuş sunuz?"
"Hem belki biz de yemek istiyoruz."
"Neyse Alp zaten bana ayırır."
Ben ilk başta umursamadım fakat sonra işin ciddiyetini anladım.Basbaya bir ortamda bensiz sarma yenilecekti.
SARMA
Hemen yerimden kalktım.
"SARMA MI!BEN DE İSTİYOM."
Alp sesime koşup geldi.
"N'oldu Derin ne bağırıyon İdil'e bir şey mi oldu?"
Telaşlandığını fark ettim.
"Ya ben bensiz sarma yiyecekler diye bağırdım bir şey yok."
Hemen mutfağa koştum ve gördüm ki...
KUZEY ÇOKTAN YEMEYE BAŞLAMIŞTI.
Tam elini tencereye götürüyordu ki yanına oturup bir hışımla eline vurdum.
"Haber de vermiyorsun Kuzey ya!"
"Ne hab-ha anladım sen haber vermeden sarma yiyorum diye..."
Kıkırdadı.
"Kusura bakma hakim hanım birdahakine haber veririm."
"Bu arada dün söylemedim ama en sevdiğim yemek de yaprak sarmadır ona göre."
"Ne tesadüf, benimde."
Bir süre gözlerime baktı sonra elini tencereye daldırdı ve aldığı sarmayı benim tabağıma koydu.
"Teşekkür ederim."
"Bişi değil."
Tekrar göz teması kurduk ve bu diğerleri gelene kadar sürdü,ela gözlerine baktım.Çok güzellerdi...
...
Diğerleri geldi.
Sofraya oturdular.
"Hadi afiyet olsun guzularım doyana kadan yiyin oldu mi?"
"Sağol Cevriye Teyze."
Yemeklerin tadı o kadar güzeldi ki anlatamam.Herkes yemeklerini sakince yediktan sonra Kuzey ayaklandı.
"Fatih burada yakında camii falan var mı?"
"Var var bak bu dağdan aşaği sal kenduni.Sonra asfalta in ordan dümdüz yürü,yönünü sola ver ha orda."
"Tamam tamam aklımda tuttum galiba ben bulurum,hadi görüşürüz."
Herkes hoşçakal dedikten sonra Kuzey evden çıktı.
Ben de biraz kafa dağıtmak istedim.
"Ben de çıkıyorum dolaşacağım biraz."
İdil Alp'i kolundan tuttuğu gibi kaldırdı.
"Gel Alp bizde gidelim."
"Gidelim madem."
Hep beraber dolaşıyorduk ki bankta tek başına oturan birini gördüm.
KUZEY
"Alp,İdil hadi siz dondurma falan alın marketten ben biraz oturacağım.
"Tamam."
Kol kola markete doğru gittiler, ben de Kuzey'in yanına oturdum ve elimi omzuna koydum.
"Kuzey,iyi misin?"
"Değilim Derin."
Bana baktı,uzunca baktı ve sonra ayağa kalktı,ben de kalktım o kalkınca.Sonra birden...
BANA SARILDI
Kollarımı sırtına doladım.
Bu sarılma çok kısa sürdü.Ayrıldı.
O sakindi ben ise kalakalmıştım,az önce olanları sindirmeye çalışıyordum sanki...
Sanki çok önemli bir şey olmuş gibi...
"Ö-özür dilerim ben sormadan...sarıldım ama yani ve-"
Sözünü kestim.
"Sorun değil ve eğer...ihtiyacın varsa istediğinde sarılabilirsin Kuzey,sormana gerek yok ki."
"Yani ben,kimseye sormadan sarılmam o... o yüzden yani aslında neden sarıldığımı da bilmiyorum ben sadece...birine sığınmaya ihtiyacım vardı yani o yüzden..."
Bunları söylerken ela gözlerinden yaşlar akıyor ve yanaklarından asağı süzülüyordu,ona baktıkça ben de üzülüyordum sanki...
