1. bölüm · KURŞUN VE CÜBBE

1.BÖLÜM

damla.yadamlayagölolurbtww .

Öncelikle hepinize hoşgeldiniz demek istiyorum,bu benim ilk kurgum ve kibar eleştirilere açığım,fakat lütfen yorumlarda küfür tarzı şeyler olmasın.
Sizi daha fazla bekletmeden karakter tanıtımlarına geçelimmm...
...

Derin KAYA
Hakim,
İzmir'den İstanbul'a taşındı,
En sevdiği renk lacivert,
En sevdiği çiçek lilyum,
26 yaşında.
...

KUZEY BOZKURT
Asker(yüzbaşı),
Börü Timi'nin komutanı,
En büyük korkusu kız kardeşine zarar gelmesi ve bir gün üniformasını çıkarmak zorunda kalmak.
...

YASEMİN KAYA
Derin'in annesi,
İyi kalpli,
Sevecen,
En hassas noktası ailesidir.
...

CENGİZ KAYA
Sert biri,
Sırları var,
Onun için en mühim şey para.
...

ARAS KAYA
Derin'in abisi,
30 yaşında,
En hassas noktası kardeşi ve annesidir,
Babasıyla arası kötü.
...

GAMZE KUYUCU
Börü Tim'inde saha sağlık subayı,
27 yaşında,
Arı alerjisi var,
En hassas noktası kardeşi ve kedisi Duman.
...

FATİH KORAL
30 yaşında,
Börü Tim'inde iz takip ve keşif personeli,
KARADENİZLİİİ
Anneannesini çok sever.
...

ALP KARACA
En hassas noktası İdil,
Börü Tim'inde keskin nişancı,
Sadık biri,
27 yaşında.
...

BORA KESKİNALP
Börü Tim'inde sızma uzmanı,
En hassas noktası Timi,
İyi kalpli,
Esprili.
...

İDİL KARACA
En hassas noktası Alp,
En sevdiği renk pembe,
Fazla neşeli.

____________1.BÖLÜM_____________

°°°
Sabah alarmın çalışıyla zar zor da olsa uyandım,saat daha 06.25'ti.Gerçekten alarmı bu kadar erkene mi kurmuştum?
Bir kaç dakika yatakta öykece oturduktan sonra kalkıp lavaboya gittim,duş alıp çıktım.
Kahvaltıda bir dilim ekmeğin üzerine reçel sürüp yemek ve yanında bir bardak kahve içmekle yetindim.
Dişlerimi fırçaladım ve odama doğru gittim.
Üzerime sıradan beyaz bir tişört ve siyah bol bir pantolon giydim,makyaj masama oturdum.Saçlarımı yüksek bir at kuyruğu yapıp hafif maskara,ruj ve allık sürdükten sonra salona indim.Çantamı aldım ve kapıya doğru yöneldim.
Çıkarken saate son kez baktım.Buluşacağım arkadaşımı,Ece'yi çoktan 10 dakika bekletmiştim bile,sanırım duşta biraz uzun süre kalmış olmalıydım.

Dairemden çıktım,apartmanda merdivenleri inerken bile hâlâ gözlerimden uyku akıyordu.
Apartmanın önüne geldiğimde sokaklar sakindi.Biraz yürüyünce karşıma çıkan ilk otobüs durağında beklemeye başladım yaklaşık 5 dakika sonra otobüs geldi,bindim ve sessizce cam kenarı bir yere oturdum.
Zaten 5-10 dakika otobüs kullanacaktım,bari rahat ve huzurlu kullanayım diye düşündüm.
Kulaklığımdan Yalın'ın Aşk Ne Demek şarkısını açtım ve yol boyunca tekrar tekrar dinledim.

Yanlış anlamayın,aşık falan değilim ama aşk şarkıları dinlemek de hoşuma gidiyor.
Otobüsün durduğu üçüncü durakta indim,telefon ekranımı açtığımda arkadaşımdan ve annemden sayısız cevapsız arama ve mesaj vardı.
İlk iş annemi aradım.
"Alo."
"Alo!Kızım babanla öldük meraktan ne diye açmıyorsun telefonu?!"
"Özür dilerim anne,sessizde kalmış."
"İyi madem öyle olsun bir daha sakın kızım,tamam mı bak sakın bir daha telefonunu sessizde bırakma oldu mu Derin'im?Meraklandırıyorsun bizi!"
"Tamam anne,babama haber et bari de merak etmesin,abim nasıl iyi mi?"
"Abin iyi kızım,neyse sen Ece'yle buluşacaktın ben tutmayayım seni yavrum.Hadi size iyi eğlenceler."
"Sağol anne,herkese selam söyle hadi öptüm."
"Görüşürüz kızım."