Ardından ona peçete versin, gözyaşlarını sildi.Hemen sonra İdil ve Alp geldi.
"Dondurma aldıık,Ku-Kuzey sen ağladın mı?"
"Hayır lan ne ağlıcam,bana neyli aldınız?"
"Kakaolu,en sevdiğinden."
Hemen Alp'in elinden dondurmasını aldı ve yemeye başladı,üzgün olduğunu onu tanımayan biri bile anlayabilirdi yani.
Ben de çilekli olanı aldım ve yemeye başladım.Tadı çok güzeldi İdil ve Alp'de dondurmalarını alıp yemeye başladılar.
Kuzey onlara bir şeyler anlatıyordu,fakat ben onu dinleyemiyordum.Gözlerim onun yüzünde takılı kalmıştı,gözünün altındaki beni bile farketmiştim...
...
Hep beraber eve döndük,sohbet ediyor gülüşüyorduk.
Fatih birden Cevriye Teyze'nin yüzünü düşüren bir şey söyledi.
"Yalniz anneannecim biz yarından sonraya kadar izin aldık yarun gidecez sabahtan."
"Az daha kalsanız olmaymiydi?!"
"Olmaz Cevriye Teyze,askeriyede bizim görevelri başkaları yapıyor şuanda,onlara yazık değil mi?"
"Ne bileyim evladım,peki madem sabahtan gidecekseniz hazırlanin yavrum,saat geç olmuş."
Kalktık ve odalara geçtik,herkes eşyalarını topluyorud,daha doğrusu sadece ben.
...
Oturma odasına gittiğimde herkes beni bekliyordu,hep beraber dışarıda oturacağımızı söylediler,beraberce dışarı çıktık ve çimlerin üzerine oturduk.
Herkes sohbet ederken ben Kuzey'i izliyordum,gerçekten sebebini bilmiyordum ama sanki ondan gözlerimi kaçıramıyordum.İdil'in beni dürtmesiyle kendime geldim.
"Önüne bak kız artık."
"Ta-tamam."
Sohbete dahil olmaya çalıştıysam da başaramayınca ben de İdil'le işimizden ve ailemizden konuşmaya başladık.
...
Üşüdüğümü fark ettim.
"Hava da soğukmuş."
Omuzlarımı kollarımla okşadım.
Gökyüzüne bakarken Kuzey'in sesiyle bakışlarımı yeniden ona çevirdim.
"Ceketimi vereyim mi?"
Ceketini çıkardı ve bana uzattı.
"Gerek y-"
Ceketi çoktan omuzlarımdaydı,tekrar önüne döndü,neydi şimdi bu.Ceketini vermişti ama suratıma bile bakmamıştı,beni umursuyor muydu bilmiyorum...
Bunu neden merak ettiğimi de...
...
Koşarak içeri girdim sırtimda Kuzey'in ceketiyle.
Hemen Ece'ye mesaj attım.
"Ece,acil bir şey oldu?"
Beklerken canım arkadaşımdan tabiki de saniyesinde cevap geldi.
"Ne oldu Derin,ne acılı?Kötü bir şey mi oldu?"
Sadece Kuzey'in ceketinin fotoğrafını çekip attım.
"Derin'im?Kimin bu ceket?"
"Kuzey'in."
"Kuzey kim kızz."
"Ya kanka burda tanıştım,adamın biri işte."
"Emin misin?"
"Evet."
"Neyse acil olan şey neydi?"
"Yani,galiba Kuzey benim için sadece adamın biri değil,bana çok yakın davranıyor.Ela gözleri,baktıkça kayboluyorum sanki."
"Kanka seeen,aşık olmuşsun kızımm."
Mesajına görüldü attım.Telefonumu kapattım ve yattığım kanepeye uzandım.
Kendi kendime mırıldandım.
"Ben...aşık... olmuşum."
3.BÖLÜM SONUUU,YORUM YAZMAYI UNUTMAYIINN