Telefonu kapatınca hemen Ece'ye mesaj attım.
"Ece kusura bakma telefonum sessizde kalmış da mesajlarını görmedim hemen geliyorum kafeye."

Bir kaç saniye sonra Ece'den mesaj geldi.

"Tamam tamam ben kafede bekliyorum gel hadi."

Kafeye yaklaştığımı anlasın diye görüldü attım.2-3 dakika sonra kafeye girdim alt kata bakındım fakat göremeyince üst kata çıktım,cam kenarı bir yere oturmuş beni bekliyordu.
"Ben geldim!"
"Hoşgeldin!Otursana bak sana anlatacaklarım var."

Hemen oturdum,meraklanmıştım.

"Noldu anlatsana."
"Hazır mısın?"
"Evet."
"Hani şu üniversitedeki Ali varya..."
"Ee n'olmuş ona?"
"Bana mesaj attı,'Ece,sen misin?Ben fakülteden Ali,benim sana Bir şey söylemem gerekiyor.' falan dedi ben de dedim ki'Merhaba Ali,söyleyebilirsin tabii ki.'falan dedim sonra o dedi ki'Şey,ben fakültedeyken senden hoşlanıyordum da ve sanırım hâlâ hoşlanıyorum,yani demek istediğim ...benimle çıkar mısın?"ben dedim kendi kendime'Allah'ım n'oluyo?"Sonra bi' kendime geldim ve şöyle yazdım:'Aslında fakültedeyken ben de senden hoşlanıyordum ama kısa sürmüştü,yani üzgünüm ama sana karşı bir şey hissetmiyorum.Bu yüzden teklifini kabul edemem.'Sonra bu işte tamam falan yazdı ve!"

"Ve?"

Gözlerim fal taşı gibi açıldı,

"Ve beni engelledi."

"Ne!"

Dedikten sonra öyle bir kahkaha patlattım ki tüm kafe bize doğru döndü,hemen yüzümü masaya koyduğum çantama gömdüm ve bir süre bekledim.Sakinleşince devam ettim.

"Engelledi mi?Gerçekten mi ya?"
"Evet,ben de ona çok meraklıydım sanki."

O da benimle kahkaha atmaya başlamıştı.
Kahkahalarımızı telefonumun sesi böldü,telefonum çalıyordu.Arayan abimdi.

"Lan böcek,çabuk eve gel babam ara gelsin dedi."
"Abi insan bi' alo der ya,neyse tamam geliyorum.Hadi kapat."

"Hızlı ol böcek."

Telefonu suratıma kapattı.Ayrıca evet,doğru okudunuz abim bana "böcek" der.

"Ece,abim aradı babam eve gelmemi söylemiş benim gitmem lazım,akşam haberleşiriz."

"Tamam Derin'im,görüşürüz."

"Görüşürüz."

Kalkıp kafenin çıkışına doğru ilerledim,geçerken hesabı da ödedim.Hadi yine iyisin Ece.

Otobüs durağına kadar yürüdüm.Bekledim...bekledim, otobüs gelmedi.

En sonunda taksi çağırmaya karar verdim,gelen taksiye binip eve doğru yola çıktım.

Eve geldiğimde herkes sessizdi sadece babam konuşuyordu.
"Ben geldim!"
"Hoşgeldin yavrum geç otur."

Annemin yanına oturduktan sonra meraklanıp sordum.

"N'oldu baba,acil çağırmışsın beni?"
"Evet kızım çağırdım, evladım bak sana Bir şey söylemem gerek."
"Baba...bir şey mi oldu?"
"Kızım bak,sen...İstanbul'a gitmek zorundasın."
"Ne!Neden?Yani...eğer sizde gelecekseniz giderim ama tek başıma başka bir şehire falan gidemem."
"Kızım bak İstanbul'a gitmen ve orada hâkimlik yapman gerekiyor."
"Baba...neden?"

"Henüz öğrenmen için doğru zaman değil kızım,ama hazırlan.Yarın sabah erkenden uçağa binip gideceksin biletini aldık."

Kendimi tutamayıp ağlamaya başladım,arkadaşlarımdan ailemden ayrılacaktım resmen.

Babam yüzümü ellerinin arasına aldı.

"Bitanem bak biliyorum bize kızgınsın ve çok üzgünsün ama...hem orada mesleğine devam edecek hem de yeni arkadaşlar edineceksin öyle değil mi?İyi tarafından bak."

Alnıma bir öpücük kondurdu.

Gözyaşlarımı hâlâ tutamıyordum başımı anneme doğru çevirdiğimde annemin de ağladığını gördüm ve gözyaşlarımı sildim.
"Baba,ben...peki hazırlanayım."

Dedikten sonra odama gittim,valizimi açtım.Kıyafetlerimi,takılarımı, fotoğraflarımı,kısacası ihtiyacım olan tüm eşyalarımı koyduktan sonra valizi zar zor kapattım.

Gözlerim hâlâ doluydu,tam lavaboya gidecekken odamın kapısı açıldı,gelen abimdi.
"Böcek,seninle konuşmam gerek."
Elimden tuttu ve beni yatağıma oturttu.
"Böcek..."
"Abi."

Dedim hüzünle,onu da çok özleyecektim.
"...ağlama,lütfen.Zaten seni sürekli ziyarete geleceğiz,eğer ağlamaya devam edersen..."

Diyecek bir şey bulamamış olacak ki sakince kestirip attı.

"...boşver böcek,sadece ağlama.Ben salona gidiyorum."

Dedi ve salona doğru gitti.Odada tek kalmıştım ağlamaktan başka bir şey yapmak istemiyordum.

Sessizce salona gittim.Ve annemle babamın arasına oturdum.

"Anne,baba...sizi çok seviyorum tamam mı?Ve beni sürekli ziyarete geleceksiniz değil mi?Abim öyle söyledi."

Annem saçlarımı okşarken konuştu.

"Tabii ki geleceğiz balım."

Ağlamaktan başım çatlıyordu,hemen uyumak istedim.

"Benim biraz uyumaya ihtiyacım var,saat zaten geç olmuş iyi geceler."

Odama gittim,pijamalarımı giydim ağladığımda gözlerimden akan maskaramı ve makyajımı sildim.

Kendimi yatağıma bıraktım,bir süre öyle kaldıktan sonra yorganın altına girdim ve uyumaya çalıştım.

Açıkçası başarabildiğim söylenemez en son ayağa dikildiğimde saat 04.13'tü tekrar yatağa döndüğümde uyudum.

...

"Derin'im hadi kalk bak uçağa geç kalacaksın."

Kalktığımda başımda annem,abim ve babam vardı.Ayağa dikildiğimde onlara sinirle bakıyordum.

"Gerçekten gidiyorum öyle mi?"

"Maalesef kızım."

"Demek maalesef,peki...çıkın da hazırlanayım."

Hepsi başlarıyla onaylayıp odamdan çıktılar.Bir kaç dakika öylece tavana baktıktan sonra kalktım lavaboya gittim,yüzümü yıkadım.

Üzerime mavi ispanyol paça kot pantolonumu ve bordo dar bir tişörtümü geçirdim.Makyaj masama geçtim, saçlarımı tek örük yaptım.

Yolda ağlayacağımı bildiğim için maskara sürmedim,yalnızca yüzümü nemlendirip salona gittim.

Herkes salonda beni bekliyordu, telefonumu ve valizimi aldım,önce anneme sarıldım.

"Anne... görüşürüz,kendine iyi bak."
"Sende kendine iyi bak kızım,her gün ara beni oldu mu?"
"Tamam annem."

Babama sarıldım.

"Kendine iyi bak kuzum,bi de...özür dilerim."
"Önemli değil baba, belli ki benim için en iyisi bu."

Abime sarıldım.

"Abi."

"Böcek."

Abimin gözünden bir damla yaş aktı.Evet yine doğru okudunuz,abim ağlıyordu.

"Ağlıyor musun sen?"

"Yok lan ne ağlıcam..."

Kestirip attı yine.

"Beni her zaman arayabilirsin,görüşürüz böcek."

"Görüşürüz abi."

Kapıdan çıktım ve az önce çağırdığım beni bekleyen taksiye bindim giderken onlara el salladım.

Takside ağlamamak için kendimi tutuyordum,öyle kötü hissediyordum ki...konuşamıyordum,boğazım düğümleniyordu,gözyaşlarım akmasın diye zorluyorduk kendimi.

Yeni bir hayat başlıyordu sanki benim için,sanki bu hayat karanlıkta başlıyordu.Karanlıkta sulanan ve açan bir çiçek gibi imkansızlığın içinde başlıyordu sanki.

1.BÖLÜM SONUU YORUM YAZMAYI UNUTMAYIINN